“DEM Parti İstanbul’da Aday Çıkarma Kararı Aldı” İddiası

Eş Genel Başkanlar Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan başkanlığında toplanan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Merkez Yürütme Kurulu (MYK), İstanbul başta olmak üzere batıdaki pek çok il ve ilçede aday çıkarıp çıkarmamayı masaya yatırdı.

Mezopotamya Ajansı’nın haberine göre, toplantıda uzun süren tartışmalar sonucunda İstanbul Büyükşehir Belediyesi için aday çıkarma kararı alındı. Bu konuda olası isimler üzerinde durulsa da net bir karar çıkmadı.

DEM Parti’de İstanbul’da aday çıkarma yönünde bir karar alınması halinde, Başak Demirtaş’ın partinin İBB Eş Başkan Adayı olmasına kesin gözüyle bakılıyor.

Başak Demirtaş, “Bana bir görev düşerse bu konuda hazırım. Barış ve demokrasinin önünü açacağına inanırsak ve bunun için bir sorumluluk düşerse hazırım” mesajı vermişti.

DEM Parti kaynakları, Selahattin Demirtaş’ın İstanbul’da partinin kendi adayıyla yarışması fikrini parti yönetimine ilettiğini aktarmıştı.

CHP kurmayları, İmamoğlu’nun İYİ Parti’inin yanı sıra DEM Parti seçmeninin de tercihinin İmamoğlu olabileceği görüşünü dile getiriyorlar.

Toplantıda Bolu Belediye Başkanlığı’na da aday gösterme kararı alındı. Karara göre DEM Parti’nin Bolu adayı Veli Saçılık olacak.

DEM Parti MYK’si Antalya’da da aday çıkarma kararı aldı. Ancak buradan gösterilecek adayın ismi netleşmedi. Bu konuda daha önce kentte milletvekilliği de yapan siyasetçi Kemal Bülbül’ün ismi öne çıktığı öğrenildi.

Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan yarın yapacağı basın toplantısında birçok kentin adaylarının isimlerini açıklayacağı belirtildi.

Paylaşın

DEM Partili Bakırhan: Çelikten Olan İrademiz Hiçbir Şartta Eğilmeyecektir

Partisinin İl Eş Başkanları Toplantısı’nın açılışında konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Bakırhan, “Doğaya, insana, halklara ve inançlara sahip çıkan ve bu konuda çok önemli bir irade ortaya koyan partimiz, şimdi de bütün baskılara ve engellemelere rağmen sadece Türkiye’de değil dünyada çok önemli bir demokratik model ortaya koymuş ve örnek bir tutum içerisinde olmuştur” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Siz arkadaşların da emeğine sağlık. Önümüzdeki yıllarda bu demokratik modelin yavaş yavaş farklı toplumlara ve ülkelere sıçrayacağına, bir model olarak alınacağına ve üzerinde çalışılacağına eminim. Bu tarihi süreçte yer alan halkımıza, emekçilere, kadınlara, gençlere, kurumlara, sivil toplum örgütlerine de tekrar teşekkürlerimi sunuyorum. Bu halk oylaması sonuçları bir kez daha gösterdi ki bizim irademiz çimentodan değil çelikten. Partimiz bu çelikten iradenin her şart, ortam ve durumda eğilmeyeceğini, bükülmeyeceğini bir kez daha ortaya koymuş olduğu pratikle hem dosta hem düşmana göstermiş oldu.”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, bugün DEM Parti Genel Merkezi’nde düzenlenen İl Eş Başkanları Toplantısı’nın açılışında konuştu. Tuncer Bakırhan, şunları söyledi:

“Dünyayı hep birlikte izliyoruz. Çok kutuplu bir dünya ama çok kutuplu düzensizliğin olduğu böylesine bir süreç de hiçbir dönem yaşanmamıştı. Hegemon güçlerin daha fazla rant ve menfaat için yapmadıkları şey yok. Siz de takip ediyorsunuz, ciddi bir düzensizlik, ciddi bir belirsizlik var. Vekalet savaşları başta Ortadoğu olmak üzere dünyanın birçok yerinde hegemon güçlerin kıvılcımıyla devam ettiriliyor. Rantı elde edenin yaşadığı coğrafyada savaşlar olmuyor. Savaşlar daha çok emekçilerin, ezilenlerin olduğu bölgelerde oluyor.

Rantı elde eden ile savaşta yaşamını yitiren insanlar aynı değil. Önümüzdeki dönemde de hem enerji sahalarına sahip olmak için hem de bu enerjinin güvenli şekilde kendi ülkelerine taşınması için mücadele ağırlıklı olarak devam edecek gibi duruyor. Bu savaşların, bu çatışmaların, bu vekalet savaşlarının yoğun olarak yaşandığı yerlerden birisi de bizim de yaşamış olduğumuz Ortadoğu coğrafyasıdır.

Suriye’de uzun süre bir savaş vardı. Nasıl bir savaş olduğunu gördük. Suriye’deki bu süreçte bütün hegemon güçlerin olduğunu hep birlikte gördük. Her birisi orada bir hamle yapmaya çalıştı. O yetmedi, şimdi İsrail ve Filistin arasında bir savaş, çatışma çıktı. Gazze’de Filistin halkına bir soykırım uygulanıyor. Ciddi bir işgal politikası devam ediyor. Bunu da alan kapmadan, enerji hatlarının güvenli bir şekilde batıya taşınmasından bağımsız düşünmemek gerekiyor. Şimdi yeni bir savaş ve çatışma alanı daha ortaya çıkardılar. Kızıldeniz’de de artık savaş gemileri var.

Belli ki orası yeni dönemde ciddi bir savaş ve çatışma alanı olmaya devam edecek. Kan üzerinden rant devşirmeye çalışıyorlar. Kan ve savaş üzerinden kendi yönetimlerini ve bekalarını yaşatmaya çalışıyor hegemon güçler. Diyalog yok, barış yok, meseleleri müzakere ile değerlendirme durumu asla yok. Türkiye bu denklemin neresinde diye sorarsanız; maalesef her ağzını açan barıştan bahsediyor ama Türkiye bir biçimiyle aslında savaş politikalarını tetikleyen, destekleyen ve hegemon güçlerden bağımsız olmayan bir duruş ortaya koyuyor.

En son TÜİK çok önemli bir şey söyledi. TÜİK aslında bizim dile getirdiğimiz, bütün sol sosyalist güçlerin dile getirdiği bir gerçekliği aslında itiraf etti. Türkiye İsrail’e silah göndermemiş, sadece parçalarını göndermiş! Eskiden Yeşilçam filmleri vardı. “Ben adam öldürmem ama cinayet işlerim” diyorlardı o filmlerde. Şimdi de silah göndermemişler, parçalarını göndermişler. Sadece montajını İsraillilere bırakmışlar.

Bununla da övünüyorlar. Bu nasıl bir siyaset? Silah göndermiyor, parçasını gönderiyor. Valla helal olsun, barışa büyük katkı sunuyor! Türkiye de bu bahsettiğimiz coğrafyada aktif bir şekilde bu savaş siyasetinin içinde yer alıyor. En son MGK sonuç bildirgesinde “Kızıldeniz’e barış gelmeli” demişti. Barışı isteyen bir ülke Ortadoğu’nun bir ülkesinde neden üs açmaya çalışır? Niye Ortadoğu’nun birçok ülkesine asker gönderir? Niye dolaylı olarak bazen de açık olarak oradaki paramiliter güçleri destekler?

Onların üs kurmasına, onlara lojistik destek sağlamasına yardımcı olur? Bunu anlamak da zor. Sanki her yere asker gönderen MGK’nın kendisi değilmiş gibi, sanki bu çatışmalı süreçte gönderilen askerlerin bir rolü yokmuş gibi bir yaklaşım sunuyorlar. Sanıyorlar ki dünya halkları, Ortadoğu’da yaşayanlar bu çelişkiyi görmüyor. Sormak lazım? Oradaki üslerdeki askerler acaba gül ticareti yapmaya mı gitti? Hayır, tabii ki böyle bir ticaret yapmaya gitmediler.

Belli ki önümüzdeki yerel seçimlerde yine milliyetçilik üzerinden, gerginlik ve çatışma siyaseti üzerinden bir süreçle karşı karşıya kalacağız. Dolayısıyla, bizler dün söylediğimiz gibi bugün de başta Ortadoğu’daki sorunlar ve Kürt meselesi olmak üzere askeri yöntemlerin sonuç vermeyeceğini, üs kurmayla Ortadoğu’ya barış gelmeyeceğini, asker ihraç ederek orada bir iyileşmenin sağlanmayacağını söylüyoruz.

Ortadoğu başta olmak üzere yaşamış olduğumuz bu coğrafyada bahsettiğimiz sorunların tamamının diyalog ve müzakere ile çözülebileceğine inanıyoruz, bunu tekrar ediyoruz. Bu iktidar yalan siyasetini yürütüyor. Çok sert konuşuyorlar bazen. Tarihte de defalarca karşılaştığımız gibi en sert konuşanlar yeri geldiği zaman en büyük çark edenlerdir. Türkiye siyaseti de buna en iyi örnektir. Yakın zamanda İsveç’in NATO üyeliği tartışıldı. “İsveç terörü destekliyor, terör yuvasıdır, asla NATO’ya girmez” diyen iktidar ve onun küçük ortağının en son nasıl çark ettiğini ve İsveç’in katılımına evet oyu verdiklerini izledik. Sisi’ye diktatör diyenler şimdi Sisi ile görüşmek için dünya kadar diplomatik mesai yapıyor.

Bunun gibi yüzlerce örnek verebiliriz. Bu iktidarın siyasetinin nasıl yalan üzerine kurulduğunu birkaç örnek ile anlatmaya çalıştım. Bir süre önce Recep Tayyip Erdoğan “Vatanı satmak yüksek faiz, enflasyon ve kötü yönetimle olur” demişti. Şimdi sizin huzurunuzda soruyorum: Enflasyon yüksek mi, yüksek. Faiz yüksek mi, her gün uyanıyoruz faiz artırılıyor. İyi mi yönetiliyoruz, hayır. O zaman Erdoğan’a sormak lazım, bu nedir? Sizin söylediğiniz vatanı satmaksa, şu anda bahsettiğiniz şeylerin tamamının Türkiye’de güncel olduğunu belirtmek istiyorum.

Bir de “Mertçe öldürüyorduk” diyen bir parti yetkilisi vardı. Bu parti başkanının çok açık bu sözleri hakkında biraz onuru, hukuk etiği olan savcıların, hakimlerin bir soruşturma açıp bu kişiyi yargılaması gerek. Söz konusu muhalifler, devrimciler, Kürtler olunca bu şeffaf öldürenler, işte bu sözlerine bu pratiklerine devam ediyorlar. Bunun takipçisi olacağız.

Öldürmenin, kaybetmenin, faili meçhul cinayetlerin namertçe olduğunu söylemiştik, tekrar ediyoruz. İranlı alim, düşünür Hafizi Şiraz, bir kitabında “Zalimler hedefine ulaşamaz” demiştir. Biz de buna katılıyoruz. Başta her gün Kürtleri idam sehpasına götüren İran olmak üzere, Ortadoğu’da savaş yanlısı olan, Kürt meselesinde çatışmayı, faili meçhul cinayeti, öldürmeyi, tutuklamayı hayata geçiren zalimlerin asla ve asla hedeflerine ulaşmayacağına biz de inanıyoruz.

“Türkiye artık bir kart toplumu oldu”

Ekonomiye gelince; sanırım bu salonda oturan arkadaşlar nasıl bir ekonomik durum içerisinde olduğumuzu bizden daha iyi biliyor. Asgari ücreti açıkladılar, günlerce onunla övündüler. 17 bin 2 lira, 2 lira da üzerine koydular ama bir ay geçmeden açlık sınırı 17 bin 440 lira oldu. Yani bir ay içerisinde övündükleri, o yüksek dedikleri asgari ücret şu anda açlık sınırının altında kaldı. On bir ay sonra nasıl bir noktaya geleceğini takdir edersiniz. Dolayısıyla Türkiye’nin büyük çoğunluğunun asgari ücretle geçindiği bu süreçte hepimizi çok daha büyük bir açlığın ve yoksulluğun beklediği ortadadır.

Düşünün Türkiye’de yoksulluk sınırı 48 bin 500 liraya çıktı. 48 bin lira yoksulluk sınırıdır. 17 bin lira ile insanların ailelerini nasıl geçindireceğini gerçekten merak ediyorum. Öyle bir noktaya getirdiler ki Türkiye artık bir kart toplumu oldu. Her emekçinin cebinde 3-5 tane banka kartı bulunuyor. Birinden çekiyor diğerinin asgarisini yatırıyor, oradan çekiyor diğerininkini yatırıyor. Yani toplumu kart toplumu haline getirdiler. Neredeyse o sirkteki cambazlar gibi oradan oraya koşturmaya ve bir biçimiyle ay sonunu getirmeye çalışan bir toplum haline geldik.

Takip ediyorsunuz her gün gencecik insanlar, her gün çoluk çocukları olan bireyler intihar ediyor. İntiharın temel sebebi bu yoksulluktur, bu ekonomik çıkmazdır, bu yaşadığımız ekonomik kaostur. Yine cinnet toplumu haline geldik. Her gün katliamların ve kavgaların, aile içi meselelerde en basit en sıradan sebeplerle insanların öldürüldüğü bir cinnet sürecini hep birlikte yaşıyoruz.

728 bin öğrenci okulunu dondurdu ya da okulunu bırakmak zorunda kaldı. Temel sebebi ekonomik sebeplerdir. Yurt bulsa harçlığı yok, ona harçlık gönderecek okumasını sağlayacak ailenin bir geliri yok. Türkiye’de konut sorunu, ulaşım sorunu, sağlık sorunu, beslenme sorunu hat safhada. Ama kendileri toplumu açlıkla imtihan ederken bir gün dahi bu imtihanı kendileri yaşamadılar. Bu durumu yaşamayanların, bu toplumu açlıkla imtihan etmesine itiraz ediyoruz, karşı duruyoruz.

Ve kesinlikle biz yönetime geldiğimiz zaman konutsuz tek bir ailenin kalmayacak; öğrencilerin ulaşımı ve okul giderleri sosyal devlet dediğimiz devlet tarafından karşılanacak. Bugün servis parası veremediği için küçücük çocuklar sırtında 10 kiloluk çantalarla okullara gitmeye çalışıyorlar. Dolayısıyla aileler perişan, öğrenciler perişan. İnsanlar iş bulamıyor. Toplum bunu yaşıyor. Türkiye’de rahat yaşayanların, bunu dert etmeyenlerin AKP ve yanında bulunan bir avuç partizan olduğunu belirtmek istiyorum.

Yakın zamanda bir ön seçim süreci geçirdik. Yeni bir yöntemdi. Merkeziyetçiliği bir kenara bırakan, halkı esas alan, halkın kendisini yönetecek yöneticileri seçmesini sağlayan bu düşüncenin çok değerli olduğunu belirtmek istiyorum. Kimi yerlerde yetmezlikler, eksiklikler yaşanmış olabilir ama dünyada hiçbir yerde denenmemiş böylesine demokratik yöntemi ilk defa uygulamak da çok kıymetli. Ortaya çıkan eksiklikler, yanlışlıklar varsa, bunların önümüzdeki dönem tekrar etmemesi için de bir çaba içerisinde olacağız.

Yani 90 yerleşim yerinde on binlerce insanın oy kullanması demokrasi şöleni gibiydi. Uzun yıllardır göremediğimiz kitlesellikte, disiplinde insanlar 2 gün boyunca oy kullandılar, sandıklarının başında kaldılar ve gerçekten kendi yöneticilerini seçtiler. Belirlemiş olduğumuz bu demokratik halk oylamasına halkımız sahip çıktı, arkasında durdu. Burada emeği geçen halklarımıza bir daha teşekkürlerimi sunmak istiyorum.

“Çelikten olan irademiz hiçbir şartta eğilmeyecektir”

Doğaya, insana, halklara ve inançlara sahip çıkan ve bu konuda çok önemli bir irade ortaya koyan partimiz, şimdi de bütün baskılara ve engellemelere rağmen sadece Türkiye’de değil dünyada çok önemli bir demokratik model ortaya koymuş ve örnek bir tutum içerisinde olmuştur. Siz arkadaşların da emeğine sağlık. Önümüzdeki yıllarda bu demokratik modelin yavaş yavaş farklı toplumlara ve ülkelere sıçrayacağına, bir model olarak alınacağına ve üzerinde çalışılacağına eminim.

Bu tarihi süreçte yer alan halkımıza, emekçilere, kadınlara, gençlere, kurumlara, sivil toplum örgütlerine de tekrar teşekkürlerimi sunuyorum. Bu halk oylaması sonuçları bir kez daha gösterdi ki bizim irademiz çimentodan değil çelikten. Partimiz bu çelikten iradenin her şart, ortam ve durumda eğilmeyeceğini, bükülmeyeceğini bir kez daha ortaya koymuş olduğu pratikle hem dosta hem düşmana göstermiş oldu.

Biz bu merkeziyetçi, retçi, inkarcı sisteme yerel demokrasinin nasıl olduğunu kanıtlamaya çalışırken; onlar yine oyunlarla, hilelerle bizim bu irademizi gasp etmeye çalışıyorlar. Seçime 2 ay gibi kısa bir süre kaldı. Eminim Amed, Batman, Siirt, Wan, Kars, bütün Kürdistan’da ve batıdaki illerde yaşayan insanlarımız bu kayyımları göndermenin heyecanını yaşıyorlar. Eminiz, onları Ankara’ya göndereceğiz. Şimdi bunu hükümet de gördü.

Bugüne kadar adaylarımızın farklı yerlerden seçildiğini söyleyen ve bunu bir gerekçe yaparak kayyım atayanlar, Kürdistan’da kurulan sandıklarda adayları kimin seçtiğini çok iyi gördü. Yani burada artık söyleyecekleri bir söz de yok. Asker, polis, jandarma nerede artık kolluk varsa, özellikle Kürdistan’a kazanacağımız kentlere kaydırmaya çalışıyorlar. Nerede bir kışla varsa, nerede bir askeri nöbet kulübesi varsa yüzlerce binlerce asker polis taşıyorlar.

Görenler de zannedecek ki bu kolluk güçleri seçimde oy kullanmak için bu kadar heyecan yaşıyor. Öyle bir durum yok. Zorunlu, bilerek ve isteyerek bu taburları, bu askerleri AKP’ye oy kullanmak için taşıyorlar. Şimdi burada yine Kürtlerin yaşadığını, emekçinin yaşadığını görmeyen ve buna sessiz kalan bir muhalefetle, bir sivil toplumla karşı karşıya kaldık. Tek tek rakamları açıklamamıza rağmen, bir muhalefet partisi tarafından da çıkıp “Siirt’e 7 bin Siirtli olmayan asker, polis, jandarma niye taşınıyor?” sorusu sorulmadı.

Her yerde dile getirmemize rağmen özellikle Türkiye’de siyaset yaptığını söyleyenler buna itiraz etmediler, gündemlerine dahi almadılar. Bu konuda tek bir tane hükümeti eleştiren bir tutum ortaya koymadılar. Bizim dışımızda yine çıt yok. Kürdistan coğrafyasında yaşananlara duyarsız bir muhalefet ile karşı karşıyayız. Ama emin olun biz bu meselenin, bu zorba yaklaşımın, bu hileci yaklaşımın kesinlikle peşini bırakmayacağız.

Bu düzenbazların, bu yalancıların, bu hilebazların oyunlarını boşa çıkaracak güçlü bir iradeye sahibiz. Bunun gibi yüzlerce, binlerce oyunla karşılaştık. Bu çelik irade onların tamamını boşa çıkardığı gibi bunu da boşa çıkaracaktır. Kürdistan’a kaydırılan seçmenler de dahil olmak üzere itirazlarımızı reddeden savcılar, hakimler, seçim kurulları hakkında suç duyurusunda bulunacağımızı belirtmiştik.

Şimdi bizlere büyük görevler düşüyor, en başta da siz il eş başkanı arkadaşlarımıza çok büyük görevler düşüyor. Onlar kaçak seçmen taşıyorlar, irademizi gasp etmeye çalışıyorlar. Onların getirdiği her bir kaçak seçmene karşı bizim iki kişiyi kazanmamız gerekiyor. Kendi halinde bırakırsak sonuçlar ortada. Kazandığımız oy oranının üzerinde bir seçmen taşıması var. Size soruyorum, bunu nasıl alt edeceğiz? Çok kolay. İkna edeceğiz, kazanacağız.

Demokratik yerel yönetim anlayışımızı anlatacağız. Dünyaya örnek olan demokratik yöntemlerimizi anlatacağız. Bunların usulsüzlüklerini, yolsuzluklarını anlatacağız. Bunların diyalogdan, müzakereden, barıştan, farklılıktan anlamadıklarını anlatmaya çalışacağız. En önemlisi de oy kullanmayan seçmenler. Birçok kentimizde aslında bunların taşıdığı seçmenden daha fazla gelip oy kullanmayan seçmenimiz var.

Şimdiden tezi yok her bir arkadaşımız onlara ulaşmalı, onları bu düzenbazlara karşı en kararlı bir şekilde iradelerini ortaya koymaya çağırmalıdır. 7 bin karşısında Siirt’in, Batman’ın, Kars’ın 15 bin seçmen olup oyunu kullanmaya gelmeyen insanımızı taşıması gerekiyor. Yine buradan siyasi partilere çağrı yaptık, ne kadar karşılığı olur bilmiyoruz. Onların gündemi farklı, hangi zenginin nerede belediye başkanı olacağıyla ilgileniyorlar.

Hangi müteahhittin, hangi zenginin belediye başkanı adayı olacağı kavgasını yürütüyorlar. Bakın Genel Merkezimizde tek bir tane aday adayı yok, tek bir tane aday yok, tek bir kavga yok. Çünkü onlara işaret ettiğimiz yer halkın kendisidir. Halkın ortaya koyduğu tercih de esas olduğu için burada bir şey yok. Barolara çağrı yapıyoruz. Barolar, hukuk kuruluşları, İnsan Hakları Derneği bu yobazlığa, bu düzenbazlığa karşı çıkmalıdır, onlar da suç duyurusunda bulunmalıdır. Bunu ilgili yerlere taşımalıdır.

Genel Merkezimiz bir çalışma yürütüyor. Genel Merkez önemli ama her şey değildir. Bizim ideolojik-politik çizgimizi yerelde hayata geçirecek, onu örgütleyecek, onu kurumlaştıracak olanlar siz buradaki arkadaşlarımızsınız. Partimiz aslında size emanet, yerel seçimler sizlere emanet. Dolayısıyla, seçimlere güçlü bir şekilde hazırlanmanız gerekiyor. Bizim oradaki her şeyimiz, sesimiz, kulağımız ve ismimiz olan; bu meseleyi sahada örgütleyen, hayata geçiren, sonuçlara sahip çıkacak olan aktörler bugün burada oturuyor. Tarihi bir süreçte sizler görev aldınız.

Bu tarihi süreci karşılamak gibi hepimizin bir borcu var. Bu süreçte kesinlikle yorulmak yok. Zaten maşallah bakıyorum genç bir ekip. Gerçekten önemli olan zaten duygu olarak genç olmaktır. Önemli olan bahsettiğimiz süreçleri aktif bir şekilde hayata geçirmektir. Eksikliklerimiz var, onu hep birlikte gidermeye çalışıyoruz. Başarılarımızı büyüteceğiz.

Daha büyük başarılara sahip olma iddiasıyla sahaya çıkacağız. Sizin temsil ettiğiniz parti, diğer siyasi partiler gibi değil; büyük emekler, bedeller ve değerlerle oluştu. Partimizin adının geçtiği her yerde kim olursa olsun bütün partilerin gıptayla baktıklarına emin olabilirsiniz. Tüm zorluklara rağmen nasıl onurlu bir mücadele yürüttüğümüzü dost da düşman da herkes çok iyi biliyor. Sıradan bir parti değiliz, değerler partisiyiz. Dolayısıyla, oturmak yok, kırılmak yok, küsmek yok. Son kalan 2 ayımızda parti binalarından artık çıkalım.

Kahvehanelerde, sokaklarda ev ev dolaşalım. Dokunmadığımız insan, değmediğimiz hane kalmamalıdır. Kendimizi anlatalım, gerçekliğimizi anlatalım. Bu zulüm düzeninin karşısında nasıl bir şeyi temsil ettiğimizi halkımıza anlatmaya çalışalım. Bu dönemin ruhu kesinlikle çalışmaktır. Bizi içe çeken konuları bir kenara bırakmak gibi bir sorumlulukla karşı karşıyayız.

Yine takip ediyorsunuz. Birçok kurumumuz Sayın Öcalan’a özgürlük ve üzerindeki tecridin kaldırılması için 1-15 Şubat tarihleri arasında bir yürüyüş gerçekleştirecek. Biz de DEM Parti olarak bu yürüyüşü destekliyoruz. Tekrar burada sizin huzurunuzda söylediklerimizi yenilemek istiyorum. Tecrit sorunları çözmüyor, derinleştiriyor.

Türkiye ekonomisini bu hale getiren tecrit şahsında Kürt sorununun çözümsüz kalmasıdır. Gerçekten bu ülke Ortadoğu’da barışı temsil edecekse, askeri üs yerine kendi demokratik değerlerini götürmek istiyorsa, tecridi kaldırarak diyalog ve müzakere ile Kürt sorununun çözümüne dönmelidir. Biz Kürtlerin, Alevilerin, kadınların, emekçilerin, gençlerin olmadığı hiçbir denklemde yer almayacağız.

Onların siyaset tarzı yalan dolan olabilir ama bizimkisi diyalogdur, müzakeredir, Türkiye uzlaşısıdır. Bu zemini büyüterek ve başarıya ulaştırarak da öğrencilerin aç kalmadığı, okullarını terk etmediği, insanların yoksulluktan dolayı intihar etmediği, birlikte insanca yaşayacağımız bir demokratik Türkiye yaratmaktır. Buna olan inançla sizleri saygıyla selamlıyor, hepinize başarılar diliyorum.”

Paylaşın

DEM Partili Tuncer Bakırhan: Bu Defa Atı Alan Üsküdar’ı Geçemeyecek

Partisinin grup toplantısında konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, usulsüz seçmen kaydırmalarına ilişkin, “Arkadaşlarımız hazırlanıyor, birçok merkezde seçimi kaybetmemize sebebiyet verecek olan bu 51 bin kaçak hayali seçmen hakkında da suç duyurusunda bulunacağız” dedi ve ekledi:

“Yok öyle bedava AKP’cilik yapıp, gelip oy kullanmak. İlçe nüfus müdürleri hakkında suç duyurusunda bulunacağız. Bu defa atı alan Üsküdar’ı geçemeyecek. Bu defa herkes yaptığı hilenin hurdanın hesabını verecek. Tüm il ve ilçe örgütlerimize ve vekillerimize çağrımızdır, hayalet seçmen avcıları olarak bize düşen görev, her oya sahip çıkmaktır. Halka nefes aldırmayanlara, sandıklarda çalıp çırpanlara güçlü bir cevap vermektir. Emin olun hep birlikte mücadele ederek, onlar bir çaldıkça, bizler iki kazanarak çalmalarının önüne geçebiliriz. 31 Mart’ta zafer kazanacağız.”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin Meclis grup toplantısında konuştu. Türkiye’de ve dünyada yükselen ırkçılığa, 31 Mart yerel seçimlerine, usulsüz seçmen kaydırmalarına ve gündemdeki birçok konuya değinen Bakırhan’ın konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

“Bu ırkçı ve milliyetçi akım, dünyayı, Orta Doğu’yu ve Türkiye’yi giderek bir uçuruma sürüklüyor. Bu dalgayı arkasına almak isteyen ırkçı ve milliyetçiler her gün ülkemizde düşmanlık tohumları ekiyor. Türkü Kürde, Arabı Farsa, Sünniyi Aleviye düşman etmeye yeminli siyaset tüccarları bu dönemde de Türkiye’de de ortaya çıkmıştır.

Birinci yüzyılda milliyetçi ve ırkçı toplumsal sözleşme hepimize kaybettirdi. İlk yüzyılı savaşlarla, çatışmalarla, asimilasyon politikalarıyla, ret ve inkarla geçirdik. Milliyetçi çevreler bir kez daha farklı kimlikleri ve inançları susturmak için ağız birliği etmişçesine yine saldırmaya çalışıyorlar.

Şimdi biz bunlara diyoruz ki, başta biz Kürtler olarak, bir yüzyıl daha bizi yok sayan bu anlayışa teslim olmayacağız. Açık söyleyelim, biz Türk değiliz ama bizim Türk halkıyla, Türkiye halklarıyla herhangi bir sorunumuz yok. Biz Kürtler olarak bu bölgede Farslar, Türkler, Araplar hangi haklara sahipse onlarla eşit haklara sahip olmak istiyoruz. Bunun mücadelesini yürütüyoruz. Hiçbir halkı ve hiçbir halkın hakkını yok saymıyoruz. Bizim olan hakkımızı talep ediyoruz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘asimilasyona karşı en büyük silah çocuklarımıza anadillerini öğretmek’ deyip peşine de ‘Kürtler hariç’ diye ekliyor. Bizim de buna sessiz kalmamızı istiyor. Erdoğan bu sözlerini Kürtler için de söyler mi? Anadili Kürtlerin de hakkıdır. Kürtlerin hakkını yok saymak bu sözleri boşa çıkarır.

Özgürlükler ve demokrasi konusunda yok sayılıyoruz. Ekonomik tablo da biraz önce saymış olduğum yaklaşımlardan çok farklı değil. Bakın, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından hazırlanan sosyo ekonomik gelişmişlik endeksinde illerin sıralamasını göstereceğim. Bu haritada Kürtlerin payına yine yoksulluk, açlık, işsizlik düşüyor.

Biz kardeşiz, Kürtlere eşit davranıyoruz diyenlere, bizzat bu tabloyu göstermek isterim. Bu tablo gri olan yerler Kürt illeridir. Yüzyıldır ne yaşandığımızın en iyi fotoğrafı bu tablodur. Sadece diline, yaşamına, özgürlüğüne bir düşmanlık yok. Ekonomik olarak da aç bırakmaya çalışıyorlar. Bizim itirazımız bu tabloyadır.

Bunlar istiyorlar ki bir yüzyıl daha kadın katliamlarına ses çıkarmayalım. İşçiler katledilsin, buna fıtrat deyip geçelim. Süryanice iki kelime konuşulmasın. Kürtçe bilinmeyen dil olarak geçsin. İhaleler yandaşların elinden dolaşıp dursun.

Türkiye’nin en temel sorunu Kürt sorunudur ve çözümü dışarıda değil, Türkiye içerisindedir. Kaybolanı, kaybolan topraklarda aramaya devam edeceğiz. Eğer aklıselim düşünmeye meyilli bir devlet aklı kırıntısı varsa şunu görmeli, İmralı kapıları her aralandığında demokratik çözüm umudu büyüdü. Türkiye çözümünde yıllardır ısrar eden Öcalan’a kulak vermeli, oturup konuşmalıdır.

Kürt coğrafyasının olduğu her ilde ve ilçede nerede bir jandarma binası varsa, nerede bir karakol varsa sahte seçmenle doldurdular. Çünkü bunların tek bir kıblesi var; o da hiledir.

Herkes bu açık, aleni, resmi kayıtlara geçmiş hile ve hırsızlığı can kulağıyla dinlesin: Iğdır merkezde 2019 seçimlerini bin 511 oyla oyla kazandık. Iğdır merkeze en az 4 bin 361 kaçak seçmen taşımışlar. Milletvekili seçildiğim Siirt merkezinde 2019 seçimlerini bin 161 fark oyla kazanmıştık, merkeze en az 6 bin 819 seçmen taşımışlar.

Siirt’in Kurtalan ilçesinde 700 oy farkla seçimi kazanmıştık, sadece bir sandığa 976 seçmen taşımışlar. Şırnak’ın Uludere ilçesinde 2 bin 200 oyla birinci parti olduk, yurtiçinde kaçak seçmen bulamamışlar bu sefer Uludereli olmayan, yurtiçinde oy kullanmayan, yurtdışı kayıtlı 3 bin 55 kişiyi taşımışlar. 2019 seçimlerinde hile ve hurdayla Ağrı Belediyesini aldılar. 7 bin 252 oy farkla şuanda birinci partiyiz belediye sınırları içerisinde. Şimdi halkın iradesine kayyım atamak için Ağrı’ya binlerce kaçak seçmen taşıdılar.

Sanıyorlar ki yanlarına bırakacağız. Emin olun bu ret kararını veren ilçe seçim kurulu başkanları hakkında suç duyurusunda bulunacağız. Arkadaşlarımız hazırlanıyor, birçok merkezde seçimi kaybetmemize sebebiyet verecek olan bu 51 bin kaçak hayali seçmen hakkında da suç duyurusunda bulunacağız. Yok öyle bedava AKP’cilik yapıp, gelip oy kullanmak. İlçe nüfus müdürleri hakkında suç duyurusunda bulunacağız.

Bu defa atı alan Üsküdar’ı geçemeyecek. Bu defa herkes yaptığı hilenin hurdanın hesabını verecek. Tüm il ve ilçe örgütlerimize ve vekillerimize çağrımızdır, hayalet seçmen avcıları olarak bize düşen görev, her oya sahip çıkmaktır. Halka nefes aldırmayanlara, sandıklarda çalıp çırpanlara güçlü bir cevap vermektir. Emin olun hep birlikte mücadele ederek, onlar bir çaldıkça, bizler iki kazanarak çalmalarının önüne geçebiliriz. 31 Mart’ta zafer kazanacağız.

“31 Mart’ta zaferin şifresi kent uzlaşıdır”

Değerli arkadaşlar, 31 Mart’ta zaferin şifresi kent uzlaşıdır. Bizler yerelden demokrasiye, kent uzlaşısından, Türkiye uzlaşısına ulaşmak için mücadele ediyoruz. Derdimiz öyle kimin hangi belediyeyi alacağıyla ilgili değil kim bizimle birlikte hareket etmek istiyorsa demokratik adil bir Türkiye’nin şifresi olan Türkiye uzlaşısına hazır olmalıdır. Bizler güçlü bir demokratik ittifakı, güçlü bir kent uzlaşısını, Türkiye uzlaşısıyla taçlandıracağız. Tek çare budur.

Biz kurucu bir iddia ile seçimlere giriyoruz. Kent uzlaşısı, Türkiye uzlaşısı demokratik bir modeldir. Yerelden demokrasiye, kent uzlaşısından Türkiye uzlaşısına ulaşmanın yoludur. Bir kez daha siz değerli vekilleri ve halkımızı uyarıyoruz. Bugüne kadar çeşitli sebeplerden dolayı sandığa gelemeyen, kent dışında yaşayan seçmenlerimiz de bu hileye karşı bu yapılan irade gaspına karşı bu sefer ne pahasına olursa seçmen olarak bulundukları sandıklara gelmeleri gerekiyor.

Oy kullanmaları gerekiyor, emin olun bizler, emekçiler, yoksullar, Kürtler, Türkler eğer demokratik bir Türkiye’de, özgürlükçü bir Türkiye’nin inşasında uzlaşabilir isek ırkçılık çatışma ve savaş naraları atan ama yolsuzluk, hile, haramın dışında bir şey yapmayan, bu ülkeyi yöneten zor zulüm yönetimini sonlandırabiliriz.”

Paylaşın

DEM Parti’den Dikkat Çeken “İstanbul Ve Ankara” Açıklaması

Yerel seçimlere ilişkin değerlendirmelerde bulunan DEM Parti Eş Başkanı Bakırhan, Türkiye geneli için İstanbul, Ankara ve birkaç büyükşehir bütün partiler için çok önemli, seçim sonucu açısından. Bizim de bu kentlerde sonucu belirleyebilecek çok yüksek oranda oyumuz var” dedi ve ekledi:

“Oylarımız sonuçları belirleyecek durumdadır. Şimdilik sadece Ankara’yı değil, seçime gireceğimiz 7 il 27 ilçe açıkladık. Buralarda en geniş kent uzlaşısıyla adaylarımızı belirleyip seçime gireceğiz. Bunların dışında iş birliği yapacağımız kentlerde; adayın nitelikleri, demokrasiye, kadına, Kürt meselesine; emekçilere, yoksullara, ekolojiye, sanata, evrensel hukuk ilkelerine nasıl baktığıyla da ilgileniyoruz.”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin genel merkezinde T24’ün sorularını yanıtladı. Bakırhan’ın söyleşisinden öne çıkan kısımlar şöyle:

Genel seçimlerin ardından “Gizli pazarlık yok, şeffaflık olacak” dediniz. CHP ile bu anlamda görüşmeler yaptınız. Görüşmeleriniz şeffaflık çerçevesinde mi devam ediyor?

Geçmişte de gizli pazarlıklar yoktu. Biz onu şu vesile ile söyledik: Siyasi partiler dolaylı destek almayı biz söz konusu olunca yeğliyorlar. Biz ona itiraz ettik. Parlamentonun üçüncü büyük siyasi partisiyiz, resmi yasal bir kurumuz. Çok önemli bir gelenekten geliyoruz. Her oyumuz çok kıymetli, çok değerli. Eğer bir iş birliği olacaksa bu iş birliğini talep eden siyasi partilerle açık oturup konuşuruz dedik. Bu çerçevede CHP ile de görüşüldü.

Netleşmiş bir iş birliği, güç birliği yok. Sadece hangi kentlerde iş birliği yapılabilir konusunda bir komisyon görevlendirdik. Onlar çalışmalar yürütüyorlar. İş birliği olacaksa da kamuoyunun bilgisi dahilinde olacak. Geçmiş dönemde farklı bir taktik, strateji vardı. İktidara kaybettirmek, muhalefete kazandırmak. Şimdi ‘kazan kazan’ dedik. Halkın, emekçilerin, yoksulların iradesinin yönetime yansıyabileceği bir stratejiyi benimsiyoruz.

İş birliğimiz halinde, kentlerin kazanılması halinde birlikte yönetebileceğimiz, söz ve karar süreçlerinde bulanabileceğimiz kentler üzerinde bir çalışma yürüteceğiz. Nereye evrilir, nasıl bir sonuç ortaya çıkar onu şimdiden söyleyemeyiz.

“İş birliği sadece CHP ile sınırlı değil”

CHP taleplerinize nasıl yaklaştı?

Aslında herhangi bir talep yok, çok net. Formül şu: İki partinin de oylarının bir araya gelerek kazanacağı kentleri belirlemeye çalışıyoruz. CHP’nin iddialı olduğu yerlerde kendi adayları, bizim iddialı olduğumuz yerlerde kendi adaylarımız. İş birliklerinde karşılıklı fayda esastır. Bu sadece CHP ile sınırlı değil, sol, sosyalist, demokrat diğer partilerin de iddialı olduğu yerler var. EMEP, TİP, DEVA, SAADET için de bunlar geçerlidir. Oylarımızın bir araya gelmesiyle kazanma şansının ortaya çıktığı kentlerde birlikte çalışmak temel önceliğimizdir.

CHP ile ittifak gerçekleşirse İstanbul dahil batıdaki büyükşehirlerde nasıl bir yol izleyeceksiniz

Türkiye geneli için İstanbul, Ankara ve birkaç büyükşehir bütün partiler için çok önemli, seçim sonucu açısından. Bizim de bu kentlerde sonucu belirleyebilecek çok yüksek oranda oyumuz var. Oylarımız sonuçları belirleyecek durumdadır. Şimdilik sadece Ankara’yı değil, seçime gireceğimiz 7 il 27 ilçe açıkladık.

Buralarda en geniş kent uzlaşısıyla adaylarımızı belirleyip seçime gireceğiz. Bunların dışında iş birliği yapacağımız kentlerde; adayın nitelikleri, demokrasiye, kadına, Kürt meselesine; emekçilere, yoksullara, ekolojiye, sanata, evrensel hukuk ilkelerine nasıl baktığıyla da ilgileniyoruz.

İddialı olduğunuz yerlerden biri de Mersin’in Akdeniz ilçesi. Burada bir ittifak gerçekleşirse CHP’den destek alabilecek misiniz?

Akdeniz, daha önce tek başımıza girdiğimiz seçimlerde her şeye rağmen kazandığımız bir ilçemizdi. CHP ile iş birliği yaptığımız seçimlerde belediyeyi kaybettik. Bence bu sorunun muhatabı aslında CHP’dir. Sayın Özgür Özel’dir. Nasıl telafi ederler onlara sormak gerekiyor. Orada ön seçim yaptık. Çok nitelikli, genç, yetenekli iki eş başkan adayımız seçildi. Yönetimimiz seçimlere burada da özenle ve kapsayıcı bir şekilde hazırlanıyor.

CHP’nin belirleyeceği özellikle büyükşehirlerdeki adaylarına ilişkin sizin bir tavsiyede bulunma durumunuz olur mu?

Biz başka bir siyasi partinin adaylarına karışmayız. İlkelerimiz var, ölçüler çok net. Kadın düşmanı, demokrasi düşmanı, rantçı, çevre ve doğa düşmanı, ırkçı, milliyetçi bir adayı desteklemeyiz. Ölçülerimiz çok net. Biz başka bir partinin şu aday olsun, bu olmasın gibi tartışmalarına asla müdahil olmayız. Biz ancak ilkelerimizi ortaya koymakla mükellefiz.

“Abartılı talepler doğru değil, ortaklaşmadan yanayız”

Genel seçimlerde TİP’le ittifaka gidildi. Yerel seçimde TİP’le bir ittifaka gidilecek mi? Ayrıca Tunceli’de EMEP’in de içinde yer aldığı bazı partilerle bir ittifak söz konusu olacak mı?

Bileşen ve birey hukukuna sahip bir partiyiz. Aynı zamanda Halkların Demokratik Kongresi’ne üye bir partiyiz. 6 birleşeni olan ve birçok sol, sosyalist, demokrat ve mütedeyyin bireyin 11 yıldır birlikte yürüttüğü bir gelenekten bahsediyoruz. Yaptığımız iş birliklerinde ilkelere bakarız, ilkeler üzerinde iş birlikleri ve ittifaklar kurarız. Bir önceki seçimde Emek Özgürlük İttifakı’nı kurduk.

Şu anda bütün Emek Özgürlük İttifakı bileşenleri ile tek tek görüşüyoruz. Dün de bugün de görüştük. Dışında kalanlarla da görüşüyoruz. Sol Parti, Halk Evleri, dergi çevreleri gibi birçok kesimle görüşüyoruz. Yerel seçimlerde toptan bir ittifak olmuyor. Kimi yerlerde TİP var, kimi yerlerde EMEP var. Başka yerlerde başka bir siyasi gelenek, siyasi parti var. Dolayısıyla yerelin özgünlüğüne göre kiminle iş birliği yapmamız gerektiği zaten ortaya çıkıyor. O çerçevede görüşmeler sürüyor. TİP’le de görüşüyoruz, görüştük. Onların bazı kentlerde iddiaları var. Bazı kentlerde olası ortaklaşmalar üzerine bir çalışma yürütebiliriz.

Dersim bizimle birlikte demokratik yerel yönetimler anlayışıyla tanıştı. Sonra başka deneyimler oldu, kayyım oldu. Ben Dersim halkının bu deneyimlerin bütününü karşılaştırarak bir karar vereceğine inanıyorum. Dersim’de iş birliği anlayışımız devam ediyor. Zorlayacağız. Abartılı talepler doğru değil, ortaklaşmadan yanayız. Bu dönem DEM Parti adı altında Dersim’de büyük bir zaferi hep birlikte, ortaklaşarak kazanmalıyız. Dersim’de birçok siyasi parti ve anlayışla ilçelerde de iş birliği olabilir. Biz açığız. Gelenle oturup konuşuruz. Olursa birlikte yürürüz. Birçok merkezde Dersim dahil olmak üzere görüşmelerimiz devam ediyor.

Paylaşın

CHP Lideri Özel: DEM Parti İle İlişkilerimizi Açık Ve Şeffaf Sürdüreceğiz

DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan ile görüşen CHP Lideri Özgür Özel, görüşme sonrası yaptığı açıklamada, “Meclis’te temsil edilen, Meclis’te en çok sandalyesi olan 3’üncü parti olan DEM Parti ile ilişkilerimizi bundan sonra kamuoyu önünde açık ve şeffaf biçimde sürdürmeyi, karşılıklı ziyaretleri yapmayı ve Türkiye’nin çok önemli meseleleri konusunda görüş alışverişinde bulunmayı sürdüreceğiz” dedi.

Haber Merkezi / CHP Lideri Özel, konuşmasının devamında, “Cumhuriyetin 100’üncü yılında bazı seçmenlerin kendilerine yerel yönetici seçebildiği, bazılarının yerel yöneticilerinin seçemediği, seçseler dahi yönetmelerine izin verilmediği bir ülkeyi kabul etmemiz mümkün değildir. O yüzden bu kayyım siyasetini bir kez daha kesin ve net bir dille reddediyoruz. Bu ülkenin 81 ilinde, bu ülkenin 1000’e aşkın ilçesinde, bu ülkede her seçmen kendisini kimin yöneteceğini seçebilmeli ve seçtiği kişiler kendisini yönetmeye devam edebilmelidir” ifadelerini kullandı.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Merkezi’nde Genel Başkan Özgür Özel ile bir araya geldi. Hatimoğulları, Bakırhan ve beraberindeki heyeti, CHP Genel Başkan Yardımcıları Gül Çiftçi ve Gökhan Zeybek kapıda karşıladı.

Eş başkanlar, daha sonra CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile görüşmek üzere toplantı salonuna geçti. Yaklaşık iki saat süren görüşmede taraflar 31 Mart Yerel Seçimlerini ana gündem maddesi yaptı. Hatimoğulları ve Bakırhan ile Özel, toplantı sonrası ortak basın açıklaması yaptı.

Basın açıklamasında ilk olarak CHP Lideri Özgür Özel konuştu. Görüşmenin iki parti arasında sürdürülen iletişimin ilk adımı olduğunu söyleyen Özgür Özel, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

“DEM Parti’nin çok değerli Eş Genel Başkanları bugün heyetleriyle birlikte Genel Merkezimizi ziyaret etti. Kongrelerinin ardından kendilerini kutlamak ve başarı dilemek üzere geçtiğimiz günlerde biz DEM Parti Genel Merkezindeydik, bugün de onlar bize iadeyi ziyarette bulundu. Bundan duyduğumuz memnuniyeti dile getirmek, kendilerine ve kendileri şahsında tüm üyelerine hoş geldiniz demek isterim. Bugünkü ziyaret bir nezaket ziyareti olmakla birlikte iki partinin genel merkezleri düzeyinde sürdürülen iletişimin de ilk adımlarıdır.

Meclis’te temsil edilen, Meclis’te en çok sandalyesi olan 3’üncü parti olan DEM Parti ile ilişkilerimizi bundan sonra kamuoyu önünde açık ve şeffaf biçimde sürdürmeyi, karşılıklı ziyaretleri yapmayı ve Türkiye’nin çok önemli meseleleri konusunda görüş alışverişinde bulunmayı sürdüreceğiz. Bugün ülke meselelerini konuştuk. En çok emekliler açısından yakıcı halde olan ekonomik krizi ve satın alma güçlüklerini, işsizliği ve Türkiye’nin içinde bulunduğu tüm krizleri konuşma imkanı bulduk. Ülke meselelerini konuşurken işin hem ekonomik boyutunu hem de siyasi boyutunu konuştuk. Tabii ki bugünkü toplantının gündemi, yerel seçimler bu kadar yakınken yerel seçimlerden bağımsız değildi. Daha önce de ifade ettiğim bir konuyu burada da ifade etmek isterim.

Cumhuriyet’i kurmuş ve çok partili rejimi getirmiş olan, ülkeye çok partili demokrasiyi getirmekle haklı olarak övünen bir siyasi partinin genel başkanı olarak; Cumhuriyetin 100’üncü yılında bazı seçmenlerin kendilerine yerel yönetici seçebildiği, bazılarının yerel yöneticilerinin seçemediği, seçseler dahi yönetmelerine izin verilmediği bir ülkeyi kabul etmemiz mümkün değildir. O yüzden bu kayyım siyasetini bir kez daha kesin ve net bir dille reddediyoruz. Bu ülkenin 81 ilinde, bu ülkenin 1000’e aşkın ilçesinde, bu ülkede her seçmen kendisini kimin yöneteceğini seçebilmeli ve seçtiği kişiler kendisini yönetmeye devam edebilmelidir.

Bunun yanı sıra elbette ülke büyük bir anayasa krizi yaşamaktadır. Seçilmiş Can Atalay’ın yemin edemediği, ‘Hataylılar olarak seçtiğiniz milletvekiline milletvekilliği sıfatını siz veremezsiniz, biz talimat alırsak Saray’dan, tutarız salmayız onu’ dedikleri bir noktada Meclis Başkanının da üzerini düşeni yapmadığı bir sürecin içindeyiz. Biz bu meseleyi sadece Can Atalay meselesi olarak görmüyoruz; Anayasa Mahkemesi kararlarının yasama, yürütme ve yargı açısından, gerçek ve tüzel kişiler açısından bağlayıcı olduğuna ilişkin Anayasa metninin kabul edilmemesini, bir anayasa ihlal girişiminden öte tek adam anlayışının anayasal düzene karşı darbe anlayışı olarak görüyoruz.

Bugün AYM’yi yok sayan, yarın Meclis’i, diğer gün diğer mahkemeleri yok sayacak ve tüm toplum için mal ve can güvenliğinin ihlal edildiği bir noktaya evrilmesi muhtemel olacaktır. Bunun için biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu pazar günü saat 13:00’e Tandoğan Meydanına bir çağrıda bulunduk. Bu çağrıyı bütün siyasi partilerle paylaştık. Bu çağrıyı tüm demokratik kitle örgütleri, STK’lar ve meslek örgütlerine yaptık. Siyasi görüşü ne olursa olsun Anayasaya sahip çıkan, özgürlüklere ve demokrasiye, örgütlenme özgürlüğüne sahip çıkan, emeğine ve ekmeğine sahip çıkan herkesi mitingimize davet ettik. Bir kez daha bütün vatandaşları mitingimize davet ediyoruz.

Bütün siyasi partileri, sendikaları, meslek örgütlerini davet ediyoruz. Gelin ortak geleceğimize hep beraber Tandoğan’da sahip çıkalım. Sorunlarıma sahip çıkılsın diyen işsizleri, gençleri, emeklileri ve emekçileri; biz size sahip çıkıyoruz diyen ve bu ülkenin ortak geleceğine sahip çıkmak isteyen herkesi pazar günkü mitingimize bir kez daha davet ediyorum. Sayın Eş Genel Başkanların şahsında tüm siyasetçi arkadaşlarına, üyelerine bir kez daha saygılarımızı sunuyoruz. Önümüzdeki yerel seçimlerin ülkenin ortak geleceğine hep beraber sahip çıkma seçimleri olduğunun altını çiziyorum. Nazik ziyaretleri için kendilerine teşekkür ediyorum.”

Kürt sorununun barışçıl ve demokratik yöntemlerle çözülmesinin kapıları aralanmalı”

Özel’in ardından Tülay Hatimoğluları konuştu. Bugünkü görüşmenin iade-i ziyaret olduğunu söyleyen Tülay Hatimoğluları, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

“Biliyorsunuz Cumhuriyet Halk Partisi’nin birkaç hafta önce bize bir ziyareti olmuştu. Bizler de bugün iadeyi ziyarette bulunduk kendilerine. Sıcak karşılamalarından dolayı kendilerine teşekkürlerimi sunuyorum. Sayın Özel’in de ifade ettiği gibi bugün bizler çok sayıda başlığı görüştük. Türkiye ve dünyanın içinden geçtiği siyasal süreci konuştuk. Özellikle Türkiye’de yaşanan ekonomik sorunları, yargı krizini, anti demokratik uygulamaları değerlendirmeye çalıştık.

Yargı krizi öyle derin bir boyuta gelmiş ki Sevgili Can Atalay bir deprem bölgesinin, deprem kentinin milletvekili olarak parlamentoda olmalıyken şu an cezaevinde. HDP’nin Eş Genel Başkanları şu an kendi görevlerinde olmalıyken, halkla birlikte iç içe çalışmalarını sürdürmeliyken, tamamen siyasi ve hukukta asla yeri olmayan gerekçelerle yargılamaları Kobanî Kumpas Davasında devam ediyor. Tahmin ediyoruz ki yakın zamanda da karara bağlanacak. Bunlar işte yargının içinde bulunduğu anti demokratik uygulamalara, Anayasayı ve hukuku tanımayan uygulamalara örnektir.

Yerel seçimlerin yaklaştığı bir dönemde belki bu sorunlar az konuşuluyor ama ekonomik kriz bizim mutfağımızda, tenceremizde, hepimizin yakından hissettiği bir sorun. Türkiye’de 50 milyona yakın insan açlıkla ve yoksullukla baş başa kalmışken, bizler bu durumun belli kesimler tarafından görünmez kılınmasına müsaade etmemeliyiz ve buna karşı bir duruş sergilemeliyiz. DEM Parti olarak sıklıkla ifade ettiğimiz üzere, bu ülkenin demokratikleşmesinin önündeki en temel sorunlardan biri olan Kürt sorununun barışçıl ve demokratik yöntemlerle çözülmesinin kapılarının aralanmasının önemini burada bir kez daha vurguluyoruz.

Bugün bu ülkeyi demokratikleştirmek, Cumhuriyetin ikinci yüzyılında demokratik bir cumhuriyeti inşa etmek hepimizin görevidir. 100 yıl boyunca eksik bıraktıklarımızı tamamlamak ve yeterince oturtulamamış demokrasinin taşlarının yerine oturtulması bizim için tarihi bir fırsattır. İkinci yüzyılda bu mücadeleyi vermeyi ve bu mücadeleyi kesinlikle bütün kesimlerle, bütün siyasal ve toplumsal kesimlerle vermeyi önemsiyoruz.

Bugün yerel seçimleri de değerlendirdik. Yerel seçimler bazen genel siyasetin gölgesinde değerlendiriliyor ki bu çok da yanlış bir şey değil ama eksiktir. Yerel seçimleri aynı zamanda kentin kendi dinamikleri üzerinden, kent hizmetleri ve şehir hizmetleri üzerinden değerlendirmek durumundayız. Bizler yerel seçim politikalarımızı ilk belirlediğimiz ve kamuoyuna açıkladığımız zaman kent uzlaşısından bahsettik.

Kent uzlaşısında sadece o kentin siyasi partilerine ve siyasi dinamiklerine hitap eden bir şey değildir; aynı zamanda oradaki tüm toplumsal dinamikleri, kadın hareketini, gençlik hareketini, doğa ve insan hakları savunucularını, ezcümle o kentte yaşayan her kesimi temsil eden adaylarla yola çıkma konusudur. Bizler bugün elbette bu konularda neler yapılabileceğini konuştuk. İşbirliği konusunda, yol ve yöntemler nasıl olur, olur mu, olmaz mı bütün bunlarla ilgili derinlemesine olmasa da bir görüşme gerçekleştirdik. Ümit ediyoruz ki yerel seçimler ülkenin demokrasisinin ve biraz önce konuştuğumuz bütün sorun alanlarının önünün açılmasını sağlayacak bir nitelikte geçer.

Tekrar ev sahipliğinden dolayı CHP Genel Başkanı Sayın Özgür Özel ve heyetine teşekkürlerimi sunuyorum. Diyalogların sürmesi önemlidir. Ayrıştırılıp kutuplaştırıldığımız bir dönemde, siyasetin ve siyasetçilerin kriminalize edildiği bir dönemde yan yana durmak, dayanışmak, konuşabilmek, farklılıkların bir arada bulunabilmesi demokrasi örneğidir. Bu örneğin daha da güçlenmesine ihtiyaç var. Ümit ediyoruz ki önümüzdeki günlerde bunu daha da güçlendirmek için hep beraber bütün demokrasi güçleri olarak emek verebiliriz.”

Kayyımlar sadece partimizin sorunu değil, muhalefet bu konuda tutarlı olmalı”

Tülay Hatimoğluları’nın ardından Tuncer Bakırhan konuştu. Bakırhan, konuşmasında şu ifadeleri kullandı: “Bugünün sadece bir iadeyi ziyaret olmadığını Eş Genel Başkanımız ve Özgür Başkan dile getirdiler. Türkiye hem bölgede hem kendi içinde çok önemli sorunlar ve önemli krizler yaşıyor. Hem ana muhalefet partisi hem de muhalefette bulunan partimizin Türkiye’nin yaşadığı bu sorunlar üzerinde fikir alışverişinde bulunması kadar doğal bir şey yok.

Eş Genel Başkanımız ve CHP Genel Başkanının dediği gibi birçok şey konuşuldu, tartışıldı. Türkiye’nin temel gündemlerinden olan yerel seçimleri de konuştuk, tartıştık. Siz de takip ediyorsunuz Türkiye’de hem çözülmemiş bir Kürt sorunu var hem de bölgede ikili bir hukuk uygulanıyor. İki dönemdir Kürt halkının, halklarımızın seçmiş olduğu iradesine kayyım atanıyor. Bu kayyımlar sadece DEM Partinin, seçmenlerimizin ve Kürtlerin sorunu değil; bu kayyımlar Türkiye’de kendisine çağdaş, ilerici, sol, sosyal demokrat diyen hem siyasi partilerin hem de kişilerin temel sorunudur.

Önümüzdeki dönem bu kayyım rejiminin, bu kayyım sisteminin son bulmasını istiyoruz. Muhalefetin bu ikili hukuk karşısında tutarlı bir dil ve siyaset ortaya koyması gerektiğini düşünüyoruz. Siz de takip ettiniz, yaklaşık 90 yerleşim yerinde 100 bin delege ile bugüne kadar Türkiye’nin hiçbir yerinde eşi benzeri görülmemiş bir halk oylaması yapmaya çalışıyoruz. Biz yerel demokrasiyi, yerinden yönetimi önemseyen bir siyasi parti olarak halkımızın verdiği kararları esas alan bir yöntem izleyeceğiz.

Doğaldır ki yereli ve yerel demokrasiyi önemseyen bir parti, aynı zamanda batıda yerel seçimlerde hangi nitelikte ve özellikte olacağı belli olan adayların seçimlerini de dikkatle izliyor. Kent uzlaşısı çerçevesinde Türkiye’de demokrat, halkçı, şeffaf, toplumcu belediyeciliği esas alan yöneticilerin seçimi için bir hassasiyet içinde olacağız. Önümüzdeki günlerde yerel yönetimler anlayışımızın batıda karşılık bulması için işbirliği ve güç birliği dahil olmak üzere seçeneklerin tartışılması gerektiğini bugün dile getirdik.

Arkadaşlarımız kent uzlaşısının, yerel yönetimlerde işbirliği sağlanacak kentlerin hangileri olacağı, hangi kentlerde bu çalışmanın yürütülebileceği konusunda bir çalışma yürütecekler. Önümüzdeki yerel seçimlerde emekçilerin, yoksulların ve onların iradelerinin yansıdığı halkçı ve toplumcu adayların kazanması için biz parti olarak elimizden gelen bütün çabayı ortaya koyacağız. Bize gösterdikleri bu sıcak ev sahipliğinden dolayı Sayın Özgür Özel şahsında CHP Genel Merkezi çalışanlarına ve yöneticilerine de teşekkürlerimi iletiyorum. Hepinize kolay gelsin.”

Paylaşın

DEM Parti Eş Başkanı Bakırhan: İktidar Kaybetsin Diye Oy Vermeyeceğiz

31 Mart’ta 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlere ilişkin değerlendirmede bulunan DEM Parti Eş Başkanı Tuncer Bakırhan, “Eskisi gibi iktidara kaybettirme ve karşısında kim olduğuna bakılmaksızın ona oy veren bu yöntemi artık değiştiriyoruz” dedi ve ekledi:

“O gün koşullar öyle gerektiriyordu işte baskıcı, reddeden iktidara ders vermek gerekiyordu sandıkta dedik, verdik. 20 yıldır, 25 yıldır yönettiği belediyeleri kaybetti. Bugün koşullar farklı. Bugün artık emekçiler, Kürtler, yoksullar, Aleviler, kadınlar yaşadıkları kentleri yönetmek istiyorlar. Biz artık iki blok arasında sürekli her seçimde birisine taraf olma durumunda değiliz. Biz demokrasi mücadelesi yürütüyoruz ve büyük bedeller ödüyoruz.”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Başkanı Tuncer Bakırhan, DW Türkçe’den Gülsen Solaker‘e yerel seçimlere ilişkin açıklamalarda bulundu. Bakırhan’ın açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

“Kayyum atanarak iradesi gasp edilen belediyelerimizi geri alacağız. Ağrı’da, Bingöl’de, Muş’ta ve birçok buna benzer yerlerde AKP tarafından yönetilen ve usulsüzlük ile anılan, hizmet adına bir şeyin olmadığı yerlerde toplumcu belediyeciliğin kazanması için ciddi bir çalışma içindeyiz.

Hedefimiz 2014’te 100’ün üzerinde almış olduğumuz belediye hedefine ulaşmaktır. Tabii çok kolay değil. Bölge geçmişle kıyaslandığı zaman büyük bir baskı altında. Mesela daha önce bin oyla kazandığımız belde ve ilçelere 3 bin 4 bin seçmen kaydırılmış. İki dönemdir aldığımız Siirt’te 6-7 bin seçmen artışı var. Bu seçmenlerin yüzde 95’i Siirtli olmayan seçmen. Bizimle sandıkta yenişemeyen ve kayyum belediyeciliği ile bir model ortaya koyamayan usulsüzlük ile anılan iktidar ve ortakları şimdi tabur kaydırarak, kolluk güçleriyle seçmen kaydırıyor.

Bizim kesinlikle iktidarla diyaloğumuz, temasımız yok. İktidarla en yakın temasımız karakollar, cezaevleri, gözaltılar. Biz kesinlikle irademizin pazarlık aracı yapılmasına karşıyız. Biz bağımsız, kendi kararını veren ve bugüne kadar bu konuda geçmişteki pratikleriyle tutarlı bir siyaset izleyen bir geleneğe sahibiz. Biz 2015 yılından beri bir biçimde aslında iktidara kaybettiren cephede yer alıyoruz.

En son cumhurbaşkanlığı seçiminde de işte bölgedeki bütün renklerin her iki turda da aynı çıkması, seçim sonuçlarının birbirine yakın olması bizim ne kadar tutarlı olduğumuzu gösteriyor. Herhangi bir temasımız yok. Bunlar bize dışarıdan yol belirlemeye çalışan, rota belirlemeye çalışan aynı istikamette gitmemizi isteyen kimi çevrelerin art niyetli düşünceleri. Yani biz bir şey karşılığında asla pazarlık yapmayız.

Biz sadece şunu söyleriz, Türkiye’nin başta Kürt meselesi olmak üzere bütün sorunları diyalog ve müzakereyle çözülmelidir. Biz iktidar ile ancak bu zeminde, bu durumda bir araya gelebiliriz. Biz kiminle iş birliği yapacağımızı ilkelerimizi ortaya koyarak belirleriz. Bizim siyasetimiz özgündür, bağımsızdır. Belediyeler karşılığında anlaşacağımızı, arka kapı pazarlıkları yapacağımızı söylemek art niyetli bir yaklaşım.

“İş birliği, güç birliğine her zaman açığız”

Bir siyasi parti seçimlerde iş birliği, güç birliğine her zaman açıktır. Adayları kentin bütün bileşenleriyle belirleyelim diyoruz. Mesela kadın düşmanı bir belediye başkanı, belediyecilik anlayışı, göçmen düşmanı yani mülteci düşmanı bir anlayışı olmasın, ırkçı olmasın, tekçi olmasın. Bu ülkenin mozaiğine uygun bir pratik, bir dil, bir söylem, bir eylem içinde olan anlayışa sahip olsun istiyoruz.

Önümüzdeki dönemde de Batı’da daha net, daha somut ilçe ilçe tavrımızı ortaya koyacağız. Adaylarımız DEM Partili olmak zorunda değil, hangi partili olduğunun bizim için önemi yok. İlkelerde uzlaşabilirsek, aday kapsayıcı ve demokratik olabilirse oturup konuşuruz. Eskisi gibi iktidara kaybettirme ve karşısında kim olduğuna bakılmaksızın ona oy veren bu yöntemi artık değiştiriyoruz.

O gün koşullar öyle gerektiriyordu işte baskıcı, reddeden iktidara ders vermek gerekiyordu sandıkta dedik, verdik. 20 yıldır, 25 yıldır yönettiği belediyeleri kaybetti. Bugün koşullar farklı. Bugün artık emekçiler, Kürtler, yoksullar, Aleviler, kadınlar yaşadıkları kentleri yönetmek istiyorlar. Biz artık iki blok arasında sürekli her seçimde birisine taraf olma durumunda değiliz. Biz demokrasi mücadelesi yürütüyoruz ve büyük bedeller ödüyoruz. Böyle haksızlığın ve hukuksuzluğun olduğu bir ülkede biz iki tane müteahhit arasında, birbirine benzer iki belediye anlayışı arasında taraf olmayız.”

Tuncer Bakırhan’ın açıklamalarının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

DEM Parti: AKP Hileyle İrademizi Gasp Etmeye Çalışıyor

Partisinin genel merkezinde açıklama yapan DEM Parti Milletvekili Mehmet Rüştü Tiryaki, “AKP’yi demokratik bir seçim yarışına davet ediyoruz, mert bir seçim yarışına davet ediyoruz” dedi ve ekledi:

“Asıl çağrıyı AKP’ye yapmayacağım. Çünkü AKP bildiği şeyi yapıyor. Hilelerle seçim sonuçlarını manipüle etmeye çalışıyor. Ben halklarımıza bir çağrı yapmak isterim; AKP hile ile hurda irademizi gasp etmeye çalışıyor. Lütfen buna izin vermeyin. AKP sizin oylarınızla değil, taşıdığı memurlar askerler ve korucu aileleri ile belediye başkanı belirlemek istiyor. Buna izin vermeyin. Halkın gücünü AKP’ye de bütün halk düşmanlarına gösterin.”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Batman Milletvekili ve Yerel Yönetimlerden Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Rüştü Tiryaki, partisinin genel merkezinde taşınan seçmenlere ilişkin açıklama yaptı.

Tiryaki, Iğdır, Kars, Diyarbakır’ın Kulp, Hazro, Mardin’in Savur, Dargeçit, Batman’ın Hasankeyf, Gercüş, Hakkari Çukurca, Şemdinli, Yüksekova, Şırnak merkez, Uludere, Silopi ilçeleri ile Muş’ta birçok adrese seçmen kaydedildiğini söyledi.

Seçim güvenliğine dair DEM Parti seçmenine seslenen Tiryaki, “AKP’yi demokratik bir seçim yarışına davet ediyoruz, mert bir seçim yarışına davet ediyoruz” diyen Tiryaki, “Asıl çağrıyı AKP’ye yapmayacağım. Çünkü AKP bildiği şeyi yapıyor. Hilelerle seçim sonuçlarını manipüle etmeye çalışıyor. Ben halklarımıza bir çağrı yapmak isterim; AKP hile ile hurda irademizi gasp etmeye çalışıyor. Lütfen buna izin vermeyin. AKP sizin oylarınızla değil, taşıdığı memurlar askerler ve korucu aileleri ile belediye başkanı belirlemek istiyor. Buna izin vermeyin. Halkın gücünü AKP’ye de bütün halk düşmanlarına gösterin” dedi.

Tiryarki, taşınan seçmen profiline dair bilgi de verdi ve seçmenin büyük çoğunluğunun erkeklerden ve askerlerden oluştuğunu söyledi.

Tiryaki’nin verdiği örneklerden bazıları şöyle: “HDP’nin bin 514 farkla kazandığı Iğdır merkezinde seçim sonucunu etkilemek için bakın AKP ne yapmış; Pir Sultan Abdal mahallesi, 831. Sokak, No:5, bu adres yeni bir adres. Bu adrese tam bin 450 seçmen kaydedilmiş. Bunların yalnızca 5 tanesi, 14 Mayıs seçimlerinde Iğdır merkezinde oy kullanmış. Bin 445 seçmen Iğdır merkeze dışarıdan getirilmiş.

Konaklı Mahallesindeki Kazım Karabekir Caddesi üzerinde bulunan 220 numaralı adrese 6 ay önce toplam 743 erkek seçmen kaydedilmiş. Adres sorgulama sisteminde söz konusu adres İl Emniyet Müdürlüğü olarak geçiyor. Bir işyeri. Bu işyerine 743 erkek seçmen kaydedilmiş. Adres olarak belirtilmeyecek yerden bahsediyoruz. 2023 seçimlerinde yurtdışı seçmen kütüğüne kayıtlı bin 186 seçmen, 2024 yerel seçimlerinde oy kullanabilmeleri için Iğdır merkeze kaydedilmiş. Bu da yeni bir şey. Adeta bir seyyar seçmenden bahsediyoruz. Güvenlik görevlilerini, jandarmayı, polisi bir seyyar seçmen gibi bir dönem yurt dışına, bir dönem istedikleri şehirlere, köylere, ilçelere, kasabalara taşıyan bir siyasi iktidar var.

Siirt merkezde en az 6 bin şüpheli seçmen tespit edilmiş. Hayali seçmenden bahsetmiyorum. Bunların her birisi seçmen. Fakat seçimlerde adresleri Siirt merkeze nakledilmiş binlerce kişiden bahsediyoruz. Yeni mahalle, Cengiz Topel caddesi, No: 40; Bu adrese Mayıs 2023 seçimlerinde 10 tane seçmen kaydedilmiş. Şimdi ne kadar artmış? Yüzde 20 bin 890 artmış, yani 2 bin 99 kişi kaydedilmiş. Bunlardan yalnızca 10 tanesi Siirt merkez seçmeni. Diğerlerinin tamamı dışarıdan getirilmiş kişiler.

Doğan mahallesi Abdurrahman Kavak caddesi, No: 75; Burası da adres sorgulama sisteminde Emniyet Müdürlüğü Özel Hareket Şube Müdürlüğü olarak geçiyor. Emniyet Müdürlüğü Özel Hareket Şube Müdürlüğü’nde 7 olan seçmen sayısı bin 989’a yükselmiş.

AKP, 2019 yılında Şırnak Belediyesi’ni 8 bin 500 oyla kazanmış. Yanına bir parantez açmak gerekiyor. Şırnak’ta ahırlara bile seçmen kaydı yaptırılmıştı. Biz bunların hepsini belgeledik, YSK’ya başvurduk ama sonuç alamadık.

2023 Mayıs seçimlerinde Şırnak merkezi kazanamayacağını anlayan AKP, bu mühendisliği bir başka biçimde sürüyor. Yeşilyurt Mahallesi, Şehit Tümgeneral Erdoğan Aydın caddesi; adres sorgulama sisteminde burası askeri alan. Seçmen taşınan en yoğun alandır. Bu yerleşkeye kayıtlı seçmen 752.

Yüzde bin 600 artışla şu anda 5 bin seçmene ulaşmıştır. Bu seçmenlerin 4 bin 368’i yeni kayıtlı seçmen. Hiçbiri Şırnaklı değil. 4 bin 368’li yeni seçmen garip bir şekilde AKP’nin seçimi hiçbir şekilde kazanamayacağını bildiği Silopi ve Cizre’den Şırnak merkeze getirilmiş.

AKP, Hakkari Çukurca’yı 2019 seçimlerinde 94 oyla kazanmış. Aslında büyük bir rakam. AKP Çukurca’yı olağan koşullarda kazanamayacağı için inanılmaz seçmen taşımış. Çukurca Yeşilçeşme mahallesinin yalnızca yüzde 15’i Hakkarililerden oluşuyor. Bu mahallede seçmen yalnızca 801’i Hakkârili. Üstelik bu adreslerden bir tanesi No :6/2.

14 Mayıs seçimlerinde tek bir tane seçmeni olan bir adres. Adı soyadı bizde. Buradaki seçmen artışı yüzde 92 artarak, 923’e ulaşmış. 923 tane yeni seçmen kaydedilmiş. Yine bir başka adresteki 67 seçmen sayısı bin 224’e çıkmış. Yüzde bin 726 artış olmuş. Bir başka adres 501 seçmeni bin 455’e ulaşmış. Yüzde yüz 90’lık bir artış olmuş. Bunlara AKP adına biri konuşacaktır. Ama şunu bilsinler ki her adresi bütün ayrıntıları ile biliyoruz ve bunlara itirazlarımızı yapacağız. Polis evi, askeri yer, emniyet özel hareket yeri diyerek kurtulamayacaklar.

Kulp ilçesinde 2019 yerel seçimlerinde HDP belediyeyi bin 757 oy ile kazanmış. Turgut Özal mahallesi, Turgut Özal Bulvarı, No:103; Adres sorgulama sisteminde Jandarma Misafirhanesi olarak gözüküyor. 6 ay önce böyle bir misafirhane kayıtlarda yoktu.  Ekim 2023 itibariyle bu adrese bin 62 tane seçmen kaydedilmiş. Bunlardan sadece 13 tanesi 14 Mayıs seçimlerinde Kulp’ta oy kullanmış. Kulp’a gelen, Kulp’ta olmayan toplam 2 bin 100 seçmenin bin 49’u bu adrese kaydedilmiş. Misafirhanede bulunan askerlerin 572 tanesi de kazanma ihtimalinin olmadığı düşündüğü Lice’den Kulp’a getirilmiş kişilerden oluşuyor.”

“Kazanan biz olacağız, kazanan halkımız olacak”

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, polis ve askerlerin gezici seçmen olarak kaydedilmesine dair sanal medya hesaplarında yaptıkları paylaşımlarla tepki gösterdi.

Hatimoğulları, sosyal medya hesabında yaptığı paylaşımda şunları belirtti: “İktidar ölülere bile oy kullandırın talimatıyla başladığı yolda seyyar seçmenle Kürt halkının iradesini gasp etmek istiyor. Bunların hile ve hurdalarını bir araya getirsek fizana yol olur. Sadece birkaç örnek vermek istiyorum:

Siirt İl Emniyet Müdürlüğü Özel Harekât Şube Müdürlüğü olarak görünen bu adresin Mayıs seçimlerindeki seçmen sayısı 7 iken %28314,29 artarak 1.989 olmuştur. Şırnak’ta askeri alandaki bir yerleşkeye kayıtlı seçmen sayısı Mayıs 2023’te 752 iken %692 artışla şu anda 5.956 seçmene ulaşmıştır. Bu seçmenlerin 4.368’i yeni kayıtlı seçmendir ve hiçbiri Şırnaklı değildir. Yine Şırnak’ta polisevi olarak görünen adreste Mayıs seçiminde seçmen sayısı 14 iken %3514 artarak 506 olmuştur. 506 kişinin yalnızca 10’u daha önce Şırnak merkez seçmenidir.

Kars’ta orduevi olarak görünen adresin Mayıs 2023 seçimlerindeki seçmen sayısı 13 iken %23015,38 artarak 3.005 olmuştur ve bu 3.005 kişiden yalnızca 10 tanesi daha önceden Kars Merkez seçmenidir. Emniyet, jandarma ve güvenlik bürokrasisini seferber edip hile ve usulsüzlüğe başvurarak Kürt halkına ve iradesine düşman hukukuyla yaklaştıklarını bir kez daha gösteriyorlar.

Bu hukuksuzluğa karşı halkın hakkını savunacağız. Tek bir şüpheli seçmene bile izin vermeyecek şekilde itirazlarda bulunacağız. Siz halkın iradesini çalmak için hilelere devam edin. Biz halkın gönlündeyiz ve size boyun eğmeyecek, kazanacağız.”

Bakırhan ise sosyal medya hesabına yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı: “Her türlü devlet imkanını kullanarak, halkın iradesine kayyım atayarak Kürt kentlerindeki iflasını engelleyemeyen iktidar şimdi de seçmen kaydırmayla sonuç almaya çalışıyor.

Sadece İdil’deki tek bir hanede beş olan seçmen sayısını bin 450’ye çıkararak, Iğdır’da Emniyet Müdürlüğü’ne ait bir adrese 743 seçmen ekleyerek hukuksuzlukta çığır açtınız.

Siirt Kurtalan’da misafirhane olarak görünen adreste Mayıs 2023 seçimlerinde 13 seçmen kayıtlıyken şu anda 1.003 seçmen kaydedilmiş. 1.003 seçmenin 994’u önceki seçimde Kurtalan seçmeni değildi. Bunun gibi birçok yerde hile ve usulsüzlük yaptığınızı biliyoruz. Ensenizde olacağız. Bu hile ve usulsüzlük irade hırsızlığıdır. Vicdanınız olsa kuruyup giderdi. Ahlakınız olsa çürür, kokardı. Sizin pusulanız hile, usulsüzlük; bizim pusulamız halktır! Ne yaparsanız yapın. Kazanan biz olacağız. Kazanan halkımız olacak.”

Paylaşın

DEM Parti Eş Genel Başkanı Bakırhan: Güç Birliğine Açığız

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlere ilişkin açıklamalarda bulunan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “Kadın özgürlükçü, çevreyi ranta açmayan, evrensel insan haklarına inanan, hukuk düzenini uyan bütün toplumsal kesimlerle güç birliğine açığız” dedi ve ekledi:

“Nerede bir ezilen varsa, iradesi yönetim kademelerine yansıyacaktır. İktidar bizim siyasi etkimizin olmadığını söylüyor. Ama biz son iki seçimde nasıl bir etkimiz olduğunu gösterdik. Öyle bir etkimiz var ki domuz bağçılarla (HÜDA-PAR) ittifak kuracak kadar korktular. Bu seçimlerde de siyasi etkimizin ne kadar yüksek olduğunu göstereceğiz. Emin olun güçlüyüz ve kazanabiliriz. Biz bu ülkenin büyük çoğunluğuyuz. Seçimlerde bir zafer tablosu ortaya çıkacaktır.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İzmir İl Örgütü, 3’üncü Olağanüstü Kongresi’nin gerçekleştirdi. Kültürpark Celal Atık Kongre Merkezi’nde yapılan kongrede konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan “Kürt sorunu bir inkar sorunudur. Kürtlerin dilleri ve kültürü vardır. Kürt sorunu çözülmediği sürece yoksulluk ve işsizlik de çözüm bulmayacaktır. Bugüne kadar Kürtler anadilini konuşmasın, kimliklerine kavuşmasın diye bu ülke 800 milyar dolara yakın para harcadı” dedi.

Mezopotamya Ajansı’nın haberine göre, “Biz bu toprakların kurucu unsuru olan Kürtlerin statülerinin tanınmasını istiyoruz” diyen Bakırhan, “Bu sorun çözülürse 7 bin 500 liraya mahkum olan emekliler daha fazla ücret alır, asgari ücrette çalışan işçiler insanca yaşayacak bir ücret alır, doğayı talan eden bu iktidar doğayı talan edemez, bu ülkeyi çeteler değil hukuk ve demokrasi yönetir” dedi.

Kürtlerin kültür ve dillerine dönük baskıların sürdüğünü ifade eden Bakırhan, “Geçen yıllarda üniversitelerde kuş dili bölümü bile açan iktidar, Kürt dilini yok sayıyor ve inkar ediyor. Yine son yıllarda Yılmaz Güney, Ahmet Kaya ve en son Şeyh Said üzerinden bir tartışma yürüttüler. Küçük ortak (MHP), Kürtlerin bu ülkede güvenlik tehdidi olduğunu söylüyor. Ancak bu ülkenin asli unsuru olan Kürtler hiçbir zaman tehdit olmamıştır. Asıl demokrasiyi hiçe sayanlar, tekçi bir yapıyı ortaya koyanlar bu ülkeye bir tehdittir. Artık Kürtlerin statüsünü tanımaz zorundalar. Biz bu topraklarda bin yıllardır varız, vardık, var olmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

Alevilerin yaşadığı sorunlara da değinen Bakırhan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) cemevlerinin ibadethane statüsünde sayılması kararını hatırlattı. Bakırhan, Kürtlere yaklaşımların aynısının Alevilere de uygulandığını söyledi. Kürtlere atanan kayyımların aynısının Kültür ve Turizm Bakanlığı eliyle Alevilere atanmak istendiğini kaydeden Bakırhan, Aleviler özgür oluncaya ve inançları güvenceye alınıncaya kadar mücadele edeceklerini vurguladı.

Bakırhan, konuşmasında İzmir’deki ekolojik tahribat üzerinde de durdu. Bakırhan, “Yaşam alanlarını bilerek talan ediyorlar. Bu topraklardaki halkları karşı karşıya getirmeye çalışıyorlar. İzmir bu iktidar döneminde tıpkı Amed gibi bir yatırım almadı ve üvey evlat muamelesi gördü. Bunun için İzmirli emekçileri Siirt’le, Mardin’le dayanışmaya çağırıyoruz. İktidarın sizlere uyguladığı politikalar Amed’te, Mardin’de de uygulanıyor.

Yakın zamanda İzmir’de yağmur yağdı ve sel oluştu. Ama altyapı için hükümet desteği yok. İmar Başkanlığı aracığıyla Ege kıyılarının tamamı yandaşlara peşkeş çekildi. Biz Amed kayyımına sessiz kaldığımız sürece Ege’nin de kıyıları yandaşlara verilecektir. Dolayısıyla buna karşı birlikte mücadele etmek zorundayız. Yerel seçimlerde bu zülüm politikalarına karşı hepbirlikte karşı durarak boşa çıkaracağız” ifadelerini kullandı.

“Biz bu ülkenin büyük çoğunluğuyuz”

Tarihi bir yerel seçimlere yaklaşıldığını kaydeden Bakırhan, seçimlerde ilk hedeflerinin kayyımları göndermek olduğunu söyledi. Bakırhan, “Kürdistan’da AKP’nin elinde olan ve yolsuzluklarla bilinen belediyeleri alacağız. Batıda da emekçilerin, halkların, yoksulların, Alevilerin, yöre derneklerinin, emek-meslek örgütlerinin katıldığı kent uzlaşısıyla adaylarımızı belirleyeceğiz. Sadece bir kaç parti ile değil, İzmir’in tüm dinamikleriyle bir araya gelerek, adaylarımızı belirleyeceğiz.

Kadın özgürlükçü, çevreyi ranta açmayan, evrensel insan haklarına inanan, hukuk düzenini uyan bütün toplumsal kesimlerle güç birliğine açığız. Nerede bir ezilen varsa, iradesi yönetim kademelerine yansıyacaktır. İktidar bizim siyasi etkimizin olmadığını söylüyor. Ama biz son iki seçimde nasıl bir etkimiz olduğunu gösterdik. Öyle bir etkimiz var ki domuz bağçılarla (HÜDA-PAR) ittifak kuracak kadar korktular. Bu seçimlerde de siyasi etkimizin ne kadar yüksek olduğunu göstereceğiz. Emin olun güçlüyüz ve kazanabiliriz. Biz bu ülkenin büyük çoğunluğuyuz. Seçimlerde bir zafer tablosu ortaya çıkacaktır” diye konuştu.

Paylaşın

DEM Parti Eş Genel Başkanı Bakırhan: Kimsenin İlk Yardım Çantası Değiliz

Partisinin genel merkezinde basın toplantısı düzenle DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, yerel seçimlere ilişkin yaptığı açıklamada, Türkiye’nin batısında halkların, emekçilerin kazanacağı ve yerel yönetimlerde bulundukları her yerde temsil edilecekleri bir modeli esas alacaklarını ifade etti ve ekledi:

“Yine tekrar ediyoruz. Yakın zamanda bizim dahil olmadığımız bir çok tartışmada partimiz adına bir çok yorum yapılıyor, tartışma yapılıyor. Partimizin nasıl bir politik tutum takınacağı dışımızda tartışılıyor, yazılıyor, çiziliyor. Şunu belirtmek istiyoruz. Biz kimsenin ilk yardım çantası değiliz. Her sandıkta başı gözü yarılanlara, her daim pansuman için yetişecek yedek güç olmadığımızı belirtmek istiyoruz.

Bizim için toplumu yok sayanlar, sermayeyle kol gezenler meşru değildir, partisinin bir önemi yoktur. Bizim için yolsuzluk yapan hırsızdır, partisinin bir önemi yoktur. İster ampul, ister ok olsun. Her kim ki demokrasiden kaçıyorsa, Kürt sorunun demokratik çözümünden kaçıyorsa, en temel belediyecilik hizmetlerini bile yapamıyorsa biz bunun karşısındayız. Bu yerellerde de demokratik yerel yönetimler anlayışımızın kazanması için var gücümüzle kazanacağımızı bu kentleri yönetmeye talip olduğumuzu da belirtmek istiyorum”

Mezopotamya Ajansı’nda yer alan habere göre, DEM Parti Eş Genel Başkan Tuncer Bakırhan, Parti Meclisi toplantısının ardından partisinin genel merkezinde basın toplantısı düzenledi.

Yerel seçimlere ilişkin “Kimsenin ilk yardım çantası değiliz. Hem oyun kurarız hem de yeri geldiğinde oyun bozarız” diyen Bakırhan şunları söyledi: “Herkesin gözü partimizin vereceği bu kararlarda olacaktır. Bu seçim sadece Türkiye halkları değil, partimiz açısından da önemli sonuçlar doğuracaktır. Bu seçim başta Kürt halkının iradesine ipotek koyarak atanan kayyımlarla hesaplaşacağımız bir seçim olacaktır.”

“Kayyım, Kürt halkının temel sorunudur” diyen Bakırhan şöyle devam etti:  “Bu sebeple sadece kayyım atanan kentleri değil, aynı zamanda bölgede, Kürdistan coğrafyasında kötü yönetilen belediyeleri de demokratik yerel yönetimler anlayışımızla buluşturacağız. İrademizin yok sayılmasına bu sefer kesinlikle halklarımızla birlikte geçit vermeyeceğiz.

Sadece yerel yönetimleri almayacağız aynı zamanda halkımızla birlikte bu iradeyi kayyım atanamaması için var gücümüzle elimizden gelen bütün çabaları ortaya koyarak, belediyelerimizi kentlerimizi savunacağımızı belirtmek istiyorum.

Kayyımlar pek çok sorunu da beraberinde büyüterek üreterek varlıklarına devam ediyorlar. Yolsuzluklar aleni bir şekilde ortada, hizmet desen hizmet yok. Ciddi bir hizmet eksikliği yaşanıyor. Ayrımcılık kadına, Kürt’e, ötekiye hat safhada. Kayırmacılık desen kayyım biraz da kayırmacılıktır. O kentten olmayan insanların o kentin olanaklarını çarçur ettiklerini hep birlikte izliyoruz. Bu problemler büyümüştür.

Başta Kürtler olmak üzere kayyımların bu tutumlarının yaratmış oldukları olumsuzluklardan bıktılar ve yıldılar. Önümüzdeki seçimlerde kayyımları kentlerimizden göndereceğiz. Bu seçim; irade ve özgürlük yürüyüşümüzde önemli bir duraktır. 14 Mayıs’ta bize siyasi etkisi yok diyenlere, bu seçimde nasıl bir etkimiz olduğunu, nasıl belirleyici ve stratejik bir noktada bulunduğumuzu hep birlikte hatırlatacağız, ‘Buradayız, Em li virin’ demeye devam edeceğiz.”

“Halk kimi istiyorsa, onlar bizim adaylarımız”

Partinin seçim stratejisine dair konuşan Bakırhan, yerel yönetimlerde bulundukları her yerde temsil edilecekleri bir modeli esas alacaklarını ifade etti:

“Yine tekrar ediyoruz. Yakın zamanda bizim dahil olmadığımız bir çok tartışmada partimiz adına bir çok yorum yapılıyor, tartışma yapılıyor. Partimizin nasıl bir politik tutum takınacağı dışımızda tartışılıyor, yazılıyor, çiziliyor. Şunu belirtmek istiyoruz. Biz kimsenin ilk yardım çantası değiliz. Her sandıkta başı gözü yarılanlara, her daim pansuman için yetişecek yedek güç olmadığımızı belirtmek istiyoruz. Bizim için toplumu yok sayanlar, sermayeyle kol gezenler meşru değildir, partisinin bir önemi yoktur.

Bizim için yolsuzluk yapan hırsızdır, partisinin bir önemi yoktur. İster ampul, ister ok olsun. Her kim ki demokrasiden kaçıyorsa, Kürt sorunun demokratik çözümünden kaçıyorsa, en temel belediyecilik hizmetlerini bile yapamıyorsa biz bunun karşısındayız. Bu yerellerde de demokratik yerel yönetimler anlayışımızın kazanması için var gücümüzle kazanacağımızı bu kentleri yönetmeye talip olduğumuzu da belirtmek istiyorum.”

Bakırhan ayrıca, “Bölgede halk kimi istiyorsa, onlar bizim adaylarımız olacaktır. Bunun için ön seçimler büyük bir demokrasi şöleni şeklinde yapılacak. Bu çerçevede siz değerli PM üyesi arkadaşlardan da il ve ilçe örgütlerimizden milletvekillerimizden de bir talebimiz var. Bu ön seçimlerde biz taraf olmayacağız. Aday adayı olan bütün arkadaşlarımız bizim yoldaşlarımızdır, arkadaşlarımızdır. Birinin diğerinden bizim için bir farkı yoktur. O sandık sonuçlarından çıkan ve seçilen arkadaşlarımız bizim adaylarımız olacaktır” dedi.

Paylaşın

CHP’den DEM Parti’ye Ziyaret: Diyalog Ve Müzakere Vurgusu

DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan ile görüşen CHP Lideri Özgür Özel, “Biz bu diyaloğun, bu görüşmenin Türkiye demokrasisine çok önemli katkılar sağlayacağını düşünüyoruz. Ben bir kez daha kendilerine ve Dem Genel Merkezi’nde bizleri ağırlayan hem tüm siyasilere hem de emekçilere Cumhuriyet Halk Partisi adına teşekkür ediyorum” dedi.

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “Bugün genel merkezimizde CHP genel başkanı sayın Özgür Özel ve heyetini karşıladık. Çok verimli bir görüşme oldu. Başta ekonomik kriz olmak üzere demokrasi, Kürt meselesi, kayyumlar ve çevre gibi Türkiye’nin yaşamış olduğu meseleleri konuştuk” ifadelerini kullanırken, Tülay Hatimoğulları ise, “Demokrasiye model olması gereken siyasi partilerin sorunlara dair konuşmasını, diyalog yolunun açık olmasını özlemiştik” dedi. Hatimoğulları, “Çözüm kanallarının açık olacağını ümit ediyoruz” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel ile Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan ile DEM Parti Genel Merkezi’nde bir araya geldi. CHP heyetini, DEM Parti Eş Genel Başkan Yardımcıları Özlem Gündüz ile Mehmet Rüştü Tiryaki karşıladı.

Toplantı sonrası genel başkanlar ortak açıklama yaptı. Mezopotamya Ajansı’nın aktardığına göre; İlk olarak söz alan DEM Parti Eş Genel Başkanı Bakırhan, Özel ile gerçekleştirilen görüşmede Türkiye’nin içerisinde bulunduğu ekonomik, siyasal ve toplumsal boyutları olan çoklu krizler ve bu krizlerin çözümü üzerine istişarelerde bulunduklarını söyledi.

Tuncer Bakırhan, “Siz de bilirsiniz partimizin sürekli dile getirdiği bir şey var: Muhalefet, siyasi partiler sorunları diyalogla, müzakereyle çözer. Bu kadar yoğun sorun yaşadığımız bu süreçte, muhalefet partilerinin daha fazla müzakere ve diyaloga ihtiyacı var. Umarım önümüzdeki günlerde de Türkiye’de bulunan siyasi partiler diyalog ve müzakere sürecini büyüterek devam ettirirler. Biz kendilerine hoş geldiniz diyoruz” dedi.

CHP Lideri Özgür Özel ise, “Dem Partisi’ni Genel merkezinde ziyaret ettik. Daha önce Meclis’te görev yaptığım her aşamada da şunu vurgulamıştım; siyasi partilerin arasındaki diyalog hem o ülkenin demokrasisi açısından hem o parlamentonun üretkenliği açısından hem de o ülkedeki toplumsal barış açısından en önemli temel taşlardan biridir. Bu olmazsa olmaz. Biz kurultayımızı yaptık. Kurultayımızı yaptıktan sonra Sayın Eş Genel Başkanlarım arayarak kutlamışlardı. Sonra takvime baktığımda onlar da bizden hemen önce kurultaylarını yapmışlardı.

Bizim kurultay yoğunluğumuz için de bir hayırlı olsun ziyareti gerçekleşmemişti. Ben bugün heyetimizle birlikte o ziyareti gerçekleştirdim.Tabi görevlerinde başarılar diledik, karşılıklı bu başarı dileklerini ifade ettik. Sayın Eş Genel Başkanın da ifade ettiği gibi bir araya gelmişken yapmamız gereken bir şeyi yaptık; Türkiye’yi değerlendirdik, dünyayı değerlendirdik ve önümüzdeki süreci değerlendirdik. Çok verimli, çok yapıcı bir görüşme gerçekleştirdiğimizi ifade etmek isterim” ifadelerini kullandı.

Görüşmelerin devam edeceğini söyleyen Özel, “Biz bu diyaloğun, bu görüşmenin Türkiye demokrasisine çok önemli katkılar sağlayacağını düşünüyoruz. Ben bir kez daha kendilerine ve Dem Genel Merkezi’nde bizleri ağırlayan hem tüm siyasilere hem de emekçilere Cumhuriyet Halk Partisi adına teşekkür ediyorum” diye konuştu.

Özel’den sonra kısa bir açıklama da DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları yaptı. Tüşlay Hatimoğulları, şunları söyledi: “Gerçekten demokrasiye model olması gereken, Türkiye’deki bütün siyasi partilerin esasen Türkiye’nin sorunlarını görüşmek ve konuşmak üzere ve hep birlikte çözüm üretmek üzere diyalog yolunun açık olması özlediğimiz bir şeydir. Ne yazık ki Türkiye tarihine dönüp baktığımızda, bu konuda siyasi partilerin tarihi çok zengin deneyimlere sahip değil.  Ümit ediyoruz ki biz böylesi bir tabloyu hep birlikte Türkiye’deki bütün siyasi partiler ve Türkiye’deki demokrasi gücünün vicdanı olan yapılarla birlikte yol alırız.”

Paylaşın