Stilman diyeti nedir, nasıl uygulanır? Faydaları, Zararları

Hızlı kilo verme vaat eden Stillman Diyeti, en eski düşük karbonhidratlı diyetlerden biridir. Stillman Diyeti 1960’larda New York’ta bir aile hekimi olarak çalışan Dr. Irwin Stillman tarafından geliştirdi. Bu diyetin iki avantajı, takip etmenin kolay olması ve sonuçların hızlı olmasıdır.

1 ayda 7 kilo vermeyi taahhüt eden stillman diyeti, kas kaybı olmadan kilo kaybedilmesini sağlar. Diyetin temelinde proteini artırırken karbonhidratı azaltmak vardır. Diğer bütün diyetlerde olduğu gibi bu diyette de su tüketimi son derece önemli yer tutmaktadır. Fakat bu diyetteki bir farkı proteinlerin vücutta hızlı yayılımını sağlamak amaçlı günde en az 8 bardak içilmesi şartı vardır. Kaslarda bir kayba neden olmayan stillman diyeti, tamamen yağ yakma üzerine kurulmuş bir sistemdir.

Nasıl yapılır?

Günde 6 öğün üzerine kurulan stillman diyetinde mide sürekli dolu kalacağı için metabolizma da sürekli canlı kalacaktır. Metabolizmanın hızlı çalışması nedeniyle sindirim sistemi de sürekli çalışacak ve bu sayede daha hızlı yağ yakımı gerçekleşecektir. Bu diyette, ağırlıkla protein, orta miktarda yağ ve az miktarda karbonhidrat tüketirsiniz.

Diyet iki aşamalı olarak ilerler;

Stillman Diyetinin 1. aşamasındayken, sebzeler, meyveler, pirinç, makarna, ekmek ve alkol dahil tüm karbonhidrat kaynaklarını önlemeniz gerekir. Bu diyet planını 1 hafta takip etmeniz gerekiyor.

  • Kahvaltı (sabah 08.00 – 09.00); 1 fincan yeşil çay + 2 haşlanmış yumurta
  • Öğlen öncesi öğle yemeği (10: 30-11: 00); 1 fincan siyah kahve (şekersiz veya kremalı)
  • Öğlen yemeği (12:30 – 13:00); Tavuklu tavuk göğsü ile salata
  • Öğlen yemeği sonrası (15:00); 1 fincan siyah kahve (şekersiz ve kremasız)
  • Akşam atıştırması (17:00); 1 haşlanmış yumurta ve 1 fincan yeşil çay
  • Akşam yemeği (19:00); Balık veya yağsız sığır / baharatlar

Yeşil çay sıfır kalorisi var. Vücudun metabolizmasını arttırır. Haşlanmış yumurta protein için iyi bir kaynaktır. Öğlen yemeğinden önce, iştah bastırıcı bir etkisi olduğu için bir bardak kahve için. Lezzetli  salata, yağsız protein kaynağı olan haşlanmış tavuk göğsü ile hafif bir öğle yemeğiniz var.

Karbonhidrat alımını azaltacağından, kendinizi aç hissedebilirsiniz. Açlık bastırmanın en iyi yolu kahve içmek olacaktır. Akşam aperitifi için yumurta ve yeşil çay içmek açlık sıkışmalarınızı engelleyecektir. Balıklı veya yağsız sığır etleriyle iyi proteinli bir akşam yemeği tüketebilirsiniz.

Stillman Diyeti’nde tüketilecek gıdalar (1. aşama);

  • Proteinler; Tavuk göğsü, balık, dana eti, sığır, yumurta ve hindi yağsız
  • İçecekler; Siyah kahve, yeşil çay, siyah çay, beyaz çay ve su
  • Diğerleri; Otlar, baharatlar, tuz, biber

Stillman Diyeti’nde kaçınılması gereken gıdalar;

  • Sebze
  • Meyve
  • Alkol
  • Çeşniler
  • Ekmek
  • Tereyağı
  • Yağ
  • Pirinç
  • Makarna
  • Gazlı içecekler

Stillman Diyetinin 2. aşaması;

Stillman Diyetinin ilk haftasını tamamladıktan sonra, su kaybetmiş olabilirsiniz. Metabolizmanızı hızlandırıp, yağları harekete geçirip yağsız kas kitlesi oluşturacaksınız. Düşük karbonhidratlı bir diyette olduğunuzdan zayıf hissetmek ve ruhsal değişimler yaşamak mümkündür. Bunu önlemek için, yoga / meditasyon ve germe egzersizleri yapmalısınız. Ancak, bir sonraki aşamaya geçerken önümüzdeki hafta sabırsızlıkla bekleyeceksiniz.

  • Kahvaltı (08:00 – 09:00); Limon suyu ile 1 bardak yeşil çay + 2 haşlanmış yumurta
  • Öğle yemeği (10:30 – 11:00); ½ elma + 1 fincan siyah kahve
  • Öğlen yemeği (12: 30 – 1:00); derisiz ızgara balık + haşlanmış sebze yada salata
  • Öğlen yemeği sonrası (15:00); ¼ su bardağı havuç veya ¼ su bardağı karpuz
  • Akşam atıştırmalığı (17:00); Yeşil çay + 1 çok diyet  bisküvi
  • Akşam yemeği (19:00); Tavuk yahni veya mantar çorbası

2. aşamada tüketebileceğiniz gıdalar;

  • Protein; Balık, tavuk göğsü, mantar, yumurta, hindi, ördek ve dana et
  • Sebzeler; Tüm sebzeler ancak minimum miktarlarda
  • Meyveler; Şeftali, üzüm, erik, elma, armut, portakal, limon, greyfurt, karpuz
  • İçecekler; Yeşil çay, siyah çay, beyaz çay ve siyah kahve

2. aşamada tüketilmemesi gereken gıdalar;

  • Meyveler – Mango, muz
  • Mandıra – Tam yağlı krema, süt ve yoğurt
  • İçecekler – Soda, paketlenmiş meyve suyu ve alkol

Bu diyet sırasında mutlaka egzersiz yapın. Yüzme yürüyüş gibi sporlar etkili olanlar olacaktır. Bu diyeti yapmadan önce bir uzmana danışmanız oldukça önemlidir. Devamlı kronik rahatsızlıklarınız  varsa bu diyeti uygulamayın. Tüm bunlar uygunsa da bu diyeti en az 2 hafta ara verdikten sonra tekrarlayın.

Dikkat: Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Paylaşın

Radyofrekans yöntemi nedir, nasıl uygulanır? Faydaları

Radyofrekans yöntemi, belirli sinirlerin ağrı sinyallerini gönderme yeteneklerini geçici olarak engellemek için radyo dalgalarının ürettiği ısının kullanılmasıdır. Ağrılı bölgenin yakınında cildinize sokulan iğneler, radyo dalgalarını hedeflenen sinirlere iletir. Doktorunuz, iğnelerin doğru yerleştirildiğinden emin olmak için radyofrekans nörotomi sırasında görüntüleme taramaları kullanacaktır.

Radyofrekans yöntemi en yaygın olarak sırt, boyun ve kalçadaki (sakroiliak eklem) ağrılar için kullanılır. Uzun süreli diz veya kalça eklemi ağrıları için de faydalı olabilir.

Radyofrekans tedavisi hangi durumlarda uygulanır?

  • Bel ve boyun eklemlerinin kireçlenmesi, faset eklem ağrısı
  • Bel ağrısı, omuz, diz, kalça eklemleri artrozu (kireçlenme) olan ilaç tedavileri ya da fizik tedavi yöntemlerine yanıt vermeyen hastalar
  • Bel ve boyun fıtıklar
  • Genital bölge sinirlerine bağlı ağrıla
  • Sakroiliak eklem patolojiler
  • Omuz ağrısı, donuk omuz
  • Diz ağrıları, şiddetli diz kireçlenmes
  • 6 aydan eski başarısız bel ameliyatına bağlı, tekrarlayan ağrılar
  • Sırt ve boyun ağrısı
  • Postüre bağlı ve mekanik kökenli ağrılar
  • Trigeminal nevralji
  • Topuk dikeni

Radyofrekans nasıl uygulanıyor?

Çok yüksek titreşimli bir akım, özel bir kablo ve iğne aracılığı ile, yalnızca ağrıyı taşıyan sinir teline uygulanıyor. Bu cihazı kullanarak yapılan müdahalelerde; belirli bir sinire, kontrollu olarak 40 ile 80 derece arasındaki sıcaklıklar uygulanıyor. Bu durumda; sinirin ağrı sinyallerini iletme özelliği kayboluyor. Bu uygulamayla, yalnızca uygulayan doktorun istediği kadar bir alanda sınırlı olarak sinir telinin ağrı taşıyıcı özelliğine müdahale ediliyor.

Nasıl hazırlanılmalı?

  • Hastada mevcut grip, sinüzit veya benzeri bir enfeksiyon ya da sebebi saptanmamış yüksek ateş ekarte edilmelidir
  • Aspirin, Coraspin gibi kan sulandırıcı ilaçlar ve gingko biloba içeren Tebokan®, Bilokan® türü ilaçlar 10 gün önceden kesilmelidir
  • Kullanılan pıhtılaşma önleyici ilaçlar an en az 1 hafta önceden kesilmelidir
  • Girişimden 4 saat öncesine kadar herhangi katı-sıvı gıda, su ve çay vb tüketilmesinin kesilmesi gerekir
  • Hastalara mutlaka bir refakatçi eşlik etmelidir
  • Müdahalenin yapılacağı bölgede açık yara veya enfeksiyon düşündürecek cilt defektlerinin olamaması gerekir

Ne gibi yan etkiler görülebilir?

Uygulama alanındaki sinirlerde yapılan ısı harabiyetine bağlı olarak geçici uyuşukluk ortaya çıkabilir.

Riskler nelerdir?

Tüm girişimler radyoskopi kılavuzluğunda gerçekleştirilmelidir. Hekim bölgenin nöroanatomisine hakim olmalı, girişimin yapılacağı spesifik noktaları bilmelidir. Nadir olarak görülen komplikasyonlar enfeksiyon ve kanama olarak sayılabilir.

Kimlere radyofrekans tedavisi yapılmaz?

  • Girişim döneminde aktif enfeksiyonu olan
  • Gebe olan veya gebe olma ihtimali olan
  • Kanama bozukluğu olan
  • Bel omurgasındaki kırıklar, şiddetli kemik erimesi, sekestre (omurilik kanalına parça düşmesi) bel fıtıkları, omurga tümörleri, omurgada iltihabi hastalığı olan hastalar tedaviye alınamazlar

Tedavinin kalıcılık süresi ne kadardır?

Uygun hasta ve teknikler yapılınca, etki süresi ağrının tipine, başlangıç zamanına ve kişisel özelliklere göre birkaç aydan uzun yıllara kadar değişiklik gösterir.

İşlem kaç defa uygulanabilir?

İlk işlem yeterli ağrı kesici etki sağlamazsa bulgulara göre ikinci bir işlem uygulanabilir. İlk işlemden fayda görmeyen pek çok hastada ikinci işlemle yeterli tedavi edici düzeye ulaşılır. Sinir sistemi kendini yenileyebilen bir doku olduğundan bu yöntemler kalıcı yöntemler değildir ve eğer ağrı yeniden başlarsa tekrarlanabilirler.

Paylaşın

Radyoterapi nedir, nasıl uygulanır? Detaylar

Radyoterapi, kanser hücrelerini öldürmek için yoğun enerji ışınları kullanan bir kanser tedavisi türüdür. Radyoterapide çoğunlukla X ışınları kullanır, ancak protonlar veya diğer enerji türleri de kullanılabilir. Radyoterapi, hücrelerin nasıl büyüdüğünü ve bölündüğünü kontrol eden genetik materyali yok ederek hücrelere zarar verir.

Radyoterapi hem sağlıklı hem de kanserli hücreler zarar görürken, radyoterapinin amacı mümkün olduğunca az sayıda normal, sağlıklı hücreyi yok etmektir. Normal hücreler genellikle radyasyonun neden olduğu hasarın çoğunu onarabilir.

Radyoterapinin kullanım amaçları nelerdir?

  • Neoadjuvan Radyoterapi; Rektum ve akciğer kanserleri başta olmak üzere bazı tümör türlerini küçültmek için kullanılır. Ameliyat öncesi radyoterapi olarak da bilinen neoadjuvan radyoterapi ile kanser hücrelerinin oluşturduğu tümörün küçültülmesi hedeflenir. Böylece operasyon sırasında hastadan mümkün olduğunca az miktarda doku çıkarılır
  • Adjuvan Radyoterapi; Meme kanseri başta olmak üzere pek çok farklı kanser türünde uygulanabilen adjuvan radyoterapi, ameliyat sonrası ışın tedavisi olarak da tanımlanabilir. Ameliyatla tümör dokusunun temizlenmesinin ardından yapılan uygulama sayesinde vücutta kalmış olması muhtemel kanser hücrelerinin yok edilmesi hedeflenir. Böylece kanserin tekrar ortaya çıkması (nüks etmesi) engellenmeye çalışılır
  • Primer Radyoterapi; Larenks (ses telleri) tümörü gibi bazı kanser türlerinde tek başına uygulanan radyoterapi türüdür. Yalnızca radyoterapi uygulaması olarak da tanımlanabilen bu yöntem, seçilmiş vakalarda cerrahi girişim yerine uygulanarak benzer oranda başarı sağlar
  • Palyatif Radyoterapi; İleri evre kanser vakalarında oluşan kanserin diğer dokulara yayılması durumunda uygulanan palyatif radyoterapi yönteminde hastanın şikayetlerin azaltılması hedeflenir. Özellikle beyin ve kemik metastazı varlığında uygulanan bu yöntem sayesinde hastanın ağrı, kanama ve nefes darlığı gibi şikayetlerinin önlenmesi ya da giderilmesi hedeflenir. Ayrıca patolojik kırıklar, felç ve bilinç bozukluğu gibi ciddi sağlık sorunlarının da önüne geçilmesi amaçlanır

Radyoterapi nasıl uygulanır?

Radyoterapi “eksternal” (beden dışından) ve “internal” (beden içi) uygulamalar olmak üzere iki biçimde yapılır. Bazı hastalara ikisi birden peş peşe de uygulanabilir. Hastaların büyük çoğunluğuna radyasyon beden dışından verilir. Tedavi genellikle ışın tedavisi merkezlerinde ayakta uygulanır. Eksternal tedavide bir cihaz yardımıyla tümör içeren bölgeye yüksek enerjili ışınlar veya partiküller yöneltilir. Radyoterapide kullanılan cihazların en önde gelen tipi lineer akseleratörlerdir. Yüksek enerjili ışınlar, kobalt-60 gibi radyoaktif kaynak içeren cihazlar yardımıyla da uygulanabilir.

Eksternal ışınlama çalışmalarında farklı cihazlarda farklı yollar izlenir. Bazı cihazlar cilt yüzeyine yakın kanserlerin tedavisinde etkili olurken, diğerleri bedenin derin kısımlarındaki kanserlerin tedavi edilebilmesinde etkilidir. Hangi cihazın sizin için en uygun olduğuna hekiminiz karar verecektir.

İnternal radyoterapi uygulandığında radyoaktif madde veya kaynak, implant denilen ince tel ya da tüp gibi küçük taşıyıcılara yerleştirilir. Bu implantlar doğrudan tümörün içine ya da beden boşluklarına yerleştirilir. Bazı durumlarda cerrahi girişim ile tümör alındıktan sonra, geriye kalmış olabilecek tümör hücrelerini öldürmek için açılan yarığın çevresine implantlar yerleştirilebilir. İnternal radyoterapinin başka bir biçimi de radyoaktif kaynakları yerleştirmeden kullanılanlarıdır. Kaynak ya ağızdan ya da bedene enjeksiyon yoluyla alınır. Eğer bu biçimde tedavi edilecekseniz birkaç gün hastanede kalmanız gerekebilir.

Radyoterapi tedavi planı ve hazırlık süreci nasıldır?

  • Bilgisayarlı planlama tomografisi; Radyoterapi tedavisine başlamadan önce bilgisayarlı planlama tomografisi ile birlikte hazırlık seansı yapılır. Bunda amaç, tedaviyi kişileştirmek ve kanserin, türüne ve yaygınlığına göre seçilmesi gereken ışınlama tekniğini belirlemektir. Bu hazırlık seansı ve tedavinin kendisi hakkındaki ayrıntılar (özellikle seansların sıklığı ve süresi) ilk muayene esnasında hastaya radyasyon onkolojisi uzmanı tarafından bildirilir
  • Tümörlü ya da tümör yayılımı olan bölgelerin belirlenmesi; Radyoterapi seansı sırasında, hastanın cihazın içinde almak zorunda olduğu pozisyon belirlenir ve daha sonra da bu pozisyonda bilgisayarlı tomografi çekilir. Tedavi planını bilgisayarlı tomografi ile yapmak, tümörlü ya da tümörün yayılımı için en riskli bölgelerin belirlenmesinin yanı sıra korunması gereken normal dokuların da tespitini sağlamış olur. Tomografi sırasında, damar için enjeksiyon ve görüntülenecek bölgeye göre de bazen idrar sondası gerekli olabilir
  • Radyasyon dozu ayarlaması; Doktor tarafından tomografi kesitleri tarafından hedef hacim ve normal doku belirlemeleri yapıldıktan sonra yine doktorun ve radyasyon fizikçisinin birlikte çalışması ile, hastanın ne kadar radyasyon dozuna ihtiyacı olduğu ve bu dozun nasıl verileceği, kaç seans süreceğini belirlenir. Bu durum, genellikle bir kaç gün sürebilir
  • Radyasyon kaynağının belirlenmesi; Radyoterapide kullanılan radyasyon kaynakları çeşitlidir. Doktor X-ışını ya da elektron demeti kullanabilir. Kullanılacak radyasyon kaynağının seçimi tümörün tipine, vücuttaki yerleşimine ve özellikle de derinliğine göre belirlenir. Yüksek enerjili X-ışınları birçok kanser tipinde tedavi amacı ile kullanılır. Elektron demetleri ise bazı cilt hastalıklarını tedavi edebilir
  • Işın verilecek bölgenin işaretlenmesi; Radyasyon terapisti tarafından hastanın cildine işaretlemeler yapılarak bir radyoterapi seansından diğerine “hedef hacmin” aynı şartlarda ışınlanması sağlanmaktadır. Bu amaçla kolay çıkmayan mürekkepli kalemler kullanılır veya tatuaj yapılabilir. Yine de yıkanırken bu işaretlerin çıkmamasına özen göstermek gerekir. Çünkü hastanın tedavisi bitene kadar bu işaretlere ihtiyaç duyulacaktır. Silinme olursa terapiste haber vermek gerekir. Hasta, silinmiş işaretleri kendisi tamamlamamalıdır
  • Tedavi etkisinin takibi; Tedavi başladıktan sonra doktor hastanın tedaviye cevabını, genel durumunu ve tedavinin olası yan etkilerini takip eder. Bu kontrol de genellikle haftada bir yapılır ancak sıklığı hastanın ihtiyacına göre değişebilir. Planlanmış tedavilerin zamanında alınması çok önemlidir. Plandaki aksamalar, tedavinin beklenen etkinliğini azaltabilir

Tedavi süreci;

Hasta tedaviye başlamadan önce giysilerini çıkarır ve önlük giyer. Bu nedenle kolay değiştirebileceği giysiler ile tedaviye gelmesi önerilir.

Radyoterapi teknisyeni, tedavi alanını belirlemek için hastanın cildinde daha önce işaretlemiş olduğu çizgileri kullanır. Hastanın özel bir sandalyede oturması ya da tedavi masasına yatması gerekir. Her seansta tedavi odasında 15 ila 30 dakika kalınmakla birlikte, radyasyon dozunun verilmesi 1 ila 5 dakikalık bir sürede gerçekleşmektedir. Eksternal radyoterapi alma işlemi, bir röntgen filmi çekilme işlemindeki gibi ağrısızdır.

Hastanın işlem sırasında nefes tutmasına gerek yoktur ve yalnızca normal soluk alıp vermek yeterlidir. Radyoterapi seanslarında; tanımlanan dozun en hassas şekilde verilip ışınların vücutta doğru yere ulaşması, tedavi boyunca hasta pozisyonunun bozulmayıp her tedavide aynı pozisyonun oluşturulması ve hastanın konforunun en iyi şekilde sağlanması için ortamın hareketsiz hale getirilmesi önemlidir. İmmobolizasyon (sabitleme) denilen bu işlemde tedavi edilen bölgeye göre baş-boyun maskeleri, vakumlu yataklar, diz altı sabitleyicileri veya omuz çekicisi gibi aksesuarlar kullanılabilir.

Radyoterapi teknisyeni, ışın verilmeden önce odadan ayrılır. Cihazlar, yakındaki küçük bir alandan kontrol edilir. Hasta da bir monitör ya da pencere yoluyla izleyebilir. Bu sırada hasta konuştuğunda sesi hoparlörden duyulabilir ve teknisyenle iletişim kurulabilir. Radyoterapi cihazları büyük yapıları nedeniyle tedavi alanı etrafında değişik açılarda dönerken gürültülü bir ortam oluşabilir. Ancak hastaların, cihazların ilgili teknisyenlerce çalıştırıldığı ve çalışmalarının düzenli olarak kontrol edildiği unutulmamalıdır. Tedavi odası ya da cihazlarla ilgili olarak her türlü soru, teknisyen ya da doktora sorulabilir.

Radyasyonun herhangi bir şekilde görülmesi, sesinin duyulması ya da hissedilmesi mümkün değildir. Tedavi seansında hastanın kendini çok kötü veya rahatsız hissedeceği bir durum oluşursa, derhal teknisyen bilgilendirilmelidir. Gerekli durumlarda cihazların çalışması derhal durdurulabilmektedir.

Radyoterapinin olası yan etkileri;

Radyoterapi sırasında tedavi alanı içindeki sağlıklı hücreler de etkilenecektir. Bu şekilde ortaya çıkabilecek yan etkiler çoğu zaman hafif ve geçici olmakla beraber, bazı hastalarda ciddi olabilir. Bu yan etkileri azaltmak için radyoterapi hafta içi 5 gün uygulanır, hafta sonu 2 gün dinlenilir.  Ayrıca planlama tedavi alanı içinde kalan sağlıklı dokuları radyasyondan en fazla koruyacak şekilde yapılır. Yan etkiler genellikle ilerleyen günlerde, doz arttıkça başlar. Kimisi tedavi sonrası günler kimisi de haftalar içinde kaybolur. İlaçlarla veya tedaviye ara vererek bu yan etkileri hafifletmek mümkündür.

  • Ciltte görülen yan etkiler; Tedavi bölgesinde, daha çok 5–6 hafta süren tedavilerde ve tedavinin ileri dönemlerinde görülür. Koltuk altı, boyun, kasık gibi bölgelerde riski daha fazladır. Güneş yanığı gibi şikâyetlerle başlar ve sulu, açık yaralara kadar gidebilir. Bu gibi durumlarda tedavinize bir süre ara verilmesi veya ilaç kullanmanız gerekebilir. Ancak doktorunuz önermeden asla krem, pansuman türü uygulamalar yapmayınız. Bu reaksiyonların büyük bölümü tedavi bitiminden 2–4 hafta sonra kaybolur. Tedavi sonrası uzun dönemde tedavi alanında cildinizde noktasal tarzda kalıcı koyu lekeler olabilir, o bölge daha koyu renkli ve daha sert kalabilir ve o bölgede kıllar dökülebilir. Bu durum tedavi bitiminden 2-3 ay sonra normal haline döner
  • Baş ve boyun bölgesi radyoterapisindeki olası yan etkiler; Bu bölgede radyoterapi dişlerinizin çürüme eğilimini artırabilir. Tedavi süresince ve sonrasındaki bir yıl boyunca dişlerinize cerrahi tedavi uygulanamayacağından doktorunuz tedaviye başlamadan önce ayrıntılı bir diş kontrolü ister. Tedavi süresince ağız içinde yaralar olabilir. Bu nedenle tedavi boyunca düzenli antiseptik gargara ve başka ilaçlar kullanmanız gerekebilir. Tükürük bezleri etkilendiğinden ağız kuruluğu ve buna bağlı yutma güçlüğü, çiğneme zorluğu da görülebilir. Boğazınız çok tahriş olmuş, yeme-içmeniz sancılı bir hal almışsa, tedaviye bir süre ara vermek gerekebilir. Ayrıca ağızda mantar enfeksiyonu gelişebilir, tat alma duyunuz bozulabilir. Tüm bunlar iştah azalması ve dolayısıyla kilo kaybına yol açabilir. Bu tür yan etkiler tedavi tamamlandıktan sonra birkaç hafta kadar daha devam edebilir. Ses kısıklığı olabilir ancak tedavi bitiminden en geç birkaç hafta sonra eski haline  gelir
  • Göğüs bölgesine radyoterapi sırasında olabilecek yan etkiler; Radyoterapi esnasında ve sonrasında bir süre için nefesinizde daralma hissi olabilir ve katı yiyeceklerin alınması zorlaşabilir. Bazı özel ağrı kesici ve gargara türü ilaçlarla, yemek sırasında hissedilen bu ağrıyı hafifletmek mümkündür. Bu belirtiler tedaviden sonra giderek azalır ve genellikle 5–8 haftada tamamen geçer. Kuru öksürük, nefes darlığı gelişebilir. Ancak tedavi bitiminden birkaç ay sonra gelişecek öksürük, nefes darlığı yakınması radyoterapiye bağlı AC hasarını gösterebileceğinden önemlidir
  • Karın bölgesine radyoterapi sırasında olabilecek yan etkiler; Tedavi süresince, hatta ilk günlerden başlayarak bulantı bazen kusma olabilir. Buna bağlı yemek yeme problemi ile hızlı kilo kaybı başlar. Bu şikayetinizi önleyici ilaçlar verilecektir. Radyoterapi bitiminde yakınmalarınız da kalmayacaktır. Bunların dışında ishal, mide krampları ve şişkinlik yakınması görülebilir. İshal durumunda gereğinde tedaviye ara verilir ve ilaç başlanır. İshal, tedaviden sonra tamamen geçecektir. Buna ek olarak idrar kesesinin etkilenmesi sonucu sık idrara çıkma, idrar yaparken yanma olabilir.  Bol su içmek tüm bu belirtileri hafifletir
  • Kan hücrelerinin etkilenmesine bağlı yan etkiler: Radyoterapi kan yapıcı sistemin ürettiği hücreleri etkileyebilir. Ayrıca kemoterapi ile birlikte ya da kemoterapiden hemen sonra başlayan radyoterapide kan ile ilgili yan etkiler daha sık görülmektedir. Bu  etkileri zamanında saptayabilmek için tedavideki her hastaya düzenli olarak kan sayımı yapılır

Öneriler;

Radyoterapiye başladığınız zamanki genel durumunuz, günlük hayatınıza devam etmek için uygunsa, radyoterapi sırasında da bir değişiklik olmayacaktır. Fakat uzun süreli tedavilerde, günlük yaşamınızı zorlaştıran bazı yan etkiler gelişebilmektedir. Tedaviniz süresince kendinizi yorgun, halsiz hissedebilirsiniz. Bu yorgunluk, tedavinizden kaynaklanan bir durumdur, kesinlikle hastalığınızın kötüye gittiğini göstermez ve tedaviden sonra genellikle kaybolur.

  • Beslenme; Tedavi süresince sağlıklı beslenmeye ve bol su içmeye mutlaka özen göstermelisiniz. Et, yoğurt, baklagiller, yumurta, süt, balık gibi yüksek proteinli besinler bu süreçte diyetinizde özellikle gereklidir. Yağlı, kızartma türü yiyeceklerden uzak durmanız faydalı olacaktır. Ağzınızda şiddetli ağrılar ve yaralar gelişebilir bu nedenle çok soğuk, çok sıcak, acı ve baharatlı yiyeceklerden uzak durmanız gereklidir. Gerektiğinde ağız içi sorunlarınız geçene kadar yüksek kalorili özel solüsyonlarla beslenmenize takviye yapılabilir. Karın bölgesine radyoterapi uygulanıyorsa gaz oluşumuna yol açan fasulye, nohut ve kimyonlu yiyecekleri sınırlı ölçüde tüketmeniz faydalı olacaktır. Bağırsakların etkilenmesi nedeniyle ishal gelişebileceğinden tedavi sürecinde yağsız peynir, beyaz ekmek, patates, pirinç, yağsız haşlama et gibi yiyecekler tüketilmelidir. Tedaviniz süresince kesinlikle alkol ve sigara kullanılmamalıdır
  • Egzersiz; Bedeni yormayan egzersizler, örneğin yürüyüşler fizik gücüne katkıda bulunur. Dolayısıyla radyoterapi süresince düzenli olarak spor yapılması faydalı olabilecektir
  • Dinlenme; Radyasyon tedavisi sırasında normal yaşantınızı mümkün olduğunca devam ettirmeli ancak dinlenmeye özen göstermelisiniz
  • Cilt Bakımı; Cilt reaksiyonları sıklıkla görülebilir. Tedavi bölgesi ılık su ile yıkanıp, banyo yapılabilir. Tedavi bölgesinde kaşıntı hissi olabilir ancak asla ovalamayınız, kaşımayınız, çünkü bu bölgedeki deri hassalaşır ve kolay tahriş olabilir. Parfümlü sabunlar, pudralar, deodorantlar, losyonlar, kremleri tedavi süresince kullanmanız sakıncalıdır. Baş ve boyun bölgesinden radyoterapi alıyor iseniz tedavi süresince köpük, krem ve jilet kullanarak tıraş olmayın. Eğer gerekliyse tedavi başlangıç döneminde tıraş makinesi kulanılabilir
  • Güneşten Korunma; Tedavi gören bölge yazın etkili güneşe, kışın soğuk rüzgâra maruz kalmamalıdır. Tedavi bitimini takiben en az 1 yıl süreyle, tedavi gören bölgenin kuvvetli güneş ışığından korunması gerekir
  • Giyim; Yünlü, naylon giysiler tahriş edici olabilir. Meme bölgesinden tedavi alan hanımların tedavi süresince sutyen kullanmamaları doğru olacaktır. Boyun bölgesine radyoterapi uygulanıyorsa, dar yakalı giysilerden kaçınmalıdır. Kuvvetli güneş ve soğuk rüzgârdan korumak amacıyla boyun için ipek veya pamuklu fular, uygun seçimlerdir

Dikkat: Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Paylaşın

Puva nedir, nasıl uygulanır? Detaylar

PUVA, sedef hastalığı ve diğer bazı ciddi cilt rahatsızlıklarını tedavi etmek için kullanılan psoralen (P) ve uzun dalgalı ultraviyole radyasyonun (UVA) bir kombinasyonudur. Psoralen, cilt hastalığını ultraviyole ışığa daha duyarlı hale getiren ağızdan alınan bir ilaçtır. Bu, derinlemesine nüfuz eden UVA ışık bandının cilt üzerinde çalışmasını sağlar. 12-15 hafta boyunca haftada 2-3 kez ışık tedavisi verilir. Asla üst üste iki gün verilmez.

Bu yöntemin, başta sedef hastalığı, vitiligo, egzama, kronik kaşıntı ve mikoz fungoides (bir tür cilt kanseri) olmak üzere birçok cilt hastalığının tedavisinde yararlı olduğu gösterilmiştir. Bu tedavi ile hastalık tamamen ortadan kaldırılamayabilir ancak mevcut hastalık semptomları düzelecek, yeni lezyonlar azalacak ve önemli bir iyileşme sağlanacak ve kontrol altına alınacaktır.

Toplam tedavi süresi hastadan hastaya değişebileceğinden, doktorunuz hastalığınızın tedavisi için gereken ortalama süre hakkında tavsiyede bulunacaktır. Tedavi programı, hastalığın yaygınlığına, sosyal statüye ve birimdeki hasta yoğunluğuna bağlı olarak haftada 2, 3 veya 4 seans aralıklarla uygulanır.

Tedaviye başlamadan önce doktor alınan ilaçları soracaktır. İlaçlar eksiksiz anlatılmalıdır. Tedavi sırasında, alan ilaçlarda herhangi bir değişiklik olursa doktora haber vermelidir. Bunun nedeni, bazı ilaçların cildin ışığa duyarlılığını artırması ve kolay kızarıklığa neden olmasıdır.

Yan etkileri;

  • Baş ağrısı ve baş dönmesi
  • Cilt yanması ve kabarma
  • Bulantı
  • Deride kızarıklık
  • Kaşıntı
  • Batma hissi
  • bronzlaşma veya ciltte koyulaşma

Haplardan kaynaklanan bulantı, tedaviyi bırakmanın en yaygın nedenidir. Yan etkilerin çoğu geçicidir. PUVA tedavisi gören kişilerde, kolayca tedavi edilebilen yaygın bir cilt kanseri türü olan skuamöz hücreli cilt kanseri riski artar .

PUVA, cildin daha yaşlı görünmesine (foto yaşlanma) neden olur ve ayrıca ciltte beyaz ve kahverengi lekelerin oluşmasına da neden olabilir. Güneş yanığından farklı olarak, cilt bir tedaviden sonra kızarırsa, tedaviden bir ila iki gün sonra ortaya çıkar.

PUVA, tedavi alırken gözler korunmazsa katarakt oluşmasına neden olabilir. Kabin içerisindeyken koruyucu gözlükler ve PUVA tedavisinden sonra yirmi dört saat UVA emici, etrafı sarılan güneş gözlüğü takılmalıdır. Bu gözlükler, odaya cam bir pencereden güneş ışığı giriyorsa, dışarıda ve içeride takılmalıdır. PUVA tedavisinden sonraki 24 saat boyunca ciltte güneş ışığından tamamen kaçınılmalıdır.

PUVA tedavisinde her seansın uzunluğu bir önceki seansa göre küçük bir miktar artar. Hastalar ışık kutusundayken kasık koruması (iç çamaşırı, havlu veya “erkek kese”) giymelidir. Bazı hastalar yüz derisinin daha yaşlı görünmesini önlemek için başlarının üzerine bir torba geçirirler.

PUVA tedavisinin tehlikeleri vardır. Oldukça kötü huylu ve bazen ölümcül bir cilt kanseri türü olan melanom riskini artırır. Uzun süreli PUVA tedavisi gören hastalar bu nedenle yaşamları boyunca dikkatle izlenmelidir. Bu hastalar ayrıca, anormal pigmentli alanlar, renk veya boyut değiştiren, kaşıntılı veya ağrılı cilt dahil olmak üzere özel cilt anormalliğini sağlık uzmanlarına bildirmelidir.

Dikkat: Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Paylaşın

Prick testi nedir, nasıl uygulanır?

Alerjik astım, alerjik rinit (alerjik nezle), ürtiker (kurdeşen), besin alerjisi, arı alerjisi gibi alerjik hastalıklarının tanısında uygulanan prick testi belirli bir sayıda allerjenin cilde yerleştirilmesi ve hangisinin reaksiyona neden olacağının gözlenmesi temeline dayanan basit ve acısız bir yöntemdir.

Prick testteki reaksiyon alanı ne kadar genişse test edilen maddeye olan allerji gerçekte o denli yüksektir. Pozitif bir reaksiyon sonucu belirgin bir maddeye allerjik olduğunuzu kesin olarak ortaya koymasa bile bu maddenin sizde önemli bir allerji yaratması olasılığını yükseltir.

Hangi alerjenler ile test yapılacağı hastanın şikayetlerine göre belirlenen deri prik testi içeriği hekim tarafından belirlenir bu nedenle alerjen içeriği merkezler arasında farklılık gösterebilir. Deri testinin sağlıklı sonuç vermesi için yeterli alerjenlerle yapılmalı ve doğru bir şekilde yorumlanmalıdır.

Deri prik testi yoruma ve tecrübeye dayalı bir tanı yöntemidir. Hatalı yorumlanmış testler hastaların tedavisinde ve sosyal yaşamında ciddi sıkıntılara yol açabilir. Bu nedenle alerji deri testi mümkün ise alerji kliniklerinde ve alerji uzmanı gözetiminde yapılmalıdır.

Deri prik testleri hakkında hastalar arasında çok zor, ağrılı, kanamalı ve riskli olduğu yönünde söylentiler vardır. Bu söylentiler tamamen yersizdir. Deri prik testi zaman alıcı (ortalama 30 dakika) olması dışında bir dezavantajı yoktur. Eğer arı alerjeni ya da ilaçlar ile deri prik testi sırasında arı ve ilaç alerjisine benzer alerjik belirtiler sık olmasa da görülebilir.

Deri prick testi nasıl yapılır?

Alerji deri testi kolların iç kısmına el bileği ve dirsek arasındaki bölgeye uygulanır. ilk önce alerjenler kol iç yüzüne damlalıklar vasıtasıyla damlatılır. Daha sonra damlaların üzerinden ucunda1 mm uzunluğunda iğne bulunan araç (aplikatör) yada iğne ucu ile deride gözle farkedilmesi güç çok küçük delik oluşturulur.

Bu delikten alerjenler cilt altına geçer. Bu işlemden sonra hastalar 15-20 dakika kollarını hareket ettirmeden test odasında bekletilir. Bu sürenin sonunda deri testi alerji uzmanı tarafından değerlendirilir. Eğer kişinin alerjisi var ise damlaların damlatıldığı alanlarda kızarıklık ve ortasında daha soluk kabarıklık gelişir (resimler).

Alerji testini etkileyen ilaçlar

Deri prick testlerinin doğru sonuç vermesi için alerji ilaçları (antihistamin), bazı nezle grip ilaçları ve psikiyatri ilaçlarının (ortalama 7-10 gün, bazen 2 hafta) kesilmesi gerekir.

Dikkat: Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

 

Paylaşın

Parenteral beslenme nedir, nasıl uygulanır?

Parenteral beslenme (PN), iyi beslenme durumunu korumak için tüple beslenme formülü veya ağız yoluyla yeterince beslenemeyen hastalar için protein, karbonhidrat, yağ, mineraller ve elektrolitler, vitaminler ve diğer elementleri içeren intravenöz beslenme uygulamasıdır. 

Doğru beslenme hastanın iyileşmesinin önemli bir parçasıdır. Parenteral beslenme bazen Total Parenteral Nutrition (TPN) olarak adlandırılır. Genellikle aşağıdaki hastalıklara sahip kişilerde uygulanan bir beslenme şeklidir;

  • Crohn hastalığı
  • Kanser
  • Kısa bağırsak sendromu
  • İskemik bağırsak hastalığı

Bağırsaklarına düşük kan akışından kaynaklanan rahatsızlıklara sahip insanlara da yardımcı olabilir.

Parenteral beslenmenin yan etkileri nelerdir?

Parenteral beslenmenin en yaygın yan etkileri ağız yaraları, zayıf gece görüşü ve cilt değişiklikleridir. Bu koşullar ortadan kalkmazsa doktorunuzla konuşmalısınız.

Diğer daha az yaygın yan etkiler;

  • Kalp atışındaki değişiklikler
  • Bilinç bulanıklığı, konfüzyon
  • Konvülsiyonlar veya nöbetler
  • Nefes almada zorluk
  • Hızlı kilo alımı veya kilo kaybı
  • Yorgunluk
  • Ateş veya titreme
  • Artan idrara çıkma
  • Ürkek refleksler
  • Hafıza kaybı
  • Kas seğirmesi, halsizlik veya kramplar
  • Karın ağrısı
  • Ellerinizin, ayaklarınızın veya bacaklarınızın şişmesi
  • Susuzluk
  • Ellerinizde veya ayaklarınızda karıncalanm
  • Kusma

Bu belirtilerden herhangi birini yaşarsanız doktorunuzla konuşmalısınız…

Parenteral beslenmeye hazırlanma;

Vücudun ihtiyaçlarını karşılayacak tam beslenme için sağlık uzmanınızla konuşmanız gerekir. Sağlık uzmanınız bu ihtiyaçların karşılanması için uygun önerilerde bulunacak ve size ne yapmanız gerektiğini tarif edecektir.

Parenteral beslenme nasıl uygulanır?

Parenteral beslenme, ihtiyacınız olan besinleri içeren bir torbadan, bir iğne veya katetere takılı bir tüp aracılığıyla verilir.

TPN ile sağlık uzmanınız kateteri, kalbinize giden superior vena cava adı verilen büyük bir damara yerleştirir. Sağlık uzmanınız, intravenöz beslemeyi kolaylaştıran iğnesiz erişim portu gibi bir port da yerleştirebilir.

Geçici beslenme ihtiyaçları için doktorunuz PPN önerebilir. Bu tip intravenöz besleme, superior vena cava’nıza bağlanan bir merkezi hat yerine düzenli bir periferik intravenöz hat kullanır.

İntravenöz beslemeleri büyük olasılıkla evde kendiniz tamamlayacaksınız. Genellikle 10 ila 12 saat sürer ve bu prosedürü haftada beş ila yedi kez tekrar edeceksiniz.

Sağlık uzmanınız bu prosedür için ayrıntılı talimatlar sağlayacaktır. Genel olarak, besin torbalarınızda yüzen parçacıklar ve renk bozulması olup olmadığını kontrol etmeniz gerekir. Ardından tüpü torbaya yerleştirin ve tüpü, sağlık uzmanınız tarafından belirlenen şekilde intravenöz kateterinize veya portunuza takın.

Torbayı ve hortumu günün çoğunda veya tamamında yerinde bırakmanız gerekir. Daha sonra besin torbasını ve tüpü çıkarırsınız.

Parenteral beslenmenin riskleri nelerdir?

Parenteral beslenmenin en yaygın riski kateter enfeksiyonu geliştirmektir. Diğer riskler;

  • Kan pıhtıları
  • Karaciğer hastalığ
  • Kemik hastalığı

Bu riskleri en aza indirmek için temiz tüpler, iğnesiz erişim portları, kateterler ve diğer ekipmanların bakımı çok önemlidir.

Dikkat: Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Paylaşın

Oftalmoskopi nedir, nasıl uygulanır? Detaylar

Oftalmoskopi, göz doktorunun gözünüzün arkasındaki oluşumları ve rahatsızlıkları incelemekle birlikte gözün kırma gücünü ve dolayısı ile kırma (refraksiyon) kusurlarını belirlemede de kullanılan bir testtir. 1850’de Van Helmholtz tarafından geliştirilen oftalmoskopi, bugün her hekimin kullandığı bir alettir.

Işık kaynağı kendinden olan modern oftalmoskoplar, göz dibinde geniş bir aydınlatma ve gözleme sahası sağlar. Göz küresinin, funduz (göz dibi) denilen iç kısmı için kullanılır. Bir ışık kaynağı, merkezinde deliği olan bir içbükey küresel ayna ve çeşitli merceklerden meydana gelir. Bu mercekler, aynanın merkezindeki deliğe uyarlar ve dönen bir diskin etrafına yerleştirilmişlerdir, kolayca çevrilebilirler.

Oftalmoskopi ne zaman kullanılır?

  • Optik sinirlerde hasar
  • Retina ayrılması
  • Glakom
  • Sarı nokta hastalığı
  • Sitomegalovirüs (CMV)
  • Melanom
  • Hipertansiyon
  • Şeker hastalığı

Oftalmoskopi için nasıl hazırlanılmalı?

  • Oftalmoskopi öncesinde doktorunuz göz bebeklerinizin genişlemesi ve arkalarının daha rahat görülmesi için damla kullanır
  • Bu damlalar birkaç saat için görüşünüzün bulanıklaşmasına ve gözlerinizin ışığa hassas olmasına neden olabilir. Göz bebeklerinizi test sonrasında korumak için yanınızda güneş gözlüklerinizi getirin. Ayrıca sizi eve götürmesi için yanınızda bir kişi getirin. Eğer işiniz temiz bir görüş gerektiriyorsa o gün için iş yerinizden izin almanız gerekir
  • Herhangi bir ilaca karşı alerjiniz varsa doktorunuza söyleyin. Alerjik reaksiyona yol açabilecek göz damlalarını kullanmaktan kaçınacaktır
  • Bazı ilaçlar göz damlaları ile etkileşime geçebilir. Bu nedenle kullandığınız reçetesiz ilaçlar ve takviyeler de dahil olmak üzere bütün ilaçlarınızı doktorunuza bildirmeniz gerekmektedir
  • Son olarak kendiniz glokom hastası iseniz ya da ailenizde glokom hastası olan bir kişi doktorunuza söylemeniz gerekir. Glokom hastalığı riski durumunda muhtemelen göz damlası kullanılmayacaktır

Test sırasında ne olur?

Prosedürün başlangıcında doktorunuz göz bebeklerinizin büyümesi için göz damlası kullanabilir. Bu damlalar nedeniyle gözünüzde birkaç saniye için batma hissi oluşabilir. Ayrıca ağzınızda alışılmadık bir tat bırakabilirler.

Doktorunuz gözünüzün arka bölümünü büyümüş olan göz bebeklerinizden inceleyecektir. Yapılabilecek olan 3 farklı muayene vardır.

  • Direkt muayene; Direkt oftalmoskopi, arada başka bir görüntü oluşturmadan, hastanın göz dibinin direkt olarak görülmesini sağlayan optik alettir. Işık kaynağından gelen ışık, doğru açıyla yansıtılır ve retinayı aydınlatmak için hastanın pupilla içerisinden noktasal olarak odaklanır. Oftalmoskopta farklı merceklerden oluşmuş bir disk bulunmaktadır. Hastanın herhangi bir kırma kusuru varsa bu kusuru düzeltmek için disk üzerinde ihtiyaç duyulan güçte mercek göz hizasına getirilebilir. Direkt oftalmoskobun optik sistemi iki ayrı bölümden oluşmaktadır.Birinci bölüm mercek ve yansıtıcılar içerir. İkinci bölüm yüksek bir aydınlatma sağlayan aydınlatma sistemi içerir. Direkt oftalmoskopla elde edilen büyütme 15x ile 25x aralığında değişir. Görüş alanı hastanın pupillasının çapıyla sınırlıdır, toplam retina yüzeyinin yaklaşık %1’ine karşılık gelir. Pupillanın çapı arttıkça gözlenebilen retina alanı genişler.
  • Dolaylı muayene; Doktor, indirekt oftalmoskopla retinanın ters, gerçek ve büyütülmüş arada oluşan bir görüntüsünü gözlemler. Direkt oftalmoskoba kıyasla endirekt oftalmoskobun daha geniş görme alanı sağlaması en büyük avantajıdır. Bir diğer avantajı ise doktor ile hasta arasındaki mesafenin daha fazla olmasıdır. Bununla birlikte görüntü terstir ve büyütmesi direkt oftalmoskopinkinden daha küçüktür. İndirekt oftalmoskopi için daha şiddetli bir ışık kaynağına ihtiyaç vardır.Başa monte edilebilen yüksek ışık kaynağının geliştirilmesi, bu tekniğe çok faydalı olmuştur. Yeni geliştirilen binoküler indirekt oftalmoskoplar sâyesinde, aynı kişiyi iki kişinin gözlemesi ve aynı anda bakmaları mümkün olmaktadır. Endirekt oftalmoskoplar ortası delik iç bükey ayna ile +13.00 diyoptrilik mercek olabileceği gibi alna veya gözlüğe monte edilmiş çeşitleri de vardır.
  • Yarık lamba mMuayenesi; Bu prosedür doktorunuza dolaylı muayene ile aynı görüntüyü sağlar ancak daha detaylıdır. Yarık lamba adı verilen bir aletin önünde oturursunuz. Alnınızı ve çenenizi buna yerleştirmeniz istenir. Böylece muayene sırasında başınız sabit durur. Siz pozisyonunuzu aldığınız zaman doktorunuz parlak bir ışık açar. Ardından bir mikroskop ile gözünüzün arka tarafını görebilir. Daha iyi bir görüş elde edebilmek için farklı yönlere bakmanız istenebilir ve doktorunuz parmakları ile gözlerinizin açık kalmasını sağlayabilir. Ayrıca küçük bir sonda ile gözünüze baskı uygulanabilir

Riskleri nelerdir?

Oftalmoskopi genellikle rahatsız edicidir ancak ağrıya neden olmamalıdır. Işıkların kapatılmasının ardından ardıl görüntüler görebilirsiniz.

Nadir durumlarda göz damlalarına reaksiyon verebilirsiniz. Neden olabileceği durumlar:

  • Ağız kuruması
  • Kanlanma
  • Sersemlik
  • Bulantı ve kusma
  • Dar açılı glokom

Dikkat: Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Paylaşın

Nükleoplasti nedir, nasıl uygulanır? Detaylar

Nükleoplasti, fıtıklaşmış disklerin neden olduğu ağrıları tedavi etmek için kullanılan bir tedavi yöntemidir. Genelde geleneksel tedavi yöntemlerinin başarısız olduğu durumlarda uygulanan Nükleoplasti operasyonu yaklaşık bir saat sürmektedir.

Yapılan pek çok bilimsel çalışmanın sonuçlarına göre bu yöntemin başarı oranı yüzde % 80’in üzerindedir.

Nükleoplasti nasıl yapılır?

Ameliyathane koşullarında skopi adı verilen görüntüleme yöntemi eşliğinde uygulanmaktadır. İşlem sırasında hasta uyutulmaz ve yüz üstü yatar. İşlemi skopi ekranından bizzat takip edebilir. Hastanın işlem sırasında rahatsızlık hissetmemesi ve gevşemesini sağlamak için sakinleştirici ilaç uygulanır.

Ayrıca işlemin yapılacağı bölgeye lokal anestezik ilaç da yapılır. Bu şekilde hasta işlem sırasında ağrı duymaz ve herhangi bir rahatsızlık hissetmez. İşlem tamamen steril koşullarda ve tek kullanımlık malzeme ile gerçekleştirilir.

Nükleoplasti öncesi neler yapılmalıdır?

  • Hastada mevcut grip, sinüzit veya benzeri bir enfeksiyon ya da sebebi saptanmamış yüksek ateş ekarte edilmelidir
  • Aspirin, Coraspin gibi kan sulandırıcı ilaçlar ve gingko biloba içeren Tebokan, Bilokan türü ilaçlar 10 gün önceden kesilmelidir
  • Kullanılan pıhtılaşma önleyici ilaçlar an en az 1 hafta önceden kesilmelidir
  • Girişimden 5 saat öncesine kadar herhangi katı-sıvı gıda, su ve çay vb tüketilmesinin kesilmesi gerekir
  • Hastalara mutlaka bir refakatçi eşlik etmelidir

Nükleoplasti sonrası ne yapılmalı?

  • 1-3 gün istirahat, sınırlı oturma ve bir kerede 10-20 dakikadan fazla olmamak koşulu ile yürüme egzersizleri
  • En az 48 saat boyunca araba kullanılmayacak
  • İlk 2 hafta boyunca 2.5-5 kg’dan fazla ağırlık kaldırılmayacak
  • Alt sırt bölgesi kıvrılmayacak ve eğilmeyecek
  • İşlemi takip eden 12 hafta boyunca masaj veya traksiyon bölgeye uygulanmayacak
  • Nukleoplasti sonrası 2-3. haftada başlayan nazik fleksiyon ve ekstansiyon ev egzersizleri
  • Nukleoplasti sonrası 3-5. haftada daha önceki fizik tedavilerden birine başlanabilir
  • Taburcu edildikten sonra bireysel ev egzersiz programları günlük temeller üzerine uygulanır

Nükleoplasti tedavisinin riskleri nelerdir?

Nükleoplasti tedavisi, genel olarak güvenli bir işlemdir. Ancak diğer tüm işlemlerde olduğu gibi bu tedavi yönteminde de bir takım riskler ve yan etkiler bulunmaktadır. Nükleoplasti tedavisinin en sık görülen yan etkisi, hastaların uygulama sonrasında hissettikleri ağrılardır. Ancak bu ağrılar olağan oldukları gibi aynı zamanda geçicidirler.

Bu tedavi yöntemi, herhangi bir enfeksiyon riskinden korunmak adına oldukça steril koşullarda gerçekleştirilmektedir. Ayrıca işlemler tek kullanımlık malzemeler ile yapılır. Bu sayede oluşabilecek enfeksiyonların önüne geçilmiş olur. Tüm bunların yanında nükleoplasti tedavisinin görüntüleme yöntemleri eşliğinde yapılmasından dolayı, uygulama sırasında ya da sonrasında ciddi komplikasyonlar görülmemektedir.

Kimlere nükleoplasti yapılır?

  • Spinal kanalın sagital çapının %33’ünden daha az yer kapladığı vakalarda MRI ile ölçülmüş disk hernisi ve bacak ağrısı mevcudiyetinde
  • Disk herni (fıtık) ağrısının 6 haftadan daha uzun süre konservatif tedaviye cevap vermediği hastalarda
  • Aksiyel ve/veya bacak ağrısı ortaya çıkaran pozitif diskogram mevcudiyetinde nükleoplasti yapılır

Kimlere nükleoplasti tedavisi uygulanamaz?

Nükleoplasti tedavisi; disk alanının % 50’den fazla daraldığı hastalarda, spinal kırık ya da tümör varlığında, ekstrüde ve sekestre disklerde uygulanamaz.  Tüm bunların yanında yapılan bilimsel araştırmalar, uygulanan nükleoplasti tedavilerinin %80 oranında başarı ile sonuçlandığını göstermektedir.

Dikkat: Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Paylaşın

Kolonoskopi nedir, nasıl uygulanır?

Kolonoskopi, bağırsakların iç yüzeyinin kolonoskop adı verilen bir cihazla görüntülenmesi ve gerektiğinde şüpheli dokuların çıkarılarak laboratuvar ortamında incelenmesine yarayan endoskopik bir işlemdir. Sindirim sisteminin son kısmı olan kalın bağırsakta var olan mevcut kanamalara müdahale edilmesi ve erken dönem kolon kanseri oluşumlarının tedavisi amacıyla da kullanılan kolonoskopi, hastaneye yatış gerektirmeyen kısa süreli bir uygulamadır.

Makattan girilerek rektum ve kalın bağırsağın ayrıntılı olarak görüntülenmesine yarayan kolonoskop cihazı, 1 cm. çapında ve yaklaşık 60 cm. uzunluğunda esnek bir tüpten oluşur. Ucunda yer alan soğuk ışık kaynağı ve optik görüntüleme sistemi sayesinde elde edilen görüntüler monitöre yansıtılırken, eş zamanlı olarak bilgisayara kaydedilir. Elde edilen görüntüler ışığında hekim, kalın bağırsakta var olan pek çok problemin tanısını koyabilir. Şüpheli bölge üzerinden örnek doku parçası alarak ya da farklı bir deyişle biyopsi yaparak, ilgili dokunun laboratuvar ortamında ayrıntılı olarak incelenmesi için de uygulanabilir.

Kolonoskopi ne zaman gereklidir?

45 yaşın üzerindeki kimselerde olası bağırsak kanserinin erken teşhisi için 5 yılda bir tarama amacıyla kolonoskopi yapılmalıdır. Bu işlem esnasında saptanan polip denilen ve zamanla kansere dönüşebilen lezyonların çıkarılması ile kanser gelişiminin önüne geçilebilmektedir.

  • Makattan taze kırmızı kanaması olanlarda veya dışkısında gizli kan saptananlarda
  • Birinci derece akrabasında kalın bağırsak kanseri veya polibi öyküsü olanlarda
  • Bağırsak kanseri veya polibi öyküsü olanlarda kontrol amacıyla
  • Çekilen diğer filmlerde kalın bağırsakta şüpheli görünüm saptanan kişilerde
  • Geçmeyen ishali olanlarda ishal sebebinin araştırılması amacıyla
  • İnflamatuar bağırsak hastalığı (ülseraktif kolit crohn hastalığı) olanlarda
  • Nedeni açıklanmayan kilo kayıplarında
  • Uzun süren kabızlık durumlarında
  • Dışkılama alışkanlığında değişiklik olması
  • Tedavi ile geçmeyen ve nedeni açıklanmayan karın ağrılarında yapılmalıdır.

Kolonoskopi işlemine nasıl hazırlanmalıdır?

Kolonoskopi işlemi kalın bağırsağın incelenmesi olduğu için işlemden önce yapılacak diyet ve boşaltıcı ilaçlar ile ile bağırsağın çok iyi temizlenmiş olması işlemin değerini artıracaktır. Bu nedenle hastalarımız işlemden 48 saat önce katı gıda alımını kesmeli ve işlem gününe kadar sadece sıvı gıdalarla beslenmelidir. (Diyetin içeriği için lütfen hekiminize danışınız.) 48 saat süren sıvı diyetini takiben işlemden bir gece önce hekiminiz tarafından yazılan boşaltıcı ilaçları hekiminizin tarif ettiği şekilde kullanmalısınız. O gece ishal olunacağı için bol su alınmalıdır.

Kolonoskopi nasıl yapılır?

Randevu verilen hasta işlemden bir gün öncesinden başlayarak nasıl besleneceği anlatılır. Barsakların temizlenmesi için barsak temizleyici ilaç verilir.İ şlem günü işlem den önce lavman yapılır. Daha sonra hastanın tansiyonu ölçülür, hastaya işlemin yapılmasına olanak sağlayacak özel pantolon giydirilir, damar yolu açılır, hasta işlem için yatağına yatırılır, hastanın nabız ve oksijen satürasyonu işlem sırasında ilgili cihazlarla takip edilir. Kolonoskopide uyutma amaçlı rahatlatıcı iğneler yapılır.

Hasta uyuduktan sonra kolonoskopla anüs, rektum, sigmoid kolon, inen kolon, splenik fleksura, transvers kolon, hepatik fleksura, çıkan kolon, çekum, terminal ileumu incelenir. Gerekirse patoloji için biyopsi alınır. Polip varsa çıkartılır. İşlem sonrasında hasta istirahat için ilgili odaya alınırken yapılan işlemin kolonoskopi raporu hazırlanır. Biyopsi alınmışsa, biyopsi sonrasında gelen sonuca göre tedavisi düzenlenir. Kolonoskopi işlemi 15 dakika ve duruma göre daha fazla sürebilir.

Kolonoskopide anestezi nasıl yapılır?

Kolonoskopi (barsak incelemesi), gastroskopiye göre daha ağrılı ve uzun süren bir yöntemdir. Kolonoskopide barsaklar içinde aletin ilerlemesine bağlı olarak gerilme ve ağrı hissedilebilir. Bu yüzden anestezi uzmanı eşliğinde derin sedasyon yapılması daha uygundur. Derin sedasyonda hasta hiçbir ağrı hissetmez. Bir saatlik müşahadeden sonra hasta taburcu edilir.

Kolonoskopide olası yan etkiler nelerdir?

Tanısal amaçlı kolonoskopilerde yan etki çok nadirdir. Geçici şişkinlik ve gaz sancısı, barsak mukoza ve yapısında zedelenme çok nadir görülür. Sakinleştirici ve ağrı kesici alerjilerine karşı duyarlı ve uyanık olunmalı. Uzun bir süre geçse bile kanlı dışkılamalarda mutlaka doktora haber verilmelidir. İşlemin uygun yapılabilmesi için bir gün önceden, öğleden itibaren katı gıdalar kesilir, onun yerine sulu gıdalar tercih edilir. İşleme gelmeden önceki gün akşamı sulu kahvaltı sonrası (tanesiz çorba, komposto, et suyu) doktorun reçete ettiği ishal yapıcı laksatif ilaç usulüne uygun kullanılır. İşlemden önce kullanılan ilaçlar aspirin, ağrı kesici ilaçlar, kalp ilaçları, pıhtılaşmayı engelleyici ilaçlar insülin kullanımı gibi durumlarda mutlaka doktorunuzu haberdar ederek tavsiyelerine uygun hareket etmelisiniz.

Kolonoskopi riskleri nelerdir?

Kolonoskopi güvenli bir işlemdir. Ancak zaman zaman işlem sırasında veya sonrasında olumsuz durumlar oluşabilmektedir.

  • Kanama
  • İltihaplanma
  • Divertikül denilen kalın bağırsak duvarının dışa doğru fıtıklaşması
  • Şiddetli karın ağrısı
  • İşlem sırasında kullanılan sakinleştiriciye olumsuz tepki
  • Kolon veya rektum duvarında yırtılma (perforasyon)
  • Kalp veya kan damarı hastalığı olan kişilerde sorunlara neden olabilir

Dikkat: Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Paylaşın

Gastroskopi nedir, nasıl uygulanır? Detaylar

‘Özofago Gastro Duodenoskopi’ veya kısa olarak Gastroskopi, üst sindirim sistemi kanalının içinin görülerek incelendiği teşhis yöntemine denir. İşlem sırasında kullanılan cihaz gastroskop’tur. Bu esnek, bükülebilir, ucunda minik bir kamera olan ve işaret parmağı kalınlığında tüp şeklinde ileri teknoloji ürünü bir cihazdır. 

Gastroskop ucundaki kamera midenin iç yüzünün görüntüsünü yüksek çözünürlüklü bir televizyon ekranına yansıtır. Bu sayede polipler, tümörler, iltihabi değişiklikler, kanamaya yol açabilen damarsal genişlemeler veya başka patolojik değişiklikler varsa görülür. Gastroskopi sırasında saptanan normal olmayan dokuların mikroskopik incelenmesinin yapılabilmesi (patoloji tetkiki) için küçük örnekler alınabilir (biopsi) veya  polip adını verdiğimiz yapılar tamamen çıkartılabilir.

Nasıl yapılır?

Normal bir gastroskopi 15-20 dakika sürer. Anestezi veya sedasyon altında yapılan bu uygulamada, gastroskop, hastanın ağzına yerleştirilerek dikkatli bir şekilde yemek borusu, mide ve on iki parmak bağırsağına ulaşılması sağlanır. Bu işlem esnasında boğaz kısmında biraz baskı hissedilebilir ama şiddetli ağrı olmaz. Gastroskopun rahat hareket etmesi için özofagus içine hava basıncı uygulanır. Bu uygulama sayesinde sindirim sistemindeki anormallikler ekrana yansır. İşlem bittikten sonra gastroskop ağızdan yavaşça çıkarılır.

Hazırlık Gerekir mi?

Özel bir hazırlık gerekmiyor. Bu işlemin uygulanabilmesi için 8 saat açlık ve 4 saat susuzluk dönemi yeterli olmaktadır. Ancak özellikle ileri derece kalp yetmezliği ve KOAH hastalığı olan kişilerde bu işlemin yapılabilmesi için kardiyoloji ve / veya göğüs hastalıkları onamı alınması gerekir.

Kimlere yapılmalıdır?

  • 45 yaşın üzerinde mide rahatsızlığı şikâyeti olan herkese
  • 45 yaşın altında mide rahatsızlığı şikâyeti olup bulantı, kusma, kilo kaybı, yutma güçlüğü, ailede mide kanseri öyküsü gibi alarm bulguları olanlara
  • İlaç tedavisine rağmen mide rahatsızlık şikâyeti devam edenlere
  • Üst sindirim sistemi kanaması olanlara
  • Mide filminde şüpheli görüntüsü olanlarda
  • Mide kanseri öyküsü olanlarda
  • Nedeni ortaya konulamayan karın ağrısında
  • Uzun süreli reflü şikâyeti olan ve özellikle 50 yaş üzeri hastalarda
  • Barret özofaguslu hastalarda takip amacı ile
  • Nedeni ortaya konulamayan B12 vitamin eksikliği bulunanlarda
  • Nedeni ortaya konulamayan demir eksikliği ve depo demiri düşüklüğünde
  • Mide ülseri saptanan hastalarda 6-8 hafta sonra kontrol amacı ile
  • Siroz hastalarında

Gastroskopi sonrası dönem;

  • Boğazdaki uyuşukluk geçmeden, yaklaşık 1 saat süresince ağızdan hiçbir şey alınmaz
  • Kullanılan ilaçlar sonrası uyuşukluk hissedilmesi ve anlatılanların tam hatırlanmaması veya algılanmaması normaldir. Gastroskopi yapılan bireylerin mutlaka bir refakatçi eşliğinde evine götürülmesi gerekmektedir. İlaçların etkisinin geçeceği ertesi güne kadar motorlu araçlar kesinlikle kullanılmamalıdır
  • İlaçlar muhakeme gücünüzü etkileyebileceği için iş ve özel hayatınızı etkileyecek önemli kararlar 24 saat süreyle ertelenmelidir. Aynı süre zarfında alkol, yatıştırıcı ilaç, kas gevşetici vb. alınmamalıdır
  • Gastroskopi sırasında üflenen havanın kalan kısmı nedeniyle hissedilen şişkinlik ağız ve makat yoluyla çıkartılan gaz ile giderek azalır. Gastroskopi sonrası özellikle boğazın tahriş olmasına bağlı yada alınan biyopsiler ve polipler nedeniyle ağızdan çok az miktarda kan gelebilir
  • Karında şişkinlik ve ağrı hissinin 24 saatten sonra da devam etmesi, kusma, titreme ve ateş yükselmesi, nefes darlığı, makattan yada ağızdan sürekli veya bol miktarda kan gelmesi gibi durumlarda doktorunuzu hemen aramanız gerekmektedir

 

Paylaşın