CHP’de Olağanüstü Kurultay: Kılıçdaroğlu’ndan “Aday Değilim” Açıklaması

CHP’de olağanüstü kurultay için geri sayım devam ederken, partinin 7. Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Herkes aday yapıyor ama ben aday değilim” açıklamasında bulundu.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel’in partiye kayyım atanacağı iddialarının önünü kesmek için 6 Nisan’da olağanüstü kurultay ilan etmesinin ardından parti kulisleri hareketli.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in yeniden aday olacağı kurultayda, partinin 7. Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ya da işaret edeceği bir ismin aday olup olmayacağına ilişkin tartışmalar sürüyor.

Habertürk yazarı Muharrem Sarıkaya’ya konuşan Kılıçdaroğlu ise, “Aday mısınız?” sorusuna, “Hayır efendim. Ben aday değilim…” yanıtını verdi.

“Kurultaya gidecek misiniz?” şeklindeki soruya da cevap veren Kılıçdaroğlu, “Biliyorsunuz bir süredir Bayram dolayısıyla tatildeyim. Eğer davetiye geldiyse giderim. Ofiste olmadığım için davetiyenin gelip gelmediği hakkında da bilgim yok. Bir iki güne döneceğim, eğer davetiye gelmişse giderim” ifadelerini kullandı.

“Aday olmanız için imza toplayanlara kaç imza topladığınızı sorduğunuz, 400 civarında kaldığını öğrendiğinizde de 600’ü bulmaları halinde adaylığı düşüneceğinizi söylediğiniz ileri sürülüyor” şeklindeki soruya Kılıçdaroğlu, esprili bir dille yanıt verdi: “Az söylemişler. Madem istemişim niye az olsun, şöyle 750-800 olsaydı bari… Az demişler, 800’ü geçseydi…”

Kimsenin açıp kendisine sormadan hakkında yorumda bulunduğunun altını çizen Kılıçdaroğlu, “Herkes aday yapıyor ama ben aday değilim” ifadelerini kullandı.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, olağanüstü kurultayla ilgili çok büyük bir beklentiye girilmemesi gerektiğini söyledi.

Olağanüstü kurultay kararının “kayyum” ihtimaline karşı alındığını anımsatan Bulut, “Burası baba ocağı, yüzde 5 imzayı bulan herkes aday olabilir” dedi.

Bulut, “Sosyal medya üzerinden doğru olmayan bilgilerin aktarılmasını da aday olmak isteyenlere de ‘vay niye aday oluyorsun’ denmesini de doğru bulmam. Biz her iki duruma göre de hazırlığımızı yapıyoruz” dedi.

Özel dışındaki bir ismin adaylığının CHP’nin birlik ve bütünlüğünü bozmayacağını vurgulayan Bulut, “Ama sosyal medya üzerinden parti içinde kavga varmış gibi göstermek, iktidarın ekmeğine yağ sürer” görüşünü dile getirdi.

Paylaşın

Özel’den Partililere “Kılıçdaroğlu” Talimatı: Hakkında Konuşmayın

CHP Lideri Özgür Özel’in partisinin MYK toplantısında, CHP’nin 7. Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında değerlendirmede bulunmadığı ve bu konuda partililere de konuşmaması yönünde bilgi verdiği öğrenildi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Merkez Yönetim Kurulu (MYK), CHP Genel Başkanı Özgür Özel başkanlığında toplandı. Yaklaşık dört saat süren toplantının ana gündemini, belediyelere yönelik operasyonlar, ön seçim süreci, gündemdeki gelişmeler oluşturdu. ‘Şaibe’ iddialarıyla inceleme başlatılan CHP’nin 38’inci Olağan Kurultayı toplantının ana gündemlerinden biri oldu.

Edinilen bilgiye göre, MYK toplantısında CHP Genel Başkanı Özgür Özel, şaibeli kurultay konusuna ilişkin bir değerlendirme yapmadı. Sadece bu konuda partililerden öneriler aldı. Özel’in Kılıçdaroğlu’na yönelik bir değerlendirmede bulunmadığı ve bu konuda partililere de konuşmaması yönünde bilgi verdiği öğrenildi. Özel, bu konuda eski genel başkanlar hakkında yorum yapmanın doğru olmayacağını belirtmişti.

Konuyla ilgili Artı Gerçek’ten Seda Taşkın‘a konuşan CHP’li bir yetkili “Partide Kemalciler, Özgürcüler polemiği oluşturup bizi tuzağa çekmeye çalışıyorlar. Karşımızda demokrasinin D’sinden anlamayan bir iktidar var. Biz onların bu oyununa gelmeyeceğiz” dedi.

Kurultayın yeniden yapılacağı ve kayyım atanacağı iddialarına ilişkin de değerlendirmede bulunan partili, bu iddialara ilişkin, “Hukukun olmadığı bir yerde her şey olabilir. CHP’nin veremeyeceği hesabı yok” açıklamasında bulundu.

Toplantının gündemlerinden birisi de 23 Mart’ta yapılacak ön seçim oldu. Edinilen bilgiye göre, CHP ön seçimde geniş bir katılım bekliyor. Bu konuda cumhurbaşkanı aday adayı olacak kişiler için de sürecin kolaylaştırılacağı belirtildi. Bu konuda milletvekillerine isteyen kişilere imza verebileceği açıklamasında bulunuldu. Aynı milletvekilinin farklı aday adaylarına oy kullanabileceği belirtildi. Görüştüğümüz partililer, cumhurbaşkanı aday adayı olma konusunda bir sınırlamanın olmayacağını belirterek, aday adaylarına gereken desteğin verileceğini de aktardı.

Edinilen bilgiye göre, ön seçim süreci tamamlandığında belirlenen isim 72 saatlik itiraz sürecin ardından meclis grubuna sunulacak. Artı Gerçek’e bilgi veren bir partili, cumhurbaşkanı adayının belirlenmesiyle birlikte çalışma ofisinin kurulacağını da aktardı. Buna göre CHP Genel Merkezi idari bir ofis gibi kullanılacak ve kampanya cumhurbaşkanı adayının çalışma ofisinden yürütülecek.

50 bin kişi CHP’ye üye oldu

Bu arada Özgür Özel’in, üyelik için katılım çağrısının karşılık bulduğu belirtildi. Görüştüğümüz partililer, 50 bin kişinin çağrı üzerine katılım yaptığını söyledi. Aynı partili, ön seçimle ilgili reklam kampanyası başlayacağını da duyurdu.

Muharrem İnce’nin bir süredir CHP’ye katılması bekleniyordu. Bu konuda görüş aldığımız bir partili ise partilere yapılan ziyaretler kapsamında Memleket Partisi’ne de bir ziyaret gerçekleştirileceğini belirterek, katılma konusunun bu ziyarette gündeme geleceğini aktardı. Aynı partili, partilerine çok sayıda siyasetçinin katılma talebinin olduğunu ekledi.

Paylaşın

CHP’ye “Şaibeli Kurultay” İncelemesi: Özgür Özel Genel Başkan Seçilmişti

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Özgür Özel’in CHP genel başkan seçildiği kurultay hakkında inceleme başlattı. Başsavcılık, Kemal Kılıçdaroğlu ve Akif Hamzaçebi’yi ifadeye çağırdı.

Haber Merkezi / Kurultayın ilk gününde yapılan genel başkanlık seçiminde, Manisa Milletvekili ve CHP Grup Başkanı Özgür Özel, ikinci turda 812 delegenin oyunu alarak (yüzde 59,44) CHP Genel Başkanı seçilmişti.

Özel, önceki genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu’na karşı verdiği mücadelede zafer elde ederken, kurultay süreci boyunca çeşitli tartışmalar gündeme gelmişti.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) 4 – 5 Kasım 2023 tarihlerinde Ankara Spor Salonu’nda yapılan 38. Olağan Kurultayı hakkında “şaibe” incelemesi başlattı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan açıklamada şöyle denildi: “‘Ankara’da gerçekleşen Cumhuriyet Halk Partisi Kurultayında ‘kurultay günü para karşılı oy kullandırıldığı’ şeklinde Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’na yapılan ihbar üzerine yetkisizlik kararıyla evrakın yetki itibariyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığımıza gönderilmesini müteakip Başsavcılığımızca 2024 yılı Ocak ayında soruşturma başlatılmıştır.

Soruşturmaya konu olayla ilgili basın organlarında ve sosyal medyada yapmış oldukları açıklamaları nedeniyle Kemal Kılıçdaroğlu ve Akif Hamzaçebi tanık sıfatıyla ifadeye çağrılmıştır. Soruşturmaya titizlikle devam edilmektedir. Kamuoyuna saygı ile duyulur.”

Kurultayın ilk gününde yapılan genel başkanlık seçiminde, Manisa Milletvekili ve CHP Grup Başkanı Özgür Özel, ikinci turda 812 delegenin oyunu alarak (yüzde 59,44) CHP Genel Başkanı seçilmişti. Özel, önceki genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu’na karşı verdiği mücadelede zafer elde ederken, kurultay süreci boyunca çeşitli tartışmalar gündeme gelmişti.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Özel’in genel başkan seçildiği CHP’nin 38. Olağan Genel Kurultay’ı için “şaibe” iddiasında bulunmuştu.

Erdoğan, daha önce de birçok kez ortaya attığı bu iddiayı son olarak partisinin Manisa İl Kongresin’de dillendirmiş ve “2 sene öncesini hatırlayın. Eski genel başkanlarını yere göğe sığdıramıyorlardı. Sürekli övgü yağmuruna tutuyorlardı. Türkiye’yi kurtaracak adam dedikleri Bay Kemal’i bir günde istenmeyen adam ilan ettiler. Şaibeli bir kurultayla Bay Kemal’i partiden tehcir ettiler” demişti.

Kemal Kılıçdaroğlu da katıldığı televizyon yayınında “Sükut ikrardan gelir” diyerek CHP yönetiminin açık ve net açıklama yapması gerektiğini söylemişti. Kılıçdaroğlu, iddiaların hatırlatılması üzerine CHP yönetiminin açıklama yapması gerektiğini belirtmiş, “Yapmıyorsanız, sükut ikrardan gelir o zaman başka bir şey var demektir burada.” demişti.

Özel, Erdoğan’ın ‘CHP’nin kurultayı şaibeli’ sözlerine yanıt verilmesi gerektiğini iddia eden Kılıçdaroğlu’na şu yanıtı vermişti:

“Sayın Erdoğan’ın bir siyasi partinin içini karıştırmak için söylediği sözlere yanıt vermeye kalksak… 14 yıldır, Sayın Erdoğan bundan önceki kurultayımıza da, Sayın Kemal Bey’in geldiği kurultaya, olmadık şeyler söylüyordu. ‘Şöyle geldiniz, böyle geldiniz.’ Bir gün cevap verdik mi? Kemal Bey buna bir gün cevap verdi mi? Buna cevap mı verilir?

Ben, Sayın Erdoğan’ın böyle bir sorusunu hani duyduğumu, buna zaman harcadığımı söylesem bu, Atatürk’ün kurduğu partinin dünden bugüne emek vermişlerin, emeklerine ve bugün 1 milyon 600 bin üyesine ayıp etmiş olur. Yani bunlar ciddiye alınacak şeyler mi arkadaşlar?”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Özel’e “Normalleşme” Göndermesi

Özgür Özel’e göndermede bulunan Kemal Kılıçdaroğlu, “Onlarla mücadele etmezsen, şirin gözükmeye çalışırsan, normalleşirsen asıl hesap vermesi gerekenler dönüp senden hesap sorarlar” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) 7. Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından “Akrep ve Kurbağa…” başlıklı bir video paylaştı. CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e göndermede bulunan Kılıçdaroğlu, şu ifadeleri kullandı:

“Sevgili dostlar, hepinizin bildiği çok meşhur bir akrep kurbağa hikayesi vardır. Malumunuz olduğu üzere, yüzmeyi bilmeyen akrep kendisini nehrin karşısına geçirmeye ikna ettiği kurbağayı sokarak öldürür ve cevaben “Ben akrebim, tabiatım bu.” der.

Kıssadan hisse: Eğer akreplere inanırsan, onlarla mücadele etmezsen, şirin gözükmeye çalışırsan, normalleşirsen, asıl hesap vermesi gerekenler dönüp senden hesap sorar ve sonunda nehrin ortasında boğulursun.

Sevgili kardeşlerim, unutmayalım ki gecenin en karanlık anı şafağa en yakın andır. Kuruluştan ve kurtuluştan aldığımız güçle hiçbir Cumhuriyet Halk Partili’nin umutsuzluğa kapılma ve karanlığa teslim olma hakkı yoktur. Adalet kavgamız devam edecek.”

Kılıçdaroğlu’nun konuşma yaptığı masada ‘Adalet’ ve ‘Yürüyüş’ kitapları yer aldı. Masada aynı zamanda siyasi yasak istemi ile yargılandığı davadaki savunması yer aldı.

Paylaşın

MHP’den Geri Adım: Kılıçdaroğlu Hakkındaki Şikayetten Vazgeçildi

MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, Kemal Kılıçdaroğlu hakkındaki “suç ve suçluyu övme” şikayetlerinden vazgeçtiklerini açıkladı. Yıldız, talimatın MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli tarafından verildiğini ifade etti.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP), Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) 7.  Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında 2020 yılında açılan davadan şikayetini geri çekti.

MHP İstanbul Milletvekili Feti Yıldız, sosyal medya hesabından konuya ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

“Cumhuriyet Halk Partisi eski Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu hakkında 05.02.2020 tarihinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı‘na vermiş olduğumuz şikayet dilekçesi üzerine soruşturma başlatılmış, Türk Ceza Kanunu’nun ‘Kamu Barışına Karşı Suçlar’ bölümünde düzenlenen ‘suç ve suçluyu övme’ suçunu oluşturan beyanlarının kamu düzenini bozmaya elverişli boyutta olması, toplumun dirlik ve düzeni açısından açık, yakın ve somut bir tehlike hali yaratacak koşullarda bulunması, zincirleme şekilde suçun unsurlarının oluşturduğu değerlendirilerek cezalandırılması için kamu davası açılmış, hakkında güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına karar verilmesi kamu adına istenmiştir.

Görev ve yetki itirazları uzun bir zaman almış ,sonuç olarak dava dosyası Ankara 35. Ağır Ceza Mahkemesi esasına kaydedilmiştir. 03.12.2024 tarihinde yapılan ilk duruşmaya Sayın Kemal Kılıçdaroğlu mazeret beyanında bulunarak katılmamıştır.

Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli gurup toplantısında: ‘Terörsüz bir yüzyılın çatısını gönüllerin birleşmesiyle örmenin amacındayız. Temkinli ve ihtiyatlı iyimserlikle devletimizin kutlu varlığına hiçbir halel getirmeyecek hakkaniyetli mücadelede inşallah çıta yükselteceğiz.

Fedakarlık ise isteneni yerine getireceğiz. Biliyoruz ki değişimsiz gelişim olmaz fakat kafasını değiştirmeyenler hiçbir şeyini değiştiremez. Biz gelişmiş güçlenmiş Türkiye’nin hedefindeyiz.’ sözleriyle içinden geçtiğimiz zamanı özetlemişti. Bugün itibariyle, Ankara 35. Ağır Ceza Mahkemesinde Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun yargılandığı davada ‘şikayetimizi geri almamız’ için gerekli işlemin yapılması talimatını vermiştir.”

Davanın geçmişi

MHP, 5 Şubat 2020 tarihinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na verdiği şikayet dilekçesiyle, dönemin CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nu Selahattin Demirtaş’ın tutukluluğunu eleştiren açıklamaları nedeniyle “suç ve suçluyu övmek” suçlamasıyla yargıya taşımıştı. Savcılık tarafından başlatılan soruşturma sonrası açılan kamu davasında, Kılıçdaroğlu’nun beyanlarının “kamu düzenini bozma potansiyeli taşıdığı ve somut bir tehlike oluşturduğu” gerekçesiyle cezalandırılması talep edilmişti.

Davaya bakan Ankara 35. Ağır Ceza Mahkemesi, 3 Aralık 2024 tarihinde ilk duruşmayı gerçekleştirmiş, ancak Kılıçdaroğlu mazeret bildirerek katılmamıştı.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, yaptığı son açıklamalarda, “Terörsüz bir yüzyılın çatısını gönüllerin birleşmesiyle örmenin amacındayız. Temkinli ve ihtiyatlı iyimserlikle kutlu mücadelede çıtayı yükselteceğiz” şeklinde konuştu. Bahçeli’nin bu açıklaması sonrası MHP, Kılıçdaroğlu hakkındaki şikayetinden vazgeçilmesi talimatını verdi.

MHP’nin bu hamlesi, kamuoyunda ve siyasi çevrelerde çelişki tartışmalarını beraberinde getirdi. Geçmişte Kılıçdaroğlu’nun Selahattin Demirtaş’a destek açıklamalarını sert bir şekilde eleştirerek yargıya taşıyan MHP’nin, bugün benzer bir duruşla eleştirilerin odağı haline gelmesi dikkat çekti.

İmralı Cezaevi’ndeki bölücü terör örgütü lideri Öcalan’ı “sürece katkı sunabilecek” bir aktör olarak konumlandıran MHP’nin, Kılıçdaroğlu hakkında açılan davadan geri çekilmesi ise kamuoyunda .elişkiden kurtulmak için atılan bir adım olarak değerlendirildi.

Paylaşın

Erdoğan’dan Kılıçdaroğlu’na 500 Bin Liralık Tazminat Davası

Erdoğan’ın avukatı Hüseyin Aydın, Kemal Kılıçdaroğlu hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunduklarını ve “500 bin TL’lik manevi tazminat davası” açtıklarını duyurdu.

Kılıçdaroğlu’nun avukatı Celal Çelik ise yeni davayla ilgili açıklama yaparak “Gerçekleri duymak, yolsuzluk olgularının ispatlanmasına katlanmak zor olabilir. Anlıyoruz. Ancak, milim geri adım atma olasılığımız olmayacak” dedi.

CHP’nin 7. Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Mersin’de bir mitingde 2014 yılında yaptığı bir konuşma üzerine “cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla hakkında açılan ve 11 yıla kadar hapis ve siyasi yasak istenen davanın ilk duruşmasında cuma günü Ankara Adliyesi’nde ifade verdi.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın avukatı Hüseyin Aydın, mahkemedeki açıklamaları nedeniyle CHP’nin 7. Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunduklarını ve “500 bin TL’lik manevi tazminat davası” açtıklarını duyurdu.

Aydın, sosyal medya hesabından konuya ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada, Erdoğan’ın 15 Temmuz 2016’dan sonra “siyasi hayatta asgari nezaketin kalıcı olarak tesis edilmesi” amacıyla Kılıçdaroğlu aleyhine açtığı tüm davalardan vazgeçtiği ifade edildi.

Aydın’ın açıklamasının devamında şunlara yer verildi: “Aradan geçen sekiz yıla rağmen Kılıçdaroğlu cephesinde asgari siyasi nezaket konusunda bir arpa boyu dahi mesafe alınmadığı aksine kabalığın ve çirkin uslübün bir davranış kalıbına dönüştüğü anlaşılmıştır.

Şikayetten vazgeçtiğimiz ve bu nedenle cezalandırma ve siyasi yasak talep etmediğimiz bir dosya üzerinden, sahte bir mağduriyet algısı oluşturulduğu gibi, savunma hakkı kötüye kullanılarak Cumhurbaşkanımızın kişişik hakları ağır bir şekilde ihlal edilmiştir.

Cumhurbaşkanımıza yönelik hakaret ve iftiraların bir hülâsasından ibaret olan mahkemedeki açıklamaları nedeniyle Kılıçdaroğlu aleyhine Ankara Cunhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmuş ve Asliye Hukuk Mahkemesinde de 500 bin TL’lik manevi tazminat davası açılmıştır.”

Kılıçdaroğlu’nun avukatı Celal Çelik ise yeni davayla ilgili açıklama yaparak “Gerçekleri duymak, yolsuzluk olgularının ispatlanmasına katlanmak zor olabilir. Anlıyoruz. Ancak, milim geri adım atma olasılığımız olmayacak” dedi.

Çelik’in sosyal medya hesabından yaptığı açıklama şöyle: “Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu’nun savunması, daha doğrusu manifestosu Recep Tayyip Erdoğan’ı yine rahatsız etmiş. Ve yine yargısına başvurmuş. Gerçekleri duymak, yolsuzluk olgularının ispatlanmasına katlanmak zor olabilir! Anlıyoruz… Ancak, milim geri adım atma olasılığımız olmayacak. Tekrar tekrar İspat Hakkımızı kullanmaya ve yolsuzluk olgularını kanıtlamaya devam edeceğiz. Sonuçta da kazanacağız ve Erdoğan üzülmeye devam edecek. Zira haklıyız…”

Ne olmuştu?

Kılıçdaroğlu, 17-25 Aralık yolsuzluk soruşturmaları nedeniyle dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik sözleri nedeniyle hakim karşısına çıktı. Erdoğan’ın şikâyetiyle 11 yıl 8 ay hapis cezası ve siyasi yasak istemiyle yargılanan Kılıçdaroğlu, mahkemedeki savunmasında “Hırsıza hırsız dediğim için buradayım” dedi.

Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ben buraya işlediğim bir suçtan ötürü kendimi savunmak için değil, işlenen suçları kayıtlara geçirmek, hesabını sormak ve tarihe not düşmek için geldim. Sanırım, açılan davaların ve mahkemeye çıkmamın nedeni, Erdoğan’a ‘Başçalan, Hırsız ve Başhırsız’ demiş olmamdır.

Karşınıza Sayın Yargıç, ‘hırsıza, hırsız’ dediğim için çıktım. Bütün görevlerim süresince çok büyük bütçeler yönettim. 10 binlerce memura amirlik yaptım. Ne beytül malın bir kuruşuna el uzattım, ne de bir kişiye müsaade ettim. Bakınız yolsuzluk ve hırsızlık, ülkenin başına ne işler açıyor. Yaptığı hırsızlık, yolsuzluk nedeniyle mal varlığının hesabını veremeyen yöneticiler, egemen güçler tarafından teslim alınırlar. Ve bu sonuçta o ülke için felaketlerin kapısını aralar.

Erdoğan ailesinin mal varlığı dolayısıyla dönemin ve şimdinin ABD başkanı Trump tarafından tehdit edildiğini ve Erdoğan’ın bu tehdide hemen boyun eğdiğini sadece biz değil bütün dünya biliyor.Egemen güçler tarafından teslim alınan bir devlet başkanı ülkesine hizmet edemez. Bu, tarihin önümüze koyduğu bir başka gerçektir.”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Meral Akşener’e: İşbirlikçi

Kemal Kılıçdaroğlu, Meral Akşener’e göndermede bulunarak, “Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, vasiyet olarak ‘Kılıçdaroğlunu aileme emanet ediyorum’ diyen milliyetçi ve vatansever diye bildiklerimiz işbirlikçi çıktı, onlara inandığım hata ettim. Bu kadar kötü olabileceklerini tahmin edemedim” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) 7. Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın şikayetiyle 11 yıl 8 ay hapis cezası ve siyasi yasak istemiyle yargılandığı davada bugün hakim karşısına çıktı. Duruşma Ankara 57. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

Kemal Kılıçdaroğlu, duruşmanın görüleceği Ankara Adliyesi önünde kalabalık  bir grup tarafından ‘Hak hukuk adalet’ sloganları ile karşıladı. CHP lideri Özgür Özel ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş da adliyeye geldi.

Sinan Ateş’in eşi Ayşe Ateş, “Sinan öldüğünde bizim yaşadığımız en büyük acı vefasızlık duygusuydu. Kemal bey de sağ olsun bizi hiç yalnız bırakmadı. O sebeple ben de bugün buradayım. Onu yalnız bırakmak istemedim” ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu, savunmasında şu ifadeleri kullandı: “Sayın Yargıç, Konuşmama başlamadan önce iki hususa dikkat çekmek istiyorum. Birincisi: Ben buraya işlediğim bir suçtan ötürü kendimi savunmak için değil, işlenen suçları kayıtlara geçirmek, hesabını sormak ve tarihe not düşmek için geldim.

İkincisi : Maruz bırakıldığım bu hukuksuzluğun öznesi ve sebebi olmadığınızı biliyorum. Söyleyeceklerimin hiçbirisinin şahsınızla bir ilgisi yoktur. Ancak bilmenizi isterim ki sizinle ortak bir noktada buluştuk. Tarih, bana gerçekleri söyleme görevi verdiği gibi size de bu gerçekleri kayıt altına alma fırsatı sunmuştur.

Sanırım, açılan davaların ve mahkemeye çıkmamın nedeni; Erdoğan’a “Başçalan, Hırsız ve Başhırsız” demiş olmamdır. Öncelikle ispatlarla sabit olan bu gerçekleri dile getirdiğim için hiçbir pişmanlığımın olmadığını söylemek isterim.

Ne mutlu ki bana, mahkeme karşısına, “Rüşvet suçundan” çıkmadım. Ne mutlu ki bana, “yetim hakkı yiyen zimmet suçlusu bir hırsız” olarak karşınıza çıkmadım. Ve yine ne mutlu bana ki Sayın Yargıç, karşınıza “Vatana ihanetten” de çıkmadım. Karşınıza Sayın Yargıç, “Hırsıza hırsız ” dediğim için çıktım.

Sizlerin ve aziz milletimin huzurunda ve tarih önünde tekrar söylüyorum; “Oğlum evdeki paraları sıfırladın mı ” diyen adam HIRSIZDIR. “Bir tek yüzüğüm var, zengin olursam bilin ki çalmışımdır” diyen adam zengin olmuş ise Sayın Yargıç, buradan tekrar söylüyorum BAŞÇALANDIR – HIRSIZDIR.

Sayın Yargıç; Ben Kemal Kılıçdaroğlu..! Maliye Bakanlığında hesap uzmanlığı, Gelir İdaresi Başkanlığında Daire Başkanlığı ve Genel Müdür Yardımcılığı yaptım.

Bağ-Kur ve Sosyal Sigortalar Kurumunda Genel Müdürlük, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığında Müsteşar yardımcılığı yaptım. Siyaset arenasına girmeden önce Üniversitede ders verdim. Milletvekilliği ve Grup Başkan Vekilliği yaptım. Daha sonra üyesi olmaktan her zaman gurur duyduğum Cumhuriyet Halk Partisinde Genel Başkanlık görevini 13 yıl boyunca yerine getirdim.

Sayın Yargıç, Bütün görevlerim süresince çok büyük bütçeler yönettim. 10 binlerce memura amirlik yaptım. Ne beytül malın bir kuruşuna el uzattım, ne de bir kişiye müsaade ettim.

Çeteler, baronlar ve mafyalar hep karşımda olmuştur. Tarih kadar uzun bir yolculuktan geldim Sayın Yargıç. 68 Kuşağında Denizlere, Mahirlere ve Hüseyinlere yoldaşlık ettim. İdamlara tanıklık ettim. Daha sonraları anladım ki, Sağdan ve soldan idam edilenlerin aslında aynı hedefte yürüyen kardeşler olduğunu. Düşmanlarımızın ise tek olduğunu.

Aslında, bizim tek düşmanımız, bu ülkeyi bölmek ve bizleri kendilerine köle yapmak için amansızca çalışan Emperyal güçlerdi… O kara günler geçtikten sonra, darbeler ve idamlar sürecini çok düşündüm ve tek bir şeye İnandım…

“Biz; sağcı-solcu, seküler-dindar, Alevi-Sünni, Türk-Kürt- ” değildik. Biz, Dünyanın en güzel toprakları olan bu vatanda, barış, kardeşlik, huzur ve bereket içerisinde yaşama mücadelesi veren, ama İşgalci güçler ve onların içimizdeki işbirlikçileri eliyle birbirini öldüren…

Gençlerini uyuşturucu baronlarının eline terk etmiş, Çocuklarının eğitim-sağlık ve beslenme ihtiyaçlarını karşılayamayan, gelişmiş dünyanın çoktan unuttuğu saçma konular yüzünden kutuplaşmış, emeklisi aç, hastası tedavi edilemeyen, sınırları korunamayan, emeği sömürülen, insanlık onuruna yakışan bir hayattan çok uzaklaşmış, ağız dolusu gülmeyi unutmuş, 85 milyon ve tek millet olan kardeşler olduğumuza inandım.

Anlatacağım Sayın Yargıç, Sizde bunu aziz milletimiz adına ve tarih önünde kayıtlara geçirin. Herkes iyi dinlesin! Bu sözlerime kulak versin! Sayın Yargıç bu anlatacaklarımın dava konusu ile ne alakası var demeyin!

Bakınız yolsuzluk ve hırsızlık, ülkenin başına ne işler açıyor! Yaptığı hırsızlık, yolsuzluk nedeniyle mal varlığının hesabını veremeyen yöneticiler, egemen güçler tarafından teslim alınırlar. Ve bu sonuçta o ülke için felaketlerin kapısını aralar.

Bakınız, Büyük Ortadoğu Projesinin 2. Fazına geçildi! Emperyalistlerin, İşgalcilerin ve Vatanımızda-Çocuklarımızda-Geleceğimizde ve Canımızda gözü olan düşman cephesinin kurduğu planın ilk aşaması tamamlandı. Şimdi ikinci aşaması uygulamaya kondu…

85 milyon vatandaşımıza sesleniyorum; Büyük Ortadoğu Projesinin İlk aşaması şuydu: Rüşvet ve yolsuzluk yoluyla zenginleştirdikleri, Teröre ve uluslararası suç oluşturan işlere girmesini sağladıkları kişileri, Ülkeyi toprak tavizleri vermek zorunda bırakacak kadar borçlandırmak ve “Tek Adam” rejimini kurmaktı. Ve en önemlisi; Ülkedeki bütün güçleri “TESLİM ALABİLECEKLERİ” bir tek adamda birleştirmekti.

İlk faz tamamlandı. Teslim aldıkları ve bütün güçleri üzerinde birleştirdikleri “TEK ADAM ve SARAY REJİMİ”ni kurdular. Hatırlayın! Çıkarlarımız gereği kabul etmediğimiz ilk tekliflerinde Trump , Erdoğan’a ne dedi ? “Mal varlığını araştırırım”,

Teslim alınmış ve bütün yetkileri elinde bulunduran “saray” ne yaptı? İstediklerini derhal yerine getirdi. Hatırlayın Sayın Yargıç! “Bu can bu bedende olduğu sürece o papazı vermem” diyen Erdoğan, ne oldu? Bir anda çark etti?

Henüz mahkeme saati dahi gelmemişken, Rahip Brunson’ı götürecek uçağı kapımıza yollamışlardı bile Sayın Yargıç, Erdoğan ailesinin mal varlığı dolayısıyla dönemin ve şimdinin ABD başkanı Trump tarafından tehdit edildiğini ve Erdoğan’ın bu tehdide hemen boyun eğdiğini sadece biz değil bütün dünya biliyor.

Egemen güçler tarafından teslim alınan bir devlet başkanı ülkesine hizmet edemez. Bu, tarihin önümüze koyduğu bir başka gerçektir. Hiç kimse unutmasın ki; Yolsuzluklarla, devleti soyanlara suskun kalanlar onurlarını kaybederler. Biz onurlu insanlarız. Yolsuzluklar karşısında suskun kalamayız.

Beni en iyi devleti soyanlar tanır. Çünkü onlar beni susturmak için yedi sülalemi araştırdılar… Sayın Yargıç; Siyaset devleti soymak, yolsuzluk yapmak için yapılmaz. Yapılmamalı… Siyaset halka hizmet etme yoludur. Sayın Yargıç, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni bölme ve parçalama projesinin 2. aşaması başlıyor.

Bakınız, BOP’un 2. Aşaması sürecinde Türkiye alenen bir sığınmacı deposu haline getirilmiştir? Ne acıdır ki para uğruna Türkiye’ye “Geri Kabul Anlaşması” imzalatılmıştır.

Sayın Yargıç Unutmayın, bir ülkeyi bölmek için önce o ülkeyi sığınmacı nüfus olarak büyütüp, ekonomik olarak küçültürseniz, yani yoksulluğu yaygınlaştırırsanız emperyal güçlerin ekmeğine yağ sürer ve emellerine hizmet etmiş olursunuz. Açıkça söylüyorum bugün için yapılan budur.

Bakınız bugün Devletimiz borçlandığı her 100 lira karşılığında 135 lira faiz ödüyor. Bakınız! Lütfen dikkat ediniz, Bunu herkesin duyması ve bilmesi gerekiyor! Her 100 lira için 135 lira faiz ödüyoruz.

Çok değil daha bir kaç yıl önce, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasından 128 Milyar dolar buharlaştırıldı. Sayın Yargıç, tekrar ediyorum. Millete ait 128 Milyar Dolar para, yandaşa ve 5’li Çetelere arka kapıdan satılarak yok edildi.

Bir vatansever için ne kadar acı bir tablo değil mi? Borçlanıyor ve borcumuzu ödeyemez hale geliyoruz. Bunun ekonomi bilimindeki en basit karşılığı şudur ; “Para alan, emir alır.”

Ödeyecek paranız yoksa elinizdeki toprakları vermek zorunda kalırsınız.

Kısa, öz ve doğrudan söylüyorum! Erdoğan, Kıbrıs ve Ege de taviz ve toprak verecek. Kendisi daha ilk yıllarında dahi bu amacını şöyle dile getirmişti! Hatırlayın !! “Gerekirse Kıbrıs’tan bir kısım toprakta verilebilir” Diyen Erdoğan, “Emir komuta merkezim isterse Papaz elbisesi giyerim” diyen Erdoğan,

“Hem laik hem Müslüman olunmaz” diyen Erdoğan, “Valilere çukurlar eşilirken, dokunmayın talimatını ben verdim” diyen Erdoğan, “Ne istediler de vermedik, bitsin bu hasret dön gel ” diyen Erdoğan,

Kurucu irademiz ve liderlerimize, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e “Ayyaş” diyen Erdoğan, Dolayısıyla Erdoğan; Ülkemiz, devletimiz, birliğimiz ve geleceğimiz için bir tehdit ve tehlikedir. BOP’un 2. Aşaması sadece Kıbrıs ve Ege’den toprak ve taviz vererek tamamlanmayacaktır Sayın Yargıç! Devam edecek. Ülkemize sokulan ve sayısı belli olmayan ama on milyonlarla ifade edilen,

Geri kalmış dünyanın hemen her tarafından yurdumuza gelen, Eğitimsiz, kayıtsız, geçmişi bilinmeyen ve içerisinde çok sayıda cihatçı olduğu tahmin edilen, milyonlarca sığınmacı, emperyal güçlerin Erdoğan eliyle ülkemiz üzerinde kurduğu bu korkunç tablo Bir beka sorunudur.

Sayın Yargıç, lütfen söylediklerimi dikkatlice kayıt altına alın! İÇ KARIŞIKLIK, DIŞ MÜDAHALE ZEMİNİ OLUŞTURUR. Bu yakın tarihte her zaman böyle olmuştur. Ekonomisi zayıflatılmış hatta çökmüş, Sınırlarını koruyamayan,

Adalet sistemi tek adama bağlanmış, Denetleme mekanizması yok edilmiş, Şeffaflık ve hesap sorulabilirliği olmayan, Liyakat ve ehliyete göre değil, biat ve itaat edenlerin devlet kademelerine geldiği bir sistem sürdürülebilir değildir.

Irak’ın işgalini hatırlayın lütfen! O dönem ülkemizde başkanlık sistemi denen ucube saray rejimi henüz yoktu. Amerikan askerlerinin Türkiye üzerinden Irak’ı işgal etme talebi Türkiye Büyük Millet Meclisimiz tarafından reddedilmiş, Amerikan askerlerinin ülkemize girişi engellenmişti. O dönem güçler ayrılığı vardı ve tek adam rejimi yoktu. Peki, o dönem şu anki tek adam rejimi olsa ve Erdoğan Başkan olsaydı,

Sizlere, vicdanlarınıza ve kamuoyuna soruyorum, Erdoğan bu tezkereye “Hayır” diyebilir miydi? Tabi ki hayır. Asla diyemezdi… Tekrar hatırlayın; beyefendi o dönem “Amerikan askerlerinin evlerine sağ salim dönmeleri için dua ediyordu”

Güçler ayrılığı olmayan ve Teslim Alınabilecek – Tekrar ediyorum- yasadışı malvarlığı dolayısıyla teslim alınabilecek tek bir kişi üzerine inşa edilen bu ucube sistem ülkemiz için bir beka sorunudur.

Ben Kemal Kılıçdaroğlu!

75 yaşındayım. Hayatım boyunca alnımın teriyle kazandım, Çocuklarımı helal lokma ile büyüttüm, maaşımdan biriktirdiklerimle satın aldığım ve hali hazırda içinde yaşadığım evimin dışında, kooparetife girerek edindiğim Ankara’nın Büğdüz köyündeki evimden başka bir mal varlığım yoktur.

Çok büyük bütçeler yönettim, Her zaman ve her adımımda fakir-fukaranın parasını ve çıkarını gözettim. Milletimi ve devletimi her zaman sevdim, onlara sadakatten hiç ayrılmadım. Bütün yaşamım boyunca parayla hiç işim olmadı, dönüp yüzüne bile bakmadım.

Terör örgütü PKK tarafından kurşunlandım, kucağımda şehit verdim. Defalarca suikastlara, linçlere ve saldırılara uğradım. Canımla sınandım geri adım atmadım. Ailemle ve çocuklarımla tehdit edildim oralı bile olmadım. Para ve zengin bir hayat vaat ettiler, satılmadım-satın alınamadım.

Sayın Yargıç, hiç bir zaman teslim alınmadım. Bunu Aziz Milletimiz bilsin, Devletimi ve milletimi sevmekten hiçbir zaman vazgeçmedim ve vazgeçmeyeceğim.

Ben Kemal Kılıçdaroğlu, Hatalarım, Pişmanlıklarım ve Üzüntülerim yok mu? Tabi ki Var. Sayın Yargıç, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, vasiyet olarak “Kılıçdaroğlunu aileme emanet ediyorum” diyen milliyetçi ve vatansever diye bildiklerimiz işbirlikçi çıktı, onlara inandığım hata ettim, Evet hatalıyım.

Bu kadar kötü olabileceklerini tahmin edemedim… Pişmanım, kurulan müesses nizamı ve ülkenin içine girdiği bu tehlikeyi daha iyi anlatamadım, Milletimizi ikna edemedim, Sahte videolar ile sahtekarlık yapanlarla daha çok mücadele edemedim.

Üzgünüm Sayın Yargıç, Çocukları sorduğunda hep unutkan, sofraya oturulduğunda hep karnı tok olan anneler için üzgünüm. Beslenme, eğitim ve sağlık problemi yaşayan,

Katledilen, taciz ve tecavüze uğrayan, sevilmeyi ve gülmeyi unutan ve yatağa aç giren her bir evladımız için üzgünüm, kahroluyorum, yüreğime ağır geliyor. Torunlarına mahçup olan, faturasını ödeyemeyen emeklilerimiz için üzgünüm. Evet, üzgünüm Sayın Yargıç, daha bir kaç gün önce yokluktan ve yoksulluktan dolayı yanarak can veren 5 evladımız için üzgünüm.

Gece mesailerinde çalışan, orada çıkan meyveyi yemeden çocuğuna götüren, Gece mesaiye kaldığı için evine geç giden, kendi gittiğinde çocuğu uyumuş olan ve sabah erken işe giderken yine çocuğunun yüzünü göremeyen emekçi anne-babalarımız için üzgünüm.

Yurtdışına kimisi kaçak yollarla, kimisi uzun uğraşlarla giden 300 bin genç için üzgünüm. Onlar bizim geleceğimiz Sayın Yargıç! Onları “Giderlerse gitsinler” diyen Erdoğan’a mecbur bıraktığım için çok üzgünüm. Okumuş, yetişmiş, zeki, pırıl pırıl 300 bin genç Sayın Yargıç.

Peki, yerine gelenler kim? Ne idiğü belirsiz milyonlarca eğitimsiz sığınmacı. Emperyal güçler çocuklarımızı bile elimizden aldı. Afrika kabilelerinde meşhur bir söz vardır. Derler ki “Köyünün ve ailesinin sevgisini alamayan bir çocuk, ısınmak için o köyü yakar” İşte Sayın Yargıç, o çocukları tekrar kazanamazsak bizi yakarlar.

Sizlerin ve tarihin önünde ifade etmek istiyorum. Kararlıyım! Bu devleti ve devletin asıl sahibi milletimizi, gelişen dünyanın gerisinde bırakanlarla mücadele etmeye kararlıyım.

Herkes bilsin ki, bu Aziz millete tarih önünde son vazifemi yerine getireceğim. Bu benim namus borcum ve son yürüyüşümdür. Konuşmamı bitirirken Sayın Yargıç, Şunu herkes bilsin ki; 100 yıl sonra bir kere daha söylüyoruz, Ne bu devleti, ne de bu milleti “Köhne Bizans’ın Yıldız Burcunda oturan baykuş” özentilerine bırakmayacağız.

HIRSIZLARIN DIŞARIDA, NAMUSLULARIN İÇERDE OLDUĞU BİR DÜZENDE HAPİSHANELER BİZLER İÇİN ŞEREFTİR… Ve buradan milyonlar adına sesleniyorum,

Başta Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, bütün kuvvacı kahramanlara selam olsun, selam olsun, Devletin bekası-milletin esenliği için canını hiçbir zaman sakınmamış bütün vatanseverlere, Atatürk ve Cumhuriyet’e bağlılık yemini ettiği için ihraç edilmek istenen Genç Teğmenlere, Yurtdışına çıkmış ama geri döneceklerine inandığım 300 bin gencimize, Ulusal kurtuluşumuza, Güzel ve Aydınlık günlere selam olsun. Yaşasın Türkiye, yaşasın Türkiye Cumhuriyeti.”

“CHP’liler olarak Genel Başkanımızın yanındayız”

Kılıçdaroğlu’nun savunmasının ardından CHP Grup Başkanvekili ve İstanbul Milletvekili Gökhan Günaydın adliye önünde açıklamalarda bulundu.

Günaydın, şu ifadeleri kullandı: “Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun yaptığı konuşmalar 10 yıl sonra suç delili sayıldı. Dava Mersin’de açılmış. SEGBİS ile kayıt alındı. Yaklaşık 1 saatlik bir ifadeydi. Avukat tarafından deliller sunuldu. Dava Mersin’de görülecek.

Vekillik görevi biter bitmez açılan bu dava, herkese verilmiş bir gözdağıdır. ‘Kimse muhalefet yapmasın, bizim borumuz ötsün’ demektir. CHP’liler olarak Genel Başkanımızın yanındayız, demokrasinin yanındayız.”

(Kaynak: Gazete Duvar)

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Erdoğan’a: Allah Belanı Versin!

Erdoğan’ın, bugün yaptığı konuşmada, isim vermeden kendisini hedef sözlerine tepki gösteren Kılıçdaroğlu, “’Allah belanı versin! Ülke yangın yeri, can havlindeyiz; sen hala çıkmış ’hançer’ diyorsun” dedi.

CHP’nin 7. Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, bugün yaptığı konuşmada isim vermeden kendisini hedef alan Erdoğan’a, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklama ile tepki gösterdi. Kılıçdaroğlu, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Lanet olsun sana ve kurduğun düzene… 5’li çeteler eliyle milletin parasına, uyuşturucu baronlarının eliyle gençlerimize ve geleceğimize, bozduğun ve kontrolün altına aldığın yargı eliyle dışarı saldığın katiller, çocuklarımızın ve kadınlarımızın canına ve ırzına bela oldu.

Yeni doğan bebeklerimizin canı, para için sağlık çetesine teslim edildi. 12 bebeğimiz senin sisteminin adamları tarafından 3 kuruş kazanmak için hayata gözünü yumdu… Yüreğime çok ağır geliyor, acımı dile getirebilmek için kullanacağım cümle; en hafif tabiri ile: Allah belanı versin!

Ülke yangın yeri, can havlindeyiz; sen hala çıkmış ‘hançer’ diyorsun. Seninle mücadele etmeyenin de Allah belasını versin.”

Erdoğan ne demişti?

Kılıçdaroğlu’nun alıntıladığı paylaşımda ise Erdoğan şu ifadeleri kullanmıştı: “Sırtından hançerlenmenin öfkesini sosyal medyadan sürekli birilerine hakaret ederek çıkarmaya çalışanlara sadece acıyarak bakıyoruz. Onlar ne yaparlarsa yapsınlar, eski Türkiye’nin unutulmaya yüz tutmuş kötü hatıraları olarak anılmaktan kurtulamayacaklar.

Türkiye’yi kalkındırma mücadelemizde 22 yıl boyunca pek çok engelle, çok çeşitli zorluklarla karşılaştık. Biz köprü, yol, havalimanı, baraj, fabrika inşa ederken; sondajlarla petrol, doğal gaz ararken; yılların ihmallerini ortadan kaldırırken muhalefetin ve belli çevrelerin neler yaptığını hepimiz hatırlıyoruz.

Öyle trajikomik durumlarla karşılaştık ki… ‘Millet yol mu yiyecek’ diyen vizyonsuzları mı ararsınız, Gazi Mustafa Kemal’i bahane edip ülkemizin dünyada ilk 3’e girdiği İHA ve SİHA’larına saldıranları mı ararsınız, ‘iktidara geldiğimizde savunma sanayisi projelerine dokunacağız’ diyenleri mi ararsınız?

Velhasıl iktidara muhalefet etmeyi sermaye ve yatırım düşmanlığına dönüştüren zihniyetin her çeşidine şahit olduk. 21’inci yüzyıl Türkiye’sine asla yakışmayan bu arkaik zihniyetin, 13 seçim yenilgisi sonrasında, bizzat partileri tarafından Türk siyasetinden perte çıkarılmasını ülkemizin kalkınma yolculuğu adına, Türkiye’nin aydınlık geleceği adına fevkalade önemli buluyoruz.

Eskiden olduğu gibi ülkemizin siyasetini zehirlemeyi, milletimizi birbirine düşürmeyi başaramayacaklar. 85 milyonun arasına öfke ve nefret duvarları öremeyecekler. Allah’ın izniyle biz de bunlara umdukları fırsatı vermeyeceğiz. Bizim tek bir derdimiz var, o da bu ülkeye aşkla hizmet etmek. Bizim tek bir gayemiz var, o da insanımızın hayır duasını almak. Bizim tek bir hedefimiz var, o da Türkiye Yüzyılı’nı inşa etmek. Bunun dışında hiçbir derdimiz, hedefimiz, endişemiz yoktur.”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu Hakkında Zorla Getirme Kararı: Özel’den Tepki

CHP’nin 7. Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında zorla getirme kararı verildi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Zorla getirme kararı, hukuki olmadığı gibi, siyasallaştırılmış yargının gözdağı verme çabasıdır” dedi.

Haber Merkezi / AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eski avukatı Mustafa Doğan İnal’ın “hakaret” iddiasıyla açtığı davanın duruşmasında, İnal’ın avukatı, Kemal Kılıçdaroğlu hakkındaki şikayetlerinin devam ettiğini belirtti.

Kılıçdaroğlu’nun avukatı Celal Çelik’in yetkilendirmesi ile duruşmaya katılan Avukat Uğur Çelik ise, “Müvekkilimizin ikametgahı Ankara’dır. Talimatları Ankara’ya yazın” talebinde bulundu. Avukat Mustafa Doğan İnal’ın avukatı Furkan Keskin ise, mahkemeden “Kılıçdaroğlu’nun zorla getirilmesi”ni talep etti.

Gazeteci Barış Yarkadaş’ın edindiği bilgiye göre; İstanbul 48. Asliye Ceza Mahkemesi bu talebi yerinde bularak “Sanığın zorla getirilmesi”ne karar verdi. 18 Şubat 2025 tarihinde görülecek duruşmaya Kılıçdaroğlu’nun gelmemesi durumunda “zorla getirme” kararı uygulanacak.

Kılıçdaroğlu’ndan “Hodri meydan!” mesajı

Kılıçdaroğlu, söz konusu olay hakkında ‘Hodri meydan!’ başlığıyla bir videolu mesaj yayımladı. Kılıçdaroğlu, mesajında şu ifadeleri kullandı:

“Erdoğan çıkmış ‘biz yumuşayacağız ama Kılıçdaroğlu izin vermiyor’ diye konuşuyor. Bu da yetmiyor, Saray yargısıyla beni sindirmeye çalışıyor. Erdoğan’ın korkulu rüyası olmaya devam ettikçe, ekonomik kriz derinleştikçe Kılıçdaroğlu düşmanlığı artmaya türlü ayak oyunlarıyla CHP’lileri siyaset dışına itmeye çalışanlara açık ve net çağrımdır. Tek bir CHP’liyi Saray yargısına teslim etmeyeceğiz.

Ne beni ne de diğer yol arkadaşlarımızı harcatmayacağız. Yargıya talimat vermeyi bırak. Derdin benle ise ben dimdik durmaya devam edeceğim. Beşli çeteye peşkeş çektiğiniz ihaleleri, yolsuzlukları, vatandaşın cebinden çaldığınız her kuruşun hesabını sormaya ant içerim. Dün de bugün de yarın da, son nefesime kadar bu halk için mücadele etmekten geri adım atarsam namerdim. Hodri meydan!”

CHP Genel Başkanı Özgür Özel ise Kemal Kılıçdaroğlu’na zorla getirme kararına tepki gösterdi. Sosyal medya hesabından bir paylaşım yapan Özgür Özel, şu ifadeleri kullandı:

“Önceki Genel Başkanımız Sn. Kemal Kılıçdaroğlu hakkında bugün verilen zorla getirme kararı, hukuki olmadığı gibi, siyasallaştırılmış yargının gözdağı verme çabasıdır. Partimiz bu çabalara karşı bir ve bütün olarak dimdik ayaktadır.”

“Suç duyurusunda bulunacağız”

Gazete Duvar’dan Ceren Bayar‘a konuşan Kılıçdaroğlu’nun avukatı Celal Çelik, davanın açılmasının bile abes olduğunu söyleyerek “Genel Başkanımızın sözlerinde asla hakaret suçu yoktu. Savcıya verilen talimatla bu dava açıldı. Şimdi de hakime verilen talimatla zorla getirme kararı çıkarıldı” dedi.

“Yargının Recep Tayyip Erdoğan yargısı olmasının sonuçlarını yaşıyoruz” diyen Çelik, “Bu kararla hakim suç işledi. Ankara’da yaşayan biriyle ilgili zorla getirme kararı çıkaramazsınız. İstanbul’daki mahkeme Ankara’daki birini zorla getiremez. Yalın bir ifade söz konusu. Genel Başkanımızın ifadesini almak istiyorsa Ankara’ya talimat yazarlar. Ve sonucunu beklerler. Gidilmemesi halinde zorla getirilebilir. Ama Kemal Kılıçdaroğlu’ndan bahsediyoruz. Böyle bir şey olamaz. Hakim aldığı talimatın yerine getirdi” ifadelerini kullandı.

Çelik, “Bu hakimle ilgili gereğini yapacağız. Yasal haklarımızı kullanacağız. Hem ceza hem disiplin hukuku anlamında suç duyurusunda bulunacağız” dedi. Kılıçdaroğlu’na durumu aktardığını belirten Çelik, “Genel Başkanımız gülüp geçti. Geri adım atması, çekinmesi söz konusu olamaz. ‘Hodri meydan’ der ve yoluna devam eder” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Kemal Kılıçdaroğlu Hakkında “Hapis Ve Siyasi Yasak” Talebi

CHP’nin 7. Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında “Zincirleme şekilde Kamu Görevlisine Görevinden Dolayı Alenen Hakaret” suçundan 1 yıl 5 ay 15 günden 4 yıl 1 aya kadar hapis ve siyasi yasak talep edildi.

Eski CHP Milletvekili Kadri Enis Berberoğlu, durdurulan MİT tırları görüntülerini eski Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar’a verdiği iddiasıyla İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanmış ve “devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri siyasal veya askeri casusluk maksadıyla açıklamak” suçundan 25 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı.

Hapis cezasının ardından o dönem CHP Genel Başkanı olan Kemal Kılıçdaroğlu açıklama yaparak “Bu kararı verenler bu kararın altında kalacaklardır. Biz yıllarımızı demokrasi için harcadık, adalet istiyoruz, demokrasi istiyoruz, düşünce özgürlüğü istiyoruz bu ülkede. 20 Temmuz darbesini yapanlar adaleti yok ettikleri, demokrasiyi yok ettiler, hakim hakim olmaktan çıktı gözünü dikmiş saraya nasıl talimat gelecek ve ben öyle karar vereceğim diye, bunların hiçbirisi hakim değil, hiçbirisi yargı dağıtmıyor, sadece ve sadece sarayın sopası olma görevini yerine getiriyorlar” demişti.

Sabah gazetesinin haberine göre, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede “Kılıçdaroğlu’nun sözlerinin ifade özgürlüğü ya da eleştiri sınırlarını aştığı, şüphelinin atılı suçu işlediği hususunda yeterli delil olduğu” belirtilerek dava açıldı. Şüpheli Kemal Kılıçdaroğlu hakkında “Zincirleme şekilde Kamu Görevlisine Görevinden Dolayı Alenen Hakaret” suçundan 1 yıl 5 ay 15 günden 4 yıl 1 aya kadar hapis ve siyasi yasak talep edildi. Kılıçdaroğlu, önümüzdeki günlerde hakim karşısına çıkacak.

Paylaşın