Özgür Özel Saraçhane’de Konuştu: Gözaltıyla Tutuklamayla Azalmayız Çoğalırız

İstanbul Saraçhane’de toplanan vatandaşlara hitap eden CHP Lideri Özgür Özel, “Tayyip Bey’in bilmesi gereken bir şey var. Gözaltıyla, tutuklamayla azalmayız, çoğalırız” dedi.

Haber Merkezi / İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ikinci gününde binlerce vatandaş, tutuklama kararını protesto etmek için İBB’nin bulunduğu Saraçhane’de toplandı.

Cumhuriyet Halk Partisi CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Saraçhane’de toplanan protestoculara hitap etti. Özgür Özel’in konuşmasından satır başları şu şekilde: “Burada yüzbinler, Türkiye’de milyonlar var. Sandık başında 15 milyon yürek var. Kendisini mücadeleye adamış bir Türkiye var.

Biz çokuz. Kalabalığız, omuz omuzayız. Ama karşımızda bir avuç insan var. Onların arkasında ne devlet var ne millet var. Bir avuç çıkar çevresine karşı omuz omuzayız.

Biz ne zenginleşelim istedik ne mal istedik. Biz üniversiteliye yurt, yenidoğmuşa kreş, insanca yaşam, eşitlik, mutluluk ve huzur istedi. ‘Her şeyi ben bilirim’ diyen kibirinden yanında durulamayan, milyonlara saldıran sinir küpüne karşı biz de ‘Birini bulalım, karşısına çıkaralım’ dedik.

Önce bütün üyelerimize sormak istedik. Sonra baktık ondan korkuyorlar. Yıllar önce aldığı diplomasına bile göz koydular. ‘Bu aday sadece CHP’nin değil hepimizin adayıdır, sandık koyalım oylayalım’ dedik.

Birileri Ekrem Başkanı Silivri’ye koyarken siz de sandığı önünüze koydunuz, onun arkasında kapı gibi durdunuz.

Dosyada kimsenin görmediği, sadece savcının bildiği iftiracı müptezellerin ifadeleri var. Ekrem Başkana iftira atıyor. Kim söylüyor? Söyleyemem. Kod adı, Çınar. Kim biliyor? Kod adı, Ladin. Kim getirdi bunları?

Ben getirdim. Allah seni kahretsin odun. Çınarla ladini getiren odunu da onu oraya getiren odunu da Allah’a havale ediyorum. Ekrem Başkan yalnızca girdiği seçimlerde Erdoğan’a yenilmemiş bir siyasetçi değil bir sonraki seçimde Türkiye’nin cumhurbaşkanı adayıdır.

Eyy Erdoğan, şu kadarcık cesaretin varsa Ekrem İmamoğlu’na kurduğun kumpas davalarını TRT’den yayınla. Cesaretin var mı? O polis kardeşlerimi günde 15 saat çalıştıran ve mesaisini vermeyenler, onlara kanunsuz emir verip gençlerimizin üstüne gaz sıktırıyorlar. Polis de ne aldığı maaştan memnun, ne aldığı emirden memnun.

Ama öyle ki her iki tarafı da mağdur eden körüklüyor. Dün 80 milletvekilimiz görev yaptığı halde biz burada beklerken onlar haksız işlemlerle gençlerimize saldırdılar, hem de gözaltı işlemleri yaptılar. Dün emniyet müdürünü uyardım, Vali’yi uyardım. Şimdi Vali’ye söylüyorum; ‘Bu meydan boşalmadan, herkes evine gitmeden ben bu otobüsün üstündeyim.

Eğer bir gencime bu gece cop vurursan, plastik mermi atarsan, senin alnını karışlamayan namerttir. Yettiniz be! Ne sözünüze güveniliyor, ne yeminize güveniliyor. Eğer bu kadar halktan koptuysan sensin marjinal! Biz utancımızı kaybetmedik. Ama korkuyu unuttuk. Bu akşam bu meydanı provoke ederseniz, bu meydanın huzur içinde dağılmasına engel olursanız yarın sizi en rahatsız eden yere 500 bin kişilik çağrı yaparım.

Bugün sekiz gazeteciyi, ‘Her şey çok güzel olacak’ diyen Berkay’ı tutukladılar. Tayyip Bey’in bilmesi gereken bir şey var. Gözaltıyla, tutuklamayla azalmayız, çoğalırız. Gözaltına alınan gazeteciler, adliyeden Vatan emniyete geri götürdüler çünkü İstanbul hapisanelerinde yerleştirecek yer kalmadı. Yarın civar illere gönderilmek için planlar yapılıyor. Öğrencileri ve gazetecileri içeri ata ata hapiste yer kalmamış.

Yeni boykot listesi!

Kimlere boykot yapıyoruz söyleyelim. İktidara yalakalık bize düşmanlık yapan TRT’ye yazıklar olsun. TRT’nin düğmesini tamamen kapatıyoruz. Kanal D, CNN Türk işi gücü bırakmışlar, İstanbul’un iradesine kafa tutup ne gazetecilik ne televizyonculuk. Kanal D ve CNN Türk bizden uzak olsun.

TGRT’yi, A Haber’i, Sabah’ı, Turkuaz’ı İhlas’ı gören okuyan, izleyen, bunlardan bir şey satın alan bizden değildir. İHA ve DHA’ya a abone olan belediye başkanlarımı, tüm şirketleri uyarıyorum. Espressolab’ın önünden geçmeyelim. D&R’ı gördüğünüzde karşı kaldırıma geçin.

Bakan’ın ETS Tur’unu yerin dibine batırın.  Milli Piyango’dan uzak durun, misli.com, iddia.com bu sitelerin yanına yanaşmayın. Gençler kafayı takmış, Ülker diye bağırıyorlar.

HaberTürk ile CNN ipin üstünde yürüyorlar. Bugün grubu vermişler yarıdan fazla. İyi hal durumundan izliyoruz. Ama sınıfı geçen biri var. Demirören AVM’yi başkaları almış, İstiklal’de. Beni aradılar, ben de ‘tabelayı kaldır’ dedim. İsimleri sökmüşler, adlarını İstiklal AVM yapmışlar. Bu boykotun gücü.

Yarın bu binada sizin sayenizde bir seçim yapılacak. Tarihin en büyük açık hava halk oylamasını yapacağız. Ekrem İmamoğlu’na sahip çıkmak için, canlı yayında yargılamalar talep etmek, erken seçim için bir büyük mitinge var mısınız?

Yüzde 80 oyla Maltepe seçildi. Yenikapıcılar kaybetti. Anadolu yakasına gidiyoruz, Ekrem Başkan’a sahip çıkıyoruz. Cumartesi günü saat 12’de Maltepe’de buluşuyoruz. Cumartesi günü Maltepe’de tarih yazacağız. Size inanıyorum, size güveniyorum. Bu meydan boşalana kadar buradayım.”

Paylaşın

Ekrem İmamoğlu’nun Tutuklanmasının Olası Siyasi Ve Hukuki Sonuçları

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, “yolsuzluk” iddiasıyla başlatılan soruşturma kapsamında tutuklanırken, “terör” iddiasıyla başlatılan soruşturma kapsamında ise serbest bırakıldı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan yapılan açıklamada, “Cumhuriyet Başsavcılığımızca yürütülen soruşturmalar kapsamında nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğince, mali nitelikli soruşturma kapsamında şüpheli Ekrem İmamoğlu’nun suç örgütü kurmak ve yönetmek, rüşvet almak, irtikap, hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydetmek ve ihaleye fesat karıştırmak suçlarından tutuklanmasına,

şüpheli Ekrem İmamoğlu hakkında ise üzerine atılı silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan kuvvetli suç şüphesi bulunmakla birlikte mali nitelikli suçlardan zaten tutuklanmasına karar verildiğinden bu aşamada gerek görülmemekle talebin reddine karar verilmiştir” denildi.

Peki Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanması hangi siyasi ve hukuki sonuçları doğurabilir?

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne kayyum atanabilir mi?

İmamoğlu, hakkındaki “yolsuzluk” iddiaları nedeniyle tutuklandı. Belediyelere kayyum atanması “terör” suçlaması nedeniyle yapılıyor. Bu nedenle şu anda kayyum atanması söz konusu değil.

CHP Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek de Halk TV’de katıldığı canlı yayında konuyla ilgili gelen soru üzerine “Bu kararla kayyum ihtimalinin ortadan kalkmış olduğunu” söyledi.

Ancak İmamoğlu ileriki dönemde “teröre yardım” suçlamasıyla görevden uzaklaştırılırsa veya tutuklanırsa İçişleri Bakanlığı tarafından İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne kayyum atanabilir.

İmamoğlu’nun tutukluluğunda belediyeyi kim yönetecek

İmamoğlu’nun gözaltına alınmasının ardından yerine İBB Birinci Meclis Başkanvekili Nuri Aslan geçici olarak belediye başkanvekili olarak görevlendirildi. İmamoğlu, yolsuzluk iddiası nedeniyle tutuklandığı için Belediye Meclisi toplanarak kendi içinden bir ismi belediye başkanvekili seçecek.

Tutuklama, İmamoğlu’nun ön seçime girmesine engel mi?

Ekrem İmamoğlu, CHP’nin gerçekleştirdiği önseçime tek aday olarak girdi. Önseçimde adaylığına ve aday olarak seçilmesine engel bir durum yok. Resmen adaylık için YSK’nın seçim takvimini açıkladıktan sonra, İmamoğlu’nun CHP Meclis grubu tarafından aday gösterilmesi gerekiyor.

Bu sürecin ardından, Cumhurbaşkanı adaylığı için gerekli koşulları taşıması ve adaylık tarihinde kesin hüküm giymemiş olması şartıyla İmamoğlu resmen CHP’nin cumhurbaşkanı adayı olabilir.

İmamoğlu’nun tutuklanması, cumhurbaşkanı adaylığına engel mi?

İmamoğlu hakkındaki tutuklama kararı adaylığına ve cumhurbaşkanı seçilmesine engel değil. İmamoğlu hakkında şu ana kadar kesinleşmiş yargı kararı bulunmuyor.

Ancak tutuklanmasına yol açan soruşturma dahil, kendisine yöneltilen suçlamalardan herhangi birinden kesin hüküm giymesi, siyasi yasak getirilmesi veya cumhurbaşkanı adaylığına engel bir durumun ortaya çıkması halinde adaylığı mümkün olmayacak.

İmamoğlu’nun üniversite diplomasının iptal edilmesi adaylığını nasıl etkileyecek?

Anayasaya göre cumhurbaşkanı adayı olabilmek ve seçilebilmek için üniversite mezunu olma koşulunu yerine getirmek gerekiyor. Üniversitenin iptal kararı, şu anda adaylığa engel bir durum oluşturmuyor, bu konuda da yargı kararının kesinleşmesi gerekiyor.

Diploma iptali karşısında İmamoğlu İdare Mahkemesi’ne itiraz kararı aldı. İdare Mahkemesi, diplomanın iptali yönünde karar verirse, İmamoğlu’nun bu kararı istinafa taşıma hakkı bulunuyor. Bu süreçlerin sonunda diploma iptal edilirse, İmamoğlu aday olma yeterliliğini kaybetmiş olacak.

Ayrıca İmamoğlu’nun avukatları, diplomanın iptal kararıyla ilgili Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne de hak ihlali gerekçesiyle başvuracağını açıkladı.

Bu süreçte bir seçim olursa ve İmamoğlu başvuruda bulunursa, aday yeterliliğini taşıyıp taşımadığına Yüksek Seçim Kurulu (YSK) karar verecek.

Şişli ve Beylikdüzü belediyelerine kayyum atanabilir mi?

Şişli Belediye Başkanı Emrah Şahan “kent uzlaşısı” soruşturmasında silahlı terör örgütüne yardım suçundan tutuklandığı için İçişleri Bakanlığı bu belediyeye kayyum atayabilir. Beylikdüzü Belediye Başkanı Murat Çalık “yolsuzluk” soruşturmasından tutuklandığı için bu ihtimal şu aşamada yok.

Daha önce terör soruşturması edeniyle tutuklanan CHP’li Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in yerine kayyum atanmıştı.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

İstanbul, Ankara Ve İzmir’de “Eylem” Yasağı

Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasıyla ilgili olarak İstanbul’un ardından Ankara ve İzmir’de de eylem yasağı kararı alındı. Ankara ve İzmir valilikleri, eylem yasağının beş gün süreyle alındığını bildirdi.

Haber Merkezi / İstanbul Belediye Başkanı (İBB) Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasıyla ilgili olarak İstanbul’un ardından Ankara ve İzmir’de de eylem yasağı kararı alındı.

İzmir Valiliği de, 21-25 Mart tarihleri arasından kentte yapılacak her türlü protesto ve toplantının yasaklandığını duyurdu. Valilikten yapılan açıklamada, şunlar kaydedildi: “İl genelinde 21-25 Mart tarihleri arasında her türlü toplantı, gösteri yürüyüşü ve basın açıklaması yasaklanmıştır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”

İzmir’deki yasak kararının kamuoyuna yansımasından kısa bir süre sonra, Ankara’dan da bir yasak haberi geldi. Ankara Valiliği de, kentte 5 gün süreyle eylem yasağı kararı alındığı açıkladı.

Valilikten yapılan açıklamada, şu ifadeler kullanıldı: “İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmalar çerçevesinde yapılan işlemleri protesto amacıyla bazı sosyal medya ve benzeri platformlar üzerinden yapılan provokatif paylaşımlardan ve edinilen diğer bilgilerden halkı provoke etmek suretiyle kanunsuz toplantı ve gösteri yürüyüşleri, akabinde şiddet eylemleri yapılacağı istihbar olunmuştur.

Bu kapsamda İlimiz genelinde; huzur ve güvenliğin, kişi dokunulmazlığının tasarrufa müteallik emniyetin, kamu esenliğinin sağlanması, milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın ve genel ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla önleyici kolluk tedbirleri kapsamında konusu suç teşkil eden eylemlerin önlenmesi ile genel asayişin tesis edilmesi amacıyla (önceden izin verilenler hariç) kapalı ve açık yer toplantıları ile gösteri yürüyüşleri, basın açıklaması, çadır kurma, stant açma, oturma eylemi, imza kampanyası ve benzeri türdeki eylem ve etkinlikler ile el ilanı dağıtılması, pankart/afiş asılması 2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun 17. ve 19. maddeleri ile 5442 sayılı İller İdaresi Kanunu’nun 11. maddesinin (A) ve (C) fıkraları gereğince 21 Mart 2025 Cuma günü saat 14.00’dan, 25 Mart 2025 Salı günü 23.59’a kadar yasaklanmıştır.

Yukarıda belirtilen emir ve yasaklara uymayanlar hakkında ilgili mevzuat çerçevesinde gerekli adli ve idari işlemler yapılacaktır.”

Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasının ardından İstanbul Valiliği kentte dört günlük yasak ilan etmişti. Ancak yasak kararına karşın İstanbul’da başlayan eylemler ülke geneline yayıldı. İstanbul’un dışında en büyük eylemler ise Ankara ve İzmir’de gerçekleştirilmişti. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) bugün tüm şehirlerde eylem çağrısı yapmıştı.

Paylaşın

Erdoğan’a Seslenen Özel: Yenileceğini Bildiğin İçin İmamoğlu’na Zulüm Ediyorsun

İstanbul Saraçhane’de toplanan vatandaşlara hitap eden CHP Lideri Özgür Özel, Erdoğan’a seslenerek, “Yenileceğini bildiğin için İmamoğlu’na zulüm ediyorsun” dedi.

Haber Merkezi / Özgür Özel, 23 Mart Pazar günü İmamoğlu’nun tek aday olduğu CHP’nin cumhurbaşkanı adayını belirlemek için yapılacak önseçim vesilesiyle herkesi harekete geçmeye çağırdı: “Pazar günü binler, on binler, milyonlar hep birlikte sokaklardayız, sandıktayız, meydanlardayız. 86 milyonu… mücadeleye, ayağa kalkmaya davet ediyorum.”

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasının ardından binlerce vatandaş, gözaltı kararını protesto etmek için İBB’nin bulunduğu Saraçhane’de toplandı. Cumhuriyet Halk Partisi CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Saraçhane’de toplanan göstericilere hitap etti.

Özel, konuşmasında şu ifadeleri kullandı: “Saraçhane’de Cumhuriyet Halk Partisi’nin genel başkanı ne mesaj verecek? Saraçhane’de Özgür Özel konuşmuyor, Saraçhane’de Saraçhane konuşuyor, İstanbul konuşuyor, sizler konuşuyorsunuz. Ona sesleniyorsunuz.

İradenizi tanımayan, oy kendisine verilince baş tacı eden ama başkasına verilince o iradeyi hiçe sayana sesleniyorsunuz. Duyuyor musun Erdoğan, görüyor musun Erdoğan? En çok korktuğun şey, kalabalıklar sana sesleniyor. İmamoğlu’nun sesi onu uykusunda rahat bırakmıyor. İmamoğlu’nun elini bükemediler, yargı sopasıyla kırılıyor.

Kimsenin kafası karışmasın. Dünden beri olan bitenin bir adı var. Bir darbe girişimidir, 19 Mart darbe girişimidir. Bugün milletin iradesi bir yargı darbesiyle elinden alınmak istenmektedir. İstanbulluların tam 3 kez üst üste seçtikleri, sizlerin kardeşi, ağabeyi, evladı Ekrem İmamoğlu’na yapılan darbe girişimi milli iradeye yapılan darbe girişimidir. Ortada ne yolsuzluk vardır, ne bir terör örgütü, çıkar örgütü vardır.

Ama ortada minareye kılıf uydurmaya çalışan görevlendirilmiş yargı cellatları vardır. Ne diyeceklerdi? ‘Ekrem İmamoğlu’nun aday olmasından Recep Tayyip Erdoğan korkuyor o yüzden mi gözaltına aldık’ diyeceklerdi?

Adı hukuksuzluktan başka bir işler anılmayan İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı sadece bir aracıdır. Bir başsavcı, bir belediye başkanını böyle haksızca iftiralarla, kumpaslarla, aynı anda 5 dava açarak, Ekim’den bugüne 25 yıllık hapis cezası isteyerek, 35 yıl önce yüzlerce arkadaşıyla geçiş yaptığı, bütün derslerini verip diplomasını aldığı üniversitenin verdiği diplomasını ülkeyi düşünen bir savcı elinden aldırabilir mi?

Bunu kimin yaptırdığını biliyoruz. Bunu yaptıran gece uykusundan kendi sesini duyarak sıçrayarak uyanıyor: ‘İstanbul’u kaybeden Türkiye’yi kaybeder.’ Sana buradan meydan okuyorum. Var mısın Erdoğan, var mısın karşımıza çıkmaya? Karar aldılar, 4 gün İstanbul’da toplanmak yasak dediler. O kararı alanlara sesleniyorum. Bu alanı görüyor musun? Ey Erdoğan, meydanı duyuyor musun? Sen meydanlardan, sokaklardan korkarsın. Ama İstanbul senden korkmuyor.

Bugün Ekrem Başkan gözaltına alınıp, Vatan Emniyet’e götürüldü. Sizler sel oldunuz, aktınız koştunuz geldiniz. Ekrem Başkan’la her ne kadar görüştürmeyiz deseler de sizin gücünüzle, sizin enerjinizle, sizin enerjinizle avukatlarınız gittiler görüştüler. Ekrem Başkanın tüm gençlere, tüm üniversitelere, tüm sokaklara, tüm meydanlara, tüm yiğitlere binlerce selamı var, sizleri selamlıyor.

Hem benim hem partimin hem adayımızın çok önemli bir tespitimiz çok önemli çağrımız var. Biliyorsunuz CHP biliyorsunuz bütün demokratik süreçlerini işletip, karar organlarını çalıştırıp, bir kararı bütün üyeleriyle birlikte vermek için Cumhurbaşkanı adayını tüm üyeleriyle birlikte belirlemek için önemli bir adım attı.

Bir çağrı yaptı ve Şubat ayı içinde 250 bin yeni üyesiyle birlikte 1 milyon 750 bin üyesiyle birlikte bir yola çıktı. Ancak şimdi yeni bir çağrımız var, o çağrı da şudur; dünya siyaset tarihi tek adamların, diktatörlerin nasıl geldiklerini nasıl bir ülkeyi ve kıtaları felaketlere sürüklediklerini yazar. Onlara karşı nasıl başarısız olan mücadeleleri anlatır.

Ancak dünyada tek adamların, diktatörlerin nasıl gittiği konusunda örneğin geçmişte Arap baharı denilen dönemde bir meydana milyonların inmesi dışında bir çare, bir seçenek yoktur.

Şimdi buradan Ekrem Başkan’ın selamıyla ve CHP olarak sadece CHP’lileri değil tüm siyasi görüşten ama bu diktatörlükten bu tek adam rejiminden bıkan, yoksulluktan bıkan, işsizlikten bıkan, açlıktan bıkan, güvencesizlikten bıkan, gelecek kaygısından bıkan milyonları pazar sabahı kalkmaya, sokaklara dökülmeye CHP’lileri bir sandıkta Cumhurbaşkanı adayını belirlemeye, olmayanlara diğer sandıkta dayanışmalarını göstermeye Ekrem Başkan’a Türkiye’nin gelecek Cumhurbaşkanına sahip çıkmaya çağırıyorum.

Pazar günü binler, onbinler, milyonlar, on milyonlar hep birlikte sokaklardayız, sandıktayız, meydanlardayız. 86 milyonu itiraz etmeye, 86 milyonu ses yükseltmeye, 86 milyonu sesini duyurmaya, yanındakini ikna etmeye, uzaktakine sesini duyurmaya, mücadeleye, ayağa kalkmaya davet ediyorum.

Kalkın ve bu ülkeyi kurtarın. Davetim Ekrem Başkan’ın sizlere hep söylediği gibi 23 Mart Türkiye’nin baharıdır. 23 Mart’ta sandık gelecek, Ekrem gelecek, dertler bitecek. 23 Mart sandığı erken seçimin müjdesidir, öncüsüdür.”

“Bugün gözaltına alınan İstanbul’un iradesidir”

Ekrem İmamoğlu’nun eşi Dilek İmamoğlu, CHP Lideri Özgür Özel’den önce Saraçhane’de toplanan vatandaşlara seslendi. Dilek İmamoğlu, “Bugün gözaltına alınan sadece Ekrem İmamoğlu değildir, İstanbul’un iradesidir… Bugün hepimiz gözaltındayız. Bugün gözaltında olan hukuk devletidir, demokrasidir, adalettir” dedi.

Dilek İmamoğlu’nun sözleri sık sık kalabalıktan yükselen “Hükümet istifa”, “Cumhurbaşkanı İmamoğlu”, “Susma sustukça sıra sana gelecek” ve “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” sloganlarıyla kesildi. Dilek İmamoğlu da kalabalığa “Kurtuluş yok tek başına. Ya hep beraber ya hiçbirimiz” sloganını attırdı.

Paylaşın

Ekrem İmamoğlu’nun Ortağı Olduğu Şirkete El Konuldu

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun ortağı olduğu şirkete el konuldu. Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında olduğu 100’den fazla kişi hakkında gözaltı kararı verilmişti.

Haber Merkezi / İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, gözaltına alınan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve CHP’nin Cumhurbaşkanı aday adayı Ekrem İmamoğlu’nun ortağı olduğu şirkete el konulduğunu duyurdu.

Açıklamada İmamoğlu İnşaat Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi’ne el konulmasıyla ilgili açıklamasında şu ifadelere yer verildi:

“İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığımızca 2024/228233 nolu soruşturma dosyasında; 19/03/2025 tarihinde soruşturma kapsamında temin edilen MASAK raporları uyarınca şüpheli Ekrem İmamoğlu’nun ortağı olduğu İMAMOĞLU İNŞAAT TİCARET VE SANAYİ ANONİM ŞİRKETİ’ne Cumhuriyet Başsavcılığımız talebi üzerine sulh ceza hakimliği kararı ile el konulmuştur. Kamu oyuna duyurulur…”

Soruşturmalar hakkında neler biliniyor?

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında olduğu 100’den fazla kişi gözaltına alındı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan yapılan ilk açıklamada İmamoğlu ile birlikte 100 şüpheli hakkında “suç örgütü liderliği’ suçlamasında bulunulurken, “suç örgütü irtikap, rüşvet, dolandırıcılık, ihaleye fesat karıştırma” gibi suçlardan gözaltı kararı verildiği kaydedildi.

Soruşturmalardan ilki “belediye iştiraklerinde usulsüz ihaleler, ihaleye fesat karıştırma, nitelikli dolandırıcılık, kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirme, rüşvet eylemlerini örgütlü bir şekilde işleme” gibi iddialarla ilgili. Bu soruşturma kapsamında İmamoğlu dahil 100 kişi hakkında gözaltı kararı verildi.

Başsavcılıktan yapılan açıklamada soruşturmanın kamuoyunda “CHP’de para sayma görüntüleri” olarak bilinen olayın ardından başlatıldığı vurgulandı. İmamoğlu hakkında “çıkar amaçlı suç örgütü lideri” ifadesi kullanılan açıklamada iddiaların Beylikdüzü Belediye Başkanlığı dönemine dayandığı kaydedildi.

Başsavcılık, büyükşehir belediyesinin iştirakleri olan MEDYA A.Ş, KÜLTÜR AŞ., KİPTAŞ ve İSFALT firmalarının da bu eylemlerde kullanıldığını iddia etti.

İkinci soruşturma 31 Mart yerel seçimlerinde hayata geçirilen “kent uzlaşısı” kapsamında terör soruşturması. Bu soruşturma kapsamında İmamoğlu dahil yedi kişi hakkında gözaltı kararı verildi. İkisinin ismi açıklanmadı.

DEM Parti’nin 31 Mart 2024 seçimlerinde gündeme getirdiği bir yerel seçim stratejisi olan kent uzlaşısı, “kentin tüm dinamiklerinin üzerinde uzlaştığı adaylarla seçimlere katılmayı” ifade ediyor.

Bu strateji çerçevesinde DEM Parti, Batı’daki bazı seçim noktalarında aday çıkarmayarak işbirliği temelinde CHP adaylarını destekledi. Başsavcılık bu faaliyetlerin PKK’nın metropollerdeki etkinliğini artırma amacı taşıdığını iddia etti.

Savcılık, CHP kontenjanından seçilen bazı belediye meclis üyeleri ile atanan belediye başkan yardımcılarının terörle bağlantılı olduğunu ve İBB iştiraki olan İPA ve BİMTAŞ bünyesinde de terör örgütü mensupları ve sempatizanlarının işe alındığını iddia etti.

Açıklamada İmamoğlu’nun diğer şüphelilerle birlikte yerel seçimlerde belediye meclis üyesi listelerini şahsen onayladığı vurgulandı, bu nedenle PKK/KCK terör örgütüne yardım etme suçunu işledikleri iddia edildi.

Üçüncü soruşturma 2013 yılında düzenlenen Gezi Parkı protestoları ile ilgili. Gazeteci İsmail Saymaz bu soruşturma kapsamında sabah saatlerinde gözaltına alındı. Saymaz, Taksim Dayanışması içinde görev almak ve eylemlerin derinleştirilmesi ve yaygınlaştırılması amacıyla faaliyette bulunmakla suçlandı.

Başsavcılığın açıklamasında ayrıca Osman Kavala’nın internet sitesinin hazırlanmasında rol aldığı, Gezi davasında tutuklu diğer kişilerle yoğun irtibatı olduğu, sosyal medya hesaplarında Gezi Parkı olayları ile ilgili çok sayıda paylaşımda bulunduğu suçlamaları yer aldı.

 

Paylaşın

Ekrem İmamoğlu Dünya Basınında: Erdoğan’ın Ana Rakibi Gözaltına Alındı

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 100’den fazla kişinin gözaltına alınması dış basında da geniş yankı uyandırdı.

Bloomberg: Bloomberg habere “Türkiye, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Ana Rakibi İmamoğlu’nu Gözaltına Aldı” başlığıyla geniş yer verdi ve ekledi:

İ”stanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Çarşamba sabahı evinde gözaltına alındı. Bu gelişme, Türk makamlarının bir gün önce üniversite diplomasını iptal etmesinin ardından geldi. Diploma iptali, İmamoğlu’nun bir sonraki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Recep Tayyip Erdoğan’a karşı aday olmasının önünü kesebilecek bir hamle olarak değerlendiriliyor. İmamoğlu, ekibi tarafından paylaşılan bir sesli mesajda, güvenlik güçlerinin evine baskın düzenlediğini belirtti ve yetkilileri, polis gücünü siyasi amaçlar için kullanmakla suçladı.”

Le Monde: Paris merkezli Le Monde, ana sayfadan duyurduğu haberde “Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başlıca siyasi rakibi ve İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, yolsuzluk ve terör bağlantıları suçlamalarıyla Çarşamba sabahı evinden gözaltına alındı” ifadelerini kullanarak ekledi:

“Yerel medyaya ve İmamoğlu’nun ekibine göre, 53 yaşındaki siyasetçi sabah saatlerinde evine yapılan baskında gözaltına alındı. Sosyal medya platformu X’te paylaşılan bir videoda, kravatını bağlarken çekilen İmamoğlu, evinin aranmasına tepki göstererek, ‘Yüzlerce polis kapıma geldi. Polis evime baskın düzenledi ve kapımı çaldı. Kendimi milletime emanet ediyorum’ dedi.”

“…İmamoğlu’nun gözaltına alınması, evine yapılan baskından bir gün sonra ve İstanbul Üniversitesi’nin diplomasını geçersiz saymasından hemen sonra gerçekleşti. Bu karar, popüler muhalefet liderinin bir sonraki cumhurbaşkanlığı seçiminde aday olmasını engelleyebilir. Türk yasalarına göre, adayların üniversite diplomasına sahip olması gerekiyor.”

Associated Press (AP): New York merkezli Amerikan haber ajansı Associated Press (AP), “Eleştirmenler, baskıların Erdoğan’ın iktidar partisinin geçen yılki yerel seçimlerde önemli kayıplar yaşamasının ve erken genel seçim çağrılarının artmasının ardından geldiğini söylüyor,” dediği haberine şöyle devam etti:

“Hükümet yetkilileri mahkemelerin bağımsız çalıştığında ısrar ediyor ve muhalif isimlere yönelik yasal işlemlerin siyasi amaçlı olduğu iddialarını reddediyor. İstanbul Üniversitesi, İmamoğlu’nun diplomasını iptal ederken, 1990 yılında Kuzey Kıbrıs’taki özel bir üniversiteden İşletme Fakültesi’ne geçişinde usulsüzlük yapıldığı iddiasını gerekçe gösterdi. İmamoğlu karara itiraz edeceğini söyledi.”

The Indian Express: Hindistan merkezli haber ajansı The Indian Express, İmamoğlu’nun siyasi yasakla karşı karşıya olduğunu belirttiği haberinde şöyle dedi: “Muhalefet lideri, muhalefet liderliğindeki belediyeleri soruşturan bir yargı uzmanını etkilemeye çalıştığı iddiaları da dahil olmak üzere çok sayıda davayla karşı karşıya. Davalar hapis cezaları ve siyasi yasakla sonuçlanabilir.”

France 24: “Belediye başkanlığı daha önce de İmamoğlu’nun 1995 yılında İstanbul Üniversitesi’nden aldığı işletme diplomasının bir kopyasını, bir gazetecinin diplomasının olmadığını iddia etmesi üzerine yayımlamıştı. İstanbul Üniversitesi X’te yaptığı açıklamada, aralarında İmamoğlu’nun da bulunduğu 28 kişinin diplomalarının ‘bariz bir hata olduğu gerekçesiyle geri çekileceğini ve iptal edileceğini’ söyledi. Üniversite daha fazla ayrıntı vermedi.

“Erdoğan, kendisinin üniversiteden hiç mezun olmadığı ve anayasal olarak cumhurbaşkanlığı makamında bulunamayacağı iddialarını defalarca reddetti.”

The Guardian: Londra merkezli The Guardian, “İstanbul Belediye Başkanı, muhtemel cumhurbaşkanlığı adaylığından günler önce tutuklandı” başlığı atarken haberi ilk sayfasından duyurdu ve ekledi:

“Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın önemli rakibi, üniversitesinin diplomasını geçersiz saymasından bir gün sonra gözaltına alındı; hamle siyasi bir manevra olarak görülüyor.”

“…Türk polisi, Çarşamba günü İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın önemli bir rakibi olarak görülen siyasetçiyi, iddia edilen yolsuzluk ve terör bağlantılarıyla ilgili bir soruşturma kapsamında tutukladı. Bu haber, devlet tarafından işletilen medya kuruluşları tarafından duyuruldu.”

“…İmamoğlu, Çarşamba sabahı, gözaltına alınmadan hemen önce bir video paylaştı ve videoya ‘Milletin iradesine darbe’ notunu ekledi.”

Kathimerini: Yunanistan basınının önde gelen gazetelerinden Kathimerini’nin internet sitesi de haberi flaş haber olarak duyururken “Türkiye: Ekrem İmamoğlu’nun Tutuklanması Ne Anlama Geliyor?” başlığı atarak şunları kaydetti:

“Ana muhalefet partisi CHP, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasını ‘bir sonraki cumhurbaşkanımıza karşı bir darbe girişimi’ olarak nitelendirdi. Bu gelişme, İmamoğlu’nun CHP’nin cumhurbaşkanı adayı olarak açıklanmasına sadece birkaç gün kala yaşandı. İstanbul’da gösteriler yasaklanırken, İmamoğlu hakkındaki ‘sahte diploma’ iddiaları ve ardı arkası kesilmeyen yargı süreçleri dikkat çekiyor.”

CNN International: CNN International’ın internet sitesi haberi ana sayfadan geniş yer ayırarak duyururken “Türkiye, İstanbul Belediye Başkanı ve Erdoğan’ın Önemli Rakibi İmamoğlu’nu Gözaltına Aldı” başlığı attı ve ekledi:

“Çarşamba günü gerçekleşen bu hamle, ana muhalefet partisi Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) ön seçim yapmasına sadece birkaç gün kala geldi. İmamoğlu’nun bu seçimde partinin cumhurbaşkanı adayı olarak seçilmesi bekleniyordu.”

“… Muhalefet, gözaltıların siyasi olduğunu ve Erdoğan’ın geçen yılki büyük yerel seçim yenilgisinin ardından muhalefete yönelik baskının bir parçası olduğunu savundu. CHP lideri Özgür Özel, bu hamleyi ‘bir sonraki Cumhurbaşkanımıza karşı bir darbe girişimi’ olarak nitelendirdi.”

“…İnternet erişim izleme grubu NetBlocks’a göre, Türkiye’de X, YouTube, Instagram ve TikTok’a erişim de kısıtlandı.”

Frankfurter Allgemeine Zeitung: Almanya medyasından Frankfurter Allgemeine (FAZ) “Erdoğan, En Güçlü Rakibini Saf Dışı Bırakıyor” başlığıyla haberi manşetten girdi. “Aslında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, kendisini Cumhurbaşkanı adayı ilan etmeyi planlıyordu. Ancak siyasetin yönlendirdiği Türk yargısı ondan önce harekete geçti” ifadelerine yer veren FAZ haberi şöyle devam etti:

“Türk Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın en önemli siyasi rakibi olan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Çarşamba sabahı İstanbul’daki evinden polisler tarafından gözaltına alındı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, İmamoğlu hakkında tutuklama kararı çıkardı. Ona yöneltilen suçlama ise ‘PKK/KCK terör örgütünü desteklemek’. Bu tartışmalı suçlamanın arkasında, İmamoğlu’nun partisi Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP), Mart ayında yapılan son yerel seçimler öncesinde Kürt siyasetçilerle kurduğu ittifaklar yer alıyor. Erdoğan’ın partisi bu seçimlerde ağır bir yenilgi almıştı.”

“Gözaltının zamanlaması tesadüf gibi görünmüyor. İmamoğlu, bu pazar günü CHP’nin cumhurbaşkanı adayı olarak ilan edilmeyi planlıyordu. Aslında bir sonraki seçimler 2028 yılında yapılacak. Ancak İmamoğlu, adaylığının kendisini yargıdan koruyacağını ya da en azından Erdoğan’ın onu hedef almasının siyasi bedelini artıracağını umuyordu.”

The Hill: The Hill, “Polis, Erdoğan’ın en önemli rakiplerinden biri olan İstanbul Belediye Başkanını yolsuzluk ve terör bağlantıları iddiasıyla tutukladı” manşetiyle gündemde yer aldı.

Reuters: Reuters, haberi, “Türkiye, muhalefetin ‘darbe’ olarak nitelendirdiği olayda Erdoğan’ın başlıca rakibini gözaltına aldı” başlığıyla gündeme taşıdı.

Reuters, “Türk yetkililer Çarşamba günü Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın başlıca siyasi rakibini, ana muhalefet partisinin “bir sonraki cumhurbaşkanımıza karşı bir darbe girişimi” olarak nitelendirdiği yolsuzluk ve terörist bir gruba yardım etmek gibi suçlamalarla gözaltına aldı. İstanbul’un popüler belediye başkanı Ekrem İmamoğlu’na yönelik bu hamle, muhalefeti susturmaya yönelik siyasi bir girişim olarak eleştirilen, ülke genelinde muhalif isimlere yönelik aylardır süren agresif bir yasal baskının son noktası olarak görülüyor” diye yazdı.

The Times of Israel: The Times of Israel, “Erdoğan’ın başlıca rakiplerinden İstanbul Belediye Başkanı tutuklandı, Türkiye’de internet kısıtlamaları getirildi” başlığını kullandı. The Times of Israel, “Türk polisi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın en önemli rakiplerinden biri olan İstanbul Belediye Başkanı’nı, yolsuzluk ve terör bağlantıları iddialarına yönelik bir soruşturma kapsamında tutukladı” ifadelerini kullandı.

New York Times: New York Times, İmamoğlu’nun gözaltına alınmasına yönelik, “Türkiye, muhalefetin önde gelen isimlerinden İstanbul Belediye Başkanını tutukladı” başlığını kullandı.

New York Times haberde, “İmamoğlu, 2028’de yapılması planlanan bir sonraki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde muhtemel bir rakip olarak görülüyor, ancak erken seçim olasılığı da var. İmamoğlu ve diğer muhalif isimler, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın hükümetini, İmamoğlu’nu siyasetten dışlayarak seçimlerde muhtemelen Erdoğan’a karşı aday olamamasını sağlamaya çalışmakla suçluyor” ifadelerine yer verdi.

Washington Post: Washington Post, “Türkiye, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın rakibi olan İstanbul Belediye Başkanı hakkında gözaltı kararı verdi” şeklinde başlık attı. Washington Post, “Türkiye’de savcılar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a muhalefetin yüksek profilli bir üyesi olan İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasına karar verdi” diye yazdı.

Tasnim: Tasnim, “Türk yetkililer İstanbul Belediye Başkanı hakkında gözaltı kararı verdi” başlığını atarak, “Türk makamları Çarşamba günü İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında gözaltı kararı verdi ve belediye başkanının konutuna polis güçlerini gönderdi” ifadelerini kullandı.

Der Spiegel: Der Spiegel, “Türk yetkililer, kilit Erdoğan muhalifini tutukladı” başlığıyla öne çıktı. Der Spiegel, “Önce üniversite diplomasının iptali, şimdi de el koyma: Türk yetkililer İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na yönelik baskıcı önlemlerini genişletiyor. Düzinelerce destekçisi de tutuklandı” diye yazdı.

BBC: BBC, olaya ilişkin, “İstanbul Belediye Başkanı ve Erdoğan’ın rakibi tutuklandı” başlığını kullandı. BBC, “İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı, Türkiye’de yürütülen bir yolsuzluk soruşturması kapsamında, cumhurbaşkanı adayı olarak seçilmesine günler kala gözaltına alındı. Laik Cumhuriyet Halk Partisi’nden (CHP) Ekrem İmamoğlu, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan’ın en güçlü siyasi rakiplerinden biri olarak görülüyor” ifadelerini kullandı.

Soruşturmalar hakkında neler biliniyor?

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında olduğu 100’den fazla kişi gözaltına alındı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan yapılan ilk açıklamada İmamoğlu ile birlikte 100 şüpheli hakkında “suç örgütü liderliği’ suçlamasında bulunulurken, “suç örgütü irtikap, rüşvet, dolandırıcılık, ihaleye fesat karıştırma” gibi suçlardan gözaltı kararı verildiği kaydedildi.

Soruşturmalardan ilki “belediye iştiraklerinde usulsüz ihaleler, ihaleye fesat karıştırma, nitelikli dolandırıcılık, kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirme, rüşvet eylemlerini örgütlü bir şekilde işleme” gibi iddialarla ilgili. Bu soruşturma kapsamında İmamoğlu dahil 100 kişi hakkında gözaltı kararı verildi.

Başsavcılıktan yapılan açıklamada soruşturmanın kamuoyunda “CHP’de para sayma görüntüleri” olarak bilinen olayın ardından başlatıldığı vurgulandı. İmamoğlu hakkında “çıkar amaçlı suç örgütü lideri” ifadesi kullanılan açıklamada iddiaların Beylikdüzü Belediye Başkanlığı dönemine dayandığı kaydedildi.

Başsavcılık, büyükşehir belediyesinin iştirakleri olan MEDYA A.Ş, KÜLTÜR AŞ., KİPTAŞ ve İSFALT firmalarının da bu eylemlerde kullanıldığını iddia etti.

İkinci soruşturma 31 Mart yerel seçimlerinde hayata geçirilen “kent uzlaşısı” kapsamında terör soruşturması. Bu soruşturma kapsamında İmamoğlu dahil yedi kişi hakkında gözaltı kararı verildi. İkisinin ismi açıklanmadı.

DEM Parti’nin 31 Mart 2024 seçimlerinde gündeme getirdiği bir yerel seçim stratejisi olan kent uzlaşısı, “kentin tüm dinamiklerinin üzerinde uzlaştığı adaylarla seçimlere katılmayı” ifade ediyor.

Bu strateji çerçevesinde DEM Parti, Batı’daki bazı seçim noktalarında aday çıkarmayarak işbirliği temelinde CHP adaylarını destekledi. Başsavcılık bu faaliyetlerin PKK’nın metropollerdeki etkinliğini artırma amacı taşıdığını iddia etti.

Savcılık, CHP kontenjanından seçilen bazı belediye meclis üyeleri ile atanan belediye başkan yardımcılarının terörle bağlantılı olduğunu ve İBB iştiraki olan İPA ve BİMTAŞ bünyesinde de terör örgütü mensupları ve sempatizanlarının işe alındığını iddia etti.

Açıklamada İmamoğlu’nun diğer şüphelilerle birlikte yerel seçimlerde belediye meclis üyesi listelerini şahsen onayladığı vurgulandı, bu nedenle PKK/KCK terör örgütüne yardım etme suçunu işledikleri iddia edildi.

Üçüncü soruşturma 2013 yılında düzenlenen Gezi Parkı protestoları ile ilgili. Gazeteci İsmail Saymaz bu soruşturma kapsamında sabah saatlerinde gözaltına alındı. Saymaz, Taksim Dayanışması içinde görev almak ve eylemlerin derinleştirilmesi ve yaygınlaştırılması amacıyla faaliyette bulunmakla suçlandı.

Başsavcılığın açıklamasında ayrıca Osman Kavala’nın internet sitesinin hazırlanmasında rol aldığı, Gezi davasında tutuklu diğer kişilerle yoğun irtibatı olduğu, sosyal medya hesaplarında Gezi Parkı olayları ile ilgili çok sayıda paylaşımda bulunduğu suçlamaları yer aldı.

Paylaşın

Ekrem İmamoğlu Dahil 100’den Fazla Gözaltı: Millet İradesine Darbe Vuruluyor

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında olduğu 100’den fazla kişi gözaltına alındı. İmamoğlu, gözaltı kararı sonrası, sosyal medya hesabından “Millet iradesine darbe vuruluyor” paylaşımı yaptı.

Haber Merkezi / İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu ile basın danışmanı Murat Ongun’un da aralarında bulunduğu 100’den fazla kişi hakkında gözaltı karar verildi. Gözaltılar 2 ayrı soruşturma kapsamında gerçekleştirildi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan yapılan ilk açıklamada İmamoğlu ile birlikte 100 şüpheli hakkında “suç örgütü liderliği’ suçlamasında bulunulurken, “suç örgütü irtikap, rüşvet, dolandırıcılık, ihaleye fesat karıştırma” gibi suçlardan gözaltı kararı verildiği kaydedildi.

Savcılıktan yapılan diğer açıklamada da Ekrem İmamoğlu ile 8 kişi hakkında, “PKK/KCK terör örgütüne yardım etmek” suçundan gözaltı kararı verildiği belirtildi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan yapılan açıklamada, 31 Mart yerel seçimlerinde uygulandığı belirtilen “kent uzlaşısı” çalışmaları gerekçe gösterilerek İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, Reform Enstitüsü Başkanı Mehmet Ali Çalışkan, Şişli Belediye Başkan Yardımcısı Ebru Özdemir ve İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat’ın da aralarında bulunduğu 7 kişi hakkında gözaltı kararı verdiği bildirildi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, “İmamoğlu’nun diğer şüphelilerle birlikte yerel seçimlerde, belediye meclis üyesi listelerinin kendisinin onayıyla belirlenmesi de nazara alındığında terör örgütünün yönetimince de ifade edilen metropollerde etkinliğinin arttırılması amacını taşıyan kent uzlaşısı faaliyetine bilerek iştirak etmek suretiyle PKK/KCK terör örgütüne yardım etme suçunu işledikleri…” ifadelerine yer verildi.

“Millet iradesine darbe vuruluyor”

Ekrem İmamoğlu, hakkında verilen gözaltına kararına ilişkin sosyal medya hesabından açıklama yaptı. İmamoğlu, saat 07.12’de “Millet iradesine darbe vuruluyor” notuyla yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı:

Üzülerek söylüyorum, milletimizi iradesini gasp etmeye çalışan bir avuç akıl, benim sevgili polislerimi, bu ülkenin emniyet güçlerini bu kötülüğe alet ederek, 16 milyon İstanbullunun konutunun kapısına yüzlerce polis yığmıştır.

Zorbalıkla karşı karşıyız ama yılmayacağımı bilmenizi istiyorum. Hepinizi çok seviyorum. Ben kendimi milletime emanet ediyorum. Dimdik ayakta olacağımı bütün milletim bilsin. O kişiye ve onun bütün bu süreci aparat gibi kullanan aklıyla mücadeleye devam edeceğim.”

İBB’den yapılan açıklamada, “Bugün, ülkemiz ve milletimiz adına son derece üzücü bir sürece tanıklık etmekteyiz. Hukukun üstünlüğü ve demokratik iradeye olan inancımız doğrultusunda, yaşanan gelişmeleri dikkatle takip ediyoruz” ifadeleri yer aldı.

Açıklamanın devamında, “Adaletin en kısa sürede yeniden tesis edileceğine ve başta Sayın Başkanımız olmak üzere tüm çalışma arkadaşlarımızın görevlerine döneceğine olan inancımız tamdır” denildi.

Açıklama, “Bu süreçte, bizlere düşen en önemli sorumluluk, 16 milyon İstanbulluya bugüne kadar olduğu gibi kesintisiz ve kaliteli hizmet sunmaya devam etmektir. Tüm çalışma arkadaşlarımızla birlikte görevimizin başında olacak, şehrimize olan sorumluluğumuzu aynı kararlılıkla sürdüreceğiz” ifadeleriyle devam etti.

Açıklama, “Her şeyin en kısa sürede daha güzel olacağına olan inancımızla, saygılarımızı sunarız” ifadeleriyle son buldu.

Valilik, gösteri yasağı getirdi

İstanbul Valiliği şehirde geniş güvenlik önlemleri alındığını duyurdu. Valiliğini internet sitesinden yapılan açıklamada “il genelinde kamu düzenini muhafaza etmek ve oluşabilecek provokatif eylemlerin önüne geçmek” için 19-23 Mart tarihleri arasında İstanbul’da “her türlü toplantı, gösteri ve basın açıklaması” yapılmasının yasaklandığı duyuruldu.

Valiliğin kararı çerçevesinde 19 Mart 06:00’dan itibaren geçerli olmak kaydıyla Yenikapı-Atatürk Havalimanı ve Yenikapı-Kirazlı metro hatlarının Emniyet-Fatih istasyonu sefere kapatıldı. Bu istasyondan, İmamoğlu’nun götürüldüğü İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün de bulunduğu Vatan Caddesi’ne çıkılabiliyor.

Paylaşın

Diploma Soruşturması: İptal Edilirse Hukuki Süreç Nasıl İşleyecek?

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun avukatı Mehmet Pehlivan, diploma soruşturması hakkında bilinmesi gerekenlere ilişkin bir bilgi notu hazırladı.

BirGün’ün aktardığına göre; Mehmet Pehlivan’ın hazırladığı bilgi notundan öne çıkan bölümler şöyle:

Diploma hakkında iptal kararını kim verebilir?

“Diploma hakkında karar verebilecek tek mercii, İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi Yönetim Kuruludur. Savcılığın, YÖK’ün, Rektörlüğün bu konuda bir karar verme yetkisi yoktur. Fakülte Yönetim Kurulu, 7 üyeden oluşmaktadır.

İptal kararı sonrası hukuki süreç nasıl işleyecek?

Diplomanın iptali, idari işlemin geri alınması şeklinde yeni bir idari işlemdir. Bu nedenle idari işleme karşı, İstanbul İdare Mahkemelerinde dava açılacaktır. Davanın aleyhe sonuçlanması halinde, istinaf yoluyla Bölge İdare Mahkemesi’ne başvurulacaktır. İstinaf incelemesi neticesinde Danıştay 8. Dairesi’ne temyiz incelemesine gidecektir. Dava sürecinde bir yürütmeyi durdurma kararı verilmemesi halinde yükseköğrenim mezuniyeti bulunmayacaktır.

Bu soruşturmanın yetki saptırması olduğu, dolayısıyla “yargı tacizi” olarak kategori konumlandırılması nedeniyle de AİHS’in 18. maddesi uyarınca Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne de çift şeritli başvuru yapılacaktır.”

İmamoğlu’nun avukatı ayrıca, “Bu sürecin Sn. İmamoğlu’nun cumhurbaşkanlığı adaylığını engellemeye yönelik bir hamle olması nedeniyle bu hukuksuzluğa iştirak ederek demokratik seçim sürecine müdahale eden herkes hakkında görevi kötüye kullanma suçunun yanı sıra “Anayasayı Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs” suçundan da suç duyurularında bulunulacaktır” açıklamasını yaptı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, “resmi belgede sahtecilik” suçundan açılan soruşturma kapsamında İstanbul Üniversitesi’ne gönderdiği ikinci yazıda işlemlerin hızlandırılmasını talep etmişti. Ayrıca Soruşturma kapsamında 5 Mart’ta İmamoğlu’nun ifadesi alınmıştı.

İmamoğlu hakkındaki diğer davalar neler?

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek ile ilgili sözleri nedeniyle de soruşturma başlatılmıştı.

Soruşturma kapsamında kabul edilen iddianamede İmamoğlu “kamu görevlisine karşı görevinden dolayı alenen hakaret”, “tehdit” ve “terörle mücadelede görev almış kişileri hedef göstermekle” suçlanıyor ve 7 yıl 4 aya kadar hapisle cezalandırılması ve siyasi yasak talep ediliyor. Davanın ilk duruşması 11 Nisan’da görülecek.

İmamoğlu hakkında, CHP davalarında yer aldığını söylediği bilirkişi hakkındaki sözleri nedeniyle açılan başka bir soruşturmada da “yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs” suçlamasıyla da 4 yıla kadar hapis cezası ve siyasi yasak istendi.

Ayrıca kamuoyunda “ahmak davası” olarak bilinen ve 2019’a kadar uzanan davanın yanı sıra, Beylikdüzü Belediye Başkanlığı (2014-2019) dönemindeki bir ihale nedeniyle açılan bir dava ve Kasım 2024’te İBB’nin bazı etkinliklerde usulsüz harcama yapılarak kamu zararına yol açıldığı iddialarına ilişkin başlatılan bir soruşturma da var.

Paylaşın

İmamoğlu, Diyarbakır’da Konuştu: Silahlar Susmalı, Çatışma Bitmeli

Diyarbakır’da konuşan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Türkiye’nin barışa ve huzura kavuşması çok önemli. Ama ne yapılacaksa samimiyetle tutarlılıkla yapılmalı. Sandık menfaati değil milletimizin menfaati gözetilmeli” dedi ve ekledi:

“Şiddetle, çatışmayla, terörle hiçbir yere varılamaz. Silahlar susmalı, silahlar susmalı, silahlar susmalı… Çatışma bitmeli, bitmeli, bitmeli… Herkes kendini bu ülkenin eşit vatandaşı, eşit hissedarı olarak hissetmeli. Bunu yapmak da devletin ve hepimizin görevidir.”

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP’nin cumhurbaşkanı adayını belirlemesi için yapılacak ön seçimle ilgili çalışmalarına devam ediyor. Diyarbakır’a giden Ekrem İmamoğlu, buradaki programda açıklamalarda bulundu. İmamoğlu’nun açıklamalarından öne çıkan bölümler şu şekilde:

“Sokaklarında dolaştığım, iyi gününde acısında yanında olduğum, bizim bir parçamız olan Diyarbakır’da olmaktan mutluk duyuyorum. Siz de hoş geldiniz sefalar getirdiniz. Her birinizi kucaklıyorum. Diyarbakır’ın vicdanı, bilgeliği hepimize kılavuzluk yapacaktır. Bu topraklarda birikmiş çok değerli sözler, ilkeler hepimize katkı sunmuştur. Mezopotamya’dan beri, bu kadim topraklarda muazzam bir gelecek tahayyülü için buradayız.

Tabii ki burada bulununca söylemeliyim, daha dün akşam Trabzon’daydım oradan size selamlar getirdim. Sizden de buradan gideceğim Erzincan’a selam götüreceğim. Elbette Amedspor’a da başarılar diliyorum. Amedspor şehre büyük bir heyecan katmıştır, Amedspor’u destekliyorum, gücüm yettikçe de destekleyeceğim. Hakkari’deki kadın voleybolu, Van’daki spor faaliyetlerini de takip ediyorum, bütün coğrafyayı takip ediyorum. Bu anlamda Amedspor’a da farklı branşlarda da, özellikle olimpik branşlarda atılım bekliyorum. Çünkü bu kardeşiniz olimpiyatları İstanbul’a getirecek, orada Türkiye’nin her yerinden olimpiyat şampiyonu istiyoruz.

CHP’nin değerli evlatları, slogan attığınız her şeyi gönülden isterseniz her şeyi başarırsınız. Bundan sonra hep beraber bu yükü yükleneceğiz. Mübarek ramazan ayındayız. Bu mübarek günden peygamberler ve sahabeler şehri Diyarbakır’da olmanın gururunu yaşıyorum. Bu topraklar üstünde yaşayan hepimizin hayatında bereket çok önemlidir. Hepimiz bereket dileriz, dua ederiz. Birbirimize de dileriz. Ama bugün ülkenin neresine giderseniz bereket yok. Az kazanan da çok kazanan da ‘Paramızın bereketi kalmadı’ diyor. Vatandaşına parmak sallayanlar var.

Bu tabloyu yaratan, o bereketi kaçıran bugünün iktidarıdır çok net. Bugün aramızdaki STK’lar, tüm kuruluşlar bu bereketsizliği en iyi tespit edenlerdir. Çünkü bunların içinde adalet yok, iyilik yok, maneviyat yok. Bunların koltuklarını korumaktan başka dertleri yok. Sebep oldukları haksızlıkların adaletsizliklerin milletin canını nasıl yaktığını görmüyorlar. İşçi, asgari ücretli, emekliler… Hele emekliler, hepimiz onların sayesinde bugün buraya geldik. Bir emekli torununa harçlık veremiyorsa bundan daha acı bir şey yok. Anneler çocukların yemek alabilmek için eşten dosttan medet umuyor. Bizden istenen sosyal yardımlar son dönemde iki kat arttı.

“Türkiye’de gelmiş geçmiş en demokratik…” 

Biz bu tabloyla mücadele etmekten asla vazgeçmeyeceğiz ve bu ülkenin dilediği ne varsa bizlerle beraber gelecek. Hep birlikte başaracağız. Memleketin bereketini kaçıranların biz de uykularını kaçırdık. Beni rüyasında ya da kabusunda görüp uyananları kabusun kabusunda boğacağım. Ondan sonra bu yürüyüş, o genel seçimde onları evlerine yollayacak. Bir kişinin ya da bir kadronun yürüyüşünden bahsetmiyorum. Bu yürüyüş CHP’nin tabandan tavana yürüyüşüdür. Haftaya herkesin göreceği bu yürüyüş bir demokrasi devrimidir. Bunu organize eden herkese teşekkür ederim. Biz Türkiye’de gelmiş geçmiş en demokratik, en özgürlükçü yönetimi kuracağız. Bizim derdimiz, kişilerle, siyasi ikballe değil.

Bu ülkede istibdat rejiminin bir daha gelmesine izin vermeyecek güçlü bir demokrasi sistemi inşa edeceğiz. Bununla sadece yakın coğrafyamıza değil tüm dünyaya örnek olacağız. Bizim derdimiz ‘O gitsin bu gelsin’ değil. Derdimiz kişilerle değil, siyasi ikballe ilgili değiliz. Bizim mücadelemiz çocuklarımız için. Biz bu bozuk düzeni değiştirmek için yola çıktık. Bir daha bu ülkede hiçbir siyasi otorite, milletin iradesine kayyumlarla çökmesin diye yola çıktık. Bir daha yargının sopa olarak kullanılmaması için yola çıktık. Milletimizin her bir ferdi bu devletin tek sahibi olduğunu hissedecek ve bizzat yaşayacak. Kimliği, inancı, yaşam tarzı nedeniyle kimse kendini güvensiz hissetmeyecek.

Hiç kimseyi piyasanın insafına bırakmayacağız. Erişilebilir ticaret şartlarını getireceğiz. Türkiye’miz adaletin, eşit yurttaşlığın etkileriyle zenginleşecek ve güçlenecek. Biz adil, güçlü, etkin, güven veren bir devleti yeni baştan inşa edeceğiz. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına yakışacak bir Türkiye inşa edeceğiz. Bu topraklarda güçlü ve dayanışmacı bir toplum yaratacağız. GAP’ı hak ettiği değere kavuşturacak olan da biz olacağız, Diyarbakır’dan söz veriyorum.

Biz milletin haklarını siyasi hesaplarına malzeme yapanlara benzemeyiz. Kıymetli Diyarbakırlılar, Türkiye’nin barışa ve huzura kavuşması çok önemli. Ama ne yapılacaksa samimiyetle tutarlılıkla yapılmalı. Sandık menfaati değil milletimizin menfaati gözetilmeli. Şiddetle, çatışmayla, terörle hiçbir yere varılamaz. Silahlar susmalı, silahlar susmalı, silahlar susmalı… Çatışma bitmeli, bitmeli, bitmeli… Herkes kendini bu ülkenin eşit vatandaşı, eşit hissedarı olarak hissetmeli. Bunu yapmak da devletin ve hepimizin görevidir.

Kürtler ‘Bizim bir sorunumuz var’ dediği sürece tabii ki ortada bir Kürt sorunu vardır. Bu sorun, şehit aileleri başta olmak üzere herkesi gözeterek diyalogla çözülmelidir. Biz bunu çözmek adına yaptıklarımızla milyonlarca insana yapıldığı gibi terörist damgası yiyoruz. Bakın mesela Esenyurt Belediyesi Başkanımız Ahmet Özer, görevden alınıyor hapse atılıyor. Yuh olsun bu karara! ‘Türkiye İttifakı’ dediğimiz için, eşit vatandaş gördüğümüz ve kardeşlerim komşularım olan insanlarımıza belediyede temsil hakkı verdiğimiz için bu insanlar hepse atıldı. Bu insanlar işinde gücünde ekmeğinde insanlardı.

Bir savcı iddianamede yazmış ki; ‘Batı’daki Kürtler nasıl orada söz sahibi olurlar?’ Kürdün Batı’da olanı Doğu’da olanı olur mu? Siz böyle bir şey duydunuz mu daha önce? Bunun farkı ne olur? Köyünde başka Nişantaşı’nda başka giyinir en fazla o olur. Bunların kafasına neler sokmuşlar? Bu ülkede Kürtler Türkler aynı haklara sahiptir. Böyle bir şeyi utanmadan iddianameye yazıyorlar. Bizi yargılasanız ne olur, biz Türkiye Cumhuriyeti devletinin milletinin vicdanında yargılanırız. Bunlara göre Kürtler sadece Diyarbakır’da temsil edilir o da kayyum atanana kadar. Bu zihniyeti siyasetten de hukuktan da temizleyelim. Bugün ak dediğine yarın kara diyenler bu ülkede adaleti sağlayamazlar.

Dün köyüme gittim, 100 yaşındaki anneannemin elini öptüm. Her evde vardır anneannelerimiz, babaannelerimiz. Biz her bir yöreden anneannelerimizin elini tüm Türkiye’ye uzatmaya geliyoruz. Ben bugün buraya özlemini duyduğumuz barışın tesisi için geldin. Ben buraya birleştirmeye, kucaklaştırmaya geldim. Her birinizi o kadar çok seviyorum ki… Her bir vatandaşımı. Bu topraklarda hiçbirimiz diğerinden üstün de değiliz eksik de değiliz, hepimiz aynı çınarın dallarıyız. Hepimizin üstünde al bayrağımız var.

Hukuksuzluğu, adaleti, ayrımcılığı, yoksulluğu bitirmeye söz veriyor muyuz? Bu düzeni değiştirmeye söz veriyor muyuz? Söz verelim ki, demokrasiye kayyum atayan zihniyet bu topraklardan silinip gitsin. Adaletin terazisi kimsenin elinde oyuncak olmasın. Hiç kimse bir partinin genel başkanını, Selahattin Demirtaş gibi hapiste haksız yere tutamasın. Bir partiye genel başkanlık yapmış bir insanı yıllardır siyasi rehine olarak tutuyorsunuz. Aynısını şimdi Ümit Özdağ’a da yapıyorlar. Ben bunu yaşayan kim olursa olsun, yanındayım.

Ben ‘Sizinle kardeşim’ deyip ‘Aslında ben ağabeyim benim dediğim olur’ demek istemiyorum. Ben gerçekten kardeşim. Kimseyi ağabey veya küçük kardeş olarak görmüyorum. Benim ruhumda Mevlana var, Hacı Bektaş-i Veli var. Milletin tamamını, bu ülkenin eşit hissedarı olarak görürüm. Ülkemizi inşa ettiğimiz temel kavramlar benim için her şeyin üstündedir. Yani Cumhuriyet, demokrasi, laiklik, hukukun üstünlüğü, sosyal adalet benim için en öndedir. Bunu yaparsak bu ülkeye bereket yağar, huzur yağar.

Bir hafta öncesine kadar ‘Ön seçime ne gerek var, böyle şey olur mu?’ diyenler, iktidarın kanallarında bizi karalamaya çalışanlar nasıl korkuyor şimdi. Onlar bu umudun bu ülkeyi nasıl değiştirebileceğini görecekler. İktidar da bu sebeple bana karşı aceleci bir saldırıya geçti. Ben birden hakkında 25 yıl hapis cezası ve 5 kez siyasi yasak istenen birine dönüştüm. Benim 30 senelik diplomamı bile iptal ettirmeye çalışıyorlar. Bu yargı eliyle siyaset mühendisliğidir. Tüm dertleri benim Erdoğan’ın karşısında seçime girmemi engellemek. Ama beşleyeceğiz değil mi?

Nefes aldığım sürece, sesim çıktığı sürece adaletsizliğe karşı sesimi yükseltirim. Hak da yemem, hakkımı da yedirmem, milletimin hakkını da yedirmem! Bu artık benim şahsi meselem olmaktan çıktı. CHP’li kardeşlerimin sandığa koşacağından eminim. Tek bir fire vermeden, bu ülkeye değişim umudunu vereceğimizden eminim. Onlar yenilecekler. Temiz kalbimize, hoşgörümüze yenilecekler. Türkiye kazanacak, CHP başaracak.

Diyarbakır sen çok acı çektin, çok sınandın ve çok direndin biliyoruz. Kürdün, Türkün, Arabın, Alevinin, Sünninin müjdecisi olmaya geldik. Baharın geldiğini haber vermeye geldik. Ülkemizi karanlıktan kurtarmaya, kara bulutları def etmeye geldik. Hepinizin Newroz’unu kutluyorum. Newroz pîroz be! Halepçe’de yaşanan katliamında hayatını kaybedenleri de anıyorum. Türkiye, yanıbaşımızdaki Alevi katliamı karşısında dimdik durmalıdır. Türkiye devleti Kürdün de Arabın da yaşam kalitesi için vardır. Biz her kökenden insanın teminatı olmak zorundayız.”

Paylaşın

İmamoğlu’ndan “Soruşturmalar” Tepkisi: Savcı O

Bursa’da konuşan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, kendisine ve CHP’ye yönelik soruşturmalara dikkat çekerek, “FETÖ kumpaslarıyla organize edilmiş Ergenekon davaları için ben bu davaların savcısıyım diyen zat şimdi de Cumhuriyet Halk Partisi’ne ve bana açılan davaların savcılığına soyunmuştur. Savcı aramayın, savcı o” dedi ve ekledi:

“Siyasi amaçlarla, siyasi amaçlarla yargı eliyle geçmişte bu iki ortak, bu iki ortak yargı eliyle siyasi amaçlarına ulaşmayı çok iyi bilirlerdi. Şimdi aynı taktiklerle sandıkta yenemedikleri, bundan sonra da asla yenemeyecekleri Cumhuriyet Halk Partisi’ne yargı eliyle boyun eğdirmek istiyorlar.”

Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) cumhurbaşkanı aday adayı İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, ön seçim çalışmaları kapsamında Bursa’da konuştu. Cumhuriyet’in aktardığına göre; İmamoğlu, AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın emeklilere verilen bayram ikramiyesine ilişkin “3 bindi 4 oldu daha ne olacak” sözlerine şu sözlerle tepki gösterdi:

“Halkına fırça atarak söylüyor. 3.000′ liraydı 4.000 oldu. Daha ne olacak diyor? Daha ne olacak diyor? Bu bakış açısı ne biliyor musunuz? Bizdeki terbiye, bizdeki terbiye, anlayış ki zaten öyle. Bizdeki anlayış milletin parasını millete dağıtmak anlayışı. Burada saygıdeğer başta Bursa ve Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanlarımız ve diğer belediye başkanlarımız, bütün her bir arkadaşımız prensibimiz, ilkemiz milletin ihtiyaçları için milletin parasını millete adil olarak dağıtma prensibidir. O ahlaktan asla vazgeçmeyiz.

Sevgili dostlar, bunlar ise emekliye bile verilen maaşı kendi parası gibi verdiğini düşünerek o emekliye hakaret etmeyi normal görüyor. Bu var ya dünyada, yeryüzünde görülmüş bir şey değil. Bu edebin, edebin ayaklar altına alınması demektir. Utanç duyulacak bir durumdur.

Emekçiler ve iş insanları ekonomik, siyasi, hukuki ortama güvenmedikleri için, önlerini göremedikleri için zor durumdalar. Ve bu ülkede düşünsenize üreten insanı, sanayiciyi, istihdam sağlayan, bu ülkenin üreten insanlarını bile korkutmayı, baskı altına almayı kendine siyasi strateji gören bir akılla karşı karşıyayız. Ama bunların umurunda değil. Bunların umurunda olan tek şey ne biliyor musunuz?”

Ekrem İmamoğlu, kendisini hedef alan Erdoğan’a şu sözlerle seslendi: “Kendine ait zannettiği koltuğunu korumak, saraydan çıkmamak. Millet seni evine yollayacak, evine yollayacak. Millet adaletsizliğin pençesinde, can derdinde. Sevgili hemşehrilerim, gelir dağılımında adalet yok, eğitimde adalet yok, sağlıkta adalet yok. Devlet kurumlarının uygulamalarında, işe alımlarda adalet yok. Yahu seçimden bu yana neredeyse 2 sene geçiyor, öyle değil mi? Genel seçimlerde zorda kalınca mülakatı kaldıracağım demedi mi?

Ya devletin başındaki insan sözünü tutmaz mı ya? Böyle bir şey olabilir mi? Bakın, sevgili gençlerin ve hanımefendilerin, beyefendilerin haykırışından sonra bunu söylemek ayıp ama mahkemelerde adalet yok. Mahkemelerde adalet yok. Bu iktidarın elini kolunu soktuğu hiçbir yerde adalet yok. Bunların içinde adalet duygusu kalmadığı gibi amacı adaleti sağlamak olan yüce Türk yargısının saygıdeğer, namuslu hakimlerini, savcılarını bile zor durumda bırakıyorlar.

Hedef alınan kent lokantalarını da işaret eden İmamoğlu, şöyle devam etti: “Adaleti sağlamak için uğraşan her kişiye düşman oluyorlar. Sevgili dostlarım, insanlarımız zor şartlarda kendi paralarıyla, onurlarıyla bir öğün karınlarını doldurabilsinler diye biliyorsunuz, gurur da duyuyorum, kent lokantaları açtık, kent lokantaları. Burada ve bulunmayan Türkiye’nin her yerindeki yerel yönetici arkadaşlarım kent lokantası markasıyla her yerde kent lokantalarını açtılar.

100 metre ve iktidarın, hükümetin düştüğü acizliğe bak. Bütün güçleriyle nereye saldırıyorlar? En büyüğü 100 metrekare olan kent lokantasına saldırıyorlar. Demediklerini, yapmadıklarını bırakmadılar. Hâlâ da uğraşıyorlar. Hâlâ da orada gitti yemek yedi diye bir insana soruşturma açıyorlar. Yahu utanılacak bir durumdalar, utanılacak.

Memleketimizi sıkıntıya sokuyorlar. Biz neyle uğraşıyoruz, onlar neyle uğraşıyorlar? Biz, işte bütün belediye başkanlarımız dar gelirli ailelerin çocukları okul öncesi eğitim alabilsin, anneleri iş bulup çalışabilsin diye kreşler açtık, açmaya devam ediyoruz. Onlar ne yapıyor? Kapatmak için uğraşıyorlar. Kapatmak için genelge yazıyor belediye başkanlarına. Sonra yaptıkları hatayı, milletin tepkisini görüyorlar.

Kendileri bunları geri nasıl çeviririz diye kıvır kıvır kıvırıyorlar. Yahu bir memleket, ülkenin yöneticileri bir ülkenin yöneticileri. İmamoğlu geliyor. Tarihi gençler yazacak, gençler. Türkiye Cumhuriyeti’nin gençleri yazacak.

Bu ülkede hiçbir zaman, burada çok saygıdeğer geçmiş dönemlerde bakanlık yapmış büyüklerimiz var, hiçbir dönemde hiçbir siyasi anlayış bir başka siyasi anlazyışın hizmetine, değer gören hizmetine, savaş açar mı? Topla tüfekle saldırır mı? Kreşe saldırıyorlar. Kent lokantasına saldırıyorlar. Niye biliyor musunuz? Onların dev proje, mega proje dedikleri, milletin cebindeki parayı boşaltan projeleri, kent lokantası, 100 metrekarelik kent lokantası, bir küçücük kreş onların mega projelerini tuş etti diye, yendi diye, saldırılar ondan.”

‘İktidar’ vurgusu yapan Ekrem İmamoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Biraz sıcak, bir de bu güzel insanların sıcaklığı, eğer bunalan varsa kolları sıvasın, ceketini çıkarsın. Zaten 23 Mart’ta da hep beraber çıkaracağız. Bir örnek daha vereceğim sevgili hemşehrilerim. Hani hizmete olan saldırıdan bahsettik ya, küçük çocuğu olan, küçük çocuğu olan annelere ulaşımı ücretsiz yapacağım dedim. Kıymetli Bursalı hemşehrilerim, İstanbul zor bir şehir. Birçok şehirden çok daha yüksek seviyede geçim sıkıntısı olan bir şehir aslında.

Hatırlayın, 2023 seçiminde, 2019 seçiminde İstanbul’da Cumhurbaşkanı her seçimde gelip onlarca miting yaptı ve bu mitinglerde bana hitaben dedi ki: “Kimin parasını kime veriyorsun?” Ben ne dedim? “Milletin parasını millete veriyorum kardeşim! Millete veriyorum! Sana mı soracağım?” dedim. Bunlar milletin hakkına girmeyi, milletin hakkının kendi yetkisinde olduğunu düşünmeye o kadar alışmışlar ki milletin parasını millete vermemizi akılları almıyor.

Onlardaki kriter ne biliyor musunuz? Milletin parasını kendi yakını olan bir avuç insana vermek. Onların derdi bu. Biz, biz bu yola milletin hakkını millete vermek için çıktık. Bu büyük ve aziz milletin, benim kıymetli dostlarım, geçim derdi çekmeden, gelecek endişesi duymadan yaşama hakkına kavuşsunlar diye yola çıktık. Hakkı var, öyle değil mi? Hakkı var. Ne yapacağız?

İktidar olacağız, millet hakkını alacak. Milletin hakkını millete vereceğiz. Bu milletin en kaliteli eğitim ve sağlık hizmetlerine kolayca ulaşmaya, afetlere karşı güçlü bir şekilde karşı koymaya hakkı yok mu? Elbette var. İşte iktidar olacağız, millet hakkını alacak. Bu milletin mahkemelere gözü kapalı güvenmeye hakkı yok mu?

Elbette var. İktidar olacağız, millet hakkını alacak. Bu milletin kökeni, inancı, cinsiyeti, siyasi görüşü ne olursa olsun herkesin kendini güvende hissettiği, huzurlu bir ortamda yaşamaya hakkı yok mu? Elbette var. İşte ne olacak sevgili gençler? İktidar olacağız, iktidar. Millet hakkını alacak. Cumhuriyet Halk Partisi başaracak. Milletin hakkı milletin olacak.”

“Savcı aramayın, savcı o”

Kendisine ve CHP’ye yönelik soruşturmalara dikkat çeken İmamoğlu, şöyle konuştu: “Olan şeyleri anlatamıyorum çünkü hem dedikoduya girebilir, bir dedikodu olmadığından eminim. Yani öyle davalar var ki, öyle saldırılar var ki utanç verici. Ha, bildiğim bir şey var. Bu davaların kağıt üzerinde takip eden bir savcısı var ama davaların gerçek savcısını herkes biliyor.

FETÖ kumpaslarıyla organize edilmiş Ergenekon davaları için ben bu davaların savcısıyım diyen zat şimdi de Cumhuriyet Halk Partisi’ne ve bana açılan davaların savcılığına soyunmuştur. Savcı aramayın, savcı o. Siyasi amaçlarla, siyasi amaçlarla yargı eliyle geçmişte bu iki ortak, bu iki ortak yargı eliyle siyasi amaçlarına ulaşmayı çok iyi bilirlerdi. Şimdi aynı taktiklerle sandıkta yenemedikleri, bundan sonra da asla yenemeyecekleri Cumhuriyet Halk Partisi’ne yargı eliyle boyun eğdirmek istiyorlar.

Cumhuriyet Halk Partisi’ne boyun eğdirirsek, millete de boyun eğdiririz diye düşünüyorlar. Ama ne biz boyun eğeriz, ne de bu aziz millete boyun eğdirecek, bırak kişiyi, ne devlet, ne başka bir unsur, anasının karnından doğmadı, doğmayacak. Bu aziz millet büyüktür. Bizler bizler zalimin değil, bizler bizler yalnızca milletin iradesi karşısında boyun eğeriz.

Bakın, ben 2019’dan bu yana her Allah’ın günü bir soruşturmayla, bir davayla karşı karşıyayım. Sevgili başkanlarımız, deneyimli politikacı büyüklerimiz, devletin farklı aşamalarında görev yapmış dostlarımız, abilerimiz, ablalarımız, belediyemiz son 6 yılda 1.200 teftiş, inceleme, soruşturma geçirdi. Hepsinden elleri boş döndüler, hepsinden.

Ama içlerini öyle bir korku bürümüş ki bana dava açmadan duramıyorlar. Şimdilik şimdilik 25 yıl hapis, 5 kez de siyaset yasağı isteniyor hakkımda. Belli ki belli ki belli ki Ekrem’den böyle kurtulursak önümüzdeki 5 seçimi garanti alırız diye düşünüyorlar. Herhalde matematiğini böyle hesap ettiler. Yahu sizin Ekrem İmamoğlu ile hesabınız olsa, olmasa ne olur?

Üniversite diploması ile ilgili başlatılan soruşturma ve yürütülen tartışmaları da hatırlatan Ekrem İmamoğlu, şu ifadeleri kullandı: “Gözlerime bakın. Milletin sizinle hesabı var, milletin! Bu büyük milletin sizinle hesabı var! O hesabı görecek. Öyle sabırsızlar ki öyle sabırsızlar ki Beni izliyordur diye kameraya baktım ha yanlış anlamayın. Beni izliyor onun için kameraya baktım. Ya da izleyen arkadaşları görsün. 35 yıl sonra benim diplomamı iptal ettirmeye çalışıyorlar. Öyle aceleri var ki, öyle aceleri var ki; savcılık 2. kez yazı yazmış üniversiteye. Ekrem İmamoğlu’nun diplomasıyla ilgili işleri hızlandır.

Savcılık ikinci kez yazı yazmış üniversiteye. Ekrem İmamoğlu’nun diplomasıyla ilgili işleri hızlandır, acele et. Halbuki üniversite bu konuda zaten 5 yıl önce karar almış. Ekrem İmamoğlu’nun diplomasıyla ilgili hiçbir usulsüzlük yoktur demiş 5 yıl önce. Ama davanın asıl savcısı var ya Ankara’da, malum şahsın acelesi var. 23 Mart’tan önce diplomayı iptal edilsin diyor. Ekrem karşıma rakip çıkmasın. O günü bugünden kesmek istiyor. Cumhuriyet Halk Partisi’nin adayını da kendi belirleyecek aklı sıra. Cumhuriyet Halk Partisi’nden senin karşına bu Ekrem’in önünü kesersen, bu partide milyonlarca Ekrem var, milyonlarca Ekrem var. Bunu bilmiyor. Ama ama meselenin, bakın burayı iyi dinleyin. Anneler, babalar, hanımefendiler, hayatını bu ülkeye feda etmiş, görevler yapmış beyefendiler, meselenin beni aşan önemli yönleri var. Fakültenin verdiği, üniversiteden, üniversitesinden Yükseköğretim Kurumu’na, Milli Savunma Bakanlığından Yüksek Seçim Kurulu’na, pek çok devlet kurumunun geçerli kabul ederek işlem yaptığı bir diploma bu.

Böyle bir resmi belge, 35 yıl sonra bir kişinin siyasi amaçları, siyasi ihtirası, siyasi çıkarlarıyla iptal edilirse artık bu ülkede hiç kimse elindeki resmi evraka güvenemez. Benim 35 yıllık diplomamı iptal ettirmeye çalışanlar başarılı olursa yarın da sizin 40 yıllık, 50 yıllık, 60 yıllık zeytin tarlalarınıza, aileden kalma tarım alanlarınıza, bağınıza, bahçenize, bankadaki paranıza çöker bunlar, çöker bunlar.

İktidarın kendisi değil, devlette, yargıda etkisi olan, adamını bulan her şahıs bir kumpas kurar, elinizdeki 40 yıllık, 50 yıllık tapuyu, mahkeme kararını iptal ettirir. Devletin verdiği evraklar siyasi amaçlarla, kişisel hırslarla, ihtiraslarla böyle kolayca geçersiz ilan edilirse bu milletin devletine güveni kalır mı? Kalmaz. Beni, Ekrem’i seçim yarışı dışına itmek için Türkiye Cumhuriyeti, hepimizin canını vermeye hazır olduğu, bu memleket için kendini feda etmeye hazır olduğu Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni bu hale düşürmeye razı bunlar.

Aynı zamanda 572 yıllık İstanbul Üniversitesi’ni rezil etmeye bile hazırlar. Oradaki bilim insanlarını, oradaki dekanları, rektörleri, oradaki akademisyenleri rezil etmeye hazırlar. Onları itibarsız etmeye hazırlar. Ayıptır, yazıktır, günahtır. Allah sizi bildiği gibi yapsın. Allah sizi ıslah etsin. Allah sizi bir an önce bu memleketin başından uzaklaştırmamıza yardım etsin. Yüce Allah’a güveniyorum. Yüce Allah’a sığınıyorum. Milletimize güveniyoruz.”

Erdoğan’a Bursa’dan “Çık karşıma mertçe yarış” sözleriyle seslenen İmamoğlu, sözlerine şöyle devam etti: “23 Mart’ta gerçekleştireceğimiz ön seçim, sevgili hemşehrilerim onun için çok önemli. İktidar için de işte onun için önemli. 23 Mart’ı onun için takip ediyorlar. Cumhuriyet Halk Partililerin güçlü iradesi ortaya çıkmasın diye, millet bizim iktidar kararlılığımızı görmesin diye her şeyi yapıyorlar. Onların kirli planları varsa, bu milletin, bu canım milletin tertemiz yüreği var, tertemiz. Onların kendi savcısı, kendi yargısı varsa…

Onların kendi savcısı veya kendi yargısı olduğunu düşünüyorlarsa bilinmelidir ki yüce Türk yargısının çok güvenilir hakimleri, savcıları bu durumdan rahatsızdır. Onlar günü gelecek bu ülkenin adil yargı sisteminin neferleri olacaklar. Ama söyleyeyim, aynı zamanda bu milletin de vicdanı var. Ne yaparsan yap, millet sandıkta hükmünü verecek. Herkes boyunun ölçüsünü alacak. Bu davaların öz savcısı, ey bu davaların öz savcısı Erdoğan! Yargının, kurumların arkasına saklanma. Bursa’dan söylüyorum, çık karşıma mertçe yarış! Bırak benim diplomamı, mertçe yarış.

Bizim milletimiz… Bizim milletimiz… bakın bizim milletimiz yarışta kaybedeni de sever, kazananı da sever. Yeter ki mertçe yarış. Ama kazanmak için her yolu mübah gören, mertlikten ayrılanın bu milletin gönlünde yeri olmaz. Bakın, her yolu mübah görmenin, her yolu mübah görmenin aslında bu memleketin vicdanında, geçmişinde açtığı yaraları çok iyi biliyor bu insanlar. Bizde güzel bir söz vardır. Güzel bir söz vardır, halkımız bunu çok kullanır. Kaybedeceksen şerefinle kaybet ama kazanmak için asla şerefini kaybetme. Bu…”

Paylaşın