İsrail’den “Hamas’ın Üst Düzey Yetkililerinden Biri Daha Öldürüldü” Açıklaması

İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF),  Hamas’ın siyasi bürosu üyesi ve Hamas’ın Gazze Şeridi’ndeki diğer gruplarla ilişkiler ve koordinasyon yöneticisi İzzeddin Kassab’ın öldürüldüğünü açıkladı.

Haber Merkezi / Açıklamada, İzzeddin Kassab’ın Gazze’nin güneyindeki Han Yunus kentinde düzenlenen hava saldırısında öldürüldüğü belirtildi. Açıklamada, Kassab’ın yardımcısı Ayman Ayesh’inde aynı saldırıda öldürüldüğü bilgisine yer verildi.

Açıklamada ayrıca, “Kassab önemli bir güç kaynağıydı ve rolü gereği Hamas’ın Gazze Şeridi’ndeki diğer gruplarla stratejik ve askeri ilişkilerinden sorumluydu. İsrail Devleti’ne karşı terör saldırılarının yürütülmesini yönetme yetkisine sahipti” ifadeleri kullanıldı.

İzzeddin Kassab’ın ölümünü doğrulayan Hamas, Kassab’ın Gazze’deki yerel grup yetkilisi olduğunu ancak karar alma organındaki siyasi ofiste yer almadığını söyledi.

Öte yandan Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı 55 artarak 43 bin 259’a yükseldi. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise 186 artarak 101 bin 827’ye çıktı.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Öte yandan Birleşmiş Milletler (BM) tarafından hazırlanan raporda yer alan tahminlere göre, olası bir ateşkes sonrası Gazze’nin ekonomik verilerini 2022 yılı değerlerine ulaştırması 350 yıl sürebilir. Tahminler yapılırken Gazze ekonomisinin 2007 – 2022 arasındaki ekonomik büyüme hızı baz alındı.

Tahminlerin yapıldığı rapor BM Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) tarafından hazırlandı. Rapor Gazze’nin yeniden inşaası için gerekli sektörler de dahil temel hizmetlerin yaşadığı yıkımı da ortaya koydu.

Paylaşın

BM’den “Gazze’nin Yeniden İnşası 350 Yıl Sürebilir” Uyarısı

Birleşmiş Milletler (BM) tarafından hazırlanan raporda yer alan tahminlere göre, olası bir ateşkes sonrası Gazze’nin ekonomik verilerini 2022 yılı değerlerine ulaştırması 350 yıl sürebilir.

Tahminler yapılırken Gazze ekonomisinin 2007 – 2022 arasındaki ekonomik büyüme hızı baz alındı.

Tahminlerin yapıldığı rapor BM Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) tarafından hazırlandı. Rapor Gazze’nin yeniden inşaası için gerekli sektörler de dahil temel hizmetlerin yaşadığı yıkımı da ortaya koydu.

Buna göre;

İnşaat kapasitesi yüzde 96,
Tarım üretimi yüzde 93,
İmalat sektörü yüzde 92,
Servis sektörü yüzde 76 azaldı.

Rapora göre Gazze’de İsrail’in Hamas ile savaşı öncesi de zayıf olan ekonomik hayat neredeyse tamamen durdu.

Rapor, “Askeri harekat benzeri görülmemiş bir insani, çevresel ve sosyal felakete yol açtı ve geri kalmış durumdaki Gazze’yi tam bir yıkıma sürükledi” diyor.

Yapılan tahmine göre, olası bir ateşkes sonrası Gazze’nin ekonomik verilerini 2022 yılı değerlerine ulaştırması 350 yıl sürebilir. Bu hesap yapılırken Gazze ekonomisinin 2007–2022 arasındaki ekonomik büyüme hızı baz alındı.

Raporda, İsrail’in 12 ayı aşan askeri harekatının Gazzeliler üzerinde yarattığı gelir kaybını “sarsıcı” olarak tanımlıyor.

Raporda, 2024 Temmuz ayı sonuna kadar okul binalarının yüzde 88’inin hasar gördüğü, 36 hastaneden 21’inin hizmet dışı kaldığı ve 105 birincil sağlık tesisinden 45’inin faaliyet gösteremediği belirtildi.

BM’ye göre, Gazze ekonomisi, 7 Ekim öncesine kadar, 2023’ün ilk üç çeyreğinde yıllık yaklaşık %3 oranında daralıyordu. Savaşın başlaması sonrası 2023’ün tamamında %22,6 oranında daraldı ve bu düşüşün %90’ı dördüncü çeyrekte gerçekleşti.

UNCTAD raporuna göre, konut olarak kullanılan binaların yüzde 62’den fazlası hasar gördü veya yıkıldı. Su, arıtma ve hijyen sektörü altyapısının yüzde 59’undan fazlası ağır hasar gördü.

BM’nin Eylül ayında uydu görüntülerine dayanan raporuna göre, Gazze’deki mevcut bina stoğunun yaklaşık dörtte biri yıkıldı veya ciddi şekilde hasar gördü. Binaların yüzde 66’lık bir kısmında da en azından bir miktar hasar var.

Shelter Cluster isimli Norveç merkezli sivil toplum kuruluşu, 2014 savaşı sonrası yeniden inşa süreci göz önüne alındığında, Gazze’nin 7 Ekim sonrası yıkımda yeniden inşaası 40 yıl sürebilir.

BM’ye göre yüzde 10’luk bir büyüme hızı yakalanması halinde dahi Gazze’nin ekonomik olarak toparlanması onlarca yıl alabilir.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

İsrail, Hizbullah Lideri Haşim Safiyuddin’in Öldürüldüğünü Resmen Duyurdu

İsrail ordusu sözcüsü Daniel Hagari, Hizbullah Yürütme Konseyi başkanı Haşim Safiyuddin’in öldürüldüğünü resmen duyurdu. Hizbullah’tan ise konuya ilişkin henüz açıklama yapılmadı.

Haber Merkezi / İsrail Genelkurmay Başkanı Herzi Halevi ise, “Hasan Nasrallah’ın halefi Haşim Safiyuddin’in ve Hizbullah liderlerinin çoğuna ulaştık, İsrail vatandaşlarının güvenliğini tehdit eden herkese ulaşacağız” dedi.

Lübnanlı bir güvenlik kaynağı daha önce, Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah’ın halefi Haşim Safiyuddin’in Beyrut’un güney banliyösünde kendisini hedef alan bir baskında öldürüldüğüne dair istihbarat bulunduğunu doğrulamıştı.

Haşim Safiyuddin’in, Hizbullah’ın stratejik kararlarının alınmasında önemli bir etkiye sahip olduğu belirtilirken, İsrail, Safiyuddin’in ölümünün Hizbullah liderliğine ağır bir darbe olarak nitelendirdi.

Haşim Safiyuddin kimdir?

1964 yılında Lübnan’ın güneyinde yer alan Deyr Kanun en-Nehr’de şii bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Hâşim Safiyüddin, Hasan Nasrallah’ın anne tarafından akrabasıdır. Hâşim Safiyüddin’in kardeşi Abdullah Safiyüddin, Hizbullah’ın İran temsilcisidir.

Hâşim Safiyüddin, 1994 yılında Hasan Nasrallah tarafından Lübnan’a çağrılana kadar Irak’ın Necef kentinde ve İran’ın Kum kentinde ilahiyat dersleri aldı ve o zamandan beri Nasrallah tarafından bir halef olarak yetiştirildi.

1995 yılında Hâşim Safiyüddin, Hizbullah’ın en yüksek konseyi olan Meclis-i Şura’ya (Danışma Meclisi) terfi etti ve ardından 2008’de İmad Muğniye suikastına kadar İmad Muğniye yönetiminde görev yaptı. Hâşim Safiyüddin ayrıca, Cihat Konseyi’nin başkanlığına atandı. Başkanlığını yaptığı Yürütme Konseyi, Hizbullah’ın siyasi, sosyal ve eğitim alanlarındaki faaliyetlerini denetliyordu.

27 Eylül 2024’te Hasan Nasrallah’ın suikastına kadar Hâşim Safiyüddin, Hizbullah’ın üç büyük liderinden biriydi. Diğer ikisi Hasan Nasrallah ve Naim Kasım’dı. Hasan Nasrallah’tan sonra ikinci sırada kabul ediliyordu. 2006 yılında Safiyüddin’in İran tarafından Hizbullah Genel Sekreterliği görevi için Hasan Nasrallah’ın olası halefi olarak terfi ettirildiği bildirildi.

Paylaşın

İsrail Saldırıları Gazze’yi 70 Yıl Geriye Götürdü

UNDP Filistin Özel Temsilci Yardımcısı Chitose Noguchi, “Filistin devleti görülmemiş seviyede geriye gitti. Gazze gelişmişlik bakımından 70 yıl önceye, 1955’ler seviyesine geri döndü” dedi.

Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı 117 artarak 42 bin 718’e yükseldi. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise 478 artarak 100 bin 282’ye çıktı.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Filistin ekonomisi savaşla geçen bir yılda yüzde 35 küçüldü. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) verilerine göre Gazze İsrail saldırıları sonucu 70 yıllık birikimini kaybetti.

Savaşın etkilerine dair UNDP çalışmasının sonuçlarını paylaşan Filistin Özel Temsilci Yardımcısı Chitose Noguchi, “Filistin devleti görülmemiş seviyede geriye gitti. Gazze gelişmişlik bakımından 70 yıl önceye, 1955’ler seviyesine geri döndü” dedi.

UNDP Başkanı Achim Steiner, “Savaş sadece fiziksel yıkım getirmedi, ayrıca yoksulluk artışı ve geçim kaynaklarının kaybı çok büyük oldu” dedi. Steiner dış yardımlara rağmen Filistin ekonomisinin onlarca yıl savaş öncesine dönemeyeceğini söyledi.

Çalışma kapsamında ayrıca İsrail bombardımanı sonucu Gazze’de 42 milyon ton enkaz yığını oluştuğu da hesapladı. Açığa çıkan ağır metaller ve diğer kimyasalların yıllar sürecek kirliliğe yol açabileceği belirtiliyor.

BM’den dikkat çeken Gazze raporu

Ayrıca, Birleşmiş Milletler (BM) Uluslararası Bağımsız Soruşturma Komisyonu, İsrail’in Gazze’deki sağlık tesislerine yönelik saldırılarıyla ilgili rapor yayınladı. Komisyon, İsrail’in bu saldırılar ile ‘savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar’ işlediğini kaydetti.

Raporda Filistinli silahlı gruplar da Gazze’deki rehinelere kötü muameleyle suçlanıyor. 10 Ekim’de kamuoyu ile paylaşılan raporda, İsrail’in “Gazze’ye yönelik geniş çaplı saldırısının parçası olarak Gazze’deki sağlık sistemini yok etmek için planlı bir politika uyguladığı” savunuldu.

Rapora dair yapılan yazılı basın açıklamasında, hem İsrail hem de Hamas işkence ve şiddetten sorumlu tutuldu. Hamas, rehinelere, İsrail ise Filistinli mahkumlara “işkence, cinsel ve cinsiyet temelli şiddet” ile suçlandı.

BM’nin işgal altındaki Filistin toprakları, Doğu Kudüs ve İsrail’deki hak ihlallerini araştırmakla görevlendirdiği komisyonun Başkanı Navi Pillay, “İsrail derhal Gazze’deki sağlık sistemlerine yönelik benzeri görülmemiş kontrolsüz tahribatı durdurmalı” dedi.

Pillay ayrıca, “İsrail sağlık tesislerini hedef alarak direkt olarak sağlığa erişim hakkını hedef alıyor, sivil nüfus üzerinde ciddi uzun vadeli olumsuz etkilere yol açıyor. Özellikle sağlık sisteminin çöküşü dolayısıyla direkt ya da dolaylı yoldan ıstırap çeken çocuklar bu saldırıların yükünü çekiyor” diye konuştu.

BM raporuna göre İsrail güvenlik güçleri “Sağlık personelini bilerek öldürdü, tutukladı ve işkence etti. Gazze’ye yönelik ablukayı artırırken ve bölgeden tıbbi tedavi için çıkılmasını sağlayan izinleri kısıtlarken, sağlık araçlarını hedef aldı”.

Raporda bu gibi eylemlerin “koruma altındaki sivil mülke zarar verme, yok etme ve sivilleri bilerek öldürme” gibi savaş suçlarına karşılık geldiği savunuluyor. BM raporunda, Gazze’de özellikle çocuk ve yeni doğan hastaneleri olmak üzere sağlık tesislerine yönelik saldırıların yeni doğan ünitelerinde ve çocuk yaştaki hastalarda büyük eziyete yol açtığı ifade edildi.

İsrail’in bu saldırılarla çocukların yaşama ve temel sağlık bakımına erişim haklarını ihlal ettiği ve “Bilerek nesillerce Filistinli çocuğun ve potansiyel olarak Filistin halkının yok oluşuna yol açacak yaşam şartları yarattığı” vurgulandı.

BM Uluslararası Bağımsız Soruşturma Komisyonu’nun raporunda İsrail güçlerinin 29 Ocak’ta çatışmadan kaçmaya çalışan Filistinli sivillerin olduğu bir araç ve araca yardıma gelen bir ambulansa yönelik saldırısı da yer aldı. Rapora göre iki yetişkin ve aralarında 15 ve 5 yaşlarındaki Leyan Hamada ve Hind Rajab olmak üzere beş çocuktan oluşan aile, aracıyla bölgeden kaçarken saldırıya uğradı.

Saldırının ardından iki sağlıkçının yer aldığı Filistin Kızılayına ait bir ambulans bölgeye gönderildi. Ambulansın izleyeceği rota, önden İsrail güvenlik güçleri ile koordineli olarak belirlendi.

BM raporuna göre ambulans buna rağmen ailenin vurulan aracına ulaşmasına 50 metre kala bir tank tarafından vuruldu. İsrail güvenlik güçleri daha sonra bölgeye erişimi engelledi. Saldırıda yedi kişilik ailenin tamamı ve iki sağlık çalışanı öldürüldü. BM, bunun savaş suçu teşkil ettiğini söyledi.

Raporda cinsel sağlık ve üreme alanlarında hizmet veren sağlık altyapısının bilerek hedef alınması ve sağlık hizmetine erişimin kısıtlanmasının Gazze’deki kadın ve çocukların “üreme, yaşama, sağlık, insan haysiyeti ve ayrımcılığa uğramama haklarını” ihlal ettiği ve insanlığa karşı suç ve insanlık dışı muameleye girdiği ifade edildi.

BM raporuna göre 15 Temmuz itibarıyla Gazze’deki 36 hastaneden 20’si tamamen devre dışı kalmışken, 16’sı kısmen çalışır durumdaydı. Bunlardan 11’inin aşırı yoğunluk yaşadığı ve toplam yatak kapasitesinin yalnızca 1490 olduğu tespit edildi.

BM raporuna göre İsrail’e ait askeri kamp ve hapishanelerde tutulan binlerce çocuk ve yetişkin Filistinli mahkûm, “yaygın ve sistematik istismar, fiziksel ve psikolojik şiddet, cinsel ve cinsiyet temelli şiddete” maruz bırakıldı.

Raporda bu muamelenin işkence, tecavüz ve diğer cinsel şiddet türlerini kapsayan savaş suçları ve insanlığa karşı suçlara girdiği belirtildi. İsrail makamları tarafından serbest bırakılan çocukların Gazze’ye ağır tramvatize şekilde, refakatçi olmadan geri gönderildiği ve bu kişilerin ailelerini bulup iletişime geçmekte zorlandığı kaydedildi.

BM raporunda, Filistinli tutsaklara yönelik “kurumsallaşmış kötü muamelenin” İsrail’in Filistin Topraklarını işgalinin uzun süredir bilinen bir özelliği olduğu vurgulandı ve bunun İsrail hapishane sisteminden sorumlu Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir’in direkt emri ile yapıldığı öne sürüldü.

Komisyon başkanı Pillay, “Filistinli tutsaklara yönelik korkunç istismar eylemleri için hesap sorulmalı ve kurbanlar tazmin edilmeli” dedi.

Raporda Hamas ve diğer Filistinli silahlı gruplar tarafından 7 Ekim 2023’te kaçırılan ve Gazze’de tutulan İsrailli ve yabancı esirlere yönelik muameleye dair bulgular da yer aldı. BM, Filistinli silahlı grupların esirlere karşı “fiziksel şiddet, taciz, cinsel şiddet, zorunlu tecrit, hijyen tesisleri, su ve gıdaya erişimi kısıtlama, tehdit ve küçük düşürme” gibi suçlar işlediğini duyurdu.

Hamas ve diğer silahlı grupların esir ailelerine psikolojik işkence etmek ve siyasi amaçlarına ulaşmak için esirleri video çekmeye zorladığı belirtildi. Hamas ve diğer Filistinli silahlı grupların Gazze’de tutulan bazı esirleri infaz ettiği ve “işkence, insanlık dışı muamele ve zorla kaçırma” gibi insanlığa karşı suçlar işlediği vurgulandı.

BM komisyonu, raporunda Filistinli gruplara Gazze’deki tüm esirlerin derhal salınması, salınana kadar da uluslararası insan hakları hukukuna uygun biçimde tutulmaları için çağrı da yaptı.

İsrail’e ise sağlık tesisi ve çalışanlarını hedef almayı derhal bırakması, Uluslararası Adalet Divanı’nın işgal altındaki Filistin Topraklarından çekilmesi yönündeki danışma görüşü ve soykırımı önlenmeye yönelik alınmasını hükmettiği ihtiyati tedbirleri uygulaması için çağrıda bulunuldu.

Paylaşın

Erdoğan’dan “İsrail” Çıkışı: Tedbir Alıyoruz

Partisinin Filistin’in Geleceği Konferansı’nda konuşan Erdoğan, “Netanyahu’nun kabine üyeleri asıl gayelerinin nere olduğunu, gözlerini nereye diktiklerini, yaptıkları her yeni açıklama ile deşifre ediyor” dedi ve ekledi:

“Giderek şımaran, giderek azgınlaşan İsrail’in, durdurulmadığı takdirde yayılmacılığının nereye uzanacağını tahmin ediyoruz. Ülkemizde yaklaşan tehlikeyi göremeyen şahsiyetler varsa da biz riski görüyor, her türlü tedbiri alıyoruz.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Kongre Merkezi’nde Filistin’in Geleceği Konferansı’nda açıklamalarda bulundu. İşte Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları:

“AK Parti Dış İlişkiler ve İnsan Hakları Başkanlıklarımızın müştereken düzenlediği bu anlamlı toplantı vesilesiyle siz kardeşlerimle beraber olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Dünyanın farklı köşelerinden Ankara’mızı teşrif eden misafirlerimize hoş geldiniz diyor. Filistin’in Geleceği Konferansının Filistin Davası için Filistin halkının adil, müreffeh ve barış dolu yarınları için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum.

Öncelikle her birinize davetimize icabet ederek Filistin halkıyla ve Gazzeli mazlumlarla sergilediğiniz güçlü dayanışma dolayısıyla şükranlarımı sunuyorum. Bugün kalbi Kudüs için atan, Filistin davasına omuz veren, sahip çıkan, Kudüs ilk kıblemizdir, kırmızı çizgimizdir diyen, Gazzeli ve Filistinli kardeşlerimiz için duruşunu, tavrını, yüreğini cesaretle ortaya koyan, dünyanın dört bir yanındaki vicdan sahibi tüm kardeşlerimi bir kez daha saygıyla selamlıyorum.

Bu vesileyle geçtiğimiz yıl 7 Ekim’den bu yana İsrail’in acımasızca katlettiği Filistinli, Lübnanlı kardeşlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Filistin’in seçilmiş son başbakanı, aziz kardeşim, çok değerli dostum İsmail Haniye ile birlikte Siyonist hükumetin kalleşçe şehit ettiği tüm siyasi aktörleri bugün bir kez daha rahmetle yad ediyorum.

Filistin meselesinin konuşulmasını, özellikle içinden geçtiğimiz bu kritik dönemde tüm yönleriyle ele alınmasını çok önemli buluyoruz. Siyasetçileri, akademisyenleri, Filistin davasına gönül veren, aktivistleri bir araya getiren konferansımız inşallah 3 önemli başlık altında meselenin enine boyuna tartışılmasını sağlayacaktır. Fikirleriyle, önerileri ve değerlendirmeleriyle konferansa katkı verecek tüm katılımcılara şimdiden teşekkür ediyorum.

Geçen yıl 7 Ekim’de İsrail’in Gazze’ye yönelik başlattığı saldırılar Filistin’i tekrar insanlığın gündemine taşıdı. İsrail’in soykırımı Lübnan’a ulaştı. Siyonist lobinin medyayı, akademiyi, sanatı, devleti nasıl baskı altında tuttuğunu hepimiz çok yakından gördük.

“BM İsrail’e karşı acze düştü”

BM Güvenlik Konseyi ile uluslararası örgütlerin, İsrail’in şımarıklıkları karşısında nasıl büyük bir acize düştüklerini yine hep beraber yüzümüz kızararak takip ettik. İnsan hakları örgütlerinin, küresel ölçekte yayın yapan meşhur medya organlarının, söz konusu Filistin olunca, söz konusu Gazzeli, Batı Şerialı, Lübnanlı mazlumlar olunca, mesele Gazze’de vahşice öldürülen masum çocukların hakları olunca, keskin nişancı kurşunuyla katledilen henüz 1-2 yaşındaki bebekler olunca, nasıl derin bir sessizliğe büründüklerine, nasıl üç maymunu oynadıklarına yine sizlerle birlikte şahitlik ettik.

Batı’nın yıllardır savuna geldiği özgürlük, demokrasi, hukuk, ifade ve basın hürriyeti gibi değerlerin tamamı bir çırpıda rafa kaldırıldı. Daha bunun gibi, insanı insanlığından utandıran nice sahne gözlerimizin önünde yaşandı. Canlı yayında gazeteciler kurşunlandı. Hastaneler, camiler, okullar, kiliseler vuruldu. 360 kilometrekarelik daracık bir alana sıkıştırdıkları 2 milyon insana her türlü zulmü reva gördüler.

Tüm bunları ve çok daha fazlasını hepimiz içimiz kan ağlayarak takip ediyoruz. Filistin halkı bu zulmü on yıllardır yaşıyor. İsrail’in işgal, yıkım ve infaz politikası tam 76 yıldır aralıksız devam ediyor. Filistin’de kan, gözyaşı hiçbir zaman dinmedi. İsrail 1948 yılında kuruldu. Buna devlet dersem yanlış olur. İsrail güçleri Nekbe sırasında 1 milyon Filistinliyi sürgün etti. İsrail, Nekbeden itibaren kan dökmeye devam etti. Gazze zaten 17 yıl boyunca abluka altındaydı. 2 milyonu aşkın Gazzeli açık hava hapishanesinde yaşamaya mecbur edildi.

Bugün Birleşmiş Milletler üyesi olup da resmi sınırları halen netleşmemiş tek devlet, adı devlet İsrail’dir. Bu gerçeği 74. Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda 1947 yılından bu yana İsrail’in değişen haritasını göstererek İsrail’in sınırları neresidir diye tüm dünyaya sormuştum. Aradan geçen zaman zarfında bu sorunun cevabını veren çıkmadı. İsrailli yöneticiler bırakın cevap vermeyi, Gazze soykırımı ile birlikte yeni haritalar paylaşmayı sürdürdüler.

Gazze’yi işgalle yetinmeyeceklerini Lübnan’a saldırarak ne yaptılar, gösterdiler. Gözlerini nerelere diktiklerini, işgal politikalarını nereye kadar uzatmak istediklerini yaptıkları her yeni açıklamayla deşifre ediyorlar. Giderek şımaran, giderek azgınlaşan İsrail durdurulmadığı takdirde bu yayılmacılığın nereye uzanacağını tahmin edebiliyoruz. Ülkemize yaklaşan tehlikeyi göremeyen idrak yoksunu kimi şahsiyetler varsa da biz riski görüyor, her türlü tedbiri alıyoruz.

Gazze’ye kıştan önce daha fazla insani yardım ulaştırılması noktasında uluslararası toplumun ve İslam dünyasının daha fazla gayret sarf etmesi gerekiyor. Kendi personelinin hakkını korumayan bir Birleşmiş Milletler, başkalarının hakkını nasıl savunacak? Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, bölgemizin kan deryasına dönmesini, Gazze’de sivillerin diri diri yakılmasını daha ne kadar seyredecek?

Gazze ve Lübnan’da ölen sadece çocuklar, kadınlar, yaşlılar ve siviller değil, insanlığın vicdanıdır, binlerce yıllık ortak birikimidir. Türkiye olarak ilk günden itibaren bu soykırım karşısında itirazlarını en yüksek sesle dile getiren ülkeyiz.

Tüm imkanlarımızla Filistinli kardeşlerimizin yanında olduk. Filistinli kardeşlerimize yönelik insani yardım faaliyetlerimizi aralıksız yürütüyoruz. İsrail’e karşı somut tedbirler alan tek ülkeyiz. İsrail’le ticari ilişkiler durdurduk. 1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız, egemen bir Filistin devleti kuruluncaya dek yılmadan, yorulmadan mücadeleyi devam ettireceğiz.

Filistin direnişe kara çalmak isteyenlere aldırmadan her platformda hakkı ve hakikati haykırıyoruz. Türkiye Filistinli ve Lübnanlı kardeşlerinin yanındadır. Zafer inşallah Gazze ve Lübnan’da inananların olacaktır. Büyük acılar yaşansa da Allah’ın izniyle bu süreç, 1967 sınırları temelinde özgür bir Filistin devletinin kurulmasıyla neticelenecektir. Bir gün gelecek bu gözyaşı, bu acı son bulacak. Gazzeli anneler çocuğunun kefenini değil, inşallah çeyizini hazırlayacak. Çocuklar özgürce koşacak, gökyüzüne baktıklarında savaş uçaklarını değil güneşi, yıldızları görecekler.”

Paylaşın

UNICEF’den Lübnan İçin “Kayıp Nesil” Uyarısı

Lübnan’da İsrail saldırılarında 2 bin 300’den fazla kişi hayatını kaybederken, UNICEF’den 400 binden fazla çocuğun yerinden edildiği Lübnan için “kayıp nesil” uyarısında bulundu.

Birleşmiş Milletler Çocuklara Acil Yardım Fonu (UNICEF), İsrail’in saldırıları dolayısıyla Lübnan’da son üç haftada 400 binden fazla çocuğun yerinden edildiğini belirterek, “kayıp nesil” uyarısında bulundu.

UNICEF’in insani yardım faaliyetlerinden sorumlu genel müdür yardımcısı Ted Chaiban, yerinden edilmiş aileleri barındırmak üzere barınaklara dönüştürülen okulları ziyaret etti.

Chaiban Beyrut’ta Associated Press haber ajansına verdiği demeçte, “Beni etkileyen şey, üç haftadır süren bu savaşta bu kadar çok çocuğun etkilenmiş olması” dedi.

UNICEF yetkilisi, yerlerinden edilmiş çocukların eğitimden mahrum kaldığını ve ortada kayıp bir nesil riski olduğunu belirtti.

Lübnan’daki bazı özel okullar hala faaliyette olsa da, Filistinli ve Suriyeli mülteci çocukların da gittiği okullar da dahil, devlet okulları savaştan olumsuz etkilendi. Chaiban, “Endişelendiğim şey, yüz binlerce Lübnanlı, Suriyeli ve Filistinli çocuğun eğitimden mahrum kalma riski altında olması” dedi.

Lübnan Sağlık Bakanlığı’na göre ülkede 2 bin 300’den fazla kişi İsrail saldırılarında hayatını kaybetti ve bunların yaklaşık yüzde 75’i geçtiğimiz ay içinde gerçekleşti. Chaiban, son üç haftada 100’den fazla çocuğun öldüğünü ve 800’den fazlasının da yaralandığını söyledi.

Chaiban yerlerinden edilenlerin üç ya da dört aile birlikte plastik bir örtü ile ayrılmış bir sınıfta yaşayabildiği ve bin kişinin 12 tuvaleti paylaşabildiği aşırı kalabalık barınaklarda kaldığını kaydetti.

Yerlerinden edilmiş pek çok aile yol kenarlarına ya da halk plajlarına çadır kuruyor.

Chaiban, yerinden edilen çocukların çoğunun, bombardımana veya silah seslerine maruz kaldığını ve herhangi bir yüksek sesten korktuklarını söyledi. UNICEF yetkilisi, “Bir de tahliye emirleri üzerine tahliye emirleri var. Daha işin başındayız ve şimdiden derin bir etki yaratmış durumdayız” dedi.

Lübnan’daki çatışmalar nedeniyle 100’den fazla sağlık tesisi hizmet dışı kalırken, 12 hastane de ya hiç çalışmıyor ya da kısmen çalışıyor.

Su altyapısı da saldırılardan olumsuz etkilendi. Chaiban, son üç hafta içinde yaklaşık 350 bin kişiye su sağlayan 26 su istasyonunun hasar gördüğünü söyledi. UNICEF bu istasyonların onarımı için yerel yetkililerle birlikte çalışıyor.

Chaiban sivil altyapının korunması çağrısında bulunarak, çatışmanın askeri yollarla çözülemeyeceğinin farkına varılması gerektiğini söyledi.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

İsrail’den İran’a Tehdit: Ne Olup Bittiğini Anlamayacak

İran’ın 1 Ekim’deki saldırısını “başarısızlık” olarak tanımlayan İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant, “Bize saldıranın canı yanar ve bedel öder. Saldırımız öldürücü, isabetli ve her şeyin ötesinde şaşırtıcı olacak. Neyin nasıl olduğunu anlamayacaklar. Sonuçlarını görecekler” dedi.

İsrail Başbakanı  Benyamin Netanyahu, İran’ın füze saldırısının ardından bedel ödeyeceğini söylerken, Tahran İsrail’in vereceği bir karşılığın büyük bir yıkım getireceğini belirtmişti.

İran geçen hafta Hizbullah lideri Hasan Nasrallah ve Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye’nin öldürülmesine cevaben İsrail’e füze saldırısında bulunmuştu. İsrail’e fırlatılan yaklaşık 200 füzenin çoğu havada imha edilmişti.

İsrail, İran’ın söz konusu füze saldırısının bedelini ağır ödeyeceğini belirtmişti. Tahran’ın olası bir misilleme durumunda İsrail’in büyük bir yıkımla karşılaşacağı tehdidinde bulunması ise dünya petrolünün önemli bir bölümünün üretildiği bölgede daha büyük çapta bir çatışma yaşanabileceğine dair endişeleri artırmıştı.

İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant, İran’ın geçen hafta topraklarına düzenlediği füze saldırısına İsrail’in vereceği cevabın “ölümcül” olacağı uyarısında bulundu.

Savunma Bakanı Gallant, İsrail askerlerine yaptığı bir konuşmada, saldırının İran’ı hazırlıksız yakalayacağını söyledi, ancak planlandığı iddia edilen saldırının boyutu hakkında daha fazla ayrıntı vermedi. Gallant, “Ne olduğunu ve nasıl olduğunu anlayamayacaklar” dedi.

İsrail’in İran’a yönelik saldırı hazırlığı, İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu ve ABD Başkanı Joe Biden arasında dün gerçekleşen telefon görüşmesinde de ele alındı. Her iki taraf da yaklaşık 30 dakikalık bu görüşmenin olumlu geçtiğini belirtmekle yetindi.

Daha önce İsrail’i İran’ın nükleer tesislerini hedef almaması konusunda uyaran ABD Başkanı Joe Biden, bu ülkedeki petrol sahalarına saldırılmasına da karşı çıkıyor.

Biden – Netanyahu görüşmesinde, İsrail’in Lübnan’daki Hizbullah hedeflerine yönelik saldırıları da konuşuldu. Beyaz Saray, Biden’ın Lübnan’daki, özellikle de Beyrut’un kalabalık bölgelerindeki sivillerin zarar görmemesi için azami özen gösterilmesi yönünde çağrıda bulunduğunu belirtti.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Matthew Miller da “Lübnan’da hiçbir şekilde Gazze’dekine benzer ve Gazze’deki gibi bir sonuca yol açacak bir askeri eylem olmamalı” açıklamasında bulundu.

Netanyahu önceki gün yaptığı açıklamada, Lübnan’ın da “Gazze’ye dönebileceği” tehdidinde bulunmuştu. Lübnanlılara seslendiği video mesajda “Gazze’de gördüğümüze benzer yıkım ve acılara yol açacak uzun bir savaşın pençesine düşmeden önce Lübnan’ı kurtarma fırsatınız var” diyen Netanyahu, “Ülkenizi Hizbullah’tan kurtarın ki bu savaş sona ersin” çağrısında bulunmuştu.

İsrail Genelkurmay Başkanı Herzi Halevi ise dün yaptığı açıklamada Hizbullah’ı “soluk almasına ve toparlanmasına izin vermeksizin” vurmaya devam edeceklerini söyledi.

İsrail’in Lübnan’daki Hizbullah hedeflerine yönelik saldırılarında şu ana dek 2 binden fazla kişi öldü. Can kayıplarının büyük bölümü son birkaç hafta içinde gerçekleşti. Lübnan hükümeti, bombardımanlar nedeniyle 1,2 milyon kişinin de evinden edildiğini duyurdu.

İsrail, İran’ın söz konusu füze saldırısının bedelini ağır ödeyeceğini belirtmişti. Tahran’ın olası bir misilleme durumunda İsrail’in büyük bir yıkımla karşılaşacağı tehdidinde bulunması ise dünya petrolünün önemli bir bölümünün üretildiği bölgede daha büyük çapta bir çatışma yaşanabileceğine dair endişeleri artırmıştı.

İran geçen hafta Hizbullah lideri Hasan Nasrallah ve Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye’nin öldürülmesine cevaben İsrail’e füze saldırısında bulunmuştu. İsrail’e fırlatılan yaklaşık 200 füzenin çoğu havada imha edilmişti.

Paylaşın

Meclis’te İsrail Oturumu: Bilmediğimiz Bir Şeyi Söylemediler

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), Erdoğan’ın İsrail’in Türkiye’ye de saldırabileceğine ilişkin sözlerinin ardından muhalefetin talebi üzerine toplandı. Kapalı oturuma Erdoğan katılmadı.

TBMM Genel Kurul Salonu’na dinleyici ve gazeteci alınmadı. Ayrıca Genel Kurul Salonu’nun yanındaki odalar da oturum tamamlanıncaya kadar kapalı tutuldu. Kapalı oturum tutanakları ve özetleri, 10 yıl sonra yayımlanabilecek. Bilgilendirmenin ardından kapalı oturum sona erdi.

CHP Genel Başkanı özgür Özel, TBMM’de düzenlenen gizli oturum sonrası yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Bilmediğimiz bir şeyi söylemediler. Şüphemiz vardı işsizlik olduğu için insanların geçim sıkıntısı olduğu için 31 Mart’ta milletin sesini duymadan emekçiyi duymadan yaptığı politikalar sandıkta cezalandırıldığı için. CHP 47 yıl sonra birinci parti olduğu için, CHP gücünü koruduğu Erdoğan’ın da partisini toparlayamadığı için işsizliği, yoksulluğu konuşmasın diye ortalığı İsrail saldıracak lafını attı. Bunu konuşturuyor.

Milli güvenliğin milletin yüreğinin beraber attığı konuları tartıştırıyor. Aksini düşünen varsa çıksın anlatsın. Grup başkanvekili, grup başkanı biz dinledik ve Erdoğan’ın bahsettiği tehdide ikna olduk desin.

Türkiye gerçek gündemine dönmelidir. Gerçek gazetecileri gündem manipülasyonundan arınmaya ve gençlerin umutsuzluğunu konuşmaya davet ediyorum. İsrail’e karşı Filistin’e aslan gibi yanındayız. Bilmediğimiz bir şey olsaydı susacak ve destek vereceğiz dedik. Ecevit Kıbrıs Harekatı ile ilgili bilgilendirme yaptı. Demirel dedi ki iktidar muhalefet beraberiz. Aynı tehdit olsaydı ne ben ne de grup başkan vekillerimiz aynı tavrı alırdı.”

Paylaşın

Türkiye, İsrail’den “Çöp” Almaya Devam Ediyor

Dünyanın çöpünü depolamaya devam eden Türkiye’nin 2024 yılının ilk üç ayında ise İsrail’den 1 milyon 304 bin 565 dolar karşılığında plastik çöp aldığı ortaya çıktı.

Everyday Plastic ve Çevresel Soruşturma Ajansı’nın (EIA) araştırmasına göre, 2022 yılında ilk kez ortaya çıktığından beri eleştirilen çöp ticaretine son verilmedi. Araştırma kapsamında İngiltere’de takip edilen geri dönüşüm atıklarının yüzde 70’inin yakıldığı, geri kalanının ise başta Adana’ya olmak üzere ihraç edildiği tespit edildi. Türkiye, 2024’ün ilk 3 ayında dünyanın her yerinden gelen toplam 273 bin 988 ton çöpü, toplam 36 milyon 101 bin 854 dolara satın aldı.

Everyday Plastic ve Çevresel Soruşturma Ajansı’na (EIA) bağlı gönüllüler Temmuz 2023 ve Şubat 2024’te İngiltere genelinde toplam 40 izleme cihazını (Apple AirTag) yumuşak plastik torbalar ve ambalajların içine paketleyerek Sainsbury’s ve Tesco mağazalarının önündeki toplama noktalarına bıraktı.

Yumuşak plastik ambalaj atıklarının yüzde 70’inin yakıldığı tespit edildi ki bu işlemin geri dönüşümle uzaktan yakından ilgisi yok. Hatta platsik yakmak doğaya verdiği zararla iklim krizini tetikleyen bir yöntem. Atıkların geri kalanı ise yumuşak plastik atığı daha düşük değerli ürünlere dönüştüren geri dönüşüm tesislerine gönderildi. Bu atıkların çoğu Adana’ya geldi.

Dünyanın birçok yerinden gelen çöplerin Adana’ya bırakıldığı 2022’de tespit edilmiş ve hükümet, “Türkiye Avrupa’nın çöplüğü mü?” ifadesiyle eleştirilmişti. Dönemin Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum ise kesin bir dille “plastik atık” alınmadığını, ithal edilenin “değerli ham madde” olduğunu savunmuştu. Yapılan yeni araştırmayla çöp ticaretine devam edildiği ortaya çıktı.

Mehveş Evin’in Kısa Dalga’da yer verilen haberine göre, Küçük bir atık şirketleri grubu olan Eurokey’in ambalaj atığı ihracatçısı akreditasyonu 2022 yılında Çevre Ajansı (EA) tarafından askıya alınmıştı. Sebep ise şirketin Türkiye, Polonya ve Hollanda’daki alanlara plastik atıklarını ihraç etme biçimindeki ihlallerdi. Türkiye, 2022’de plastik çöp ithalatında Avrupa’da birinci, dünyada ikincisi oldu.

Aradan 2 yıl geçti. Descartes Datamyne’ın Gümrük ve Ticaret Bakanlığı verilerine göre 2024’ün Ocak, Şubat, Mart aylarında Türkiye, toplam 273 bin 988 ton çöpü, toplam 36 milyon 101 bin 854 dolara satın aldı. Çöp ticareti yapılan ülkeler arasında Avrupa’nın yanı sıra ABD, İsrail, Fas, Lübnan, Irak, Libya, Yemen, Tanzanya ve Tunus da yer alıyor.

Veriler incelendiğinde plastik atık ithalatının aydan aya değiştiği de görülüyor. Ocak ayında 11 milyon 612 bin 337 dolarlık çöp ithalatı yapılırken şubatta düşüş yaşanmış. Mart ayında ise 15 milyon 679 bin 984 dolarla en yüksek miktara ulaşılmış.

İsrail, Filistin topraklarındaki soykırımına 1 yıldır devam ederken Türkiye, İsrail’le olan ticari ilişkileri kesmiyor. Ticari gemiler, Türkiye limanlarından İsrail limanlarına kalkmayı sürdürüyor. 2024’te Türkiye’deki hangi şirketin hangi ülkeden plastik aldığı henüz bilinmiyor ancak Türkiye’nin İsrail’den ilk üç ayda 1 milyon 304 bin 565 dolar karşılığında plastik çöp aldığı belirtiliyor.

Öte yandan Aralık 2023’te AK Partili Bilal Nadir Gök’ün sahibi olduğu Adanus şirketinin İsrail’le çöp ticareti yaptığı öğrenilmiş, İsrail’le ticareti durdurması istenen Gök, çağrıya olumlu yanıt vermişti.

Paylaşın

İran, İsrail’i Füzelerle Vurdu

İran, İsrail’in Hamas ve Hizbullah liderlerinin öldürmesine misilleme olarak, İsrail’e onlarca füze fırlattığını duyurdu. İran, İsrail’in karşılık vermesi halinde “daha ezici ve yıkıcı” karşılık vereceğini bildirdi.

İran, Suriye’deki konsolosluğuna İsrail’in düzenlediği saldırıya misilleme olarak 13 Nisan’da İsrail’e 300’den fazla Silahlı İnsansız Hava Aracı (SİHA) ve füze yollamıştı.

İsrail, askeri birliklerinin Güney Lübnan’a “sınırlı” bir operasyon için girdiğini açıklamıştı. Hizbullah ise, İsrail askeri birliklerinin bölgeye girdiği açıklamasını yalanlamıştı.

Lübnan Başbakan Necip Mikati, Lübnan’ın “tarihinin en tehlikeli evrelerinden biriyle” karşı karşıya olduğunu söylemişti.

İsrail’deki tüm havalimanlarından iniş ve kalkışlar da ikinci bir talimata kadar durduruldu.

İsrail Kültür ve Spor Bakanı Miki Zohar, İranlı liderlerin İsrail’e füze saldırısıyla “verdikleri bu yanlış kararın bedelini ödeyeceğini” ve bunun da “İran rejiminin sonu olacağını” savundu.

ABD hükümeti de gün içinde yaptığı açıklamada, İran’ın her an İsrail’e füze saldırısında bulunabileceğini belirterek İsrail’deki Büyükelçilik personeli ve onların aile üyelerine güvenli bir yere gitme çağrısında bulunmuştu.

Üst düzey bir İranlı yetkili, İsrail’e füze fırlatma emrini İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’in verdiğini söyledi ve Tahran’ın “her türlü misillemeye tamamen hazır olduğunu” sözlerine ekledi. Üst düzey bir yetkili, Hamaney’in güvenli bir yerde bulunduğunu söyledi.

Beyaz Saray, ABD Başkanı Joe Biden ve Başkan Yardımcısı Kamala Harris’in İran’ın İsrail’e yönelik saldırısını Beyaz Saray’daki Durum Odası’nda takip ettiklerini bildirdi.

Beyaz Saray ayrıca Biden’ın Amerikan ordusuna İran saldırılarına karşı İsrail savunmasına yardım etme ve İsrail’i hedef alan füzeleri vurma talimatı verdiğini belirtti.

Biden, ABD’nin İsrail’in İran’ın füze saldırılarına karşı kendisini savunmasına yardımcı olmaya ve bölgedeki ABD ordusunu korumaya hazır olduğunu söylemişti.

Biden, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, günün erken saatlerinde Başkan Yardımcısı Kamala Harris ve Beyaz Saray ulusal güvenlik ekibiyle yaptığı toplantı hakkında, “ABD’nin İsrail’in bu saldırılara karşı kendini savunmasına yardımcı olmaya ve bölgedeki Amerikan personelini korumasına nasıl hazır olduğunu ele aldık” dedi.

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, Ortadoğu’daki son saldırılara ilişkin açıklamasında, “Ortadoğu’daki çatışmanın tırmanış üstüne tırmanışla genişlemesini kınıyorum” dedi. Guterres, “Buna bir son verilmeli. Kesinlikle bir ateşkese ihtiyacımız var” ifadesini kullandı.

Irak hava sahasının kapatıldığı bildirildi. Irak Ulaştırma Bakanı Rezzak es-Sadavi, konuyla ilgili Irak resmi ajansı INA’ya açıklamalarda bulundu.

Sadavi, “Hava sahasını, hava seyrüseferinin ve Irak’tan geçen uçakların güvenliğini sağlamak için kapattık.” dedi. Iraklı Bakan, ayrıca ülkedeki tüm havalimanlarında uçak seferlerini geçici olarak durdurduklarını aktardı.

Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı 23 artarak 41 bin 638’e yükseldi. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise 101 artarak 96 bin 460’a çıktı.

Paylaşın