Gazze’de İsrail Saldırılarında Can Kaybı 50 Bini Aştı

Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı 50 bin 021’e yükseldi. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise 113 bin 274’e çıktı.

Haber Merkezi / Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı.

Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Filistin Sağlık Bakanlığı, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında 50 bin 021 kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı. Bakanlık açıklamasında, Gazze’de İsrail saldırılarında yaralananların sayısının ise 113 bin 274’e çıktığını ifade etti.

Can kayıplarına ilişkin bilgi veren Dr. Munir el-Boursh, 15 bin 613 çocuğun öldürüldüğünü, bunlardan 872’sinin 1 yaşın altında olduğunu söyledi.

Bakanlık, çok sayıda kişinin de enkaz altında kaldığını ve sivil savunma ekiplerinin bu kişilere ulaşamaya çalıştığını belirtti. Dünya Sağlık Örgütü, Gazze’deki sağlık yetkililerinin verdiği rakamların güvenilir olduğunu duyurdu.

İsrail, geçen hafta Hamas’la iki aylık ateşkesi bozmuş, Gazze’ye yönelik hava ve kara operasyonlarını yeniden başlatmıştı.

İsrail’in saldırıları, Hamas’ın 7 Ekim 2023’te İsrail’e düzenlediği saldırıyla başlamıştı. Saldırıda çoğunluğu sivil olmak üzere yaklaşık bin 200 kişi ölmüş, 251 kişi de rehin alınmıştı.

İsrail Savunma Bakanı İsrael Katz, İsrail’in Hamas’ın kalan rehineleri teslim etmemesi halinde, birliklerine Gazze Şeridi’nin bazı kısımlarını kalıcı olarak ele geçirme emrini verdiğini söyledi.

Paylaşın

İsrail Gazze’yi Yine Vurdu: En Az 32 Ölü

İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik başlattığı saldırılarda en az 32 Filistinli daha hayatını kaybetti. Gazze Sağlık Bakanlığı’na verilerine göre; İsrail’in saldırılarında yaklaşık 49 bin Filistinli öldü.

Haber Merkezi / İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik başlattığı saldırılarda son 24 saatte en az 32 Filistinlinin hayatını kaybettiği bildirildi. Filistin Sivil Koruma Bakanlığı’nın bir temsilcisi tarafından yapılan açıklamada, saldırılar sonucunda kadın ve çocukların da öldürüldüğü ifade edildi.

Gazze’deki Sağlık Bakanlığı, İsrail’in 18 Mart’tan bu yana Gazze’ye düzenlediği saldırılarda ölenlerin sayısının 634’ün üstüne çıktığını, yaralı sayısınınsa 900’e yükseldiğini duyurdu. Bakanlık sözcüsü Halil Dakran, bu kişilerin çoğunun çocuk ve kadınlardan oluştuğunu bildirdi.

Gazze’de 19 Ocak’ta yürürlüğe giren ateşkes ve esir takası anlaşmasının 42 günlük birinci aşaması 2 Mart’ta sona ermişti. İsrail, 1700’den fazla Filistinli mahkumu salıvermiş, Hamas da 8’i ölü 33 İsrailli ve 5 Taylandlı rehineyi serbest bırakmıştı.

Taraflar arasında anlaşma sağlanamadığı için ikinci aşamaya geçilememişti. İsrail, 2 Mart’ta Gazze Şeridi’ne her türlü insani yardım malzemesinin girişini durdurmuş, 9 Mart’ta da bölgeye elektrik tedarikini kesmişti.

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres’in, yüzlerce kişinin öldürüldüğü saldırılardan şoke olduğu belirtildi. BM Sözcüsü Rolando Gomez “Genel sekreter ateşkese uyulması, engelsiz insani yardım ulaştırılması ve geriye kalan rehinelerin koşulsuz serbest bırakılması çağrısı yapıyor” dedi.

BM Filistinli Mültecilere Yardım Kurumu UNRWA Başkanı Philippe Lazzarini savaşa devam etmenin “dünya üzerinde cehennemi ateşleyeceğini” belirtti. Lazzarini “İsrail’in geceki ağır bombardımanından sonra çocuklar dahil, sivillerin öldürüldüğü korkunç sahneler var. Savaşa dönerek ‘dünya üzerinde cehennemi’ ateşlemek sadece daha fazla acı getirecek” dedi.

Birleşmiş Milletler’in (BM) İnsan Hakları Yetkilisi Volker Türk de hava saldırılarından dehşete düştüğünü vurguladı ve “Bu, trajediye trajedi ekleyecek” dedi.

Gazze Sağlık Bakanlığı’na verilerine göre; İsrail’in saldırılarında yaklaşık 49 bin Filistinli öldü. Gazze’nin 2,1 milyonluk nüfusunun çoğu birden fazla kez yerinden edildi. Binaların yaklaşık yüzde 70’i hasar gördü veya yıkıldı, sağlık, su ve hijyen sistemleri çöktü. Bölgede ağır bir yiyecek, yakıt, ilaç ve sığınak sorunu yaşanıyor.

Paylaşın

İsrail’den Gazze Şeridi’ne Hava Saldırıları: En Az 400 Ölü

İsrail’in Gazze Şeridi’ne düzenlediği geniş kapsamlı hava saldırılarında aralarında çok sayıda çocuğun da bulunduğu 400’den fazla Filistinli hayatını kaybetti, 100’den fazla kişi de yaralandı.

Haber Merkezi / İsrail ordu sözcüsü Avichay Adraee, “Siyasi düzeyin talimatları doğrultusunda, İsrail ordusu ve (İsrail iç istihbarat teşkilatı) Shin Bet, Gazze Şeridi genelinde Hamas’a bağlı hedeflere geniş çaplı bir saldırı başlattı” dedi.

Gazze İçişleri Bakan Yardımcısı ve bölgedeki en üst düzey Hamas güvenlik yetkilisi Mahmud Ebu Vafah’ın düzenlenen saldırılarda öldürüldüğü bildirildi.

İsrail Başbakanlık Ofisi tarafından yapılan yazılı açıklamada, Başbakan Binyamin Netanyahu ve İsrail Savunma Bakanı İsrael Katz’ın, İsrail ordusuna Hamas’a karşı “güçlü bir eylem” talimatı verildiği belirtildi.

Saldırıların, “Hamas’ın rehinelerimizi serbest bırakmayı tekrar tekrar reddetmesinin yanı sıra ABD Başkanlık Temsilcisi Steve Witkoff ve arabuluculardan aldığı hiçbir öneriyi kabul etmemesi” üzerine gerçekleştiği kaydedildi. Buna göre saldırı planı hafta sonu onaylandı.

İsrail’in BM Büyükelçisi Danny Danon, Hamas’ı tüm rehineleri serbest bırakması konusunda uyardı ve “düşmanlarımıza merhamet göstermeyeceğiz” dedi.

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, yaptığı açıklamada, Hamas’ın İsrailli esirleri serbest bırakmayı reddetmesi nedeniyle saldırıları yeniden başlattıklarını söyledi.

Katz, “Hamas esirlerin tamamını serbest bırakmazsa Gazze’de cehennemin kapıları açılacak.” ifadesini kullandı. Şiddetli saldırılar düzenleyecekleri tehdidinde bulunan Katz, hedeflerine ulaşana kadar saldırıları sürdüreceklerini kaydetti.

“İsrail rehinelerin hayatlarını tehlikeye atıyor”

Hamas yaptığı açıklamada son saldırıları kınarken, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu Filistinlilere karşı “provoke edilmemiş bir gerilimi yaratmaktan” sorumlu tuttu.

Telegram üzerinden yapılan açıklamada, “Gazze’ye, savunmasız sivillere ve Filistin halkımıza yönelik hain saldırının sonuçlarından suçlu Netanyahu’yu tamamen sorumlu tutuyoruz” denildi.

Hamas, saldırıların ateşkesi ihlal ettiği ve rehinelerin kaderini tehlikeye attığı uyarısında bulundu. Açıklamada, “Netanyahu ve aşırılık yanlısı hükümeti ateşkes anlaşmasını ihlal etmeye ve Gazze’deki esirleri bilinmeyen bir kadere maruz bırakmaya karar verdi” denildi.

Arap ülkeleri ve İslam İşbirliği Teşkilatının (İİT) sorumluluklarını yerine getirerek Filistin halkının yanında yer alarak Gazze Şeridi’ne dayatılan ablukayı kırmaları talebinde bulunulan açıklamada, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyine (BMGK) de acil toplanması çağrısında bulunuldu.

Gazze Şeridi’nde 48 binden fazla Filistinli İsrail saldırılarında hayatını kaybetti. Gerçek sayının bunun çok daha üzerinde olabileceği tahmin ediliyor.

Gazze’nin 2,1 milyonluk nüfusunun çoğu birden fazla kez yerinden edildi. Binaların yaklaşık yüzde 70’i hasar gördü veya yıkıldı, sağlık, su ve hijyen sistemleri çöktü. Bölgede ağır bir yiyecek, yakıt, ilaç ve sığınak sorunu yaşanıyor.

Paylaşın

Birleşmiş Milletler: İsrail, Filistinlilere Karşı “Soykırım Eylemleri” Gerçekleştirdi

İsrail’in Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin (UCM) kurucu anlaşması olan Roma Statüsü ve Birleşmiş Milletler (BM) Soykırım Sözleşmesi’ndeki “soykırımcı eylemler” kategorilerden biri olan “doğumları engellemeye yönelik önlemlere” başvurduğu belirtildi.

İsrail’in Cenevre’deki BM Daimi Misyonu, “temelsiz”, “ön yargılı” ve “güvenilirlikten yoksun” olduğunu iddia ettiği bu suçlamaları “kategorik olarak reddettiklerini” bildirdi. Misyonun açıklamasında, “İsrail ordusunun bu tip suistimalleri katiyen yasaklayan somut yönetmelik ve politikaları bulunmaktadır” denildi.

Birleşmiş Milletler (BM) uzmanları, İsrail’in Gazze’deki çatışmalar sırasında kadınlara yönelik sağlık tesislerini sistematik olarak tahrip ederek, Filistinlilere karşı “soykırım eylemleri” gerçekleştirdiği ve cinsel şiddeti bir savaş stratejisi olarak kullandığı kararına vardı.

BM’nin İşgal Altındaki Filistin Toprakları, Doğu Kudüs ve İsrail’e İlişkin Bağımsız Uluslararası Soruşturma Komisyonu’ndan gelen raporda, İsrail güvenlik güçlerinin Ekim 2023’ten bu yana Filistinlileri cezalandırmak için zorla halk içinde soyma ve cinsel saldırı eylemlerini kullandığı ifade edildi.

Komisyonun açıklamasında, “İsrailli yetkililer, Roma Statüsü ve Soykırım Sözleşmesi’nde yer alan soykırım eylemlerinin kategorilerinden biri olan doğumları engellemeyi amaçlayan tedbirleri de uygulayarak, Gazze’deki Filistinlilerin bir grup olarak üreme kapasitelerini kısmen yok etti,” ifadeleri yer aldı.

Komisyon, bu eylemlerin, tıbbi malzemelere erişimin kısıtlanması nedeniyle anne ölümlerindeki artışa ek olarak, imha etme yoluyla insanlığa karşı suç teşkil ettiğini dile getirdi.

İsrail’den tepki: Temelsiz ve ön yargılı

İsrail’in Cenevre’deki BM Daimi Misyonu, “temelsiz”, “ön yargılı” ve “güvenilirlikten yoksun” olduğunu iddia ettiği bu suçlamaları “kategorik olarak reddettiklerini” bildirdi. Misyonun açıklamasında, “İsrail ordusunun bu tip suistimalleri katiyen yasaklayan somut yönetmelik ve politikaları bulunmaktadır” denildi.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ise raporun bulgularını reddederek, bunların taraflı ve antisemitik olduğunu savundu. Netanyahu, “Birleşmiş Milletler, Hamas terör örgütünün işlediği insanlığa karşı suçlar ve savaş suçlarına odaklanmak yerine, bir kez daha İsrail devletine asılsız suçlamalarla saldırmayı tercih ediyor,” dedi.

Komisyon, Haziran 2024’te yayımladığı bir önceki raporunda, Hamas dahil Filistinli silahlı grupları 7 Ekim 2023’teki baskında işkence ve aşağılayıcı muamele gibi ciddi hak ihlalleri gerçekleştirmekle suçlamıştı.

Uluslararası Adalet Divanı Ocak 2024’te aldığı kararda, BM Soykırım Sözleşmesi’ne taraf olan İsrail’in Gazze’deki soykırım eylemlerini engellemek için önlem almasının zorunlu olduğuna hükmetmişti.

İsrail, Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin kurucu anlaşması olan Roma Statüsü’ne ise taraf değil. Roma Statüsü, soykırım ve insanlığa karşı işlenen suçlarla ilgili olarak bireylere yönelik dava açılabilmesi için UCM’ye yetki veriyor.

Güney Afrika, Gazze’deki eylemlerinden ötürü Uluslararası Adalet Divanı’nda İsrail aleyhine soykırım davası açmıştı.

Hamas’ın 7 Ekim saldırısının ardından İsrail’in Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda, bu bölgedeki sağlık yetkililerinin verdiği bilgilere göre şu ana kadar 48 binden fazla Filistinli hayatını kaybetti. Hamas’ın İsrail’de düzenlediği baskında yaklaşık bin 200 kişi ölürken 251 kişi de rehin alınmıştı.

Paylaşın

İsrail, Gazze’ye İnsani Yardım Girişini Askıya Aldı

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi, Gazze Şeridi’ne giden tüm yardım malzemelerinin durdurduğunu duyurdu. Açıklamada, Hamas’ın tutumunu sürdürmesi halinde “ek sonuçlar” doğabileceği uyarısı yapıldı.

Haber Merkezi / Hamas’ın sözcüsü ve örgütün üst düzey siyasi ismi Basem Naim, “Yardımları kesmek ve sınırları kapatmak başlı başına bir savaş suçudur” dedi ve Netanyahu’nun “bunun için cezalandırılması gerektiğini” söyledi.

Naim, “Uluslararası toplumun müdahale etmesi ve İsrail’in imzalanan anlaşmaya uymasını sağlayarak durumun daha fazla istikrarsızlaşmasını önlemesi gerekiyor” dedi. Naim, İsrail’in “herkes için bir miktar istikrar ve güvenlik getirmesi ve ileriye giden bir yol açması beklenen bir anlaşmayı sabote ettiğini” söyledi.

Açıklamada, İsrail’in ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff’un önerisini kabul ettiği duyuruldu. Ramazan ayı Mart sonuna kadar devam ederken Musevilerin Hamursuz Bayramı Nisan ayının ortasında kutlanıyor.

Witkoff’un önerisine göre ateşkesin uzaması iki şarta bağlı. Hamas’ın ölü ya da diri olsun kalan rehinelerin yarısını ateşkesin yürürlüğe girdiği ilk gün serbest bırakması gerekiyor. Kalan rehinelerin ise kalıcı bir ateşkes anlaşmasına varılması halinde Ramazan sonunda serbest bırakılması gerekli.

Hamas ise Witkoff’un ateşkesi “geçici olarak uzatma” önerisini reddediyor. Başlangıçta mutabık kalınan anlaşmaya bağlı olduğunu söyleyen Hamas, ateşkesin planlandığı gibi, savaşın nihai olarak sona erdirilmesi için müzakerelerin yapılacağı ikinci aşamasına geçilmesini istiyor.

İsrail’in yardım engellemeye devam edip etmeyeceği ve ABD, Katar ve Mısır müzakerecilerinin kalıcı ateşkesi ilerletmek için görüşmeleri ilerletebilecekleri ise henüz belli değil.

Ateşkesin ilk aşaması 19 Ocak’ta yürürlüğe girdi ve dün sona erdi. Ateşkes, İsrail ile Hamas arasındaki 15 aylık savaşa ara verilmesini sağlamıştı. 33 İsrailli ve beş Taylandı rehineye karşılık olarak yaklaşık 1900 Filistinli tutuklu karşılıklı olarak serbest bırakılmıştı.

7 Ekim 2023’te Hamas’ın İsrail’e saldırısının ardından İsrail’in Gazze’ye yönelik hava ve kara saldırılarında 48 binden fazla kişi öldürüldü.

BM’nin hasar ve ihtiyaç değerlendirme raporuna göre, yaklaşık 292 bin  olan evlerin yüzde 60’ından fazlası ve yolların yüzde 65’i tahrip edildi. Çok sayıda kişi evsiz kalırken, temiz su ve yeterli sanitasyondan yoksun. Bu da onları hastalıklara karşı savunmasız hale getiriyor.

İsrail’in aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, “Hamas yok edilene veya tamamen teslim olana ve tüm rehinelerimiz iade edilene kadar Gazze’ye insani yardım akışının tamamen durdurulması kararı doğru yönde atılmış önemli bir adımdır” dedi.

Paylaşın

İsrail, Lübnan’da Beş Stratejik Yeri Elinde Tutmaya Devam Edecek

İsrail ordu sözcüsü Nadav Shoshani, İsrail ordusunun Lübnan’dan çekileceğini ancak ordunun Lübnan topraklarındaki beş stratejik noktada varlık göstermeye devam edeceğini söyledi.

İsrail güçlerinin konuşlanacağı beş nokta şöyle: Labouneh, Jabal Balat, Hunin Vadisi ile Markaba arasındaki Al-Dawawir bölgesi, Aytarun’daki Jal Al-Deir ve Jabal Al-Bat (tek nokta olarak kabul ediliyor) ve Khiam kasabası yakınlarındaki Tal Al-Hamamis.

İsrail, Hizbullah ile varılan ateşkes anlaşmasının bir parçası olarak ülkeden çekilmesi için salı günü verilen son tarihe rağmen Lübnan’daki beş stratejik noktada asker bulundurmaya devam ediyor. Bu hareket, Hizbullah’ın İsrail’i şartlarını ihlal etmekle suçladığı ateşkesin kırılganlığını vurguluyor.

İsrail ordu sözcüsü Nadav Shoshani, Lübnan’da beş noktada asker bulundurmanın sınıra yakın yaşayan İsrail vatandaşlarının güvenliğini sağlamak için gerekli olduğunu söyledi. Bunlardan yaklaşık 60.000’i daha önceki çatışmalar nedeniyle yerlerinden edilmiş durumda.

Shoshani, “geçici önlemin” ateşkesi izleyen ABD liderliği tarafından onaylandığını öne sürdü. Shoshani, İsrail’in askerlerini “doğru şekilde, kademeli olarak ve sivillerimizin güvenliğini koruyacak şekilde” geri çekmeye kararlı olduğunu da sözlerine ekledi.

İsrail güçlerinin konuşlanacağı beş nokta şöyle: Labouneh, Jabal Balat, Hunin Vadisi ile Markaba arasındaki Al-Dawawir bölgesi, Aytarun’daki Jal Al-Deir ve Jabal Al-Bat (tek nokta olarak kabul ediliyor) ve Khiam kasabası yakınlarındaki Tal Al-Hamamis.

İsrail, Hizbullah Genel Sekreter Yardımcısı Naim Kasım’ın konuşması sırasında Bekaa bölgesindeki askeri mevzilere hava saldırıları düzenleyerek Hizbullah’ı hedef almaya devam etti. İsrail, Hizbullah’ı ateşkes anlaşmasını ihlal etmekle suçladı.

İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, ülkesinin sınırın kendi tarafında inşa edilen yeni karakollara takviye güç gönderdiğini doğrulayarak, “Kuzeydeki her topluluğa tam güvenlik sağlamaya kararlıyız,” dedi.

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn ile Hizbullah’a yakın meclis başkanı Nebih Berri’nin buna karşı çıktığı yönünde haberler medyaya yansımıştı.

Cumhurbaşkanı Avn, İsrail’in açıklaması öncesinde gazetecilere yaptığı açıklamada ateşkes anlaşmasına saygı duyulması gerektiğini belirterek “düşman İsrail’e güvenilemeyeceğini” ifade etmişti. Lübnanlı yetkililerin İsrail’in Lübnan topraklarından tamamen çekilmesini sağlamak üzere diplomatik girişimlerde bulunduklarını belirten Avn, “Tek bir İsraillinin Lübnan topraklarında kalmasını kabul etmeyeceğim” demişti.

Avn’ın ofisinden yapılan açıklamada da “İsrail’in anlaşmaya bağlı kalması, belirlenen tarihte askerlerini geri çekmesi ve esirleri iadesi için çeşitli düzeylerde temasları sürdürüyoruz. Ateşkes anlaşmasının sponsorları bize yardımcı olmak üzere sorumluluklarını yerine getirmelidir” ifadelerine yer verildi.

Hizbullah, 18 Şubat’tan itibaren Lübnan topraklarında bulunan tüm İsrail askerlerinin işgal gücü olarak görüleceğini bildirmişti.

Kasım ayında kabul edilen ateşkesin ilk şartlarına göre, güney Lübnan’daki tampon bölgede bulunan İsrail askerlerinin ocak ayı sonunda Lübnan ordusu ve BM barış gücü askerleri ile yer değiştirmesi gerekiyordu. Bu süre daha sonra 18 Şubat’a kadar uzatıldı. Hizbullah güçlerini İsrail sınırından yaklaşık 30 km uzaklıktaki Litani nehrinin kuzeyine geri çekecekti.

İsrail ile Hizbullah arasındaki düşük düzeyli çatışma 8 Ekim 2023’te İran destekli militan grubun, önceki gün İsrail’in güneyine düzenlediği saldırılarda 1.200 kişiyi öldüren Hamas’la dayanışma amacıyla komşusuna roket atmasıyla başladı.

Çatışmalar eylül ayında İsrail’in Hizbullah üyeleri tarafından kullanılan çağrı cihazlarını ve telsizleri uzaktan patlatmasının ardından şiddetlendi. Nasrallah kısa bir süre sonra İsrail ordusunun Beyrut’un güneyindeki bir binayı bombalaması sonucu öldürüldü.

İsrail birlikleri 1 Ekim’de Lübnan’a girdi. Yaklaşık iki ay sonra İsrail ve Hizbullah, ABD ve Fransa’nın arabuluculuğunda bir ateşkes üzerinde anlaştı. Çatışma sırasında 4.000’den fazla Lübnanlı öldürüldü. Çatışmanın doruğa ulaştığı dönemde Lübnan’da yerinden edilen 1 milyon kişiden yaklaşık 100.000’i hala evlerine dönemedi.

Paylaşın

İsrail, Gazze’ye Yönelik Saldırı Planları Hazırlıyor

İsrail Savunma Kuvvetleri Genelkurmay Başkanı Herzi Halevi, sosyal medya hesabı üzerinden, İsrail ordusunun Gazze Şeridi’ne yönelik saldırı planları hazırladığını açıkladı.

Haber Merkezi / Herzi Halevi ayrıca, İsrail’in Hamas’ın elinde bulunan rehinelerin kurtarılması konusunda kararlı olduğunu ve bunu başarmak için yoğun çaba sarf ettiğini söyledi.

Hamas bugün erken saatlerde üç İsrailli esiri Uluslararası Kızılhaç Komitesi’ne (ICRC) teslim etti. İsrail ise buna karşılık, 369 Filistinli tutsağı serbest bıraktı.

Hamas şu ana kadar 19 İsrailli ve 5 Taylandlı rehineyi serbest bıraktı. Hâlâ Hamas’ın elinde olduğu düşünülen 73 rehinenin yaklaşık yarısı, İsrail makamlarına göre kayıp veya hayatını kaybetmiş bulunuyor.

ABD’de Joe Biden’ın başkan olarak geçirdiği son gün olan 19 Ocak’ta varılan anlaşmanın ilk evresi, 42 günlük bir ateşkes öngörüyor.

İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu ile görüşen ABD Başkanı Donald Trump’ın birkaç hafta önce dile getirdiği, ABD’nin Gazze Şeridi’nin kontrolünü devralıp, Filistinlileri Gazze Şeridi’nden sürüp, bölgeyi “Ortadoğu’nun rivierası” hâline getirecek şekilde yeniden inşa etmesi planları, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu birçok ülkenin tepkisini çekmişti.

Öte yandan Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres ise insani yardım taşıyan 630’dan fazla kamyonun Gazze’ye girdiğini bildirdi. Guterres’in açıklamasına göre bunların en az 300’ü Gazze’nin kuzey kesimine gönderildi.

Güvenlik Konseyi’ni ve tüm BM üyesi devletleri ateşkesin uygulanması ve çatışmaların kalıcı olarak durdurulmasına yönelik çabaları desteklemeye çağıran Guterres, ayrıca uluslararası medyanın sahadaki durumu haberleştirmesi için Gazze’ye girmesine izin verilmesi çağrısında bulundu.

Diğer taraftan, 22 ülkeden oluşan Arap Grubu’nun BM’deki büyükelçileri, yaptıkları ortak açıklamada, Başkan Trump’ın, ABD’nin Gazze Şeridi’nin kontrolünü devralması ve Filistinliler’in başka bir yere yerleştirilmesi önerisini reddetti. Arap ülkeleri, Gazze’nin Filistinliler için yeniden inşa edildiğini görmek istediklerini ifade etti.

New York’taki BM merkezinde konuşan grubun başkanı Kuveyt’in BM Daimi Temsilcisi Tarık Albanai, Filistinliler’in Gazze’den çıkarılması önerisinin “1949 tarihli Dördüncü Cenevre Sözleşmesi’nin, sebebi ne olursa olsun, korunan nüfusun işgal altındaki topraklardan zorla çıkarılmasını yasaklayan 49. maddesinin açık bir ihlali” anlamına geleceğini söyledi.

BM Filistin Büyükelçisi Riyad Mansur, Filistinliler’in Gazze’nin Trump’ın hayal ettiği gibi yeniden inşa edildiğini görmek istediklerini, ancak Gazze’nin sadece Filistinliler için inşa edilmesi gerektiğini dile getirdi. “Bizim Filistin’den başka vatanımız yok” diyen Mansur, Gazze Şeridi’ni ve Filistin’i yeniden inşa edeceklerini söyledi.

Mansur ayrıca grubun mevcut ateşkes anlaşmasının arkasında güçlü bir şekilde birleştiğini, bunun kalıcı hale getirilmesini ve sadece Gazze’yi değil işgal altındaki Batı Şeria’yı da kapsayacak şekilde genişletilmesini istediklerini ifade etti.

Arap Grubu ayrıca BM Güvenlik Konseyi’ni Gazze’yi ziyaret etmeye davet etti.

Paylaşın

İsrail, Golan’daki İşgalini Pekiştirmeye Mi Çalışıyor?

İsrail’in, Golan Tepeleri yakınlarında ilerleyişini ve işgali sürdürdüğü iddia ediliyor. Golan Tepeleri, bin 800 kilometrekarelik bir alana yayılıyor ve onlarca yıldır bölgenin kritik noktası konumunda yer alıyor.

Beşar Esad rejiminin geçen yıl Aralık ayında devrilmesinin ardından, güvenlik gerekçesiyle askerlerini Suriye topraklarına sokan ve burada bir tampon bölge oluşturmaya çalışan İsrail’in bölgede yayılmaya devam ettiği öne sürüldü.

İsrail ordusunun, işgal altındaki Golan Tepeleri yakınlarında bulunan Suriye köylerine ilerleyişini sürdürdüğünü aktaran Londra merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, İsrail askerlerinin Kuneytra’nın batısındaki El-Rafid’de de görüldüğünü duyurdu.

İki gün önce de onlarca İsrail askerinin Kudna köyüne girdiği belirtilmişti. On ikiden fazla İsrail askeri aracının da Sayda Golan köyünde görüldüğü kaydedilirken askerlerin bölgede bir kontrol noktası oluşturduğu ve yoğun denetimler gerçekleştirmeye başladığı ifade edildi.

Yerel politikacılar ve bölge sakinleri İsrail’i “yeni bir gerçeklik yaratmaya çalışmakla” ve Suriye topraklarında askeri mevzi ile helikopter iniş pistleri kurmakla suçluyor. Ayrıca İsrail ordusu, bölgedeki altyapıyı ve tarım arazilerini tahrip etmekle itham ediliyor.

İsrail ordusu, Alman haber ajansı dpa’nın konuya ilişkin sorusuna cevaben, birliklerinin konumuyla ilgili yorumda bulunmayacağını belirtti.

İsrail, Suriye topraklarına yönelik askeri harekatını Hizbullah ve Hamas militanları tarafından kullanılabilecek silah depoları ve sevkiyat yollarına karşı mücadeleyle gerekçelendiriyor. Hizbullah’ın devrik lider Esad’ın müttefiki olduğunu ve artık bu tür bir gerekçeye konu olmayacağını savunan Suriye’nin yeni devlet başkanı Ahmed Şara ise İsrail’in işgal ettiği topraklardan geri çekilmesini talep ediyor.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

İsrail, 34 Filistinli İşçiyi “İşkence Ederek” Öldürdü

Arap İşçi Sendikası, Hamas’ın 7 Ekim 2023’te başlattığı saldırının ardından, İsrail güvenlik güçleri tarafından gözaltına alınan Filistinli işçilerden 34’ünün işkenceyle öldürüldüğünü duyurdu.

Merkezi Nasıra’daki (Nazareth) Arap İşçi Sendikası’nın hukuk danışmanı Vehbi Badarneh, Arab48 haber kuruluşuna yaptığı açıklamada sendikanın derlediği tanıklıklara göre, 8 Ekim 2023’ten beri kayıp olan ve kendilerinden haber alınamayan Gazzeli 46 Filistinli işçinin akıbetlerine konusunda İsrail polis ve ordu makamlarına yönelik sorularına yanıt aldıklarını söyledi.

Buna göre İsrail Hapishane Hizmetleri, Filistin sendikasına, gözaltı merkezlerinde “meçhul koşullar altında veya kalp krizinden” 34 işçinin öldüğünü doğrulayan muğlak bir yanıt verdi.

Badarneh, 7 Ekim 2023’e kadar Gazzeli 18 bin Filistinlinin çalışma izniyle İsrail’de olduklarını ancak saldırıdan sonra İsrail yetkililerinin işgal altındaki Batı Şeria ve Gazze’den Filistinlilerin çalışma izinlerini kaldırdıklarını söyledi.

Vehbi Badarneh, Batı Şeria’dan gelenlerin nispeten daha kolay geri döndüklerini ancak kuşatma altındaki Gazze’den gelecek işçiler için durumun çok daha zor olduğunu söyledi.

Badarneh, Arab48’e verdiği demeçte, “İsrail ile Gazze arasındaki ‘Gazze Cebi’ denilen sınır bölgesinde bir kargaşalık hali ve bilgi karmaşası vardı, duvarlar aşılıp yıkıldıktan sonra kimin işçi kimin karşıdan gelenler olduğunu bilen yoktu.” dedi ve ekledi:

“Bu kargaşa nedeniyle Gazzeli işçiler dağıldı, kimileri Gazze’ye dönmekten korktu, kimileri Batı Şeria’ya sığındı, ve kimileri de Gazze Cebi’ndeki olaylara misilleme olarak askeri kontrol noktalarında gözaltına alındı, tutuklandı ve vahşice ve korkunç muamelelere maruz kaldılar.”

Vehbi Badarneh’e göre, Gazzeli yüzlerce işçi, aralarında Gazze’den kaçırılan Filistinlilerin uğradıkları işkenceler nedeniyle adı çıkan Sde Teiman ve Ofer gözaltı merkezlerinin de olduğu İsrail’in kurduğu cezaevlerine aktarıldılar.

Badarneh, Arap İşçi Sendikası’nın başlangıçta yakınlarıyla iletişimlerini kaybetmiş Filistinlilerden çok sayıda istek ve şikayet aldıklarını söyledi. Badarneh, “Bu şikayetlerin sayısı yüzlere ulaştığında, sorunun ciddi olduğunu ve bireysel vakalarla sınırlı olmadığını gördük” diye ekledi.

Sendika bazı İsrailli yetkililer ve devlet kuruluşlarıyla iletişime geçseler de bilgi edin me istekleri ilgisizlikle karşılandı ve önemsenmedi. Ancak grup çabalarını ısrarla sürdürmeye devam ettikçe bazı kapılar aralanmaya başladı.

Vehbi Badarneh, “Çalmadık tek bir kapıyı bile bırakmadık” dedi ve ekledi: “Evet, Yüksek Mahkeme’ye de gittik ve sonunda İsrail gazetesi Haaretz konuyla ilgili bir haber yayımladı.”

Haber üzerinde çalışan gazeteciye bir İsrail ordu sözcüsünce kontrol noktalarında öldürülen kimi işçilerin cesetlerinin Erez kontrol noktası üzerinden gömülmek üzere Gazze’ye nakledildiği söylendi.

“Korkunç işkence yöntemleri açığa çıktı”

Batı Şeria’ya sığınan ve Eriha’da Filistin askeri okulunda barındırılan Gazzeli kimi işçilerin kaçırılmalara ilişkin verdikleri bilgilere göre, o dönemde görgü tanıklarının anlatımları ve video kliplerle de doğrulandığı şekilde gözaltına alınan Filistinli işçiler vahşice dövüldüler, güysileri çıkarılarak soyuldular ve çeşitli işkence yöntemlerine maruz kaldılar.

Sendika bu bilgilere dayanarak, kayıp Filistinli işçilerin İsrail gözaltı merkezlerinde işkenceyle öldürüldüğü sonucuna vardı. Sendika daha sonra ellerindeki bilgileri Uluslararası Adalet Divanı’nda (UAD) İsrail aleyhine şikayetler kapsamına alınması için Avrupa’daki sendikalara iletti.

Badarneh, İsrail tarafından seyahat etmeleri önüne engeller çıkarılan “Gazzeli işçilerin, tüm zorluk ve kısıtlamalara rağmen, Uluslararası Çalışma Örgütü önünde ifade vermek üzere Cenevre’ye çağrıldıklarını” ekledi.

Middle East Eye (MEE) Kasım 2023’te söyleşi yaptığı işçilerin anlatımlarının Badarneh’in söyledikleriyle bire bir çakıştığını belgeledi.

Bir işçi MEE’ye Kasım 2023’te verdiği söyleşide “İşkence gördük, kimse bize merhamet etmedi. Paramızı ve giyeceklerimizi aldılar, işkenceler sırasında bizi üç gün boyunca çıplak bıraktılar. Açtık, tekmelediler ve yumrukladılar, başımıza bastılar, ve hala bu acılar sürüyor” demişti.

Aynı ay, Euro-Med İnsan Hakları Gözlemcisi, Gazze’den binlerce işçinin dört haftalık esaretleri sırasında İsrail güçleri tarafından “korkunç işkence biçimlerine” maruz kaldığını ortaya koymuştu.

Euro-Med, “Tanıklıkların, işçilerin birkaç gün boyunca yiyecek ve su olmadan bırakıldıklarını, işkence gördüklerini, elektrik akımına maruz bırakıldıklarını ve yakıldıklarını, ayrıca cinsel tacize uğradıklarını ve vücutlarına işenerek kasıtlı aşağılandıklarını ve benzeri görülmemiş kötü muameleye maruz kaldıklarını gösterdiğini” bildirdi.

Kuruluş çok sayıda Filistinli işçinin de işverenlerinin kötü muamelesine uğradığını ücretlerinin ödenmesinin reddedildiğini, üzerlerine tükürüldüğünü, aşağılama ve hakaretlere maruz bırakıldıklarını da belirtti.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

İsrail, Filistinlilerin Gazze’den Ayrılması İçin Hazırlıklara Başladı

Uluslararası toplumun muhalefetine rağmen İsrailli yetkililer, ABD Başkanı Donald Trump’ın Filistinlileri Gazze Şeridi dışına yerleştirme önerisini hayata geçirmek için somut adımlar atmaya başladı.

Haber Merkezi / İsrail Savunma Bakanı İsrael Katz’ın, İsrail Savunma Kuvvetleri’ne (IDF) Gazze Şeridi’nde yaşayanların bölgeyi gönüllü olarak terk etmelerine yönelik bir plan hazırlamaları talimatı verdiği duyuruldu.

İsrael Katz, “İsrail’in Gazze’deki eylemleri konusunda yanlış ithamlarda bulunan İspanya, İrlanda, Norveç ve diğer ülkelerin yasal olarak Gazzelileri kendi topraklarına kabul etme yükümlülükleri bulunduğunu” öne sürdü.

“(Bunu) reddederlerse ikiyüzlülükleri ortaya çıkacaktır” diyen Katz, diğer yandan Kanada gibi göçmen kabul programı olan ülkelerin de daha önce Gazzelileri kabul etmeye gönüllü olduklarını ifade ettiklerini hatırlattı.

Hamas’ın Gazzelileri canlı kalkan olarak kullandığı iddiasını yineleyen Katz, karadan çıkış opsiyonunun yanı sıra bölgeden ayrılanlar için deniz ve hava yolu düzenlemelerinin de olacağını söyledi. İsrael Katz, “Gazze halkı, dünyada her yerde olduğu gibi serbest dolaşım ve göç hakkına sahip olmalıdır” dedi.

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail’in çatışmalar sona erdikten sonra Gazze’yi ABD’ye teslim edeceğini ve Gazze’deki nüfusun başka yerlere yerleştirileceğini kaydetti. Trump, bu durumun, sahada ABD askerlerine ihtiyaç duyulmayacağı anlamına geldiğini belirtti.

Trump’ın Gazze Şeridi’ni sahiplenip geliştirerek “Ortadoğu’nun Rivierası” haline getirmeyi hedeflediğini açıklamasının dünya çapında tepki görmesinden bir gün sonra İsrail’de, orduya Gazze’de yaşayanların bölgeden “gönüllü ayrılışına” izin vermeye hazırlanma emri verildi.

Daha önce ABD askerlerinin Gazze’ye konuşlandırılmasını reddetmiş olan Trump, sosyal medya platformu Truth Social’da yaptığı yorumlarında planlarına açıklık getirdi.

Truth Social paylaşımında Trump, “Gazze Şeridi, çatışmalar sona erdiğinde İsrail tarafından ABD’ye teslim edilecek” dedi. Filistinliler’in “bölgede yeni ve modern evleri olan çok daha güvenli ve güzel topluluklara zaten yerleştirilmiş olacaklar” şeklinde devam eden Trump, “ABD’nin hiçbir askerine ihtiyaç duyulmayacağını” belirtti.

Trump, “ABD’nin dünyanın dört bir yanından gelen büyük kalkınma ekipleriyle birlikte çalışarak, inşaatın yavaş ve dikkatli bir şekilde başlayacağını ve dünya üzerindeki türünün en büyük ve en görkemli gelişmelerinden biri haline geleceğini” belirtti ve “Bölgede istikrar hüküm sürecek!!!” dedi.

Gazze’deki onlarca Filistinli, ABD Başkanı Donald Trump’ın kendilerini Gazze Şeridi’nden çıkarmaya yönelik “cehennem planını” protesto etti. Merkezdeki Deir al-Belah kasabasında bir çadır kampında barınan Filistinliler, Gazze’nin dışına kalıcı olarak yerleştirilme fikri karşısında dehşete düştüklerini ve bunu kabul etmeyeceklerini ifade ettiler.

Paylaşın