Rujun Uzun Süre Kalıcı Olması İçin En İyi İpuçları

Günümüzde piyasada uzun süre kalıcı olduğunu iddia eden birçok bulaşmayan ruj bulunmaktadır. Ancak bunlar ciltten çıkarılması zor olabilen birçok zararlı kimyasal ve boya içermektedir.

Haber Merkezi / Bu rujlar tüketildiğinde ciddi sorunlara yol açabilir. Daha uzun süre kalıcı olması için normal rujları tercih edip bazı uygulamaları takip etmek daha iyidir.

İşte rujun gün veya gece boyu taze ve canlı kalmasını sağlayacak en iyi ipuçları:

Nemlendirme ve Peeling: Kuru ve çatlamış dudaklar rujun tutunmasını zorlaştırır. İlk önce dudaklarınıza nemlendirici bir balm sürün ve 5-10 dakika bekletin.

Ardından bir dudak peelingi (şeker ve bal karışımı gibi doğal bir karışım da olur) ile ölü deriyi nazikçe temizleyin.

Fazla nemi bir mendille alarak dudaklarınızı hazırlayın.

Dudak Bazı: Dudaklar için özel bir primer veya ince bir kat fondöten uygulayın. Bu, rujun yüzeyde daha iyi tutunmasını sağlar ve rengi sabitler.

Alternatif olarak, şeffaf bir pudra ile dudaklarınızı hafifçe pudralayabilirsiniz.

Dudak Kalemi ile Çerçeve: Rujunuzla uyumlu bir dudak kalemiyle dudaklarınızın dış hattını belirleyin. Bu, rujun taşmasını önler ve daha uzun süre kalıcı bir temel oluşturur.

Daha fazla dayanıklılık için dudak kalemiyle tüm dudaklarınızı doldurun; bu tabaka rujun altına ekstra bir katman ekler.

Katmanlama Tekniği: Ruju ince bir kat halinde sürün, ardından bir mendille fazla ürünü hafifçe alın. Üzerine ikinci bir kat ruj uygulayın. Bu yöntem, rengin daha yoğun ve kalıcı olmasını sağlar.

Mat rujlar genellikle daha uzun süre dayanır, bu yüzden tercihinizi onlardan yana kullanabilirsiniz.

Pudra ile Sabitleme: Rujunuzu uyguladıktan sonra ince bir kağıt mendili dudaklarınıza yerleştirin ve üzerinden şeffaf bir pudra ile hafifçe geçin. Bu, ruju sabitler ve parlaklığını biraz azaltarak daha kalıcı hale getirir.

Uzun Süre Kalıcı Formüller: Likit mat rujlar veya uzun süre kalıcı etiketli ürünler genellikle gün boyu dayanır. Bulaşmaz özellikli rujlar da bardak izi veya dağılma sorununu ortadan kaldırır.

Daha az Parlatıcı: Dudak parlatıcısı rujun ömrünü kısaltabilir. Eğer parlak bir görünüm istiyorsanız, sadece dudak ortasına az miktarda uygulayın ve dağıtmayın.

Yeme – İçme Sonrası Kontrol: Yağlı yiyecekler veya içecekler ruju çabuk çıkarabilir. Yemekten sonra dudaklarınızı nazikçe silip rujunuzu tazeleyin.

Pipet kullanarak içecek tüketmek, rujun dudağınızda kalma süresini artırabilir.

Paylaşın

Bir İlişkide Daha Özgüvenli Hissetmenin Yolları

İlişkide güven, tüm cevaplara sahip olmak değil; işler belirsiz göründüğünde bile kendine güvenmektir. En güvenilirler, şüphe duymayanlar değil; bu şüphelerin davranışlarını yönlendirmesine izin vermeyenlerdir.

Haber Merkezi / İlişkide daha özgüvenli hissetmek, hem kendinizle hem de partnerinizle olan bağınızı güçlendirebilir. İşte bunu sağlamak için bazı ipuçları:

Kendi değerinizi tanıyın: İlişkide özgüven, öncelikle kendinize duyduğunuz saygıyla başlar. Partnerinizin sizi tamamlamadığını, sizin zaten bütün olduğunuzu hatırlayın. Sevdiğiniz yönlerinizi sık sık kendinize hatırlatın.

Açık iletişim kurun: Duygularınızı, ihtiyaçlarınızı ve sınırlarınızı net bir şekilde ifade etmek, kendinize olan güveninizi artırır. Karşınızdakinin tepkisinden korkmadan konuşmak, kontrol hissini güçlendirir.

Kendi alanınızı koruyun: İlişkide bağımsızlığınızı sürdürmek (hobiler, arkadaşlar, kişisel hedefler) size hem özgüven hem de denge sağlar. Partnerinize bağlı olmadan da mutlu olabileceğinizi bilmek, güçlendirici bir histir.

Kıyaslamadan kaçının: Kendinizi partnerinizin geçmiş ilişkileriyle ya da başkalarıyla kıyaslamak özgüveninizi zedeler. Bunun yerine, ilişkinize özgü güzelliklere odaklanın.

Küçük zaferleri kutlayın: İlişkide attığınız adımlar (bir sorunu çözmek, güzel bir an yaratmak) için kendinizi takdir edin. Bu, özsaygınızı besler.

Vücut dilinizi güçlendirin: Güvenli bir duruş (dik oturmak, göz teması kurmak) sadece dışarıya değil, içinize de özgüven sinyali gönderir. Partnerinizle konuşurken bunu deneyin.

Hataları kabullenin: Mükemmel olmaya çalışmak yerine, hata yapabileceğinizi kabul edin. Bu, kendinize karşı daha şefkatli olmanızı ve rahat davranmanızı sağlar.

Partnerinizle işbirliği yapın: Özgüven, ilişkide tek taraflı bir şey değildir. Partnerinizden destek isteyebilir, birlikte büyümeyi hedefleyebilirsiniz. Onun da sizi cesaretlendirmesine alan açın.

Bu adımları uygularken sabırlı olun; özgüven bir anda inşa edilmez, ama her küçük çaba sizi daha sağlam bir yere taşır. Kendinize inanın ve ilişkinizde gerçekçi olmaya özen gösterin!

Paylaşın

Kadınların Eş Seçerken Yaptığı Hatalar

Günümüzde ilk görüşte aşık olunacak bir adamla tanışmak oldukça zor. Öyle olsa bile, bir süre sonra onun da sadece belli bir kalıba uyduğunu anlıyorsunuz ve biri size “Onda ne buldun?” diye sorduğunda, ortada hiçbir şeyin olmadığını fark ediyorsunuz.

Haber Merkezi / Kadınların (veya herhangi bir bireyin) eş seçerken yaptığı “hatalar” subjektif bir konudur ve kişiden kişiye, kültüre, değerlere ve beklentilere göre değişebilir. Ancak psikoloji, sosyoloji ve evrimsel biyoloji gibi alanlardan elde edilen verilere dayanarak, kadınların eş seçiminde sıkça karşılaştığı bazı “hatalar” üzerinde durabiliriz.

Bunlar hata olarak nitelendirilse de genellikle bilinçdışı eğilimler veya toplumsal etkilerden kaynaklanmaktadır.  Tabii ki, bu “hatalar” evrensel değildir ve her kadın için geçerli olmayabilir. Eş seçimi kişisel bir yolculuktur ve “hata” olarak görülen şeyler bile bazen değerli şeylere dönüşebilir.

Kısa vadeli çekiciliğe odaklanma: Kadınlar bazen fiziksel çekicilik, karizma veya anlık heyecan gibi kısa vadeli özelliklere fazla ağırlık verebilir. Evrimsel açıdan, bu “iyi gen” arayışıyla ilişkilendirilebilir (örneğin, güçlü çene yapısı veya simetrik yüz). Ancak bu, uzun vadeli uyumluluk, duygusal destek veya sadakat gibi önemli faktörlerin göz ardı edilmesine yol açabilir.

“Potansiyele” yatırım yapma yanılgısı: Bir erkeğin “değişeceğini” veya “ileride daha iyi olacağını” düşünerek mevcut durumunu görmezden gelmek yaygın bir eğilimdir. Psikolojide buna “sabitleme yanılgısı” denir; kadınlar, partnerin potansiyeline aşık olurken gerçekteki davranışlarını yeterince değerlendirmeyebilir.

Toplumsal baskılara boyun eğme: Aile, arkadaşlar veya toplumun “doğru eş” tanımı (örneğin, maddi durumu iyi, statüsü yüksek biri) kadınları kendi isteklerinden ziyade dış beklentilere yöneltebilir. Bu, mutsuz veya uyumsuz ilişkilere yol açabilir.

Kendi değerini hafife alma: Bazı kadınlar, özsaygı eksikliği nedeniyle kendilerine gerçekten değer vermeyen veya saygı duymayan partnerleri kabul edebilir. Bu, “reddedilme korkusu” veya “yalnız kalma endişesi” ile tetiklenebilir.

Duygusal bağımlılık arayışı: Partnerden sürekli onay, sevgi veya güvenlik beklemek, bağımsızlığı ve bireysel mutluluğu gölgeleyebilir. Bu, toksik ilişkilere tolerans göstermeye veya “kurtarıcı” bir eş aramaya dönüşebilir.

Uyarı işaretlerini görmezden gelme: Aşkın ilk evrelerinde (limerence dönemi) hormonlar (oksitosin, dopamin) devreye girer ve kadınlar, partnerin agresiflik, bencillik veya sadakatsizlik gibi kırmızı bayraklarını fark etmeyebilir. Bu, “aşk körlüğü” olarak bilinir.

Evrimsel yanılgılar: Evrimsel psikolojiye göre, kadınlar bilinçaltında “koruyucu” ve “sağlayıcı” bir eş arayabilir (örneğin, maddi güvence veya fiziksel güç). Ancak modern dünyada bu özellikler her zaman mutluluk veya uyumla örtüşmeyebilir.

Daha iyi bir eş seçmek için ipuçları:

Öncelikleri netleştirmek: Uzun vadeli hedefler (saygı, ortak değerler, iletişim) mi, yoksa kısa vadeli çekim mi daha önemli? Buna karar vermek önemli.

Kendini tanıma: Kendi ihtiyaçlarını ve sınırlarını bilmek, yanlış seçim riskini azaltabilir.

Aceleye getirmemek: İlişkide zaman tanımak, partnerin gerçek karakterini anlamayı kolaylaştırabilir.

Dış görüş almak: Güvenilir arkadaş veya aileden objektif görüş istemek, kör noktaları fark ettirebilir.

Paylaşın

Erkeklerin İki Kere Düşünmesi Gereken 3 Kadın Tipi

Hayatınızı biriyle paylaşmaya hazır hissediyor olabilirsiniz, ancak hiçbir erkeğin, kendileri dışında herkesin bildiği nedenlerden dolayı, uzun süre ilişki içinde kalamayacağı üç tip kadın vardır.

Haber Merkezi / İşte erkeklerin dikkatli olması gereken bu üç kadın tipi:

Kızgın prensesler: Bu tür kadınlar, dünyanın sadece kendilerinin etrafında döndüğünü, partneri dahil herkesin onların hizmetinde olması gerektiğini düşünürler. Asla başkaları için bir şey yapmazlar, çünkü sadece kendileri vardır.

Drama kraliçeleri: Bu kadınların yanında sakin kalmak neredeyse mümkün değildir, çünkü bu kadınlar nerede olurlarsa olsunlar en ufak ayrıntıda bile patlayabilen saatli bomba gibiler. Hiç kimse bu tip kadınların yanında kendini iyi hissedemez.

Karmaşık kadınlar: Erkeklerin, her gün, güzelsin, hoşsun, zarifsin gibi iltifat etmek zorunda kaldığı ve asla tam olarak anlayamadıkları bu kadın tipleri gerçekten çok zordur.

Karmaşık kadınlar ayrıca, partnerlerinin arkadaşlarını, özellikle de kendilerinden daha güzel görünenleri çok kıskanırlar.

Unutmayın, günümüzde ilişkiler romantizmden daha fazlasını içerir: Fiziksel, duygusal, zihinsel, ruhsal ve finansal uyumluluğun bir dengesini gerektirir.

Son söz, kendinizi tanıyın, ne aradığınızı bilin ve akıllıca seçim yapın.

Paylaşın

Daha İyi Fotoğraf Çekmek İçin 6 İpucu

Deneyimsiz bir fotoğrafçı için harika bir fotoğraf çekmek basit görünebilir: Tut ve çek. Ancak profesyonel bir şekilde fotoğraf çekmeye çalışanlar, bunun o kadar basit olmadığını iyi bilir.

Haber Merkezi / İşte iyi bir fotoğraf çekmenize yardımcı olabilecek basit ipuçları:

Üçte bir kuralını kullanın: Kamera ekranınızın üçe üç bir ızgaraya bölündüğünü hayal edin. Objenizi orta kareye koymak yerine, ızgaranın çizgilerinden birine, ya yan tarafa ya da üst veya alt tarafa yakın bir yere yerleştirin. Denge için, objenin karşı tarafında bir ağaç veya lamba gibi alanı dolduracak bir şey arayın.

Aydınlatmaya dikkat edin: Fotoğrafçılık tamamen ışıkla ilgilidir. Eğer dışarıdaysanız, fotoğraf çekmek için en iyi zaman, gün batımından hemen önceki “altın saat”tir. Eğer öğle vaktiyse, gölgede fotoğraf çekerek güneş ışığından kaçının.

Fotoğraf çekerken, ışığın her zaman yan tarafınızdan veya hafifçe arkanızdan gelmesine özen gösterin, böylece hoş sonuçlar elde edebilirsiniz. Fotoğrafınızın çok karanlık görünmesine neden olabilecek arkadan ışık konusunda dikkatli olmaya çalışın.

Renkler: Fotoğrafınızdaki renkleri düşünün. Mavi ve yeşil ya da sarı ve turuncu gibi sıcak veya soğuk tonların eşleştirilmesi hoş bir görünüm oluşturur.

Öte yandan, kırmızı ve yeşil gibi zıt renkleri eşleştirmek fotoğrafınıza enerji ve kontrast katar. Ayrıca nötr tonlara karşı tek bir cesur renkle işleri basit tutabilirsiniz. Unutmayın, daha az renk, fotoğrafların daha iyi görünmesini sağlar.

Arka planınıza dikkat edin: Özneniz fotoğrafın yıldızı olabilir, ancak arka plan da önemlidir. Düz veya dokulu bir arka plan, odak noktasını öznenizde tutmanıza yardımcı olur.

Eğer iç mekandaysanız, etrafı toplayın veya dikkat dağıtan şeyleri ortadan kaldırın, dışarıda iseniz, duvarlar veya yeşillikler gibi temiz fonlar arayın. Arka plan renklerinin ve aydınlatmanın öznenizle uyumlu olduğuna dikkat edin.

Daha yakın: Birçok fotoğraf yakınlaştırıldığında daha iyi görünür. Öznenin etrafındaki büyük boşluklar fotoğrafı daha az ilgi çekici hale getirebilir.

Farklı mesafelerden fotoğraf çekmeyi deneyin. Uzaktan başlayın, sonra yakına geçin ve gereksiz kenarları kırpın. Kameranızı yatay yerine dikey çekim yapacak şekilde çevirmek de kompozisyonu iyileştirebilir.

Işıkları şık bir şekilde yakalayın: Arkaplanda ışıltılı ışıkları olan bir fotoğraf mı istiyorsunuz? Işıkların yumuşak ve bulanık göründüğü bir “bokeh” efekti yaratmayı deneyin.

Bu basit ipuçlarını deneyerek fotoğraflarınızı daha profesyonel hale getirebilirsiniz.

Paylaşın

Fondöten Nasıl Uygulanır? Adım Adım Kılavuz

Fondöten nasıl sürülür sorusu, makyaj uygulamasında uzman olanlar için çok kolay bir soru gibi görünebilir, ancak yeni başlayanlar için göz korkutucu bir görev olabilir.

Haber Merkezi / Ancak kusursuz fondöten uygulamasına dair ipuçlarımızla, görev sizin için hiç de zor görünmeyecektir. Sadece doğru ürünü seçtiğinizden ve fondöten sürmeden önce cildinizi temizleyip astarlayarak uygun şekilde hazırladığınızdan emin olun.

1. adım: Temizleme, çoğu zaman tüm makyaj rutinlerinin ilk adımıdır. Bu nedenle, fondöten uygulamadan önce gözenekleri tıkamayan veya aşırı kurutmayan nazik bir temizleyiciyle yüzünüzü temizlediğinizden emin olun. Yüzünüzü temizledikten sonra kurumasını bekleyin.

2. adım: Fondötenler cildi besleyen içeriklerle dolu olsalar da kuruluğa neden olmaları nadir değildir. Bu yüzden bu ikinci adım fondöten uygulama ipuçlarında önemli bir rol oynar. Yüzünüzü temizledikten ve kuruladıktan sonra yüzünüze ve boynunuza bir nemlendirici uygulayın.

Nemlendiriciler cilde su sağlamada, cilt nemini iyileştirmede ve cilt elastikiyetini artırmada önemli bir rol oynar. Bunun dışında, şişkinliği azaltmaya, hiperpigmentasyon belirtilerini ortadan kaldırmaya, cilt sıkılığını geri kazandırmaya ve kuru çizgileri azaltmaya da yardımcı olurlar.

Nemlendirici kullanırken cilt tipinize uygun olduğundan emin olun. Kuru cilde sahip kişiler gliserin, aloe vera, hyaluronik asit vb. gibi içeriklerle dolu ağır bir nemlendirici aramalıdır. Yağlı cilde sahip olanlar ise gözenekleri tıkamayan hafif ve komedojenik olmayan formüller kullanmalıdır.

Hassas cilt tipine sahip kişiler kullandıkları ürünlere dikkat etmeli ve hipoalerjenik ve hassas cilt tipleri için uygun bir nemlendirici seçmelidir. Son olarak karma cilde sahip olanlar yağlılık ve kuruluğu aynı anda gideren bir ürün kullanmalıdır.

Fondöteninizi uygulamadan önce yüzünüze ve boynunuza nemlendirici bir krem ​​sürmek cildinizin beslenmesini ve nemlenmesini sağlarken aynı zamanda cildinizin dolgun ve sıkı görünmesini de sağlar.

Eğer nemlendiriciler sizin için vazgeçilmez bir ürün değilse, fondöten uygulamadan önce nemlendirici bir serum kullanarak kusursuz ve nemli bir görünüm elde edebilirsiniz.

3. adım: Bir sonraki adım, bir astar uygulamaktır. Bilmeyenler için, yüz astarı makyajın yerinde kalmasına yardımcı olan ve cilde ışıltılı bir çekicilik katan bir makyaj ürünüdür.

Bunun dışında, cildi daha fazla makyaj uygulaması için hazırlar, cilt tonunu eşitler, ince çizgilerin ve kırışıklıkların görünümünü azaltır ve ciltte güçlü bir bariyer oluşturur, bu da fondötenin daha uzun süre kalmasına yardımcı olur.

Bir primer seçerken cilt tipinizi hesaba kattığınızdan emin olun. İstenmeyen parlaklık bırakmayan ve gözeneklerinizi tıkamayan matlaştırıcı, ağırlıksız bir primer seçin.

Nemlendirici bir primer, ciddi şekilde susuz kalmış cilde sahip kişiler için en iyi seçimdir; ayrıca ciltlerini uzun süre nemli tutmak için ağır dokulu bir primer de arayabilirler. Cilt hassasiyetleriyle sık sık uğraşıyorsanız, alkol, yapay kokular ve sert kimyasallarla dolu ürünlerden uzak durmanız en iyisidir.

Şimdi, baz uygulamasına gelecek olursak; parmak ucunuza bezelye büyüklüğünde bir miktar baz alın, güzelce yedirin ve yüzünüze belirli bölgeleri hedef alarak eşit bir şekilde uygulayın.

4. adım: İşte son ama en önemli adım: Fondöten. Fondöteni bir sünger veya bir makyaj fırçası ile uygulayabileceğiniz gibi parmaklarınızla uygulayabilirsiniz.

Fondöten fırçayla nasıl sürülür?

Fondöteninizi alın ve ellerinize az miktarda fondöten pompalayın. Ellerinizin arkasının iyice temiz olduğundan emin olun. Şimdi düz bir makyaj fırçası kullanarak fondöteni iyice karıştırın ve yanaklar, alın, boyun, burun, çene ve dudaklar gibi bölgeleri kapsayacak şekilde cildinize uygulayın.

Fondöten fırçanızı kullanarak fondöteni eşit şekilde yayın, fondötenin yüzünüze ve boynunuza eşit şekilde yayıldığından emin olun. Çok fazla fondöten kullanmamaya dikkat edin, çünkü bu, cildinizin kek gibi görünmesine neden olabilir.

Fondöten süngerle nasıl sürülür?

Temiz bir makyaj süngerini alıp hafifçe ıslatın. Sıvı bazlı bir fondöten kullanırken, birkaç damla alın ve elinizin arkasına uygulayın. Şimdi süngerle silerek yüzünüze ve boynunuza uygulayın. Pudra fondöten kullananlar için yapmanız gereken tek şey, fondöten pudrasına hafifçe batırmak ve kullanmaktır.

Fondöteni yüzünüze nokta nokta uygulayın ve sünger yardımıyla güzelce dağıtın. Süngerinizi her kullanımdan sonra temizleyerek tazeliğini korumasını sağlayın.

Fondöten parmaklarla nasıl uygulanır?

Öncelikle ellerinizi iyice temizleyin. Daha sonra ellerinizi kurulayın ve fondöteni bir elinizin arkasına hafifçe sürün. Fondöteni yüzünüze nokta nokta uygulamak için işaret parmağınızı kullanın. Ardından parmak uçlarınızla dairesel hareketlerle güzelce uygulayın.

Cildinize fondöten uyguladıktan sonra, uzun süre kalmasını istersiniz. Fondöteninizin kalıcılığını artırmak için cildinize biraz sabitleyici pudra sürün. Yağlı bir cildiniz varsa, T bölgenize (burun, çene ve alın) sabitleyici pudra uygulamayı unutmayın.

Paylaşın

Yüzünüzü Temizlerken Bu Yedi İpucu Aklınızda Bulunsun

Gün boyu yüzünüzde biriken kir, yağ, ölü hücreler ve güne iyi başlamak için yaptığınız makyaj cildinizdeki gözenekleri tıkayabilir, ve bu durum sivilceye, iltihaplanmaya ve donuk cilde neden olabilir.

Haber Merkezi / Günün sonunda biraz su biraz temizleyici kullanmak her zaman işe yaramayabilir, yüz temizliğini aşırı karmaşık hale getirmenize de gerek yok. Bu yedi basit ipucunu aklınızda tutmanız yeterli:

Sabunu sıvı temizleyici ile değiştirin: Kuru ve hassas cilde sahip kişiler sabun kullanmaktan kaçınmalı, bunun yerine pH seviyesi uygun sıvı temizleyiciler tercih etmelidirler.

Cilt dostu yüz yıkama suyu tercih edin: Yüz yıkama suyunun pH’ı hafif asidik veya asidik ila nötr olmalıdır. Alkali yüz yıkama suyu ciltte kuruluğu artırır ve bu da cilt bariyeri görevi görür. Yüksek pH seviyesine sahip yüz temizleyicileri de yüzde akne ve lekelere neden olur.

Cilt tipine uygun bir temizleyici seçin: Cildiniz kuru ve cansızsa, kremsi bir yüz yıkama jeli seçin. Bu, ciltteki çatlak ve beyaz lekeler sorununu çözer. Öte yandan, yağlı cilde sahip kişiler, jel bazlı ve köpüklü bir yüz yıkama jeli seçmelidirler.

Malzemeleri kontrol edin: Yüz temizliğinde kullanılan yüz yıkama jelini uygulamadan önce içeriğini okuyun. Yağlı cilde sahip kişiler sebum salgısını kontrol etmek için komedojenik olmayan ürünleri tercih etmelidirler.

Bunun dışında cildi sağlıklı tutmak için yüz yıkama jelinde katkı maddeleri ve yumuşatıcılar bulunması gerekir. Bu, cildi nemli tutar ve her türlü serbest radikalin etkisinden korur.

Ciltte aşırı asit kullanımından kaçının: Yüz yıkama ürünlerinde bulunan salisilik asit veya glikolik asit gibi akne karşıtı bileşenlerin aşırı kullanımı cilde zarar vermeye başlar. Bu, ciltte tahrişi artırır ve kişi cilt kızarıklığıyla karşı karşıya kalır.

Yüzünüzü sıcak suyla yıkamaktan kaçının: Genellikle aşırı yağdan kurtulmak için sıcak su kullanılır. Bu sadece cildin nemini kaybetmesine neden olmakla kalmaz, aynı zamanda cilt hücrelerine de zarar verir. Böyle bir durumda yüzünüzü sıcak su yerine ılık suyla yıkayın veya hafif bir yüz yıkama jeli kullanın.

Parmaklarınızın yardımıyla yüzünüzü temizleyin: Yüzü temizlemek için tüm elinizi kullanmak yerine, parmaklarınızı kullanmayı tercih edin.

Paylaşın

Her Kadının Bilmesi Gereken 10 Zamansız Moda İpucu

Moda sadece giyinilen kıyafetler veya aksesuarlarla ilgili değildir, aynı zamanda bireyin kendini ifade etmesiyle de ilgilidir. Kadınlar ise harika görünmek ve zamanın bir parçası olmak için her moda trendini denemeyi sever!

Haber Merkezi / İşte her kadının bilmesi gereken on moda ipucu:

Klasik parçalara yatırım yapın: En iyi moda tavsiyelerinden biri, asla modası geçmeyen klasik parçaları satın almaktır. Bu parçalar, dolabınızdaki hemen hemen her şeyle istediğiniz şekilde eşleştirilebilirsiniz.

Mükemmel eşinizi bulun: Giysi seçerken, üstünüze tam oturanları seçtiğinizden emin olun.

Nicelikten çok niteliği tercih edin: Bir sürü ucuz ürün satın almak yerine, iyi bir şeye para yatırın! Bu tasarruf ve harcamalarınızı kontrol etmenize de yardımcı olacaktır.

Nötr renkleri benimseyin: Siyah, beyaz, bej ve gri, hemen hemen her şeyle eşleştirilebilen nötr renklerdir.

Aksesuarlarınızı düşünceli bir şekilde kullanın: Aksesuarlar, bir kıyafeti güzelleştirebilir veya mahvedebilir. Unutmayın, amaç görünümünüzü güzelleştirmektir, dikkati dağıtmak değil.

Ne zaman tasarruf edeceğinizi bilin: Çeşitli kaliteli parçalara yatırım yapmak önemli olsa da, ne zaman tasarruf etmeniz gerektiğini de bilmeniz gerekir.

Ancak, zamansız bir palto veya kaliteli bir çanta gibi bazı şeyler, önümüzdeki yıllarda kullanabileceğiniz ve hemen hemen her şeyle giyebileceğiniz için yatırım yapmaya değer.

Basit tutun: Bazen en basit kıyafetler en şık olanlardır. Ne giyeceğinizden emin değilseniz, nötr renklerde, size mükemmel uyan klasik ve iyi oturan parçalara sadık kalın.

Stilinizi geliştirin: Moda, bireyselliği ifade etmek için güçlü bir araçtır. Bir stili geliştirdiğinizde, insanların sizinle ilişkilendirdiği kişisel bir marka yaratırsınız.

Giysilerinize iyi bakın: Giysi bakım talimatlarına her zaman uyduğunuzdan, giysileri uygun şekilde sakladığınızdan emin olun.

Ömrünü uzatmak ve giysilerinizin eski görünmesini önlemek için yapabileceğiniz en iyi şeylerden biri, onları düzenli olarak temizlemek, ütülemek ve etiketlere uygun şekilde saklamaktır.

Duruma uygun giyinin: Duruma göre giyinin, mükemmel kıyafetiniz içindeyken daha özgüvenli olacaksınız ve ne kadar iyi veya kötü ya da şık göründüğünüzü umursamadan anın tadını daha iyi çıkaracaksınız.

Paylaşın

Sağlıklı Saçlar İçin Beş Adımlı Saç Bakım Rutini

Kırık uçlu veya donuk saçlarla savaşmaktan yoruldunuz mu? Eğer öyleyse, saç bakım rutininizi yenilemenin ve saçınızın doğal güzelliğini geri kazanmanın zamanı geldi.

Haber Merkezi / İyi bir saç bakım rutini saçınızın nasıl göründüğü konusunda fark yaratabilir. Aşağıdaki ipuçları saç sorunlarıyla mücadele etmenize yardımcı olabilir.

Unutmayın, saç bakımı söz konusu olduğunda tutarlılık anahtardır.

Şampuan ve saç kremi: Saç tipinize (örneğin yağlı, kuru, boyalı) uygun bir şampuan ve saç kremi seçin.

Şampuanı saç derinize uygulayın ve nazikçe masaj yapın. Saç uçlarınıza krem ​​sürmeden önce iyice durulayın. Durulamadan önce saç kremini birkaç dakika saçınızda tutun.

Derin bakım: Saçınıza ekstra besin ve nem sağlamak için haftada bir kez derinlemesine bakım yapın.

Saçınıza derinlemesine bakım maskesi uygulayın ve önerilen süre boyunca bekletin, soğuk suyla iyice durulayın.

Saç şekillendirme: Saçınıza zarar verebileceğinden aşırı ısıyla şekillendirme yapmaktan kaçının.

Isıyla şekillendirici aletleri kullanırken, saçlarınıza ısıdan koruyucu sprey sıkın. Saçınızı mümkün olduğunca kendiliğinden kurumaya bırakın.

Kestirme: Saç uçlarındaki kırıkları gidermek ve sağlıklı saç uzamasını desteklemek için düzenli olarak uçlarından kestirmek şart. Her 6 – 8 haftada bir saçlarınızı düzeltmeyi hedefleyin.

Saç derisi bakımı: Sağlıklı saçlar için sağlıklı saç derisi çok önemlidir.

Haftada bir kez saç derinize bir peeling uygulayın veya arındırıcı bir şampuan kullanın. Kan dolaşımını artırmak için saç derinize düzenli olarak masaj yapın.

Sağlıklı saçlar için saç bakım ipuçları:

Beslenme: Yediğiniz şeyler saçınızın sağlığı üzerinde büyük bir etkiye sahip olabilir. Yeterli protein, demir, çinko ve biotin aldığınızdan emin olun.

Su tüketimi: Vücudunuzun düzgün çalışması için suya ihtiyacı olduğu gibi saçınızın da suya ihtiyacı vardır. Gün boyunca bol su içmek saçınızın nemli kalmasına yardımcı olur ve kuruluğu, kırılmayı önler.

Güneşten koruyun: Güneş saçınıza zarar verebilir, özellikle de boyarsanız. Saçınızı zararlı UV ışınlarından korumak için şapka takın veya SPF içeren bir saç ürünü kullanın.

Sıkı saç modellerinden kaçının: Saçınıza sıkı stillerden bir mola verin ve mümkün olduğunda daha gevşek saç stilleri tercih edin.

Yumuşak saç tokaları kullanın: Saçınıza zarar vermeyecek nazik saç tokaları veya lastik tokalar kullanmayı deneyin.

Sağlıklı saçlar için saç bakım rutini hakkında sık sorulan sorular

Günlük saç bakım rutini gerçekten işe yarıyor mu?: Evet, günlük bir saç bakım rutini saçınızın sağlığını ve görünümünü önemli ölçüde iyileştirebilir.

Kusursuz bir saç bakım rutini nasıl uygulayabilirim?: Mükemmel bir saç bakım rutini, saçınızı uygun bir şampuan ve saç kremiyle düzenli olarak temizlemeyi içerir. Havluyla kurulayın ve ısıyla şekillendirici aletleri kullanmadan önce, bir ısı koruyucu uygulayın.

Paylaşın

Kadife Pantolon Nasıl Giyilir? Beş Kombin İpucu

Pamuklu dimi dokuma kumaştan yapılan kadife pantolonlarla ne giyileceğini bilmek zordur, çünkü kadife pantolonlar genellikle kahverengi veya turuncu renkte üretilmektedir.

Haber Merkezi / Kadife pantolonları nasıl kombinleyeceğiniz konusunda zorluk mu çekiyorsunuz? İşte kadife pantolonları nasıl kombinleyeceğinize dair beş ipucu:

Daha resmi bir görünüm: Rahat ama profesyonel bir görünüm için kahverengi kadife pantolon ile beyaz düğmeli bir gömleği kombinleyebilirsiniz.

Ekstra resmi bir dokunuş için kaşmir bir kazak veya kadife bir takım yapmak için uyumlu bir kadife blazer deneyebilirsiniz.

Loafer ile eşleştirin: Dar kesim kadife pantolonlar ile loafer ayakkabıları kombinleyebilirsiniz. Bu kıyafeti balıkçı yaka ile tamamlayabilirsiniz.

Daha bol bir kesimle eşleştirin: Geniş paçalı yüksek belli kadife pantolonlar daha genç bir görünüm sağlar. Geniş paçalı pantolonlarınızı bilekte botlarla eşleştirin ve daha rahat bir his için kapüşonlu bir üst ile kombinleyebilirsiniz.

Farklı renkleri deneyin: Yeşil, mor veya pembe kadife pantolonlar, özellikle düz bir üst ve nötr ayakkabılarla kombinlendiğinde, öne çıkabilir.

Klasik bir kombinasyon seçin: Beyaz bir gömlek kadife pantolonlarla her zaman iyi bir uyum sağlar, rahat bir görünüm için spor ayakkabı ile kombinleyebilirsiniz.

Paylaşın