Özel’den “Aday” Açıklaması: Bizim Sorunumuz Yok, AK Parti’nin Adayı Kim?

Partisinin cumhurbaşkanı adayı ile ilgili tartışmaları sorulan CHP Lideri Özgür Özel, “CHP’nin aday sorunu yok, esas AK Parti’nin adayı kim? Erken seçim istemiyorlarsa Erdoğan aday olamıyor. Biz geç karşımıza diyoruz, hodri meydan diyoruz. Gelmeyip kaçıyorsa, kendisi aday olamayacak demektir” dedi.

Kayyım atanan Esenyurt Belediyesi’ne ilişkin açıklamada bulunan Özel, “”Bugün tüm milletvekillerimizle sıcak gündemi konuşacağız. Bir gözümüz Silivri’de, kulağımız, elimiz Esenyurt’ta. Milletvekili arkadaşlarımız Esenyurt’u hiç boş bırakmayacak” dedi.

“Esenyurt, CHP belediyesi tarafından yönetilirken 2004 yılında AKP tarafından kazanıldı” diyen Özel, şu ifadeleri kullandı: “100 binin altında teslim ettiğimiz Esenyurt’tu 1 milyon nüfusla geri aldık. Esenyurt, kent suçları müzesi gibidir. Esenyurt’un canına tak etti de Esenyurt’u alıp bize verdiler. Yalanla, dolanla, 10 yıldır parti üyemiz olan bir kanaat önderini ‘bölücü örgüt üyesi’ diye yaftalayıp, suç işletebilecekleri birisini buraya kayyım diye atadılar. .. Rantı yönetmek istiyorlar”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin milletvekilleriyle Basına Kapalı Grup Toplantısı öncesi basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Özel’in açıklamalarından öne çıkanlar şu şekilde:

“Esenyurt, CHP belediyesi tarafından yönetilirken 2004 yılında AKP tarafından kazanıldı. 100 binin altında teslim ettiğimiz Esenyurt’tu 1 milyon nüfusla geri aldık. Esenyurt, kent suçları müzesi gibidir. Esenyurt’un canına tak etti de Esenyurt’u alıp bize verdiler.

Yalanla, dolanla, 10 yıldır parti üyemiz olan bir kanaat önderini ‘bölücü örgüt üyesi’ diye yaftalayıp, suç işletebilecekleri birisini buraya kayyum diye atadılar.

Resmi olarak Adalet Bakanlığı’na görüşme talebimizi ilettik. Mesai bitimine kadar tamamlanmadığı için Adalet Bakanlığı’nın gerekli prosedürü tamamlamasını bekliyoruz. Dünün yoğunluğu içinde onu yetiştiremediler. Pazartesi günü ziyaretle ilgili bir talebimiz var. Pazartesi günü Silivri’ye gidip sevgili başkanımızı ziyaret etmek istiyoruz.

Hepsi gerekçelerini bize bildirdiler. Mansur Bey, daha sonra başka bir etkinliğe katıldılar. Belediye başkanlarına ‘bir gün sonra şurada olun’ dediğinizde orada olma imkanları yok. Sadece 3 belediye başkanı değil, daha fazla belediye başkanı gelemedi. Çağrıya uymadıkları için değil, kamu görevlerini aksatmamak için.

Fezleke gelecekse gelir, ona benim diyecek bir şeyim yok. Akın Gürlek üzerinden incinmişler anlaşılan. Elindeki adam bumerang gibi. Atıyoruz atıyoruz geri geliyor. Seyyar giyotin. Yeni kumpaslara ihtiyaç var? yaparsa Akın yapar, demişler. Bakan yardımcısıydı, başsavcı yaptılar.

Sosyal medyada çok popüler tartışmalardır. MYK toplantımız bitti, otobüsün üstünde konuştuk. Ben Kemal Bey’in o değerlendirmelere iştirak ettiğini bilmiyordum. Ben bütün muhalefete uyarı yaptım. Sine-i millet demek, istifa ettim demek. Biz 140 milletvekili istifa ettik, Anayasa ‘ara seçim yapacaksın’ diyor sadece boşalan yerler için. Biz erken seçim istiyoruz, ara seçim yapılıyor. Seçime giremeyeceksin. AKP-MHP milletvekillerini alacak, 400 vekilin üzerine çıkacak ve referanduma gitmeden anayasayı değiştirecek.

Sine-i milleti savunmak tuzağa düşmektir. Maalesef sosyal medya odaklı birtakım arkadaşlar var sayın Genel Başkanı’nın iletişimine katkı sağlayan. Onlar sosyal medyaki tansiyon üzerinden böyle bir paylaşım yaptılar herhalde. Daha sonra sayın Genel Başkanımızın, Fikret Bila’ya bir düzeltmesini gördüm, ‘Benim dediğim sine-i millet ile erken seçim istesinler demek istiyorum’ demek istemiş. O doğru.

CHP, seçime bugünden hazır durumda. Aday belirleme noktasında da en geniş mutabakatı sağlayacağız. Bizim 1,5 milyonu aşan üyemiz var. Ben kendim aday olmayacağım. Tek başıma aday olmayacağım gibi tek başıma aday da belirlemeyeceğim. Partinin yetkili organları var ama biz bunu en geniş mutabakatla yapacağız. CHP’nin aday sorunu yok, esas AK Parti’nin adayı kim? Erken seçim istemiyorlarsa Erdoğan aday olamıyor. Biz geç karşımıza diyoruz, hodri meydan diyoruz. Gelmeyip kaçıyorsa, kendisi aday olamayacak demektir.”

Esenyurt’a atanan kayyumun ardından sıranın İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde (İBB) olduğuna yönelik yorumlar da sorulan Özel, “Bu operasyondan sonra hedefte İBB mi var? Kafaları hiç karışmasın, alınlarını karışlarız” cevabını verdi.

Paylaşın

Esenyurt’ta Kayyım Protestosu: Darbe Vurgusu

31 Mart’ta yapılan yerel seçimlerde, CHP’den Esenyurt Belediye Başkanı seçilen Ahmet Özer’in tutuklanıp yerine kayyım atanmasına ilişkin Esenyurt Meydanı’nda miting düzenlendi.

Haber Merkezi / Siyasi parti ve demokratik kitle örgütü temsilcilerinin yanı sıra çok sayıda yurttaşın katıldığı mitingde, “Direne direne kazanacağız”, “Hak, hukuk, adalet”, “Kayyım gidecek, biz kalacağız”, “Her yer Esenyurt, her yer direniş”, “Gün gelecek devran dönecek AKP halka hesap verecek”, “Faşizme karşı omuz omuza”, “Bijî biratîya gelan” sloganları atıldı.

Mitingde, “Biz buradayız bir aradayız, Ahmet başkanımızın yanındayız” pankartı açılırken, “Her yer direniş, her yer Esenyurt”, dövizleri taşındı.

Mitingde, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları ile Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu konuşma yaptı. Konuşmalarında ‘darbe’ vurgusu yapan Hatimoğulları, Özel ve İmamoğlu, kayyım uygulamasına direneceklerini kaydetti.

Mitingde ilk olarak DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları konuştu: “Dün bir darbe yapıldı. Bu darbeyi yapan otoriter rejimi kınıyoruz ve asla kabul etmiyoruz. Esenyurt, Türkiye’nin en büyük ilçesi, burası herkesin tüm farklılıklarla bir arada yaşadığı bir yer. Tam da farklılıklarınız bir arada olduğunuz için kent uzlaşısıyla kazanılan bu darbeyi asla kabul etmiyoruz ve kınıyoruz.

Onlar iç barıştan bahsediyor. Evet, Türkiye’nin iç barışa ihtiyacı var. O zaman kent uzlaşısını sağlamış, iç barışı sağlamış bir ilçenin başkanını neden şafak operasyonu yaptınız? Bugün Esenyurt halkının iç barışına darbe yapıldı. Asla kabul etmiyoruz. Kayyım demek halkın seçme ve seçilme hakkını almaktır, kayyım demek sizlerin iradesine darbedir, kayyım demek seçilmişler belediyeyi yönetemez benim atayacağım memur yönetecek demektir. Bu da otoriter rejim demektir.

Biz kayyım rejimini Van’da Hakkari’den biliyoruz. Bu rejimin ne kadar tehlikeli olduğunu deneyimledik. Buradan bütün demokrasi güçlerine sesleniyoruz, kayyım rejimine izin vermeyelim. Hukuku demokrasiyi ayaklar altına alan kayyım rejimine direnecek miyiz demokratik bir cumhuriyet için hep birlikte direneceğiz. Cumhuriyetin 100 yılında demokratik cumhuriyeti inşa etmek için demokratik paydada buluşacağız ve kazanacağız. Mücadelemiz mübarek olsun.”

“Seçimlerde bükemediğiniz bu bileği yasaklarla ve kayyumlarla bir milim bile bükemeyeceksiniz”

Hatimoğullar’ından sonra İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, konuştu: “Sevgili dostlarım, sevgili hemşehrilerim, benim güzel komşularım, yıllardır, 30 yılı aşkındır birlikte yaşadığım sevgili Esenyurtlu hemşehrilerim, hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Bu meydanlar böyle dolmamalı. Bugün bu meydanların dolma biçimi, bir araya gelme biçimimiz gerçekten üzüntü vericidir. Ama bir hak arama mücadelesidir.

Bugün burada Esenyurt’un güzel insanları var, memleketimizin karması var. Doğusundan batısından, güneyinden, kuzeyinden, Karadeniz’den, Doğu, Güneydoğu, İç Anadolu’dan yerden. Türkü, Kürdü, Alevi’si, Sünni’si burada. Esenyurt sadece 1 milyonun yaşadığı ilçe değil; aynı zamanda koca bir yürek.”

Ne yazık ki her gün bir başka şaibeli sürecin içerisindeyiz. Bir başka karanlık hamlenin peşinde koşan bir iktidarla karşı karşıyayız. Şimdi de Esenyurt’un üzerine kirli bir oyun kurguluyorlar. Uzun yıllardır tanıdığım bilim insanını, bu memleketin yetiştirdiği bir profesörü, bütün Esenyurt’un katılımı ve büyük desteğiyle seçtiği Ahmet Özer başkanımızı uyduruk sebeplerle terörist ilan edip, tutuklayıp, Esenyurt’u kayyuma emanet ettiler.

Bakın az önce söyledim. 2019 yılından bu yana seçildiğimiz 31 Mart gününden bu güne hep aynı uygulamaları, hep sandıkta kaybettiklerini yargı aracıyla geri almak istemediler mi? İşte bugün de yaptıkları aynı şey. Milletin onlara vermediği yetkiye siyasi güdümlü mahkemeler aracılığıyla ulaşmak istiyorlar. Önümüzdeki seçimi bugünden kazanmak ve tahakküm altına almak için şimdiden milleti baskı altına almak istiyorlar. Ama yapamayacaksınız.

Hukuk görüntüsü altında yaptıkları bu utanç verici uygulamaların altında kalacaklar. Bakın bunlar yalanı, iftirayı, uydurmayı yemek gibi yiyorlar. Bakın Ahmet Özer başkanımıza atılan iftiraları, tutuklama gerekçelerini size bir kısım anlatayım. Neymiş mantıken uzaktan yakından yanına yaklaşılmaz. Neymiş Ahmet Özer başkanımız ile terör örgütü arasında varmış gibi gösterilmek istenen ilişkinin kanıtı olarak ortaya konan inanın okursanız gülersiniz, iddialara baktım hemen elime uzandı 7 sayfalık iddiayı akşam 10 dakikada okudum.

Ben hukukçularımızdan özür diliyorum, o iddianameyi yazanın derhal psikiyatriste gitmesi lazım. Anlaşılmaz, akıldan ve gerçeklikten uzaktır. Örneğin bakın savcılık diyor ki; neymiş efendim terör örgütü ile bağını gösterir en önemli telefon görüşmesi diye tanımladığı madde var. Mehmet Kaya adlı vatandaşa annesinin cenazesinden dolayı taziyede bulunuyor. Vatandaşın acısını hafifletmek amacıyla söylenilmiş sözü bağlamından koparmak ve buradan terör örgütü bağlantısı kurmak nasıl bir akıl ürünüdür? Bunu bir insan nasıl düşünür anlayamıyorum.

Bunun için böyle bir hamleyi yapmak için insanlıktan, hukuktan, gelenek, göreneklerimizden, izandan hiç nasip almamış olmak gerekir. Bakın siz buradan iktidara sesleniyorum, burası önemli. Siz bakan yaptığınız, vekil yaptığınız, devletin önemli kademelerine getirdiğiniz arkadaşlarınız bir yakınını kaybedince onun kardeşi terör örgütü üyesiymiş diyerek taziyede bulunmuyor musunuz?

Aklını, vicdanını, başkasına kiraya vermemiş hiç kimse, bu işin bir siyasi operasyon olduğunu bilir. Biz asla dilsiz şeytan olmadık, olmayacağız. Hak kimin ise o hakkı savunmak Ekrem İmamoğlu’nun boynunun borcudur. İktidar hukukun akışını tersine çevirmiştir. İktidar ne yazık ki, herkese yaftalamaktadır.

Bu kardeşiniz neredeyse 6 yıldır bunların yalanlarıyla, iftiralarıyla uğraşmıyor mu? Uydurma teftiş, müdahalelerle uğraşmıyor mu? Allah aşkına ahmak davası nedir? Böyle bir dava olur mu? Bunların işi yargı eliyle Ahmet Özer başkanımıza terörist yaftası yapıştırılıyor, tutuklanıyor, ondan sonra ‘hadi kendini akla’ deniyor. Bu ne vicdansızlık? Sergilemekte olduğunuz bu oyunun önce hukuk olduğunu kanıtlayın. Böyle hukuk olmaz.

Siz önce milletin sandıktan çıkan iradesine saygılı, demokratik meşruiyete sahip bir iktidar olduğunuzu kanıtlayın. Bakın daha da önemlisi; hep diyorum ki 86 milyon insan, 86 milyon yurttaş, 86 milyon eşit hissedar, 86 milyon benim canım insanım diyorum her yerde. Bunu niye söylüyorum? Bu iktidar önce bu millete olan sevgi ve saygısını kanıtlasın. Ama kanıtlayamaz. İlk günden bugüne bunlar oy verenler vermeyenler diye ayırdı mı? Oy verenlere iyi vermeyenlere terörist dedi mi?

Bunlar kötü insanlar. Bu lafları diyenler kötü insanlar. Biz kardeşliğin sevgisinin tüm kötülüğü bertaraf etmek için buradayız. Bir insanı sevmesi için tek şeker yeter. Biz hepimizi çok seviyoruz yaradandan ötürü demiyor muyuz? Bunlar bütün bu ahlaklı, erdemli, o güçlü mirası yok sayıyorlar. Bu anlamda biz bu toplumun özellikle ifade edeyim ki, eninde sonunda biz bu sorunu aşacağız. Hep birlikte bu kötülükten kurtulacağız.

Asla vazgeçmeyelim. Bunlar çatışma isteyecek, kutuplaşma isteyecek, kavga, kaos isteyecekler. Bunlar ülkenin huzurunu, vatandaşın refahını düşünmeyecekler. Bunlar tek bir güne bile huzurla, güler yüzle günaydın bile kalkınmasını istemeyecekler. Ama biz buna teslim olmayacağız. Ben sizinle uğraşacağım buradan söylüyorum. Bu kadar net.

Bu kötülükle mücadeleyi büyüteceğiz. Cumhuriyete ve demokrasinin çürütülmesine asla seyirci kalmayacağız. Atamızın, milletimizin ize emaneti olan bu Cumhuriyeti yüzyıllar yaşatacağız. Asla bu Cumhuriyeti geldiği yere, o oligarşik, monarşik anlayışa, otoriter anlayışa asla teslim etmeyeceğiz. Cumhuriyetimizi ve ülkemizi yoran bu zigzaglarla zorlu dönemi bitirip dün ne başardıysak yarın da birlikte başaracağız. Bunları hep birlikte evine göndereceğiz.

Bizi ne yasaklar ne mahkemeler ne tehditler ne de kumpaslar durduramaz. Milletin sözünün başladığı yerde muktedir olduğunu düşünenlerin zulmü biter, bunu unutmayın. Zalimin zulmünü yok edecek olan demokrasilerde milletin sözüdür. Yeter söz milletin dendiği yıllar da vardır. En güzeli egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.

Bakın şu bileği görüyor musunuz? Seçimlerde bükemediğiniz bileği yasaklar, tutuklamalar, kayyımlarla 1 milim bile eğemeyeceksiniz. Çünkü kendi iradesini milletin iradesinin üstünde görenler artık bu ülkede muktedir kalamayacaklar. Buna hep birlikte son vereceğiz. Bu ömrü bu yola adayacak milletin sesi ve iradesine vurulmak istenen darbeyi alaşağı edecek milyonlarca vatandaşımız var.

Biz meselelerimizin çözümünü gizli, saklı hesaplardan, çıkar hesaplarında aramıyoruz. Ortak değerlerimizde arıyoruz. Kimsenin hakkını yememekle, herkesin hakkını ona teslim etmekte arıyoruz. Her bir vatandaşımızın özgürce söylediği sözde, toplumsal uzlaşı ve mutabakatlarda arıyoruz. Esenyurt’ta iki elimizi de sıkmadan, saklamadan açtık.

Gönlümüzü açtık kardeşlerimize. Sadece Kürt kardeşlerimizle değil, Kürt vatandaşlarımızla değil bütün kardeşlerimizle, vatandaşlarımızla elimize gizli bir sözleşmeyi, diğerinde isen tehdidin şantajın sopasını hiç saklamadık, her şeyimiz açık olduk. Çünkü biz gönlümüzü açtığımız insanlarımızın canım vatandaşlarımızın olduğunu biliyoruz. Şartsız, samimiyet ve güvenle açtık.

Benim tek şartım var, o benim vatandaşım, onun kızı benim kızım, onun oğlu benim oğlum, hanımefendiler başımın tacı, beyefendiler başımın tacı. Burada biz hep birlikte oturduk, konuştuk. Anlaştık. Medeni rekabetle her daim vatandaşımıza baktık. Hep beraber kazanmanın tadına varma yolunu seçti.

Ahmet Özer’i seçmedi mi Esenyurt? Esenyurt’ta kucaklaşanlar barışı, huzuru, kardeşliği istedi. Esenyurt’ta geçmiş yıllarda yapılan talanı bertaraf edip buradan uzaklaştırdık diye dua ediyor. Esenyurt’u o akıl bir daha yönetemeyecek. Esenyurt’ta kapalı kapılar ardından kimsenin kariyer hesapları yapılmadı. Esenyurt’ta herkesin kendini özgürce ifade ettiği, toplumsal mutabakat sağlama gayreti gösterildi.

Siz ne yaptınız? Kucaklaştınız. Peki bugün yargının sopasıyla sizin inşa ettiğiniz o barış ve huzur ortamı bertaraf edilmek istenmiyor mu? Ayıp değil mi? Milletin iradesini yok saymak Cumhuriyetimize, demokrasimize yakışıyor mu? Buradan onlara sesleniyorum, ellerinizi gizlemeyin, ellerinizi açın gösterin, arkanızda sakladığınız öbür elinizi de açın.

Baltanızı, balyozunuzu, sopanızı, tehdidi, şantajı bir kenara bırakın. Milletle sözleşme mi yapmak istiyorsunuz? Sözleşmeler verilen sözlerle yapılır. Önce milletin tercihlerine saygı sözü verin. Seçme özgürlüğünü sağlayın, milletin seçtiklerine değer verin. Milleti sizi seçmediği için cezalandırmayacağını garanti edin. Milletin egemenliğine, iradesine halel getirmeyeceğinizi garanti edin.”

“Bu darbeye karşı dimdik ayaktayız, biriz birlikteyiz, hep beraberiz”

İmamoğlu’nun ardından CHP Genel Başkanı Özgür Özel söz aldı. Özel konuşmasında şu ifadeleri kullandı: “Ahmet Başkan her sabah sekiz buçukta gittiği belediyeye davet edilse gidebilecekken sabah 5’te kırarak evinin kapısına dayandılar. Eşi telaşla kapıyı açtı, izah etmek yerine ittirip geçtiler. Özer’in yatak odasına gidip kendisini bizzat uyandırdılar. bunu bilerek yaptılar. oradaki kötü, ahlaksız, kanunsuz muamele eninde sonunda bir kez daha bu milletin vicdanından dönecektir. Eş zamanlı belediyeye gidip devletin belediyesinin kapısını balyozla kırdılar.

belediye Meclis üyesi avukatlar yetişip aramaya tanıklık etmek istedi, içeri alınmadı. Ne evde ne de belediyede avukat vardı. Ahmet Başkan’ın ilk kez gördüğü bir kitap taslağını bile tutuklanırken gerekçe diye gösterdiler. Onunla görüşmüş, bununla görüşmüş… 10 yıldır dinliyorduk diyor. 10 yıl geriye kimin teröristle konuştuğuna gidersek; AKP’de FETÖ mensubu olmayan bir kişi kalmaz.

Diyor ki 2015 yılında, Remzi Kartal’la belli sayıda telefon görüşmesi yapıyorsun diyor. Bir bakıyorsunuz yıllar sonra AKP’li milletvekilleri oturmuşlar Remzi Kartal’la aynı masada yemek yemişler. Bu meydanda konser verilmiş, şarkıcı gelmiş. Bu şarkıcıyı getirmek terör örgütüyle ilişkiliymiş. Terörse eğer onu dinleyen Esenyurt Kaymakamını ne yapacağız?

Yapılan iş, önce Esenyurt’un sonra İstanbul’un son olarak da Türkiye’nin iradesine ipotek koymaktır. FETÖ’dan kalma kumpaslardan medet umarak Ahmet Özer’i görevinden uzaklaştırıyorlar. Bir de diyorlar ki terör sorununu biz çözeceğiz ama Türkiye’de Kürt sorunu yoktur diyorlar.

Bir ülkede bir sorun varsa sorunun sahibine sorulur. Eğer o ülkede bir sorunun olup olmadığına yaşayanlar değil yönetenler karar veriyorsa o ülkede diktatörlük vardır. Bugün Kürt sorunu yok diyenler, kayyım politikalarıyla Kürt sorununun var olduğunu sadece Türkiye’ye değil, bütün dünyaya ilan etmişlerdir. Sen Recep Tayyip Erdoğan’ın Zekeriya Öz’üsün Akın Gürlek. Bu vicdansız bu millete hesap verecektir.

Özgür Özel, Ahmet Özer’in mesajını okudu. mesajda şunlar yer aldı: “İlk sözümüz personel ve arkadaşlarımın işlerine dört elle sarılmasıdır. Vatandaş asla mağdur olmamalıdır! Daha güçlü çıkacağım ve hizmetlerime kaldığım yerden devam edeceğim.”

Özel şöyle devam etti: “Recep Tayyip Erdoğan, ahmak davasıyla mı kumpas davasıyla mı onlan mı bunlan mı diye düşünme. Aklından geçeni piyonlarına, cellatlarına yaptırmaya çalışma. Cesaretin varsa, zaten bıçak kemikte, kaçma çık karşıma.

Çık karşıma, biz seçime hazırız, el mi yaman bey mi yaman. Varsa cesaretin, sayın Erdoğan, bir ses duyuyorum. Sen duyuyor musun? Sen dün sözünü dündün, maşanla silahşörünle talimatınla sözünü söyledin. Çirkin kayyumunu, Beyoğlu’nda partili kaymakam olan kişiyi dün vali yardımcısı yapıp Esenyurt’un başına yolladın.

Bak Esenyurt’un meydanı sözüne karşı ne diyor duyuyor musun? Hükümet istifa diyorlar. Bir daha söylüyorum Erdoğan, Esenyurt meydan tek yürek tek ses sana sesleniyor. Hükümet istifa diyorlar. Senin seçim kaybetme korkun, Esenyurt’tan başlayıp İstanbul’u, İstanbul’dan sonra Türkiye’yi kuşatma planının farkındayız. İstiyorsun ki kutuplaşma olsun, gerilim olsun vatandaş derdini konuşamasın. İşsizlik var, yoksulluk var, hayat pahalılığı var, enflasyon yüksek.

Belli ki ortada bir koltuk hesabı var. Belli ki bir al ver hesabı var ama emin ol ki Esenyurt da sana göstermiştir ki milletin hesabı, halkın hesabı koltuk hesabını bozacak. Türkiye’nin daha fazla geriye götürülmesine hiç kimsenin tahammülü yok. Artık geriye dönüş yoktur. Herkesi sesini yükseltmeye davet ediyorum.

İktidarda kalmak için illa da illa bir anayasa değişikliğine ihtiyaç var. Önce Numan Kurtulmuş’u yolladılar. Dedim ki ne konuşuyoruz? Anayasa’ya uymayan biriyle Anayasa olur mu? Gezi tutsakları, Can Atalay içerideyken, AYM kararlarına uyulmazken, AİHM kararları tanınmazken, Kürtlerin seçtiği neredeyse bütün siyasiler tutukluyken ne anayasası?

Devlet Bahçeli eliyle Kürt sorununu görmeyen bir açılım yaptılar. Bir kişi konuşacak, bir kişi istediğini alacak bu al ver ile herkes istediğini alacak. Buna karşı toplumsal mütabakat çağrısı yaptım, yapmaya devam ediyoruz. Anaların gözyaşlarını durmasına, terörün bitmesi ve şehitlerin gelmemesi için her şeye varız; gizli pazarlıklara anayasa değiştirmeye yokuz.

Bazı sosyal medya hesaplarından DEM Parti, CHP, muhalefetten çekilsin, sine-i millete çekilsin, erken seçim yapılsın çağrıları yapılıyor. Sen çekilmişsin, AKP-MHP giriyor. Mevcut vekil sayısını arttırıp, ne sana ne bana başka kimseye ihtiyacı olmadan Anayasa’yı değiştiriyor; canı ne istiyorsa onu yapıyor. Buradan bütün muhalifleri uyarıyorum. Sine-i millet demek erken seçim demek değildir. 90 gün sonra ara seçim demektir. Bu tuzağa kimse düşmesin.

Ama biz erken seçim için ne gerekiyorsa onu yaptırmaya sesimizi yükseltmeye hep beraber mecburuz. BEN CHP’nin genel başkanı olarak sizlere söz veriyorum ki tüm kurumlarımızın gücüyle örneğin yarın, sabahleyin yarın grup toplantımızı Ahmet Özer’i ziyaretimizin hemen sonrasında Silivri Cezaevi’nin hemen önünde yapıyorum.”

Paylaşın

Özel’den Erdoğan’a İstanbul Sözleşmesi Çağrısı

CHP Lideri Özgür Özel, İstanbul Sözleşmesi’nin kadınları yaşatan ve koruyan bir sözleşme olduğunu belirterek, AK Parti döneminde yapılmış bir tane iyi iş var nedir?’ deseydiniz ‘İstanbul Sözleşmesi’nin İstanbul adıyla bağıtlanıp Meclis’imizden oy birliğiyle geçmesi’ derdim” dedi ve ekledi:

“Bir nazar boncuğu vardı. Onu da bir seçim uğruna mahvettiniz ama görünen o ki seçim geçti halen daha bu konuda bir öz eleştiri yapmak yerine hatada ısrar ediyor. Daha doğrusu bunu hata kabul etmiyor. İstanbul Sözleşmesi kadınları yaşatan bir sözleşme. Kadınlar öldürülüyor. İstanbul Sözleşmesi kadınları koruyan bir sözleşme. Kadınlar tacize uğruyorlar, şiddet görüyorlar.”

Bu nedenle Erdoğan’a seslendiğini ifade eden Özel, “O sözleşmenin yeniden Meclis’ten oy birliğiyle geçeceği bir zemini yaratmak sizin sorumluluğunuzda. Biz iki elimizi birden kaldırmaya yine hazırız. Varsanız İstanbul Sözleşmesi’ne yeniden Meclis’te onaylayalım.” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Bakırköy Belediye Başkanı Ayşegül Özdemir Ovalıoğlu’nu ziyaretinde gazetecilerin sorularını yanıtladı. Özel, Beyoğlu’nda yaşanan taciz olayı ve Fatih’teki kadın cinayetlerinin sorulması üzerine, olayları üzüntüyle takip ettiğini, pek çok katilin cezaevlerine girip çıkarak hapishaneleri mesken tuttuklarını söyledi.

Dün Fatih’te iki kadını öldürdükten sonra intihar eden kişinin defalarca psikolojik tedavi görmüş birisi olduğuna dikkati çeken Özel, devletin bunu yakından takip etmiş olması gerektiğini belirtti. İstanbul Sözleşmesi’nin kadınları yaşatan ve koruyan bir sözleşme olduğunu dile getiren Özel, şöyle devam etti:

AK Parti döneminde yapılmış bir tane iyi iş var nedir?’ deseydiniz ‘İstanbul Sözleşmesi’nin İstanbul adıyla bağıtlanıp Meclis’imizden oy birliğiyle geçmesi’ derdim. Bir nazar boncuğu vardı. Onu da bir seçim uğruna mahvettiniz ama görünen o ki seçim geçti halen daha bu konuda bir öz eleştiri yapmak yerine hatada ısrar ediyor. Daha doğrusu bunu hata kabul etmiyor. İstanbul Sözleşmesi kadınları yaşatan bir sözleşme. Kadınlar öldürülüyor. İstanbul Sözleşmesi kadınları koruyan bir sözleşme. Kadınlar tacize uğruyorlar, şiddet görüyorlar.

Bu nedenle Cumhurbaşkanı Erdoğan’a seslendiğini ifade eden Özel, “O sözleşmenin yeniden Meclis’ten oy birliğiyle geçeceği bir zemini yaratmak sizin sorumluluğunuzda. Biz iki elimizi birden kaldırmaya yine hazırız. Varsanız İstanbul Sözleşmesi’ne yeniden Meclis’te onaylayalım.” dedi.

Kanunların yetersiz kaldığını belirten Özel, Erdoğan’a, İstanbul Sözleşmesi’ni gelecek salı TBMM’de hep birlikte yeniden görüşmeyi teklif ettiğini söyledi. Özel, TBMM açılışında MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin bazı DEM Parti’li milletvekilleriyle selamlaşmasının siyasette normalleşme sürecine girildiği şeklinde yorumlanmasına ilişkin şunları ifade etti:

Siyasette yeni bir dönem başlayacak, başlamayacaktan öte şunu görmek lazım; Bizim normalleşme dediğimiz şey varıp da Erdoğan ile ya da Bahçeli ile bir anlaşma yapmak değil. 22 yıldır bu ülkeyi bu hale getirenlerle bir anlaşma yapacak halimiz yok. Ne yapacağız, biz bu iktidarı ilk seçimde değiştireceğiz. Ama normalleşme, milletin seçtiklerine, milletin hatırına asgari saygıyı göstermek ve gerçek sorunlar konuşulsun diye suni gündemlerden kaçmaktır.

“Kutuplaşma diktatörlere yarar”

Özgür Özel, her partiyle bayramlaşan, bütün liderlerle selamlaşan tek lider olduğunu belirterek, 1 Ekim’de bu konuda bir farklılaşma olduğunu söyledi.

Bundan gayet memnun olduğunu dile getiren Özel, “Sayın Bahçeli ile DEM’in el sıkışması Türkiye’de tansiyonu düşürür. Kutuplaşmayı azaltır. Şunu bilmek lazım. Kutuplaşma diktatörlere yarar. Kutuplaşma tek adamlara yarar. Kutuplaşma sosyal demokratlara ve halkın geniş kesimlerine her zaman zarar verir, zarar verdi. Sözün güçlü olduğu yerde kutuplaşmanın olmaması lazım. Bahçeli DEM’in elini sıktı diye biz ne Bahçeli ile ne Erdoğan ile oturup anayasa yaparız, ne bir başka şey. Bizim de onlara sözümüz belli. Anayasaya uymayanlarla anayasa konuşmuyoruz, konuşmayacağız. Biz kimseyle koalisyon da kurmayacağız ama Türkiye ittifakını büyüteceğiz. Atatürk’ün partisini Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında yeniden iktidar yapacağız” dedi.

TBMM’nin açılışında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “İsrail’in bir sonraki hedefinin Türkiye toprakları olduğu” şeklindeki açıklamasının ardından kendisinin Meclis’te toplantı yapılması talebinin kabul edildiğinin anımsatılması üzerine Özel, Meclis’in toplanmasını olumlu bulduğunu kaydetti.

Özel, “Ancak o oturuma mutlaka Sayın Erdoğan’ın gelmesi gerekiyor. ‘İki bakan yollayayım, onlar bilgi versin.’ işin ciddiyetine terstir. Bakanlar da bilgi verebilir. Bu oturumun 15-20 dakika, yarım saat sürme zorunluluğu yok. Bir gün bile sürebilir. İlgili bütün bakanlar bilgi versin ama Erdoğan çıksın ve her şeyi orada anlatsın. Yok yasak savmak için böyle bir oturum olursa bunu çıkar millete ifade ederim.” diye konuştu.

Devlet ciddiyetine yakışır bir sunum ve bilgilendirme beklediğini vurgulayan Özel, “O ciddiyete uygun davranacağım. Ciddiyetsiz davranırlarsa elbette kapalı oturumun tutanakları 10 yıl gizli kalacaktır ama içerikten milletim adına tatmin olmazsam bunu milletimle paylaşırım. İçeriği paylaşmam ama oradaki kandırmacayı paylaşırım.” dedi.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

CHP’nin “İktidar Planı” Belli Oldu

31 Mart’ta gerçekleştirilen seçimlerde pirinci parti konumuna yükselen Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) iktidar planı belli oldu: Gölge kabine farklı illerde toplanacak, program çalışması mayısa kadar bitecek.

İktidara Kasım 2025 için erken seçim çağrısı yapan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin merkez yönetim Kurulu (MYK) üyelerine en geç mayıs ayına kadar seçim beyannameleri olacak parti programı çalışmalarını bitirme talimatı verdi. Bu kapsamda partinin Gölge kabinesinin ekim ayı itibarıyla il gezilerine başlayacağı belirtildi.

Gölge kabinenin iki haftada bir Özel başkanlığında Türkiye’nin farklı bir ilinde toplanacağını aktaran CHP kurmayları “İlk olarak 7 Ekim’de Hatay’da olacağız. Ardından iki haftada bir farklı illerde toplanmaya devam edeceğiz. Bu şekilde hem iktidar olunca neler yapacağımızı her ilde anlatmış olacağız hem de gittiğimiz illerde örgütü canlı ve motive tutacağız.

Çalışmalarımıza örgütümüz, o bölgenin yerel sendikaları, akademisyenleri, meslek örgütleri de katkı verecek” dedi. Kurmaylar ilk toplantının Hatay’da yapılacak olmasıyla ilgili de “Depremden en çok etkilenen illerden birisi Hatay’dı. Genel başkanımız da özellikle Hatay’la ilgili hassasiyetini sürekli dile getiriyor” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet’ten Sarp Sağkal’ın aktardığına göre; Partinin örgüt faaliyetlerini yoğunlaştıracağını söyleyen kurmayları “Gölge kabine üyeleri alanlarında çalıştaylar yapacak. 30 Eylül’de genel başkanımızın da yer alacağı bir sağlık çalıştayı yapacağız. Sonrasında eğitim ve ekim sonu da emek çalıştayı olacak” bilgisini paylaştı.

Paylaşın

Özel Erdoğan’a Seslendi: Bu Millet Seçim İstiyor

CHP Lideri Özgür Özel, Erdoğan’a seslenerek, “Beş yıllığına seçildin. Bunun ortası tam 2,5. seneye Kasım. Eğer seneye Kasım’da sandığı getiriyorsan, yok ben yapamıyorum, Kasım’ı beklemeyelim, bu sene Kasım’da yaparım dersen ben dünden hazırım, bugünden razıyım” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Buyur gel. Ama efendim şimdi olmaz. Sana bir yıl müddet. Hesabını ve kitabını yap. Seneye Kasım ayının birinci, ikinci günü Pazar. 2 Kasım Pazar günü sandığı koyarsan el kaldırırız. Erken seçim yaparız. Bu milleti kimin seçeceğini sandıkta görürüz. Ama ondan sonrasına kalayım. Ben biraz daha oyalanayım. Millet dişini sıksın, ben biraz daha uğraşayım, biz orada yokuz. Çünkü geçim yok, seçim var. Bu millet seçim istiyor, kaçamazsın.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Muğla Büyükşehir Belediyesi’ni ziyaret etti. Özel, Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’tan devam eden projeler ve yapılacak yatırımlarla ilgili olarak bir bilgi aldı. Özel daha sonra Büyükşehir Belediyesi binası önünde kendisini bekleyen vatandaşlara seslendi.

Erdoğan’a erken seçim çağrısında bulunan Özgür Özel, şu ifadeleri kullandı: “Sayın Erdoğan’a bir kez daha hatırlatırım ki, bu sefer sizin ikinci adaylığınız diye YSK’ya karar aldırdınız. Orası da çok tartışmalı. Üçüncü kez Cumhurbaşkanı ama anayasadan sonra ikincisi. YSK kararları temyiz edilemiyor. Tartışılamıyor. YSK dedi ki bu ikinci dönemi. Bir daha aday olması için artık kendinin seçimleri yenilemesi yetmiyor.

Ancak Meclis erken seçim kararı alırsa son bir kez aday olabiliyor. Onun için şunu söylüyoruz ki sakın dört yıl seçim yok. Dört yıl seçimsiz bir dönem. Öyle bir şey yok. Geçim yoksa, seçim vardır. O zaman bir sandığa ihtiyaç vardır. Onu durup durup, milletin anasını ağlatıp, fıstıkçıyı, üzümcüyü, çaycıyı, zeytinciyi, pamukçuyu, emekliyi, emekçiyi kahredip yoksulluk içinde süründürüp, üç sene sonra bana gel seçim yapalım dersen biz orada yokuz.

Beş yıllığına seçildin. Bunun ortası tam 2,5. seneye Kasım. Eğer seneye Kasım’da sandığı getiriyorsan, yok ben yapamıyorum, Kasım’ı beklemeyelim, bu sene Kasım’da yaparım dersen ben dünden hazırım, bugünden razıyım. Buyur gel. Ama efendim şimdi olmaz. Sana bir yıl müddet. Hesabını ve kitabını yap.

Seneye Kasım ayının birinci, ikinci günü Pazar. 2 Kasım Pazar günü sandığı koyarsan el kaldırırız. Erken seçim yaparız. Bu milleti kimin seçeceğini sandıkta görürüz. Ama ondan sonrasına kalayım. Ben biraz daha oyalanayım. Millet dişini sıksın, ben biraz daha uğraşayım, biz orada yokuz. Çünkü geçim yok, seçim var. Bu millet seçim istiyor, kaçamazsın.”

Paylaşın

CHP’nin Gündemi “Erken Seçim”

31 Mart’ta yapılan yerel seçimlerden AK Parti’yi geçerek birinci parti konumuna yükselen CHP’de gündem “erken seçim”. CHP Lideri Özgür Özel, Kasım 2025 için “erken seçim” çağrısı yapmıştı.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin genel merkezinde MYK üyeleri ile yapacağı toplantıyla yeni dönem çalışmalarını takvimlendirecek.

Cumhuriyet’ten Sarp Sağkal’ın haberine göre; CHP’li parti kurmaylarının hepsi, öncelikli gündemlerinin yeni program çalışması olduğunu vurguluyor.

Beş aşamalı olacağı açıklanan programla ilgili kurmaylar şu bilgileri paylaştı: “Tüzük kurultayından önce medyada ‘İmza mı toplanacak, seçim mi olacak? Parti içi muhalefet…’ gibi bir çok yorum yapılıyordu. Kurultay, parti içi bir tartışma olmadığını gösterdi. Artık bundan sonra bu tip tartışmalara yanıt bile vermeyeceğiz. Takip etmeyeceğiz. Hep birlikte programa yoğunlaşacağız.

Kasım 2025 için bir seçim çağrısı yaptık. Gölge kabinemizin üyeleri ve genel başkan yardımcılarımız program çalışmamız için kısa bir sunum hazırlıyorlar. Yani bir anlamda seçim beyannamemizi yazmaya başladık. Çağrı yaptığımız tarihten önce de programımız hazır olacak” dedi.

Program hazırlığı kapsamında genel başkan yardımcılarının, milletvekillerinin ve parti örgütlerinin yapacağı saha çalışmalarını da takvimlendireceklerini aktaran partililer, “Program çalışması için yapılacak bölge toplan-tılarının tarihlerini belirleyeceğiz. Milletvekilleri belki kendi bölgelerine gidebilir, bunların hepsini değerlendireceğiz” bilgisini paylaştı.

Partinin bir yandan da “Vardır bir çaresi, Cumhuriyet Halk Partisi” sloganıyla hazırladığı videolarla seçime yönelik kampanyasını sürdüreceği kaydedildi.

Ayrıca bugün yapılacak MYK toplantısında Narin’in ölümüyle ilgili Diyarbakır’a giden CHP heyetinin tespitlerinin de değerlendirileceğini belirten parti kurmayları, “Ekim’de başlayacak Meclis’in yeni dönemini de konuşacağız. Erken seçim çağrımız kapsamında başka neler yapabileceğimizi konuşacağız. Ekim ayında sandık güvenliği çalışmalarına başlanması düşünülüyor. Tematik mitinglerin de devam etmesi düşünülüyor. Niğde’de patates üreticileri için bir miting yapılabilir. Yani MYK toplantımızda yeni döneme dair pek çok şeyi değerlendireceğiz” diye konuştu.

Paylaşın

CHP, Daha Sol Söylemlerle Sahada Olacak

Partinin yeni program çalışmalarına ilişkin konuşan CHP kurmayları, programın adına (Halkçılık Programı) dikkat çekerek “artık daha sol söylemlerle sahada olacaklarını” vurguladılar.

Partinin kuruluş ilkelerinde halkçılık ve devletçilik ilkelerinin olduğunu belirten kurmaylar “Partimizin ana ilkelerinde zaten sol, sosyal demokrat temeller var. Bunları artık daha çok sahiplenen ve anlattığımızda halkta da karşılık bulacak bir hale getirmek istiyoruz” dediler.

İkinci Yüzyıl Değişim Kurultayı adıyla yaptığı olağanüstü kurultayda yeni program çalışmalarını başlatan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), hazırlayacağı programın adı için de Cumhuriyetin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün 1920’de Meclis’e sunduğu metinden esinlenerek “Halkçılık Programı” adını verdi.

Cumhuriyet’ten Sarp Sağkal‘a yeni program çalışmalarına ilişkin konuşan CHP kurmayları, programın adına da dikkat çekerek “artık daha sol söylemlerle sahada olacaklarını” vurguladılar.

Partinin kuruluş ilkelerinde halkçılık ve devletçilik ilkelerinin olduğunu belirten kurmaylar “Partimizin ana ilkelerinde zaten sol, sosyal demokrat temeller var. Bunları artık daha çok sahiplenen ve anlattığımızda halkta da karşılık bulacak bir hale getirmek istiyoruz. Günümüzde iktidarın uyguladığı ekonomi politikası belli. Bunu günlük hayatta tartışırken topluma kazandırabileceğimiz bazı terimler var. Özelleştirmelerin getirdiği zararlardan söz edip kamuculuğun, devletçiliğin önemine vurgu yapabiliriz. Sağlık, eğitim gibi hizmetlerin devlet tarafından en iyi şekilde vatandaşa verilmesi gerektiğini anlatabiliriz” dediler.

“İktidar olduğumuzda…”

CHP’nin bu kapsamda Emek Büroları gibi birimlerini de daha aktif hale getireceğine vurgu yapan partililer, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in geçen hafta Kocaeli’nde katıldığı Emek Büroları Akademik Kurul Toplantısı’nı işaret etti. Bu tip toplantıların farklı illerde de yapılmasının planlandığını aktaran kurmaylar, “Parti programı çalışmalarında bu programlardan da faydalanılacak. İktidar olduğumuzda nasıl bir sosyal güvenlik sistemi, emeklilik sistemi olacak, bunları çalışacağız.

Kullandığımız kavramların altını illerde yaptığımız halk buluşmaları, sanayi ticaret odası ziyaretleriyle dolduracağız. Ama her şeyin başında daha özüne dönen bir CHP olacak. Bu partinin temel değerlerinde sol ve sosyal demokrasi var. Ana eksenimiz sağlıktan eğitime kamuculuk. Genel başkanımız da gittiği her yerde ‘Emekle sermaye karşı karşıya gelirse, emeğin yanındayız’ diyor. Bu kavramlar partinin temel ilkeleri ama biz yapacağımız program çalışmasıyla ekonominin bu kavramlarla tartışılmasını da sağlayacağız. Farklı bir vizyonu insanlara göstereceğiz” değerlendirmesini yaptılar.

Paylaşın

CHP Lideri Özgür Özel: Erdoğan’ın Aday Olmasını İstiyoruz

Erken seçim yapılması gerektiğini belirten CHP Lideri Özgür Özel, “2025 Kasım’da koyalım sandıkları. Erdoğan da aday olsun. Yeni bir süreci başlatalım. Erdoğan 2026’nın baharında sandığı koysun, aday olsun, biz de onu yenelim” dedi ve ekledi:

“Ben şunu istemem 23 yıl kazandı kazandı aday olamadı gitti. Öyle bir şeyi Türk siyasi tarihine bırakmak istemem. Erdoğan’ı yenebileceğimizden hiçbir şüphem yok. Seçimleri yenileyeceğiz. Bizim kimseden korkumuz yok. Erdoğan’ın aday olmasını ve onu yenerek bu sürecin tamamlanmasını Cumhuriyet Halk Partisi ve Türkiye demokrasisi açısından sağlıklı görüyorum.”

Erdoğan’ın yeni anayasa çağrılarını da değerlendiren Özgür Özel, “Anayasa’yı hepimiz Erdoğan’dan daha çok istiyoruz. Ama Erdoğan, yeni bir Anayasa’nın yapılmasının koşullarının ortadan kaldırdı. Önce mevcut Anayasa’ya tam uyulması gerekir. Bu çok kolay bir laf. Ancak Erdoğan için çok zor” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Halk TV’de İsmail Küçükkaya’nın sunduğu Demokrasi Meydanı programına katıldı. Özgür Özel erken seçim yapılması gerektiğini belirterek şöyle dedi: “2025 Kasım’da koyalım sandıkları. Erdoğan da aday olsun. Yeni bir süreci başlatalım. Erdoğan 2026’nın baharında sandığı koysun, aday olsun, biz de onu yenelim. Ben şunu istemem 23 yıl kazandı kazandı aday olamadı gitti. Öyle bir şeyi Türk siyasi tarihine bırakmak istemem. Erdoğan’ı yenebileceğimizden hiçbir şüphem yok. Seçimleri yenileyeceğiz. Bizim kimseden korkumuz yok. Erdoğan’ın aday olmasını ve onu yenerek bu sürecin tamamlanmasını Cumhuriyet Halk Partisi ve Türkiye demokrasisi açısından sağlıklı görüyorum.”

Yeni Anayasa: Özel, yeni anayasaya bir ihtiyaç olduğunu ancak mevcut durumdaki ekonomik koşullar nedeniyle bu konunun halkın gündeminde olmadığını belirterek şunları söyledi: “Toplumsal mutabakat metni, toplumsal mutabakatla olur. Türkiye’nin bir mutabakata ihtiyacı var. Türkiye’nin yüzde 70’i yönetim sisteminden memnun değil. Bugün Türkiye’de insanların ne istediğini sorun, kimse anayasa yazmaz. Ama Anayasa’ya ihtiyaç var mı? Bence var. Aslında yeni bir Anayasa’yı hepimiz Erdoğan’dan daha çok istiyoruz. Ama Erdoğan, yeni bir Anayasa’nın yapılmasının koşullarının ortadan kaldırdı. Önce mevcut Anayasa’ya tam uyulması gerekir. Bu çok kolay bir laf. Ancak Erdoğan için çok zor.”

AK Parti’nin mevcut durumunu değerlendiren Özel, “Sayın Erdoğan’ı farklı yönlere çekmeye çalışan pek çok kişi var. Ancak iktidar, tükenmişlik sendromu içinde. AKP, tarihinin en büyük sarsıntılarından birini yaşıyor. Eskiden yoksul olanlar şimdi derin bir yoksulluğun pençesinde, orta sınıf ise yoksullaşmış durumda. İnsanlar, maaşlarını kiraya verince aç kalıyorlar, karınlarını doyurunca da barınacak yer bulamıyorlar. Bu durum, öfkeye dönüşen bir hüzün yaratıyor, ancak umut ışığı da sönmüş değil. İktidar değişimi için artık günler sayılıyor.”

Teğmenlerin yemini: Bundan Atatürk’ü seven kimse rahatsız olmaz. Yıllardır edilen bir yeminin birkaç yıldır ettirilmemesi ayıp. Bir ülkeyi bölmeye çalışanlara karşı kılıcımız keskindir diyorlar. Bu yemini edenler arasında kaçıp da etmeyenler varsa onları tutup atacaksın oradan. Bundan ‘Keşke Yunan kazansaydı’ var ya, ona inananlar, onun peşinden gidenler rahatsız olur. Bu tartışmalarla yoksulluğu örtmeye çalışıyorlar. İnsanlar geçinemiyor.

Dilruba Kayserilioğlu: Benim gencecik bir kadının sırf konuştu diye içeri atılmasına, gecenin bir yarısında da bırakılmasına itirazım var. Dilruba’nın sözlerinin belli yerleri haklı ama kullandığı bazı ifadeler vatandaşın kalbini kırabilecek, AKP’ye oy veren vatandaşın kalbini kıracak sözler. Buraların da onarılması lazım. Fuar konuşmasında mahsurlu ifadeler gördüm. Serbest kalmak için değil, birçok insan seni yanlış anladı. Ağzından çıkan bazı sözler yanlış anlaşıldı. Bir de onların oy veren kitlesi var, alınmış olabilirler bunu bir yerden düzelt.

Ama günü gelince, serbest kaldıktan sonra münasip bir lisanla düzelt. Dilruba konuştuğundan pişman değil, 6 ay daha yatsa pişman değil ama insanları kırmak istemediğini kendini söylüyor. Önceki sözlerde de mahsurlu ifadeler var. ‘Sözlerimin arkasındayım’ demiş, ben orayı bile mahsurlu gördüm. Kendisine telkin ettiğim şey düşünce özgürlüğü noktasında çok değerli bir noktada duruyorsun, ama Ama Türkiye insanların birbirinin kalbini kırdığı değil birbirine sahip çıktığı bir ülke olması lazım. Dilruba’ya sahip çıkıp işimize bakacağız. Teğmenlere sahip çıkıp işimize döneceğiz.

Paylaşın

CHP’de “Ön Seçim Ve Dönem Sınırlaması” Masaya Yatırıldı

4 – 9 eylül tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan ve tüzük değişikliklerinin ele alınacağı CHP’nin 20. olağanüstü kurultayı için dün toplanan CHP Parti Meclisi’nde dönem sınırlaması ve ön seçim yönetimi masaya yatırıldı.

Bazı Parti Meclisi (PM) üyeleri ön seçimin hakim gözetiminde olması ve dönem sınırlamasının geçmişe dönük de uygulanması gerektiğini savundu.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Parti Meclisi (PM), tüzük değişikliği gündemiyle toplandı. CHP Lideri Özgür Özel, Parti Meclisi üyelerinin tüzük değişikliğine yönelik önerilerini dinledi. Parti Meclisi üyelerinin bir bölümü, taslak metnin, eski tüzüğe göre daha ilerici olduğunu dile getirdi. Toplantıda en büyük tartışma ise ön seçim ve dönem sınırlaması konularında yaşandı.

BirGün’den Mustafa Bildirci’nin CHP kaynaklarından edindiği bilgiye göre bazı Parti Meclisi üyeleri, milletvekillerini belirlemede genel merkeze yüzde 15 kontenjan verilmesinin, “Milletvekillerinin 90’ının Genel Merkez’den belirlenmesi” anlamını taşıyacağı gerekçesiyle itiraz etti. CHP Lideri Özel ise itirazlara karşı, “Genç ve kadın kotası” vurgusu yaptı. Özel, kontenjanın tamamının genç ve kadınlar için kullanılacağını belirtti. Öte yandan Özel, kontenjanın kullanılacağı seçim çevresinin, “Öneriler doğrultusunda” değiştirilebileceğini dile getirdi.

PM toplantısında öne çıkan bir diğer tartışma ise ön seçim uygulamasına dönük oldu. Edinilen bilgiye göre, bazı PM üyeleri ön seçimin hakim gözetiminde yapılmasını istedi. CHP Lideri Özel ise hakim gözetiminde yapılacak bir önseçimde Genel Merkez’in kontenjanının kullanılamayacağı ve bazı seçim çevrelerinde seçim yenilgisine yol açabileceğini savundu. Genel Merkez, “Örgüt gözetiminde yapalım, çıkan sonuca uyalım” görüşünü kaydetti.

Toplantıda, Kasım 2023’te gerçekleşen kurultayda da tartışma yaratan çarşaf liste konusu da gündeme geldi. Blok listenin yarışı kısıtladığını savunan bazı Parti Meclisi üyeleri, “Çarşaf liste, yarışı güçlendirir, herkesin yarışa dahil olmasını sağlar” yorumunu yaptı. CHP Genel Başkanı Özel, bu yoruma sıcak baktı.

CHP PM Toplantısı’nda, tüzük değişikliğine yönelik öneriler arasında yer alan dönem sınırlaması da masaya yatırıldı. Bazı PM üyeleri, dönem sınırlamasının hemen uygulanması gerektiğini söyledi. CHP Lideri Özgür Özel, önerinin gözden geçirileceğini ifade etse de CHP kaynakları, “Bu, hukuken mümkün olmaz” diyerek dönem kuralının yeni tüzüğün yürürlük tarihi itibarıyla uygulanması gerektiğini bildirdi.

CHP’de bazı PM üyeleri, MYK’nin de PM tarafından belirlenmesi gerektiğini vurguladı. Özel’in bu talebi not aldığı aktarıldı.

Paylaşın

CHP Tüzük Kurultayı: Beklenen Büyük Değişim Olur Mu?

4 – 9 eylül tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan ve tüzük değişikliklerinin ele alınacağı CHP’nin 20. olağanüstü kurultayı, aynı zamanda, partiyi iktidara taşıyabilecek bir değişimi hayata geçirip geçiremeyeceği açısından önem taşıyor.

Normalde 25-26 Kasım 2023 tarihinde yapılması planlanan ve parti içinde uzun zamandır konuşulan tüzük kurultayı 31 Mart yerel seçimlerine hazırlık amacıyla Eylül’e ertelenmişti.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel “Biz tüzük kurultayına gitmiyoruz, bir haftalık değişim kurultayına gidiyoruz” derken, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu da “CHP değişecek ve Türkiye de değişecek. Bu sürecin, bu yolculuğun başka bir sonucu olmaz” sözleriyle kurultayın önemini aktarmıştı.

DW Türkçe’den Gülsen Solaker’in haberine göre; 31 Mart yerel seçimlerinden büyük moralle çıkan Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) bu hafta gerçekleştireceği tüzük kurultayı partiyi iktidara taşıyabilecek bir değişimi hayata geçirip geçiremeyeceği açısından önem taşıyor. Kurultay, aynı zamanda yeni bir parti programının konuşulması için de zemin oluşturacak.

Kamuoyunda tüzük kurultayı olarak nitelendirilen 20’nci Olağanüstü Kurultay, 4-9 Eylül tarihlerinde önce Sivas ardından Ankara’da düzenlenecek. Normalde 25-26 Kasım 2023 tarihinde yapılması planlanan ve parti içinde uzun zamandır konuşulan tüzük kurultayı 31 Mart yerel seçimlerine hazırlık amacıyla Eylül’e ertelenmişti.

4 Eylül’de Sivas Kongresi’nin 105’inci yıldönümünde Sivas’ta toplanacak olan kurultay ardından Ankara’da devam edecek. Ankara’daki kurultayda 5 Eylül’de 81 ilden temsilciler, milletvekilleri, parti yetkililerinin oluşturduğu ve çalışmaları bir süredir devam eden tüzük komisyonu toplanacak. 6 Eylül’de ise tüzük kurultayının resmi bölümü gerçekleştirilerek, aynı gün yeni tüzük belirlenecek.

7-8 Eylül’de ise Olağanüstü Kurultay program çalıştayı ile devam edecek. Ardından ise partinin kuruluş yıldönümü dolayısıyla 9 Eylül Pazartesi günü Anıtkabir ziyaret edilecek. Kurultayda mevcut tüzüğün 48’inci Maddesi kapsamında gündemden başka bir konu görüşülemeyecek ve seçim yapılamayacak. CHP’nin mevcut tüzüğü en son 9-10 Mart 2018 tarihli 19’uncu Olağanüstü Kurultay’da yenilenmişti. O dönemde yapılan değişiklikler yeterli görülmemişti.

Bu kurultayda partinin “anayasası” niteliğindeki tüzüğünün yenilenmesi ile eş zamanlı olarak parti programının da mevcut zamana ve koşullara uygun olarak değiştirilmesi çalışmalarına başlanması ve son iki gündeki çalıştayda bu konu üzerinde yoğunlaşılması bekleniyor.

Tüzük kurultayı neden önemli?

Tüzük kurultayı CHP açısından pek çok açıdan önem taşıyor. 14 Mayıs genel seçiminde yenilgiye uğrayan muhalefet kanadının en büyük partisi olan CHP, seçmenlerde büyük hayal kırıklığı yaratan bu hezimetin ardından kurultay toplayarak parti tarihinde ender görülen şekilde seçimle genel başkanını değiştirmişti. 31 Mart yerel seçimlerinde ise CHP birinci parti çıkarak pek çok yerde belediye başkanlığını kazanmıştı.

Parti yetkilileri ile yapılan görüşmelere göre kurultay, tüzüğün ve belki daha da önemlisi parti programının değiştirilmesi, 2028’de ya da daha erken yapılacak bir genel seçimde partinin iktidar için güçlü bir aday olabilmesi için önemli bir zemin olarak görülüyor.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel “Biz tüzük kurultayına gitmiyoruz, bir haftalık değişim kurultayına gidiyoruz” derken, 14 Mayıs seçimi sonrasındaki değişim çağrısıyla hatırlanan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu da “CHP değişecek ve Türkiye de değişecek. Bu sürecin, bu yolculuğun başka bir sonucu olmaz” sözleriyle kurultayın önemini aktarmıştı.

Kurultayın bir diğer önemi ise “değişim” sloganıyla yola çıkarak Kemal Kılıçdaroğlu dönemini sona erdiren Özgür Özel yönetiminin bu vaadini ne kadar gerçekleştireceği ve örgütlerin uzun zamandır talep ettiği ön seçim ya da üç dönem kuralı gibi uygulamaları getirip getirmeyeceği.

Bu arada kurultay Özel, İmamoğlu ve Kılıçdaroğlu arasındaki hassas dengenin ve partililer üzerindeki güçlerinin gözlemlenmesi için de bir platform olacak.

Hangi çalışmalar yapıldı?

CHP, tüzük değişikliğine ilişkin 90 kişilik bir komisyon oluşturdu ve bu komisyon 2 Eylül’e kadar iki kez toplandı. Komisyon’un bugünkü toplantının ardından 5 Eylül’de son kez bir araya gelmesi bekleniyor. Hazırlık aşamasında yeni tüzük için üyeler, il-ilçe örgütleri, eski ve yeni milletvekilleri, MYK üyeleri, Parti Meclisi üyeleri, akademisyenler ve sivil toplum kuruluşlarından gelen binlerce öneri alındı.

Tüzük Komisyonu’nda Parti Meclisi’nden üç, Meclis Grubu’ndan iki ve 81 ilden de birer kurultay delegesi yer aldı. Komisyonun 16 Ağustos’taki ilk toplantısında daha önce örgütlerden ve parti üyelerinden alınan 7 bin 422 öneriye ilişkin sunum yapıldı.

27 Ağustos’taki 11 saatlik uzun toplantısında ise komisyon tüzük için istenen en önemli konu başlıklarını ele aldı ve kendi içinde bazı maddelerde uzlaşma sağladı. Daha sonra da taslak metin milletvekilleri ve il örgütleri ile paylaşılarak tartışmaya açıldı. CHP Parti Meclisi de bugün bir araya gelerek taslak metni ele alacak.

Yeni tüzük için neler konuşuluyor?

Yeni tüzükle CHP yönetimlerinin yıllardır yapması istenilen ve bu kurultayda gerçekleşmesi beklenen değişiklikler bazı başlıklarda toplanıyor. Şimdiye kadarki süreçte taslak metinde yer alması beklenen ve sıkça konuşulan başlıklar arasında ön seçim, dönem kuralı, cumhurbaşkanı adayının belirlenme yöntemi, partiye üyeliğin tanımı, Parti Meclisi üye sayısının artırılması, olağan kurultayın yapılma süresinin iki yıldan üç yıla çıkarılması, güçlü genel sekreterlik, kadın ve gençlik kotaları gibi konular öne çıktı.

Hafta sonu basına da sızan taslak metne göre milletvekilliği seçimlerinde bir kişi en fazla üç dönem üst üste seçilebilecek. Dönem süreleri üç yılı geçmeyen milletvekilleri için ise bu kural uygulanmayacak. Yerel seçimlerde bir kişi merkez yoklaması yöntemiyle en fazla üç dönem üst üste belediye başkanı, belediye veya il genel meclis üyesi seçilebilecek.

Parti organlarında hâlâ tartışmaları devam eden taslak metne göre mevcut genel başkan talebi halinde aday olabilecek fakat adaylığa önerilemeyecek. Birkaç haftadır gündemde tutulan bir başka başlık ise cumhurbaşkanı adayının nasıl belirleneceği oldu. Mevcut CHP tüzüğünün 54’üncü Maddesinde cumhurbaşkanı adayının seçmen yoklaması, ön seçim, aday yoklaması, merkez yoklaması gibi yöntemlerinden biriyle belirlenebileceği ve hangi yöntemin uygulanacağına Parti Meclisi’nin karar vereceği hükmü bulunuyor.

Ancak tüm partileri bağlayan Siyasi Partiler Yasası’na göre ise cumhurbaşkanı adayı ya TBMM’de grubu bulunan partilerin vekillerinin imzasıyla ya da 100 bin vatandaşın imzayla belirlenebiliyor. Bu nedenle partinin yasaya aykırı bir yöntem uygulayamayacağı ama aynı zamanda diğer yöntemlere de kendi iç mekanizması için başvurabileceği belirtiliyor ve yeni tüzükte bu konuya dair bir değişiklik öngörülmüyor.

Bir diğer yapılması beklenen değişiklik ise kadın kotası ile ilgili. Mevcut tüzükte yüzde 33 olarak belirlenen kadın kotasının kademeli olarak önce yüzde 40’a ardından yüzde 50’ye yükseltilmesi söz konusu. Bu ve buna benzer taslakta yer alan diğer başlıkların Tüzük Komisyonu’nun bugünkü toplantısında yeniden ele alınması bekleniyor.

Kurultay öncesi siyasi gelişmeler neler oldu?

Tüzük değişikliğinin ele alınacağı Olağanüstü Kurultay öncesi bir yandan teknik çalışmalar devam ederken, diğer yandan parti içindeki farklı kesimlerden tüzüğe ve partinin yeni yönetimine yönelik öneriler ya da eleştiriler geliyor. Bu dönemde üstü örtülü bazı polemikler de yaşandı.

Bu eleştirileri yükselten önemli isimlerden biri CHP’nin bir önceki Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve partide ona yakın siyaset yapanlar oldu.

Kılıçdaroğlu, Sözcü gazetesine geçen hafta yaptığı açıklamada CHP’nin temel ilkelerini temsil eden Altı Ok’un yeniden yorumlanması gerektiğini söyleyerek, “Parti programının yenilenmesi gerekiyor. Parti programında demokrasiye öncelik veren, demokrasinin ne olduğunu anlatan ve CHP’nin bu konuda neleri, hangi hamleleri atması gerektiğini belirleyen kurallar koymak gerekiyor” dedi.

Bu arada Kılıçdaroğlu’nun yeni parti yönetimiyle ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ile arasının iyi olmadığına yönelik basında yer alan çok sayıda haber ve yorumun üzerine İmamoğlu 20 Ağustos’ta eski Genel Başkanı evinde ziyaret etti. Bu görüşme sonrasında iki siyasetçi de “uzlaşı ve geçmişi bir kenara bırakma” eğilimlerini yansıttı.

Aynı günlerde Özgür Özel’in de Kılıçdaroğlu’nu ziyaret edeceği basına yansırken, bu görüşme de 1 Eylül akşamı gerçekleşti. Özel beraberinde Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ve Ankara İl Başkanı Ümit Erkol olduğu halde Kılıçdaroğlu ile 2,5 saatlik akşam yemeğinde bir araya geldi.

Özel, tüzük kurultayı ile ilgili tartışmalara dair 27 Ağustos’ta İstanbul’da açıklama yaparak, “Bekliyorlar ki birbirimize düşeceğiz ve onları kötü yönetimlerine rağmen sorumluluklarıyla baş başa bırakacağız. Yok öyle yağma. Biz biriz beraberiz, kararlıyız hep birlikte bu ülkeyi yönetmeye geliyoruz” dedi.

Öte yandan tüzük kurultayı öncesinde siyasetteki bir diğer önemli gelişme ise Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) üyelerinin iki yıl önce verdiği şikayet dilekçesi üzerine Kılıçdaroğlu hakkında dava açılması oldu. Bu gelişmenin Özel, İmamoğlu ve Kılıçdaroğlu arasında kurultay öncesi sağlanmaya yaklaşılan uzlaşının öncesine getirilmesi dikkati çekti.

Paylaşın