Erdoğan’dan İmamoğlu’na: Kendine Gel

Partisinin İstanbul İl Kongresi’nde konuşan Erdoğan, İstanbul’a yapılan yatırımları hatırlatarak, “Bay Ekrem laf ola beri gele yok. Verdiğim rakamlara dikkat et, ondan sonra da kendine gel” dedi.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin İstanbul 8. Olağan İl Kongresi’nde açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

“İstanbul, bir semtini sevmeye bir ömrün kâfi gelmeyeceği güzel İstanbul. Toprağında sahabeler yatan, fahri kâinat efendimizin sancaktarı Eyüb El Ensari Hazretleri’ni sinesinde misafir eden aziz İstanbul. Fatih Sultan Mehmet’in fethine mazhar olduğu emsalsiz İstanbul.

Medeniyet bahçemizin gülistanı, lalezârı, hüsn-ü hattı, erguvanı zarif İstanbul. İlimde derinleşmenin, estetikte incelmenin, sanatta yükselmenin adı, ocağı, adresi, vakur İstanbul. Milletimizin aşkı, sevdası, tutkusu yâri İstanbul. Seni bugün bir kez daha sevgiyle saygıyla selamlıyorum.

Güzelliğinle tüm dünyanın gözlerini kamaştıran, kalbimizde her zaman ayrı bir yeri olan İstanbul’umuzda il kongremiz vesilesiyle sizlerle bir araya gelmenin bahtiyarlığını yaşıyorum. AK Parti İstanbul 8. olağan ilk kongremizin partimiz, ülkemiz, milletimiz ve gözbebeğimiz İstanbul için hayırlara vesile olması için Rabbimden niyaz ediyorum.

Kıymetli yol ve dava arkadaşlarım. Biliyorsunuz bugün İstanbul teşkilatımızda bayrak değişimi yaşanıyor. 4 yıldır İstanbul il başkanlığı görevini şanla, şerefle, sorumluluk bilinciyle yürüten ve bugün nöbeti devreden Osman Nuri Kabaktepe’ye partim ve teşkilatım adına teşekkür ediyorum. Gençler unutmayın, 2028’den sonra yeni bir İstanbul yeni bir Türkiye inşa edeceğiz.

Bugünden itibaren AK Parti İstanbul İl Başkanlığı vazifesini üstlenecek olan Abdullah Özdemir kardeşime Rabbimden üstün hizmetler ve başarılar niyaz ediyorum. Abdullah Özdemir, tabiri caizse çekirdekten yetişmiş Bağcılar Gençlik Kolları’ndan başlayarak partimizin çeşitli birimlerinde görev almış, örnek çalışmalarıyla göz doldurmuş kardeşimizdir.

Abdullah kardeşimizin Osman Nuri kardeşimizden devralacağı emanete hakkıyla sahip çıkacağına, partimizi daha da yüksek seviyelere taşıyacağına yürekten imanım var. Kendisini ve ekibini şimdiden tebrik ediyorum. Unutmayın AK Parti bir erdemliler hareketidir. Ana kucağıdır, baba ocağıdır, vatan için aşkla çarpan kalplerin buluşma noktasıdır. Bu kutlu hareketin her bir mensubu partimiz ve ülkemiz için ter döken her bir yol arkadaşımız adını tarihe şimdiden yazdırmıştır.

Gönül ve kültür coğrafyamızda, dünyanın farklı köşelerinde bu harekete destek veren her bir kardeşimiz bizim için değerlidir. Şu an bu salonda bulunan her bir kardeşimin bu hareketin hikâyesinde silinmez bir yere sahip olduğunu özellikle vurgulamak istiyorum.

Görevimiz ne olursa olsun hepimiz kökü mazide, gözü atide olan kutlu bir davanın neferleriyiz. Tayyip Erdoğan olarak, genel başkan sıfatımdan ziyade bu hareketin bir neferi olmanın heyecanı her zaman kalbimin derinliklerinde hissettim. Sizlerin yol ve mücadele arkadaşı olmaktan her zaman şeref duydum. Son nefesime kadar da AK Parti’nin millet, memlekete ve insanlığa hizmet mücadelesinde yer almanın haklı gururunu yaşayacağım.

Şunu lütfen hiçbir zaman unutmayınız; 14 Ağustos 2001’de partimizi nasıl kurduysak, 3 Kasım 2002’de milletimizin oyu ve duasıyla nasıl yola çıktıysak, vesayet odaklarını, kirli yapıları, karanlık planları nasıl yıktıysak, kapatma davalarını, muhtıraları, gece yarısı bildirilerini, alçak saldırıları nasıl püskürttüysek, engelleri, yasakları, kısıtlamaları nasıl ortadan kaldırdıysak Allah’ın izniyle çok daha fazlasını yine birlikte başaracağız.

Unutmayın; gençler 27 Nisan’da, 7 Şubat MİT krizi, 17-25 Aralık ve 15 Temmuz darbe girişimlerinde bu devlete ihanet edenlerin yakasına nasıl yapıştıysak, gariplerin, mazlum, mağdurların, dışlananların, hor görülenlerin sesini hem ülkemizde hem de dünyada nasıl duyurduysak, 22,5 yıldır Türkiye’yi başarıdan başarıya nasıl koşturduysak. Gelirken bilboardlarda bir şeyler gördüm İstanbul’u konutlarla donatmışlar, bizim 23 yılda yapamadığımızı onlar 5 yılda yapmışlar! Böyle bir şey gördünüz mü? Ey Ekrem efendi, sen bunları delillendir ispat et, bak bakalım Erdoğan ne yapıyor?

Bizim icraatımızın ulaştığı yerlere senin hayallerin bile ulaşamaz Ekrem! Şimdi aynı azim ve kararlılıkla aynı hizmet aşkıyla çalışarak ülkemizi bölgesinde ve dünyada çok daha yüksek seviyelere götüreceğiz.

Bu vesile ile Cumhur İttifakı ortağımız MHP Genel Başkanı sayın Devlet Bahçeli’ye şahsım ve partim adına geçmiş olsun dileklerimi iletiyor kendisine yüce Allah’tan acil şifalar diliyorum. Sağlık durumu iyi olan sayın Bahçeli’nin nekahat dönemini bir an önce tamamlayarak Türkiye’ye hizmet mücadelesini eskisinden daha büyük kararlılıkla devam edeceğine inanıyorum. Bugün yaptığım telefon görüşmesinde durumunun gayet iyi olduğunu kendinden dinleme fırsatı buldum.

Ben değil biz diyeceğiz. Aramıza nifak tohumları ekmeye kalkanların oyunlarına gelmeyecek, pusuda bekleyen fitne tüccarlarına ümit kırıntısı dahi vermeyeceğiz. Biz çıkar birliği değil; dava arkadaşlığı, kader ortaklığı yapmış, kardeşçe kenetlenmiş kadroyuz.

Bulunduğumuz görevlere sadece aziz millete layıkıyla hizmet yapmak için geldik. Millet bizi buralarda tuttuğu müddetçe de kimin ne dediğine bakmadan hizmet üretmekten bir an olsun geri durmayacağız.

İnancımızda küfre açılan bir kapı olarak görülen yeis tuzağına asla düşmeyecek, işimize ve hedeflerimize odaklanacağız. Bu toprakları birbirine daha sıkı bağlarla kenetlemeyi sürdüreceğiz. AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak iç cephemizi sağlamlaştıracak, 85 milyonun hayallerini gerçeğe dönüştürmenin gayretinde olacağız.

Milli güvenliğimize tehdit oluşturan tüm yapılarla mücadelemizi, şehit ailelerimizin ve gazilerimizin yüzünü kara çıkartmayacak şekilde sürdüreceğiz. Mevla yâr ve yardımcımız olsun, yolumuzu bahtımızı açık etsin diyorum.

Dün 53 bin 737 canımızı yitirdiğimiz 6 Şubat depremlerinin ikinci seneyi devriyesiydi. Asrın felaketinde hayatını kaybeden kardeşlerimi bir kez daha rahmetle yâd ettik. Onun için Adıyaman’daydık. Üzerinden 2 asır geçse dahi böylesi büyük afeti unutmak mümkün değil.

Rabbim kederli ailelerimize sabr-ı cemil ihsan eylesin. Depremin yıldönümünde de afetzedelerimizi yalnız bırakmadık. Bakanlarımız, milletvekillerimiz, genel merkez, MYK, MKYK üyelerimiz deprem bölgesindeki şehirlerimizi ziyaret etti. Adıyamanlı kardeşlerimizle kucaklaştık hem depremzedelerimize yeni yuvalarının anahtarını teslim ettik hem de bazı hayırseverlerimize plaketlerini takdim ettik.

Dağ ne kadar yüce olsa yol üstünden geçer. Konutlarıyla, altyapı projeleri, sosyal donatı alanları, hastaneleri, okulları, işyerleriyle şehirlerimizi yeniden ayağa kaldırıyoruz. Son 2 yılda depremin yol açtığı kayıp ve zararın telafisiyle afet risklerinin azaltılması için 2,6 trilyon liralık kaynak kullandık.

201 bin 580 konut ve işyerinin kurasını çektik, anahtarlarını hak sahibi vatandaşlarımıza teslim ettik. Yerinde dönüşüm projemizde 38 bin 202 adet bağımsız bölümün yapımına başlandı. Biz yıkıntılarla uğraşırken muhalefetten birileri çıkmış ‘hükümet bu enkazın altında kalır’ demişti. Yine o günlerde bu yükün altında ezilmemiz için ellerini oğuşturanlar milletin yürek yangınından siyasi rant devşirmeye çalışanlar vardı.

Haritada yerini dahi bilmedikleri ülkeleri Türkiye’ye örnek gösterecek olanlar olmuştu. Vatandaşın umudunu kırmak, irademizi örselemek için herşeyi denediler. Yapamazsınız, bu inşaatları bitiremezsiniz dediler. Akıl, insaf, ahlak dışı iddia ile karşımıza dikildiler. Tökezlememizi bekleyenlerin hevesini kursaklarında bıraktık. Cevabımızı teslim ettiğimiz 201 bini aşkın konutla verdik. Siyasetteki kadrolu hizmetsizler korosunu 2 yılda inşa ettiğimiz yol, hastane, okul, üretim tesisleriyle hayal kırıklığına uğrattık.

Elbette henüz her şey bitmiş değil. Teslim etmemiz gereken birçok konut, yapacak çok işimiz var. İlk günden beri mesuliyetimizin bilinci ile hareket ediyoruz. Konutların yüzde 45’ini teslim ettik. Kalan 250 bin konut ve işyerini hızlıca bitirmenin gayretindeyiz. Söz verdik, ahd ettik, Allah’ın izniyle milletimize mahçup olmayacağız.

Artçı sarsıntılar devam ederken ortalığı velveleye verip de 2 yıldır ortalıkta görünmeyen deprem turistlerine bir çift sözüm var. Asrın vicdansızlığını sergilediniz, depremzedelerimize oy tercihinden dolaıyı hakaret ettiniz. Hiç mi kendinizden utanmıyorsunuz. Hiç mi vicdan azabı duymuyorsunuz.

Bir çift sözüm de bol bol vaat dağıtıp sırra kadem basanlaradır. Hani bedava ev yapıyordunuz, hani herşeyi ücretsiz sağlıyordunuz? Ne oldu, niçin sözlerinizin arkasında duramadınız? Her fırsatta hükümeti, devleti, AK Parti’yi acımasızca eleştiriyorsunuz. Bizim yaptıklarımızı kötüleyeceğinize belediyeler eliyle yapsaydınız ya! Şu anda yönetimi sizde olan belediyelerde ne yapıyorsunuz? Bedava konutları, evleri, işyerleri unuttunuz mu? Niçin yapmıyorsunuz? Elinizi tutan mı oldu, sizi engelleyen mi oldu? Neden yapmadığınızı çıkın milletimize, depremzedelere lütfen açıklayın.

Bu soruların hiçbirine tatmin edici cevap veremezler. Siyaset yapmakla polemik yapmayı aynı şey zannediyorlar. Unutmayın her tırtıldan kelebek olmaz maalesef bunların kozasında ülkeye ve millete hizmet eden siyasetçi çıkmıyor. Deprem bölgesinde verdikleri sözler seçim sonrasında unutuldu gitti. Bu işleri az çok bilen herkes Türkiye’nin deprem bölgesinde yürüttüğü çalışmalardan hayranlık ve takdirle bahsediyor.

Biz 100 bin 200 bin konut yaptık deyince hayretlerini gizleyemediklerini defalarca gördük yurt dışında. Ana muhalefet partisi deprem meselesinde bile polemik yapıyor. Karalama, kötüleme peşinde koşuyor.

Bu tür durumlar için büyüklerimizin kullandığı bir kelam-ı kibar vardır. Eskiler hem iş yapmayıp, yapılan işe çalım atanlara dinime dahleden bari müselman olsa, derler. Ana muhalefetin ahvali de tam olarak böyle. Depreme dair, depreme hazırlığa dair ne bir projeleri ne de elle tutulur bir icraatları var. İnşa etmek deyince akıllarına ev, köprü, yol, hastane değil balya balya dizilen para kuleleri geliyor. Şişirilmiş konser faturaları ile belediyeleri yağmalamaları kâr sayıyorlar. Halk düşmanı radikal sol örgütlerin sloganıyla adliye önünde polise saldırmak neredeyse rutinleri hale geldi.

Devletin hakim, savcısı ile uğraştıkları kadar bünyelerini saran yolsuzluk, hırsızlık, kayırmacılıkla uğraşmıyorlar. Parti içi iktidar kavgası gözlerini kör etmiş durumda. Yıllarca Gandi Kemal diyerek omuzlarında taşıdıkları şahsı bugün gık dese linç ediyorlar. Salındaki ve solundakilerin arasında kalmaktan pestile dönmüş mevcut genel başkanın çaresizliği, öfkesi artık diline vuruyor.

Millete hakaret edenlerle teşriki mesaisi arttıkça sayın Özel’in uslübu değişmeye başladı. ‘Hata ettik’ tavır sergilemektense hakaret ederek suç bastırmaya çalışıyor.

“Yönettikleri belediyelerde fetret dönemi yerini çöküş dönemine bıraktı”

Yönettikleri belediyelerde fetret dönemi yerini çöküş dönemine bıraktı. Trafikten toplu ulaşıma, temel belediyecilik hizmetlerinden çevreye kadar İstanbul dahil büyükşehirlerimiz sapır sapır dökülüyor. Artık İstanbul’da yanan otobüslerden geçilmiyor. Kendi televizyon kanallarındaki ekran yüzlerini dahi isyan noktasına getirdiler. Kokudan, bozuk yollardan, yanan otobüslerden, depreme dair tedbirsizlikten artık onlar bile rahatsız olmaya başladılar.

Daha önce neydi çöp, çukur, çamur. Aynı hale gelmedi mi İstanbul? Makyaj döküldükçe bu tepkiler daha da artacaktır. İş üretenlerle polemik üretenlerin farkı zamanla daha net görülecektir. Bu aziz şehre hizmet etmeyi görevimiz, asli sorumluluğumuz olarak görüyoruz. Bir semtini bile sevmenin bir ömre bedel olduğu İstanbul’a layık olabilmek için canla başla çalışıyoruz.

İstanbul’a son 22 yılda toplamda 3 trilyon 850 milyar lira tutarında kamu yatırımı yaptık. Adalette 34 milyar, eğitimde 234 milyar, gençlik ve sporda 53 milyar, sosyal yardımlarda 372 milyar, sağlıkta 141 milyar, çevre ve şehircilikte 584 milyar, ulaştırmada 1 trilyon 393 milyar, tarım ve ormanda hibe destekleri dahil 85 milyar, sanayi ve teknolojide 154 milyar, enerjide toplam 431 milyar, kültür ve turizmde 67 milyar, çalışma ve sosyal güvenlikte 300 milyar lira yatırım yaptık.

Devlet, vakıf 37 adet yeni üniversite kurduk İstanbulumuza. Toplam 192 adet spor tesisi kazandırdık. Şurayı görüyorsunuz değil mi, inşallah Ankara’da yaptığımız basket müsabakasının bir tanesini de burada yapacağız.

4 bin 50 yataklı Sancaktepe Şehir Hastanesi, 500 yataklı Beykoz Devlet Hastanesi, 300 yataklı Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi, 200 yataklı Avcılar Devlet Hastanesi inşaatları devam ediyor. Süreyyapaşa Şehir Hastanesi, FSM Şehir Hastanesi, Haydarpaşa Numune Eğitim ve Hastanesi projeleri tamamlandı, yapım ihaleleri bu yıl içerisinde gerçekleşecek.

İstanbul’da 260 bin konutu tamamlayıp hak sahiplerine teslim ettik, 24 bin yapının yapımı sürüyor. Kentsel dönüşüm çalışmalarımız hızla devam ediyor. 40 bini çevre bakanlığımız kanalıyla 871 bini özel sektörün eliyle 911 bin bağımsız birimin dönüşümü tamamlandı.

İstanbul’da yaklaşık 19 milyon metrekare büyüklüğünde 54 millet bahçesi projemiz var. Toplamda 5,5 milyon metrekarelik 34 millet bahçesinin yapımını tamamladık. 9 millet bahçesinin inşası, 12 millet bahçesinin proje ve yer seçimi devam ediyor.

Avrasya Tüneli ile Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nü hizmete aldık. İstanbul-İzmir Otoyolu’nu tamamlayıp hizmete sunduk. TEM Otoyolu’nda trafiğin rahatlamasını temin edecek Başakşehir Çam Sakura Şehir Hastanesi ile Olimpiyat Stadı’na ulaşımını kolaylaştıracağız.

Sarıyer-Kilyos Tüneli ve bağlantı yolu projemiz devam ediyor. İstanbul’da bir baştan diğer başa modern raylı sistem ağlarıyla donattık. Marmaray ile bugüne kadar yaklaşık 1 milyar 271 milyon yolcu taşıdık.

Bay Ekrem laf ola beri gele yok. Verdiğim rakamlara dikkat et, ondan sonra da kendine gel. Hizmete sunduğumuz metro hattı uzunluğu 162 kilometre. Şu anda Halkalı-İstanbul Havalimanı hattımızın 17,5 kilometrelik Halkalı-Arnavutköy kesimiyle 4,53 kilometre uzunluğundaki Altunizade-Çamlıca Camii Bosna Bulvarı’nın yapımına devam ediyoruz.

İstanbul-Ankara YHT hattımızdan sonra tamamen yeni bir hat olacak Ankara-İstanbul Süper Hızlı Tren hattı projesini gündeme aldık. 344 kilometre olacak süper hızlı tren hattımız saatte 350 km. hıza çıkarak seyahat süresine 80 dakikaya indirecek. 2018’de hizmete aldığımız İstanbul Havalimanımız Türkiye’yi küresel havacılıkta zirveye taşıdı.

2023 yılı sonunda Sabiha Gökçen Havalimanımızın hizmet kapasitesini ikiye katlayan ikinci pistin açılışını yaptık. Tersane İstanbul projesini hayata geçirdik.

Çamlıca Televizyon Radyo Kulesi’ni hizmete sunduk. Yeni Atatürk Kültür Merkezi binasını inşa ettik. Rami Kışlası’nı muhteşem kültür merkezine dönüştürdük. Şehrimize 6 endüstri bölgesi, 18 teknopark, 420 ARGE kurduk. 8 bin 235 özel sektör projesinde yaklaşık 2 trilyon lira yatırım gerçekleşti. 384 bin kişilik istihdam sağladık.

İstanbulla birlikte 81. il kongremizi gerçekleştiriyor ve artık bu süreci nihayete erdiriyoruz. İnşallah bugünden itibaren 23 Şubat’ta yapacağımız büyük kongremize hazırlanacağız. 29 il kongremize bizzat katılarak teşkilatlarımızla kucaklaştık, ahdimizi ve kavlimizi yeniledik. Kongrelerimiz AK Parti’ye yakışır bir şekilde gerçekleşmiş, hareketimiz bu zorlu maratondan hamdolsun güçlenerek çıkmıştır.

Tüm kongrelerimizde dayanışmayı yücelttik, kardeşliği pekiştirdik. Gece gündüz demeden koşturan tüm kardeşlerime şükranlarımı sunuyorum. Allah hepinizden razı olsun diyorum. Göreve yeni başlayan kardeşlerimize başarılar diliyor, bayrağı devreden kardeşlerime emek ve gayretleri için teşekkür ediyorum, ahirete irtihal eden tüm kardeşlerime Mevla’dan tekrar rahmet diliyorum. Hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum. Sağolun, varolun, Allah’a emanet olun, kalın sağlıcakla.”

Paylaşın

Erdoğan, CHP’ye Yüklendi: Üçüncü Dünya Harbi Çıksa Haberleri Olmaz

Partisinin kadın kolları kongresinde konuşan Erdoğan, “Muhalefetin neler ile uğraştığına artık bakmak dahi istemiyoruz. Bırakın dünyayı bölgemizde olanlardan bile haberleri yok. Koltuk kavgasına, parti içi iktidar mücadelesine kendilerini öyle kaptırdılar ki 3. dünya harbi çıksa haberleri olmaz” dedi ve ekledi:

“Kırmızı kartla bir şeyler yapmayı denediler, onu da ellerine yüzlerine bulaştırdılar. Anladık ki kartları kendilerine gösteriyormuş. Başkanın biri diğerine, eski genel başkan yeni genel başkana sürekli birbirlerine kart gösteriyorlar. İş yapmak, eser üretmek gibi dertleri yok. Şimdi de elinde askerin, polisin kanı olan örgütün sloganı ile kendilerini avutuyorlar.”

Erdoğan, konuşmasının devamında, “Partiyi marjinal sol örgütlerin oyuncağı haline getirdiler. 23 Nisan müsameresi gibi mecliste slogan atıyorlar. Ortalıkta ne kadar başı boş gezen, marjinal, tembel varsa hepsini paratoner gibi kendilerine çekiyorlar. CHP’li vatandaşlarımız uzun zaman önce umutlarını kestiği için bu trajediler eskisi gibi onları etkilemiyor. Varsın onlar kırmızı ve sarı kartlar ile oyun oynamaya devam etsinler, sol terör örgütlerinin jargonu ile konuşmayı sürdürsünler” ifadelerini kullandı.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları 7. Olağan Kongresi’nde konuştu. Erdoğan’ın konuşmasından satır başları şu şekilde:

“Muhalefet kurultayları tasfiye aracı olarak kullanırken biz ise yenileniyor, kardeşliğimizi daha da perçinliyoruz. Hiçbir karmaşanın yaşanmadığı sandalyelerin havada uçuşmadığı işte bugün burada olduğu gibi kongrelerimizi bir şölen havasında tamamlıyoruz. Her fırsatta vurguladığım bir hususu tekrar etmek istiyorum. Bizim mücadelemiz şahsi ikbal mücadelesi değildir.

En tepeden en ücra bölümümüze kadar hepimiz ülkeye ve millete hizmet davasının neferleriyiz. Türkiye’yi yüceltmenin samimi mücadelesini veriyoruz. Dikkatinizi çekerim, biz kısa mesafe koşucusu değiliz. Biz pazara kadar yol arkadaşlığı yapan insanlardan da değiliz. Biz uzun ve yorucu bir maratonun neferleriyiz. Heyecanımızı kaybetmeden ipi göğüsleyene kadar koşacağız.

Ülkemizin bugün eriştiği seviyelerde siz kadınların çok büyük payı var. Eşsiz kazanımlarda sizlerin çok büyük katkıları var. Türkiye’nin çehresini değiştirdik. Zorlukların üstesinden beraberce geldik. Huzurumuza ve güvenliğimize kast edenleri birlikte boşa çıkardık. Tahriklere, provokasyonlara ve kışkırtmalara prim vermeden kardeşliğimizi birlikte savunduk.

Biz yola çıkarken kadınlar için siyaset değil kadınlarla siyaset dedik. Ve bu söze hamd olsun sadık kaldık. Siyasette kadınlara yönelik ön yargıların kırılmasına sizler vesile oldunuz. Birileri bilmeseler veya bilseler dahi kabul etmek istemeseler de bu ülkede kadının adı çoğu zaman yoktu.

Yasakların yükünü senelerce kadınlar çekti. Ey CHP, üniversitelerin kapısında ikna odalarını kuranlar sizdiniz siz. Üniversiteyi birincilikle bitirdiği halde mezuniyet törenine alınmayan öğrenciler bu ülkenin gerçeği. En büyük bedeli kadınlar ödemişti.

Eğitimde kız çocuklarımızın okullaşma oranını biz yükselttik. Üniversitelerde kız öğrenci sayısı yüzde 13 iken bugün yüzde 53’ün üzerine çıkmıştır. Bizden önce siyasette bir dolgu unsuru olarak bakılan kadınlar hak ettiği değeri görmeye AK Parti ile başladı. Kadınlar artık her alanda kendilerini göstermekte karar mekanizmalarında yerlerini almaktadır.

Kadına yönelik şiddetle mücadele taviz vermediğimiz bir alandır. Kadına karşı şiddeti nitelikli suç haline bizim hükümetimiz getirdi. Kadına yönelik şiddet insanlığa ihanettir.

Ayrımcı politikalar yeniden hayata geçirilmek isteniyor. Marjinal bir siyasetin muhalefet eliyle yerel yönetimler üzerinden hortlatılmaya çalışılması ülkemiz açısından endişe vericidir. Eski Türkiye’nin kötü alışkanlıkları eski Türkiye’de kaldı. Azgın azınlığın sessiz çoğunluğu susturduğu günler geride kaldı. İdeolojik bağnazlıkla insanların yaşam tarzına müdahale edilmesine asla müsaade etmeyiz.

Suriye Cumhurbaşkanı Şara, tarihi kavşakta çok kritik bir ziyarette bulundu. Ahmed Şara ile birçok konuyu değerlendirdik. Geleceğe yön verecek mühim kararlar aldık. Bu akşam da Alman cumhurbaşkanı ile bir araya geleceğiz. Yarın depremin yıl dönümü vesilesi ile bölgedeyiz. Pazartesi günü iki müjdeli haber aldık. Ocak ayı ihracatımız 21 milyar 164 milyon dolar ile rekor kırdı.

“Muhalefetin neler ile uğraştığına artık bakmak dahi istemiyoruz”

Muhalefetin neler ile uğraştığına artık bakmak dahi istemiyoruz. Bırakın dünyayı bölgemizde olanlardan bile haberleri yok. Koltuk kavgasına, parti içi iktidar mücadelesine kendilerini öyle kaptırdılar ki 3. dünya harbi çıksa haberleri olmaz. Kırmızı kartla bir şeyler yapmayı denediler, onu da ellerine yüzlerine bulaştırdılar. Anladık ki kartları kendilerine gösteriyormuş.

Başkanın biri diğerine, eski genel başkan yeni genel başkana sürekli birbirlerine kart gösteriyorlar. İş yapmak, eser üretmek gibi dertleri yok. Şimdi de elinde askerin, polisin kanı olan örgütün sloganı ile kendilerini avutuyorlar. Partiyi marjinal sol örgütlerin oyuncağı haline getirdiler. 23 Nisan müsameresi gibi mecliste slogan atıyorlar.

Ortalıkta ne kadar başı boş gezen, marjinal, tembel varsa hepsini paratoner gibi kendilerine çekiyorlar. CHP’li vatandaşlarımız uzun zaman önce umutlarını kestiği için bu trajediler eskisi gibi onları etkilemiyor. Varsın onlar kırmızı ve sarı kartlar ile oyun oynamaya devam etsinler, sol terör örgütlerinin jargonu ile konuşmayı sürdürsünler.”

Paylaşın

Erdoğan’dan “Kabine Toplantısı” Sonrası Dikkat Çeken Açıklamalar

Kabine toplantısı sonrası açıklamalarda bulunan Erdoğan, “22 yıldır milletimizin güvenine, teveccühüne mazhar olmanın bize ağır bir emanet yüklediğinin de fevkalade bilincindeyiz. Milletimizi mahçup etmedik, milletimize hiçbir zaman mahçup olmadık. İnşallah bundan sonra da milletin emanetine gölge düşürmeyecek Türkiye’yi her alanda büyütmeye, güçlendirmeye devam edeceğiz” dedi. 

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kabine toplantısı sonrası açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkan başlıklar şöyle: “Bölgesel ve küresel gelişmeler bağlamında tarihi sıfatının tam olarak ete kemiğe büründüğü bir dönemden geçmekteyiz. Dünya ve insanlık tarihine yön veren bu hadiselerin hemen hemen tamamı Türkiye’nin merkezinde yer aldığı coğrafyada cereyan ediyor. Bu hadiselerin doğrudan etkilediği ülkelerin en başında da hiç tartışmasız Türkiye’ye geliyor.

Temkin, tedbir ve teyakkuzu bir an bile elden bırakmanın ağır sonuçlarının olacağının gayet farkındayız. Rehavete kapılma, gardımızı düşürme, hadiseleri seyrine bırakma gibi bir lüksümüzün olmadığını çok net biçimde görüyoruz. Karşımızdaki tabloyu binlerce yıllık birikimin neticesinde tekemmül ve tebellül eden devlet aklının geniş merceğinden bakarak okuyoruz.

Bunun için dibini görmediğimiz suya adım atmıyoruz. 1000 yıllık mirasın 100 yıllık ufkun rehberliğinde bütün süreçleri titizlikle yürütüyoruz. Stratejik akıl ve sabırla hareket ediyoruz. Allah’ın yardımı aziz milletimizin desteği, mazlum ve mağdurların duasıyla hedeflerimize emin adımlarla yürüyoruz. Elbette daha yapacak çok işimiz, gidecek çok yolumuz var. Hedefe varmak için sabırsızlanan ok misali büyük ve güçlü Türkiye idealine kenetlenmiş durumdayız.

Artan tehditler karşısında ülkemizin hak ve menfaatlerini muhafaza ve müdafaa ediyoruz. Muhalefetin bizi çekmeye çalıştığı sahte, sakat gündemlerine takılmıyor hiçbirini zerre miskal umursamıyoruz. İki günü birbirine eşit olanın ziyanda olduğu gerçeğinden hareketle her anımızı milletimize hizmet yolunda en güzel şekilde değerlendirmeye çalışıyoruz.

22 yıldır milletimizin güvenine, teveccühüne mazhar olmanın bize ağır bir emanet yüklediğinin de fevkalade bilincindeyiz. Milletimizi mahçup etmedik, milletimize hiçbir zaman mahçup olmadık. İnşallah bundan sonra da milletin emanetine gölge düşürmeyecek Türkiye’yi her alanda büyütmeye, güçlendirmeye devam edeceğiz. Bu tasavvurla ekonomi, sağlık, güvenlik, turizme kadar pekçok konuyu ele aldığımız bir kabine toplantımızı daha az önce tamamladık.

Yangın faciasında vefat eden 78 kardeşimizin her birine bugün bir kez daha Cenab-ı Allah’tan rahmet niyaz ediyorum. Sevdiklerini ve yakınlarını kaybeden vatandaşlarımıza sabr-ı cemil diliyorum. Yaralı vatandaşlarımıza acil şifalar diliyorum. Facianın üzerinden geçen 2 haftaya rağmen acımız da öfkemiz de halen çok büyük. Tek bir kişiyi atlamadan sorumluların hepsinin hesap vermesi adaletin tecellisi için gereken ne ise yapıyoruz, yapacağız. Meclis’te kurulması kararlaştırılan araştırma komisyonu da bu sürece katkı verecek.

Tedbirler, mevzuat düzenlemeleri ve diğer hususları belirleyecektir. Yangından sonra mülkiye baş müfettişlerimiz raporları tamamlıyorlar. Şunu açık açık belirtmek durumdayım, bir gecelik hasılatını masraf olur diyerek yangın tedbirlerine harcamayan aç gözlüler başta olmak üzere hatası, kusuru, ihmali olan kim varsa hepsinden tek tek hesap sorulacaktır. İhmali olanların da canının yanacağından kimsenin şüphesi olmasın.

Turizm sektörümüzün de yine bu kürsüden daha evvel dikkat çektiğim tamahkarlıkla mücadele konusunda artık elini değil tüm vücudunu taşın altına koyması gerekiyor. Her yıl daha çok turist ağırlayıp daha çok para kazanırken güvenliğe daha az yatırım yapamazsınız. Turizm gelirimiz 61 milyar 103 milyon dolarla rekor kırdı. 2024 yılı için açıkladığımız hedeflerin de önüne geçmiş oldu. Turizmde hedefimiz 65 milyon ziyaretçi 64 milyar dolar gelir.

İnşallah yakın vadede 100 milyar dolar hedefine ulaşmayı ümit ediyoruz. İnsan hayatına ve onuruna gerekli değeri vermeyen bir anlayışın bilhassa turizm sektöründe asla başarı şansı oktur. Sektörün çürükleri ayıklaması tercihten öte zaruret halini almıştır. Bolu Kartalkaya faciasından turizmcilerimizin gereken dersi çıkaracaklarına inanıyorum.

Sağlık iktidarlarımızın son 22 yılda en büyük yatırımları yaptığı alanların başına geliyor. Bizden önce imtiyazlı kesim dışında halkımızın çoğu için nitelikli sağlık hizmeti almak ciddi problemdi. Dert üreten bu sistemi son 22 yılda attığımız adımlarla eski Türkiye’nin kötü bir hatırası olarak geride bıraktık. Dünyada örnek gösterilen bir sistemi milletimizin istifadesine sunduk. Gelişmiş ülkelerin dahi altında ezildiği sağlık krizini biz hamdolsun başarıyla yönettik. Değişen şartlara, ihtiyaçlara göre sağlık sistemlerini güncelliyor, eksiklerini gideriyoruz.

Sağlıklı Türkiye Yüzyılı programımızı duyurduk. Koruyan sağlık modelimizle vatandaşlarımızın sağlık modeline ilk kapı aile hekimlerimiz olacak. Böylece hastanelerimizdeki yoğunluk da azalacak. Doktorlarımızın hastalarına daha fazla vakit ayırması için yeni uygulamaları gündeme alıyoruz. Hastanelerimizde aile hekimlerimiz için randevu kontenjanları ayırdık. Aile hekimlerimiz sadece ilk 1 ay içerisinde 5 milyon 200 bin vatandaşımıza sağlık taraması yaptı. 620 bin vatandaşımızda koroner arter hastalığı, hipertansiyon ve diyabet gibi hastalıklara erken tanı konuldu. Tetkik ve tedavileri için gerekli yönlendirmeler yapıldı. Kronik hastalığa yakalanan vatandaşlarımız raporları için hastanelere gitme zorunluluğu kaldırdık. Bu durum hastanelerde oluşan yükü de hafifletecek.

Dünyanın genelinde ülkemizde yüksek oranda seyreden ilaç, antibiotik ve ağrı kesici kullanımdır. İleriki yıllarda bu meseleyi de makul seviyelere çekmeyi hedefliyoruz. Buradan vatandaşlarımıza doktor tavsiyesi olmadan ilaç kullanımından uzak durmalarını bekliyoruz. Sağlık Bakanlığımız tarafından özel hastaneler yönetmeliğinde bazı önemli değişikliklere gidildi. Hizmet standartları, denetim konusunda özel hastanelerimizde farklı bir çalışma kültürünün yerleşeceğine inanıyorum.

6 Şubat’ta asrın felaketinin 2. yıldönümünü geride bırakacağız. İlk günden beri her kabine toplantısında deprem çalışmalarıyla ilgili değerlendirmelerde bulunduk. Engellerin aşılması için ne yapılması gerekiyorsa yaptık. Her fırsatta deprem bölgesini ziyaret ederek depremzede kardeşlerimizle kucaklaştık, inşa ve ihya çalışmalarını yerinde gördük. 201 bin 431 bağımsız birimi hak sahiplerine teslim etmenin bahtiyarlığını yaşadık. Hükümet bu enkazın altında kalır diyen kifayetsiz muhterislere cevabımızı daha çok konut ve işyeri teslim ederek verdik.

İnşallah Perşembe günü Adıyaman’ın misafiri olacağız. Neler yaptığımızı milletimizle ve Adıyaman halkıyla paylaşacağız. Amacımız afetzede şehirlerimizi altyapı, üstyapı, tarihi ve doğal güzellikleriyle eskisinden daha görkemli, dayanıklı hale getirmektir. Yaralar tamamen sarılmadan, hak sahibi kardeşlerimiz ev ve işyerlerine kavuşmadan bize durmak, dinlenmek yok. Seçim döneminde bedava ev vaat edip, 2 yıldır ortalıkta görünmeyenler elbette bizim gayretimizi ve mücadelemizi anlayamazlar.

Sandıktan istedikleri sonuç çıkmadığı için depremzedelerimize hakaret edenler bizi anlayamazlar. Gidin, ne yaparsanız, yapın, ama biz giden canları yerine getiremezsek de inşallah depremin izlerini tamamen silmiş olacağız. Son birkaç gündür Ege’nin Yunanistan tarafındaki sarsıntılar hem yaptığımız çalışmaların değerini hem de ülkemiz için beka meselesi olduğunu bizlere tekrar hatırlatmaktadır. İstanbul başta olmak üzere şehirlerimizi dayanıklı şehirler hale getirmekten başka meselemiz bulunmuyor.

Son kabine toplantımızdan bugüne il kongremizle, teşkilatımızla buluştuk, bölgemizdeki gelişmeleri an be an takip ettik. Eser ve hizmet siyasetimizle reform çalışmalarından ödün vermedik. 4. Yargı Reformu Strateji Belgesi’ni 23 Ocak tarihinde milletimizin ve yargı camiamızın takdirine sunduk. 4. Strateji Belge’mizde pekçok alanda kaydadeğer adımlar atıyoruz. Trafik emniyetini tehlikeye atanlarla düğün, nişan, asker uğurlama gibi sebeplerle silahla ateş edenlere yönelik cezaları önemli ölçüde artırıyoruz. Ayrıca cezasızlık algısının önüne geçecek uygulamaları ve tedbirleri de devreye alacağız.

Türkiye ile Ruanda arasında imzalanan 4 anlaşma ile bu ziyareti taçlandırdık. Afrika kıtasındaki tüm ülkelerle kazan kazan, eşit ortaklık temelinde işbirliğimizi daha da geliştirmek arzusundayız. Etiyopya ile Somali arasında gerçekleşen tarihi mutabakat, ülkemizin duruşunu ve itibarını göstermesi açısından önemli referanstır. Bundan sonra da barış, adalet ve kalkınma için tüm gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz. Türk Dünyası olarak merhum İsmail Gaspıralı’nın ‘dilde, fikirde, işte birlik’ şiarıyla her alanda dayanışmamızı güçlendiriyoruz.

Hamas heyeti Türkiye’nin Filistin davasına ve Gazze halkına verdiği güçlü destek için müteşekkir olduğunu söylediler. Esir ve tutuklu takasları İsrail’in tüm kışkırtmalarına rağmen devam ediyor. Gazze’ye insani yardımlar da girmeye başladı. Gazzeli kardeşlerimizin evlerine, topraklarına, vatanlarına sahip çıkma iradelerini gördükçe onlara olan saygımız daha da artmaktadır. Esirler arasındaki devasa farka bakmak bile zihniyet farkını görmek için kafidir.

Yarı yıl tatili sonrasında okulları, arkadaşları ve öğretmenleri ile buluşan tüm öğrencilerimize Rabbimden zihin açıklığı temenni ediyorum.

Tarımda üretimin artması, kırsalda kalkınmanın sağlanması için çalışmalarımızı çok yönlü şekilde sürdürüyoruz. Hayvancılık yapan aile işletmelerimizi güçlendirmeyi, genç ve kadınlarımızın tarım sektöründe daha fazla yer almalarını amaçlıyoruz. Aile işletmelerinin yanısıra ilk kez hayvancılık yapacak genç ve kadınlar bu projeden istifade edebilecek.

TİGEM işletmelerimizdeki gebe büyükbaş hayvanları uygun maliyetle üreticilerimize vereceğiz. Ziraat Bankası’ndan 2 yıl ödemesiz subvansiyonlu kredi kullanabilecek. Üreticilerimiz hayvanlarını TARSİM’den 1 yıl sigortalı olarak alacak, bunun da bedeli devletimiz tarafından ödenecek. Deprem bölgesindeki üreticilerimize bu projemizde de öncelik vereceğiz. Hayvancılıkta yerli üretime ciddi katkı sunacak projenin hayırlı olmasını diliyorum. Kabine toplantımızın ve alınan kararların hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum.”

Paylaşın

Erdoğan’dan Ana Muhalefet İçin “Sirk Çadırı” Benzetmesi

AK Parti Kadın Kolları Kongresi’nde konuşan Erdoğan, “Karşımızda ana muhalefet mi sirk çadırı mı var belli değil. Genel başkanları kırmızı kartla ortada dolanıyor. Eski genel başkan ona sarı kart göstererek oyuna girmeye çalışıyor. Sorun kırmızı kart sarı kart ne işe yarar bilmez” dedi.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Kadın Kolları Kongresi’nde konuştu. Erdoğan’ın konuşmasından satır başları şöyle:

AK Parti olarak hanelere ağırlıklı olarak kadın üzerinden girerek seçimlerde yüzde 50’leri bulan oy oranlarını yakaladık. Şayet bugün oylarımız istediğimiz seviyelerde değilse, kadınlara istediğimiz gibi ulaşamıyor, haneleri fethedemiyoruz demektir. Çünkü bu fethi ancak kadınlarımız yapabilir. Partimizi hak ettiği yere kadınlar taşıyabilir.

2028’de yeniden yüzde 50 oy oranına ulaşmak istiyoruz. Siyasette her şeyin bir parça etkisi vardır ama en büyük amil çalışmaktır. Bakmayın muhalefetin çalışmadan armut piş ağzıma düş mantığı ile iktidar beklediğine. Bu kafa ile daha 22 yıl da beklerler 222 yıl da beklerler. Kendi aralarında tepişmekten fırsat bulup ülke meselelerine kafa yormadıkça bunlar ancak 23 nisan müsameresi tadında iktidarcılık oynar.

Biz bu günlere çok çalışarak, her zeminde mücadeleyi diri tutarak geldik. Yarın da aynı dinamizm ile milletimizin huzuruna çıkmalıyız. Aksi takdirde geçen mahalli seçimlerdeki gibi bu muhterislere mahkum ettiğimiz için milletimiz bizi affetmez.  Bizi yarı yolda bırakmayan kadınlarımıza inanıyor ve güveniyoruz. İstanbul’un her alanda olduğu gibi diğer vilayetlerimize örnek olacağına inanıyorum.

Bizde kadın daima ailenin temeli, ayrılmaz parçası olarak kabul edilmiş, daima kadına hürmet edilmiştir. Türkçemizdeki adam ve kadın kavramları da sadece cinsiyet ayrımı belirtir. Küresel rüzgarlara kapılarak erkek kadın arasındaki çizgiyi ortadan kaldırmak bizi çağdaş yapmaz, emperyalistlerin küreselcilerin oyuncağı yapar.

“Aile kurumu için yeni politikaları devreye alacağız”

Evlilik sayıları düşerken boşanma sayıları artıyor. Bu tür akımlara yol veren ülkeler tehlikeyi gördükleri için tedbir almaya başladı. Evlatlarımızın doğumundan, evliliğine kadar hayatlarının her safhasında desteklerimiz ile yanlarında olacağız. Çocuklarımızın zihin ve beden sağlığı için tavizsiz mücadele yürüteceğiz. Aile kurumu için yeni politikaları devreye alacağız.

Toplumun her bir ferdini küresel ahlaki tehditlere karşı korumasız, yalnız, çaresiz bırakmayacağız. Bakanlığımızın adındaki aile ifadesinden rahatsız olan marjinaller bizi ve gayretlerimizi hedef alacaklardır. Kadın haklarını dile getirenler, Gazze’deki katliamlara sessiz kalanlar aileye kadına çocuğa sahip çıktığımız için bizi eleştirecektir.

Ellerindeki tüm okları bize yönelteceklerdir. Kesinlikle geri adım atmayacağız. Yüzlerindeki maskeyi indirmeye kararlılıkla devam edeceğiz. Kadın aile ve nüfus politikalarımızın milletin değerleri ile kopmuş sesi çok çıkan marjinal yapılar tarafından sabote edilmesine izin vermeyeceğiz. En az 3 çocuk çağrımızdaki gibi burada da ülkemiz ve milletimiz için en doğrusunu yapmaktan geri durmayacağız.

Türkiye’nin kadınlarını şer odakları karşısında muhafaza edeceğiz. Türkiye’nin, dünyanın dört bir yanındaki yeminli düşmanları bunların en büyük destekçisi. Amaçları bizi devirmek. Muhalefet ve beraberinde yol yürüdüğü kimliksiz kesimler küçük hesapları için milletten beklediği desteği alamıyorlar.

Seviyeyi her defasında daha da aşağı çekiyorlar. Bizimle boy ölçüşemeyince kamu görevlilerine, milletin kendisine saldırmaya hakaret etmeye başladılar. Kurumları şovlarının malzemesi haline getirdiler. Hırslarını artık gizlemekte zorlanıyorlar. Ayak oyunlarını Türkiye meselesi gibi gösterecek kadar gerçeklerden kopmuş haldeler. Karşımızda ana muhalefet mi sirk çadırı mı var belli değil.

Genel başkanları kırmızı kartla ortada dolanıyor. Eski genel başkan ona sarı kart göstererek oyuna girmeye çalışıyor. Sorun kırmızı kart sarı kart ne işe yarar bilmez. Belediyecilik hizmetleri bakımından sürekli irtifa kaybeden başkanlar ortada fol yok, yumurta yokken meçhul bir adaylık peşinde koşuyor. Kokuşma ayyuka çıkmış durumda ama sorsanız etkili muhalefet yapıyorlar.

Biz seçimlerin ne zaman yapılacağını gayet iyi bilenlerdeniz. Gerektiğinde kendi özeleştirimizi yapmaktan çekinmeyeceğiz. Önemli olan tökezlemek değil hemen güçlü şekilde yoluna devam edebilmektir. İlk safhayı atlattık biz, şimdi vites yükseltme vakti.

Paylaşın

AK Parti’de “Erken Seçim” İçin 2027 Konuşuluyor

AK Parti’de erken seçim için, “Önümüzdeki Cumhurbaşkanlığı seçimi her halükarda 2027 yılında yapılır. Yapılacak seçim de her halükarda ikinci tura kalır” deniliyor.

CHP’li Esenyurt Belediye Başkanının tutuklanıp yerine kayyım atanması, Beşiktaş Belediye Başkanının tutuklanması, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında arka arkaya açılan soruşturmalar…

Son aylarda yaşanan tüm bu gelişmeler karşısında erken seçim çağrısını büyütme kararı alan CHP, bu yıl içinde bir seçim istiyor. Hakkında açılan soruşturmada ifade verdikten sonra bir konuşma yapan İmamoğlu, “Bizi engelleyemezler, sandık gelecek, bu iktidar gidecek” dedi.

Sık sık erken seçim çağrısı yapan CHP Genel Başkanı Özgür Özel de en son, “2025 yılında sandık gelecek. Sandığın gelmesi için var gücümüzle çalışacağız” değerlendirmesi yaptı. Muhalefet bu yıl erken seçim istiyor ama iktidar daha sonrasını işaret ediyor.

Gazete Duvar’da yer alan habere göre; AK Parti’de erken seçim için, “Önümüzdeki Cumhurbaşkanlığı seçimi her halükarda 2027 yılında yapılır. Yapılacak seçim de her halükarda ikinci tura kalır” deniliyor.

Öte yandan Ekrem İmamoğlu hakkında YSK üyelerine hakaret iddiasıyla açılan “Ahmak Davası”nda siyasi yasak isteniyor. İmamoğlu’nun Beylikdüzü Belediye Başkanı iken yapılan bazı ihaleler de İBB Başkanı olduktan sonra dava konusu oldu.

Geçtiğimiz haftalarda hakkında arka arkaya iki yeni soruşturma açılan İmamoğlu bu süreci “Yargısal taciz” olarak adlandırıyor. İmamoğlu’na yönelik bu davaların olası cumhurbaşkanı adaylığını önlemek amacı taşıdığını düşünen birçok muhalefet mensubu var.

Kimi yorumcular ise iktidarın bu müdahalelerinin İmamoğlu’nu daha da büyüttüğünü söylüyor. Bu tartışmalar AK Parti kulislerinin de önemli gündem başlıklarından biri. “Yanlış yapanın hukuka elbette hesabını vereceğini” söyleyenler kadar, bu tablonun İmamoğlu’na hak etmediği bir fayda sağladığını düşünenler de var.

AK Partili bir yönetici, İmamoğlu hakkında ihale dosyaları nedeniyle açılan soruşturma dışında diğerlerini çok doğru bulmadığını belirterek, şu ifadeleri kullanıyor: “Bunlar İmamoğlu’nu büyütmüyor ama İmamoğlu gerçeğini görmemizi engelliyor. Aslında İmamoğlu İstanbul’da dişe dokunur hiçbir iş yapmıyor.

Sonra bu davalar, soruşturmalar üzerinden mağdur olarak milletin önüne çıkıyor. Sürekli önüm kesiliyor havası veriyor. Göreve geldiği günden bu yana fazlasına talip. İstanbullu bundan rahatsız. Belediye başkanlığını yapsın millet asıl gerçekliğini, hakikatini görsün.”

Paylaşın

Erdoğan’dan “Enflasyon” Açıklaması: Geçici Bir Dönem

Partisinin İzmir İl Kongresi’nde konuşan Erdoğan, “Son yıllarda yaşanan ekonomik sıkıntılar vatandaşlarımızın canını sıkıyor olsa da bu geçici dönemdir. Enflasyonla mücadelemizin somut sonuçları bu yıl sonuna doğru daha iyi görülecektir” dedi.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin İzmir 8. Olağan İl Kongresi’nde konuştu. Erdoğan’ın konuşmasının satırbaşları şöyle:

“Birinci Dünya Savaşı’nda İzmir işgal edildiğinde tüm Türkiye hüzne bürünmüştür. Halide Edip Adıvar’ın ahidi kalbimizde yaşıyor. Milletimiz İzmir’in istiklalini Türkiye’nin istiklali ile bir tutmuştur. İstiklale ve ecdadın mirasına sahip çıkmanın timsali olduğu için milletimiz İzmir’e sıkı sıkıya sahip çıkmıştır.

İzmir’e sahip çıkmak bu şehre aşkla hizmet etmekle olur. Bugün yerel yönetimlerin ve şehrin temsilcilerinin çoğunun İzmir’e sahip çıkma azminde olmadığını üzülerek görüyorum. İzmir’in tüm mahalleleri, caddeleri, sokakları, denizi perişan vaziyettedir. Tek işi vatandaşa hizmet ve şehri yaşanılır kılmak olanlar hizmetten başka her işi yapıyor.

Yağmur çiselese İzmir’e su baskınıyla, yaprak kıpırdasa şehir yaşanmaz hale geliyor. Altyapı hiç yok. Bir zamanlar medeniyet sembolü İzmir tarihinin en karanlık, bakımsız, perişan devrini yaşıyor. Haklarını isteyen işçileri dinlemek yerine sokağa atarlar, İzmir Körfezi için kıllarını kıpırdatmaz.

Ülkenin en pahalı suyunu İzmirlilere içirirler. İlçelerine hizmet için seçilen başkanlar, İstanbul’da siyasi ikbal peşinde koşarlar. Kötü yönetimden dolayı işçi maaşlarını ödeyemedikleri için temel hizmetler bile aksar. Dolandırıldıklarının arkasında kendi partililerin silueti belirir. Hakaret suçundan yargılanan edepsizleri protokole alıp başköşeye oturtup, sonra özür dilerler.

CHP Genel Başkanı bile bu durumun farkına varmış olmalı ki İzmir’in temsili konusunda ikrar etmekte kalıyor. kendi başarısızlıklarını Atatürkçülükle, çağdaşlıkla gizlemeye çalışması da ayrı bir hastalık. İzmir sürekli geriliyor. Bunlar ilericilik kisvesi altında yağma düzenini devam ettirmek için uğraşıyorlar.

Kötü gidişat İzmir’in kaderi değil. AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak bu tabloyu değiştirmek boynumuzun borcu. Belediyelerde soygun düzeni kurmayı ‘kent uzlaşısıyla’ girdiler.

Muhalefeti alternatif vizyon ve program üretme sorumluluğundan çıkarıp, Türk düşmanı kim varsa onların değirmenine su taşıma aleti haline bunlar getirdi. Eski genel başkanları bu şehrin milletvekili oldu. Yeni genel başkan kendini güya İzmirli görüyor. Tırnak ucu kadar İzmir’e faydası dokundu mu? Yapılan hiçbir şey yok. Geride hiçbir eser, hizmet bırakmadılar. Ama her İzmir’e gelişlerinde yediler, içtiler, dağıldılar. Cumhuriyet’e en büyük zararı Atatürkçülüğü ve Kemalizm’i kimseye bırakmayan bu miras yedi tayfa verdi.

Biz her kesimden insanıyla 85 milyonun tamamına olan sevgimizi eser ve hizmetle göstermiş bir partiyiz. Artık 22 yılı geride bırakan iktidarlarımız dönemindeki işler Cumhuriyet tarihinde yapılanların 5-10 katı.

Ülkemiz içinde nüfus hareketlerinin çok arttığı dönemde İzmir; Mardin’den Erzurum’a, Afyon’dan Ağrı’ya kadar pek çok farklı şehirden insanın yeni yuvası olmuştur. Gerisinde nice acı hikayeler, barındıran böylesine demografik zenginliğe sahip İzmir’in gündemini Türkiye’den ayrıştırmak gaflettir. Türkiye olarak kendimizi hiçbir meselenin dışında tutmamız, hiçbir hadiseye duyarsız kalmamız mümkün değildir. Rusya-Ukrayna savaşından, Suriye’ye, Afrika’dan Akdeniz’e kadar her konu bizim gündemimizdedir.

Daha savunma sanayine imalat sektörüne, turizmden lojistiğe kadar iddia sahibi olduğumuz pek çok başlığı saymıyorum. Türkiye kritik dönemlerde karar vericilerin vizyonsuzluğu nedeniyle hakkı olan yere gelememiştir. 2. Dünya Savaşı sonrası ve 1970’li ve 1990’lı yıllarda bu üzüntü verici hadiseyi tekrar tekrar yaşadık. Artık eski Türkiye yok.

“Türkiye Yüzyılı’nı inşa etmeyi sürdüreceğiz”

Yalan yanlış sosyal medya üfürükleriyle eskiyi yüceltmeye çalışan güruhun amacı umutsuzluğu körüklemektir. Bunlar kağıt üzerinde kökenleri ve inançları ne olursa olsun ülkelerini hiçbir zaman vatan olarak içselleştirmemiş mankurtlardır. Bizim inancımızda umutsuzluk neredeyse küfre eşdeğerdir. Bizim umutlu olmak için çok sebebimiz var.

Son yıllarda yaşanan ekonomik sıkıntılar vatandaşlarımızın canını sıkıyor olsa da bu geçici dönemdir. Enflasyonla mücadelemizin somut sonuçları bu yıl sonuna doğru daha iyi görülecektir. Ekonomi programımız hedeflerimize ulaştıkça sabit ve dar gelirli vatandaşlarımızdan başlayarak herkesin refahını artıracak adımları atacağız. Türkiye Yüzyılı’nı inşa etmeyi sürdüreceğiz.

İçeriden ve dışarından yapılan sabotajları, ihanetleri savuşturarak bugünlere geldik. Allah ömür verdikçe milletimizle birlikte Türkiye’nin dik duruşunu hep sürdüreceğiz. İzmir’in bu mücadeleye tarihine ve şanına layık katkı vereceğine inanıyorum.”

Paylaşın

Erdoğan: Hırsızlık Ve Yolsuzluğu Örtemeye Kalkan Zihniyetle Karşı Karşıyayız

Partisinin Antalya İl Kongresi’nde konuşan Erdoğan, “Küresel ve bölgesel dengelerin yeni baştan kurulduğu şu kritik dönemde Türkiye’nin geçmişte olduğu gibi kaçıracak tek bir fırsatı heba edecek tek bir potansiyeli yoktur” dedi ve ekledi:

“Bir de kifayetsiz muhterislerin edep ve ahlak sınırları tanımayan hezeyanlarıyla uğraşmak mecburiyetinde kalıyoruz. Hırsızlık, yolsuzluk tacizi örtemeye kalkan pişmiş zihniyetle karşı karşıyayız. Türkiye’ye tamamen yabancılaşmış bir kafa yapısıyla muhatabız.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Antalya Spor Salonu’nda düzenlenen 8. Olağan İl Kongresi’nde konuştu. Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

Güzel Antalya’da bizi tekrar bir araya getiren Rabbime hamd ediyorum. Sizlerin şahsında Antalya’nın dört bir köşesinde yaşayan kardeşlerime buradan selamlarımı gönderiyorum. Türkiye Yüzyılı’nda Antalya sadece ülkemizin değil Akdeniz havzası şehirlerin içinde de inşallah yıldız gibi parlamaya devam edecektir. Antalya’da son mahalli seçimlerde arzu ettiğimiz neticeleri alamadığımızın farkındayız.

Siyaset uzun soluklu bir mücadelenin adıdır. Bir felsefeci hiç yenilmemiş insan hiç savaşmamış olandır diyor. Bir şairimiz de yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır, mısralarıyla mücadelenin kesintisizliğini ifade ediyor. Geçen seçim dünde kaldı artık bize düşen bugün için yeni sözler söylemek gelecekteki zaferler için şimdiden hazırlanmaktır.

Sizlerden bu kongremizle birlikte 2028 Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilleri seçimleriyle 2029 mahalli idareler seçimleri için vakit kaybetmeksizin çalışmaya başlamanızı istiyorum. Zaman su gibi akıp gidiyor. Önümüzde 3 yıllık zaman dilimi var. Her zaman söylüyorum boşa geçirecek vaktimiz yok. Muhalefet gibi sanal tartışmalara, kayıkçı kavgalara ayıracak tek bir anımız bile yok. Onların sadece kendi çıkar, ceplerini, siyasi kariyerlerini düşünen gündemlerine takılıp, kalamayız. Laf ve polemik yerine iş ve hizmet üretmemiz gerekiyor. Nitekim biz de bunu yapıyoruz.

İşte bu sabah TÜİK tarafından 2024 yılına ait turizm rakamları açıklandı. Buna göre 2024’de hedeflerimizin de ötesine geçtik. Turist sayısı 62,3 milyon kişi. Turizm gelirlerimiz ise 61,1 milyar dolar oldu. Bölgemizde ve dünyada yaşanan tüm zorluklara rağmen kriz ve belirsizliklere rağmen bu rakamlara ulaştık. İnşallah çok daha iyi yerlerde olacağız.

Bolu Kartalkaya’daki facia gibi trajedilerin bir daha yaşanmaması adına gereli tüm adımların atılmasını sağlayacağız. Bolu’daki yangınla ilgili mevzuatla ilgili problem varsa Gazi Meclisimizde çözüme kavuşturacağız. Milyonlarca insanımızın rızık kapısı olan Antalya gibi şehirlerimizin en büyük gelir kaynağı olan Türk ekonomisinin bacasız sanayisi olan turizm sektörünün başarısı için ortak akılla sorunlarımıza çözüm arayacağız. Gözünü tamamen para hırsı bürümüş, kendi kazancından başka hiçbir şeyi düşünmeyen, tamahkarların, aç gözlü fırsatçıların vatandaşları ve misafirlerimizi tehlikeye atmasına asla müsaade edemeyiz.

Bolu’daki facianın son olmasını temin etmek hepimizin görevidir, hepimizin boynunun borcudur. Bir kez daha yangın faciasında vefat eden 78 kardeşimize yüce Allah’tan rahmet, tedavileri süren kardeşlerimize Allah’tan şifa diliyorum. Bir yanda Bolu’daki otel yangını gibi felaketlerin acılarıyla yüreklerimiz yanarken yürütülen çalışmaları tüm safhaları yakından takip ediyoruz. Bu olayda sorumluluğu olan kimsenin gözünün yaşına bakmayacak, kimin eksiği, hatası, ihmali veya kusuru varsa hepsinden tek tek hesap sorulmasını temin edeceğiz.

Güvenliğimiz bakımından hayati öneme sahip güneyimizdeki gelişmeleri izliyor ve kendi hamlelerimizi planlıyoruz. Kurmak istediğimiz güvenlik hattını tamamlayana ve tüm terör örgütlerin başını ezene kadar durmayacağız. Hayat pahalılığın üstesinden gelmek için kararlı ekonomi programı izliyoruz. Enflasyon düştükçe bilhassa sabit gelirlilerimizin refah gelirini arttırmak için daha iyi iklim ve imkâna sahip olacağız.

Küresel ve bölgesel dengelerin yeni baştan kurulduğu şu kritik dönemde Türkiye’nin geçmişte olduğu gibi kaçıracak tek bir fırsatı heba edecek tek bir potansiyeli yoktur. Bir de kifayetsiz muhterislerin edep ve ahlak sınırları tanımayan hezeyanlarıyla uğraşmak mecburiyetinde kalıyoruz. Hırsızlık, yolsuzluk tacizi örtemeye kalkan pişmiş zihniyetle karşı karşıyayız. Türkiye’ye tamamen yabancılaşmış bir kafa yapısıyla muhatabız.

“Ağzından çıkanı kulağı duymuyor”

Ülkemizde ve bölgemizde yaşanan hiçbir hadiseye Türkiye merkezli bakmak istemiyorlar. CHP Genel Başkanı kırdığı potların, yaptığı gafların çetelesini tutmaya gençlerimizin bile sabrı kalmadı. Ağzından çıkanı kulağı duymuyor. Uzatılan her mikrofona bir şeyler söylüyor, üst perdeden kendince ahkam kesiyor. Ertesi gün ‘ben öyle demek istemedim’ diyerek sözlerini tekzip ediyor, kendi kendini yalanlıyor. Şimdi de çıkmış Amerikan filosuna secde etmekten bahsediyor. Sayın Özel’e şunu hatırlatıyorum, müflis tüccar misali eski defterleri karıştırmayı bırak. Emperyalizme kimin kulluk ettiğini görmek istiyorsan 14-28 Mayıs seçimleri öncesinde kapı kapı dolaşan eski genel başkanına bak.

Ekonominin başına sömürge valisi gibi yabancıları getirmekten bahseden siz ve sizin partinizdi. Siz IMF kapılarında el açarken 23,5 milyar dolarlık borcu kapatarak ülkemize ekonomik bağımsızlığını kazandıran biz olduk. Biz yarım asır boyunca emperyalizme ve uşaklarına karşı yürüttüğümüz mücadelenin 1 günlük sadakasını versek mevcut CHP yönetiminin 7 sülalesine yeter.

Sayın Özel’i muhatap alsak bize yazık muhatap almasak bu sefer millete yazık. Sayın Özel oturduğu koltuğun hakkını halen veremedi. Bay Kemal’in gösterdiği sarı kart sayın Özel’in ayarını bozdu, dengesini sarstı, oyundan giderek düşmeye başladı. Böyle giderse yakında ikinci sarı kartı da görecek. Yüzüne gülüp, yanında durup, sırtından hançerleyenleri burada saymıyorum. Nereden bakarsak acınacak durum içinde.

CHP’nin içindeki kavga, ayak oyunu, rekabet zaten bu partiyi içten içe çökertiyor. Artık iyice ayyuka çıkan bu koltuk kavgasını CHP’nin kendi meselesidir diyerek zaten nazar-ı dikkate almıyoruz. Bu çamur ülkenin ve milletin bekasını ilgilendiren bu konulara sıçramaya başladığında susma hakkımız kalmıyor. Yine atalarımızın ‘hadsize had bildirmenin 40 yetime yetime kaftan giydirmekten daha evla olduğu’ sözünü de unutmuyoruz. Biz bu tür tartışmaların tarafı olmaktan hicap duyuyoruz. Milletimize karşı sorumluluklarımızın gereği olarak bu söz düellosuna girmek mecburiyetine kalmasak inanın hepsini yok sayacak bu vakti ve enerjiyi daha hayırlı işlere teksif edeceğiz.

Vatanın selameti ve inkışafı için hayal kuran, kalbi heyecanla çarpan, kötülüklerin yok olması için karınca misali bir damla su taşımayı vazife addeden, tuğla üstüne tuğla koymak amacıyla kolları sıvayan, dosta güven, düşmana korku veren velhasıl ülkesi ve milleti için gece gündüz çalışan herkese buradan şükranlarımı sunuyorum.

Yoldaşımız milletimiz olduğu müddetçe Allah’ın izniyle istikametimizi ne içerideki bedbah ve gafiller ne de dışarıdaki düşmanlar bozabilir. Bugünlere hep milletimizle birlikte geldik. Tüm saldırıları milletimizle sırt sırta vererek püskürttük. Tüm engelleri milletimizin güçlü desteği ile aştık. Doğruluktan, dürüstlükten, samimiyetten ayrılmadık.

Bu süreçte bizi ülkeye ve millete hizmetten alıkoymaya çalıştılar. Milletin teveccühünden uzaklaştırmak için her yolu denediler. Demokrasi dışı yöntemlerle sindirmek, korkutmak istediler. Hukuk dışı uygulamalarla meşru siyaset sahasının dışına çekmeye heves ettiler. Bizim çalışma azim ve şevkimizi örselemek için darbeden, sokak olaylarına her türlü yöntemi devreye aldılar.

27 Nisan bildirisini nasıl unutabiliriz? 7 Şubat MİT krizini nasıl unutabiliriz? Gezi olayları üzerinden sahnelenen kirli oyunu nasıl unutabiliriz. Çukur terörüyle Kürt kardeşlerimize yaşatılan acıları nasıl unutabiliriz. 253 vatan evladını şehit verdiğimiz 15 Temmuz ihanetini nasıl unutabiliriz? DEAŞ’ından bölücü terör örgütüne kadar üzerimize salınan cinayet şebekelerini nasıl unutabiliriz?

Suriye’de 13 yıl boyunca yanan ateşi ülkemize taşıma senaryolarını nasıl unutabiliriz? Kimisi bilinen çoğu da bilinmeyen nice saldırı, ihanet, tuzak, bel altı vuruşu hangimiz nasıl unutabiliriz? Bunların hiçbirini unutmadık ve unutmayacağız. Yaşananlardan ibret alacak, ders çıkaracak istikbalimizi buna göre şekillendireceğiz. Muhalefet ne yaparsa yapsın ayrıştırıcı siyasete tevessül etmeyeceğiz. Muhalefetin kışkırtmalarına tevessül etmeyecek birleştirici, yapıcı siyasetten ayrılmayacağız. Sırtımızı Hak’ka ve halka yaslayacağız.

AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak günü kurtarmaya değil yarınlarımızı inşa etmeye odaklanıyoruz. Yüzyılların rüyalarının peşinden koşuyoruz. Cumhur İttifakı olarak hedeflerimize kilitlenmiş vaziyetteyiz. Menzile varıncaya kadar durmadan, dinlenmeden ilerleyeceğiz. Allah ömür verirse daha nice yıllar bu ülkeye aşkla, şevkle hizmet etmeye devam edeceğiz.

Antalya’ya 850 milyar lira kamu yatırımı yaptık. Antalyamıza üçü vakıf biri devlet olmak üzere 4 yeni üniversite kurduk. 33 bin seyirci kapasiteli stadyum dahil toplam 128 adet spor tesisi kazandırdık. 4 bin 991 yataklı 27 hastane ve ek binalar dahil 68 sağlık tesisi inşa ettik. 300 yataklı Aksu Devlet Hastanemizi yıl sonunda, 150 yataklı Konyaaltı Devlet Hastanemizi önümüzdeki yılın başında vatandaşlarımızın hizmetine sunmuş olacağız.

TOKİ vasıtasıyla 6 bin 184 konut projesini hayata geçirdik. Antalya’da 6 millet bahçesi projemiz bulunuyor. Bunların 5’inin yapımını tamamladık. Karayollarında 195 kilometreden devraldığımız bölünmüş yol mesafesini 742 kilometreye ulaştırdık. Turizm ve ticaretin iki başkenti Antalya ile Mersin’i birleştirecek Akdeniz Sahil Yolu projesini hayata geçirdik. 9,5 saat süren seyahat süresini 5 saat 50 dakikaya, güzergah üzerinde yer alan Antalya-Alanya ve Çeşmeli-Kızkalesi yolunun bitirilmesiyle 4 saat 30 dakikaya düşüreceğiz.

Toplam 122 kilometre uzunluğunda projelendirdiğimiz Antalya-Alanya otoyolumuz ticaret ve tarım sektörüne hizmet edecek. Yoğun zamanlarda 4,5 saat süren seyahat süresi yaklaşık 1 saate inecek. Antalyalı kardeşlerimizin şehir içi ulaşım çilesini çözecek 4 kritik kavşağı ve farklı seviyeli kavşakların temelini yakında atıyoruz. Akdeniz Sahil Yolu’nun Antalya-Manavgat arasında yer alan yeni nesil hemzemin akıllı kavşağa dönüştüreceğiz. Antalya’nın batısı ile doğusunu bağlayacak, ana arterlerde oluşan trafik yükünü hafifleteceğiz.

Elmalı-Finike, Antalya-Taşağıl-Konya yolu gibi 27 ayrı karayolu projesine devam ediyoruz. Eskişehir-Kütahya-Afyonkarahisar-Burdur-Antalya hızlı tren hattının hızlı tren proje çalışmalarını bitirdik. Kayseri-Nevşehir-Aksaray-Konya-Antalya hızlı tren hattını gündemimize aldık. Gazipaşa yat limanımızın inşa çalışmalarını bitirdik, çok yakında hizmete açmayı planlıyoruz.

Gazipaşa-Alanya Havalimanı ve mevcut Antalya Havalimanı ile şehrimizi iki havalimanı ile dünyanın dört bir yanına ulaşır hale getirdik. Devletimizin kasasından tek kuruş çıkmadan 927 milyon Avro yatırım bedeli ile Antalya Havalimanı’nda genişletme çalışmasını yapıyoruz. Havalimanımızı büyütme projemizin yüzde 90’ı bitti. İnşallah yakında tüm çalışmalarımızı tamamlıyoruz.”

Paylaşın

AK Parti Kulisleri: Bakan Ersoy Görevden Alınabilir

Erdoğan’ın 23 Şubat’ta yapılması planlanan AK Parti kongresinde kabinede büyük değişikliğe gideceğine işaret eden parti kaynakları, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un kongre öncesi de görevden alınabileceğinin altını çiziyor.

Parti kaynakları ayrıca, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu ve Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Alpaslan Bayraktar’ın da görevden alınabileceğini ifade ediyorlar.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin partisinin Meclis grup toplantısında “İlgili bakanlığın hiçbir şey olmamış gibi hareket ederek özeleştiride imtina etmesini doğru bulmadığımızı açıklamak mecburiyetindeyim” çıkışının ardından AK Parti kulisleri de hareketlendi. Parti içinde Ersoy’un görevden alınıp alınmamasının tartışma konusu olduğu öğrenildi.

Cumhuriyet’ten Merve Kılıç’ın haberine göre; AK Partili kurmaylar, AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Faciada bizim bir arkadaşımızın payı varsa gereğini yaparız” dediğini iddia etti. Erdoğan’ın 23 Şubat’ta yapılması planlanan AK Parti kongresinde kabinede büyük değişikliğe gideceğine işaret eden parti kaynakları, Ersoy’un kongre öncesi de görevden alınabileceğinin altını çiziyor.

Son yerel seçimlerin seçmenin uyarı işareti olduğunu belirten kurmaylar, tabanın rahatsızlığını giderecek kabine revizyonu olacağını da belirtiyor. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nun yenidoğan çetesi skandalı ve randevu krizini çözememesi nedeniyle görevden alınabileceği ifade ediliyor. Ayrıca Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Alpaslan Bayraktar’ın da çalışmalarında “pasif” olması nedeniyle görevden alınmasına kesin gözüyle bakılıyor.

Paylaşın

Erdoğan: Kimse Yargıya Ayar Veremez

Erdoğan, Ekrem İmamoğlu’na açılan davaya gönderme yaparak, “Biz hukuku kanunun üstünde gören bir milletiz. Hukuk başka kanun başka. Hukuk, hakkı haklı olana teslim etmektir. Bunu yapacağız” dedi ve ekledi:

“Türk yargısı sadece ve sadece Türk milleti adına karar verir. Türk milleti adına karar verenlere ise kimse ayar veremez. Yargıyı baskı altına almak sorumsuzluktur. Hakim ve savcılarımızın baskı altına alınması, bilhassa ailesi ve çocukları üzerinden hedefe konulması sorumsuzluğun daniskasıdır.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Adli Yargı Hâkim ve Cumhuriyet Savcıları ile İdari Yargı Hâkimleri Kura Töreni’nde konuştu. Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Aziz milletim, yasama ve yargı organlarımızın saygıdeğer temsilcileri, kıymetli misafirler sizleri en kalbi duygularımla selamlıyorum. Sizlerin vasıtasıyla adalet teşkilatımıza sevgilerimi gönderiyorum. Bugünkü kura merasimi ile yeni görev yerleri belirlenecek 1075 hakim ve savcı adayımızı tebrik ediyorum. Böylece hakim ve savcılardan oluşan adalet teşkilatının sayısı 25 bin 695’e çıkmış oluyor.

Bizim hem milli hem de manevi bünyemizde ölçü ve adalet kalp gibi hayati bir rol üstleniyor. Herhangi bir konuda hakemlik yaptığınız zaman adil olun buyruğu esasen meseleyi net bir şekilde anlatıyor. En derin krizlerle boğuştuğumuz günlerde bile adalet pusulasından şaşmadık.

Hak ve adalet kavramları bizim için vazgeçilmezdir. Siz yargı mensuplarımızdan da işte bu hassasiyetle çalışmanızı bekliyoruz. Adalet kapısına varıp da hakkını alamayan kalbi kırık ayrılan her bir vatandaşımızın vebali hem bu dünyada hem de ahirette Allah muhafaza hepimizin üzerindedir. Huzuruna gelen vatandaşa tepeden bakan yargı eski Türkiye’nin yargısıdır.

İdeolojik kamplara ayrılmış yargı eski Türkiye’nin yargısıdır. Biz de defalarca yüzleştik. Bir daha o günlere Allah’ın izniyle geri dönüş olmayacaktır. Bugün yargı sürecine müdahale etmek isteyen malum çevreler işte bu eski Türkiye hayalindedir.

“Kimse kendini hukukun üstünde göremez”

En temel hukuk kaidelerini ihlal etmeyi kendilerine hak görüyorlar. Hukukun üstünlüğü ilkesinin kendilerini bağlamadığını düşünüyorlar. Anayasa ve yasaları çiğneyebileceklerini sanıyorlar. Ama yargının kapsama alanı dışında olmadıkları gerçeği ile günden güne daha fazla yüzleşiyorlar ve bunu kabul etmek zorunda kalıyorlar. Kimse kendini hukukun üstünde erişim alanında göremez.

Biz hukuku kanunun üstünde gören bir milletiz. Hukuk başka kanun başka. Hukuk, hakkı haklı olana teslim etmektir. Bunu yapacağız. Türk yargısı sadece ve sadece Türk milleti adına karar verir. Türk milleti adına karar verenlere ise kimse ayar veremez. Yargıyı baskı altına almak sorumsuzluktur. Hakim ve savcılarımızın baskı altına alınması, bilhassa ailesi ve çocukları üzerinden hedefe konulması sorumsuzluğun daniskasıdır.”

Paylaşın

Hüseyin Çelik: AK Parti Devletin Partisi Haline Geldi

AK Parti’nin kurucularından Hüseyin Çelik, “AK Parti, halkın partisi olarak kuruldu. Ancak zamanla devletin partisi haline geldi. Devlet, partiye dönüştü. Bu ise siyasi bir felakettir” dedi.

Hüseyin Çelik, katıldığı Youtube yayınında, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından Türkiye’de oluşturulan yargı sisteminin, bağımsız bir yargıdan çok “İstiklal Mahkemeleri” gibi çalıştığını söyledi.

Çelik, “Bu aslında bir yargı değil, bir tür devrim mahkemesi gibi işliyor. İstiklal Mahkemeleri’nde nasıl savunma hakkı yoksa, 15 Temmuz sonrası yargı da maalesef bir giyotin gibi çalışıyor.” dedi. Yargının siyasallaştığını ve hukukun üstünlüğü ilkesinin rafa kaldırıldığını vurgulayan eski bakan, “Bir hukuk devleti içinde bireylerin suçluluğu kanıtlanmadan cezalandırılması kabul edilemez. Oysa, Türkiye’de insanlar listelerle işlerinden atıldı, yargılanmadan suçlu ilan edildi” ifadelerini kullandı.

Hüseyin Çelik, “Biz yargının bağımsızlığından söz ediyoruz. Sadece kağıt üzerinde yazıp kendimizi kandırıyoruz. Ne yazık ki biz de kendi militan yargımızı oluşturduk. Yani geçmişte kendisi mazlum olan, Ama bugün gücü eline aldıktan sonra eğer birileri zalim kesilmişse bu korkunç bir şeydir” değerlendirmesinde bulundu.

Eski Bakan Çelik, Türkiye’de adaletin temel ilkelerinden biri olan “suçun şahsiliği” ilkesinin ihlal edildiğini belirtti. “Bir kişinin işlediği iddia edilen bir suçtan dolayı onun çocuklarının, ailesinin de cezalandırıldığı bir sistem inşa edildi. Devlet adaletli olmalıdır, ama ne yazık ki, KHK ile işten atılan kişilerin çocukları bile iş bulamıyor. Özel sektörde dahi bu insanlara kapılar kapanıyor” diyerek mağduriyetlerin yaygın bir şekilde sürdüğünü ifade etti.

Çelik, AK Parti’nin kuruluş felsefesinden uzaklaştığını da dile getirdi. “AK Parti, halkın partisi olarak kuruldu. Ancak zamanla devletin partisi haline geldi. Devlet, partiye dönüştü. Bu ise siyasi bir felakettir” diyerek iktidarın halktan koptuğunu vurguladı.

Yeni sürece de değinen siyasetçi, “Bugün Türkiye’de milyonlarca Kürt, Alevi ve farklı topluluklar mağdur durumda. Eğer ülkede milyonlarca insan mutsuzsa, ekonomik sıkıntılar had safhadaysa, adalet yoksa, o ülkede barıştan bahsedilemez” dedi.

Abdullah Öcalan’a yönelik ‘umut hakkı’ çerçevesindeki tartışmalara ilişkin Çelik, “Abdullah Öcalan eğer çıkacaksa Türkiye’de cezaevlerinde siyasi olarak bir tek Allah’ın kulunun kalmaması lazım. Şimdi siz 80 yaşında ve tekerlekli sandalyeye bağlı olan en az 10 tane kronik hastalığı olan Melek İpek’i cezaevinde bırakacaksınız. Ama Abdullah Öcalan’ı serbest bırakacaksınız veya ümit hakkı diye onu getireceksiniz. Bu yenilir, yutulur bir şey değil. Bu kabul edilemez” dedi.

Paylaşın