Kasım Ayının Zam Şampiyonu Soğan

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Kasım ayına ilişkin enflasyon rakamlarını açıkladı. Kasım ayında enflasyon yüzde 21,62 olarak gerçekleşirken, zam şampiyonu soğan oldu.

Tüketici fiyat endeksinde (TÜFE) 2018 yılı Kasım ayında bir önceki aya göre yüzde 1,44 düşüş, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 21,62 artış gerçekleşti.

Yıllık enflasyonun son 15 yılın rekoru olan Ekim ayındaki yüzde 25,24’ten yüzde 21,62’ye gerilemesinde kurdaki ve petrol fiyatlarındaki düşüşün etkili olduğu belirtiliyor.

TÜFE aylık yüzde 1,44 düştü

TÜFE’de (2003=100) 2018 yılı Kasım ayında bir önceki aya göre yüzde 1,44 düşüş, bir önceki yılın Aralık ayına göre %20,79, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 21,62 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 15,63 artış gerçekleşti.

Aylık en yüksek artış giyim ve ayakkabı grubunda oldu

Ana harcama grupları itibariyle 2018 yılı Kasım ayında endekste yer alan gruplardan, sağlıkta yüzde 0,57, konutta yüzde 0,47, lokanta ve otellerde yüzde 0,41 ve alkollü içecekler ve tütünde yüzde 0,17 artış gerçekleşti.

Aylık en fazla düşüş ulaştırmada oldu

Ana harcama grupları itibariyle 2018 yılı Kasım ayında endekste yer alan gruplardan ev eşyasında yüzde 2,85, eğlence ve kültürde yüzde 2,08, çeşitli mal ve hizmetlerde yüzde 0,96 ve gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde 0,74 düşüş gerçekleşti.

Yıllık en fazla artış ev eşyası grubunda gerçekleşti

TÜFE’de, bir önceki yılın aynı ayına göre çeşitli mal ve hizmetler yüzde 27,87, gıda ve alkolsüz içecekler yüzde 25,66, konut yüzde 24,76 ve eğlence ve kültür yüzde 21,18 ile artışın yüksek olduğu diğer ana harcama gruplarıdır.

Kasım 2018’de endekste kapsanan 407 maddeden; 38 maddenin ortalama fiyatlarında değişim olmazken, 261 maddenin ortalama fiyatlarında artış, 108 maddenin ortalama fiyatlarında ise düşüş gerçekleşti.

Bakan Albayrak’tan ‘enflasyon’ mesajı

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, TÜİK’in açıkladığı enflasyon rakamları sonrası, twitter üzerinden yaptığı açıklamada, enflasyonda düşüşün güçlü şekilde başladığını ve bu eğilimin süreceğini belirterek, “Kasım ayı enflasyon rakamları, eylül ayındaki yüksek enflasyon sonrasında atılan adımların ve Enflasyonla Topyekun Mücadele Programı’nın başarısını ortaya koymuştur.” ifadesini kullandı.

Paylaşın

Derbinin Kazananı Beşiktaş: 1-0

Beşiktaş, Spor Toto Süper Lig’in 14. haftasında Vodafone Park’ta ağırladığı Galatasaray’ı 1-0’la geçti. Beşiktaş, böylece 24 puana yükselip ezeli rakibini averajla geride bıraktı.

Beşiktaş’a galibiyeti getiren gollü 18. dakikada penaltıdan Ljajic kaydetti. 2018’in son derbisini kazanan Beşiktaş, böylece 24 puana yükselip ezeli rakibini averajla geride bıraktı.

Stat: Vodafone Park

Hakemler: Cüneyt Çakır, Bahattin Duran, Tarık Ongun

Beşiktaş: Karius, Adriano, Necip Uysal, Vida, Caner Erkin, Medel (Dk. 70 Lens), Dorukhan Toköz, Quaresma, Ljajic, Mustafa Pektemek (Dk. 81 Vagner Love), Güven Yalçın (Dk. 46 Hutchinson)

Galatasaray: Muslera, Ozan Kabak, Maicon, Ahmet Çalık, Mariano (Dk. 78 Linnes), Fernando, Selçuk İnan (Dk. 74 Muğdat Çelik), Nagatomo, Feghouli, Onyekuru (Dk. 83 Ömer Bayram), Eren Derdiyok

Gol: Dk. 18 Ljajic (Penaltıdan) (Beşiktaş)

“Kazanmak sevindirici”

Beşiktaş’ın başarılı Teknik Diretörü Şenol Güneş, karşılaşma sonrası yaptığı değerlendirmede, “Maçı kazanmak önemli ve biz üç puan aldık. Bizim için sevindirici bir durum. Dinamik oyuncuları oynatmaya çalıştım. Çok kaliteli bir maç olmadı. Bizim kazanmamız kimseyi rahatsız etmesin. Bugünkü oyun bunu gerektiriyordu. Savunma anlayışımızdan dolayı rakip oyun kurmaya değil, uzun oynamaya çalıştı. Bu takım kazandığı için birlikte değil. Birlikte olduğu için kazanan bir takım.” ifadelerini kullandı.

“İkinci devre bambaşka bir Galatasaray olacak”

Galatasaray Spor Kulübü 2. Başkanı Abdurrahim Albayrak, 1-0 kaybedilen Beşiktaş karşılaşmasının ardından basın mensuplarına yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

“İyi bir maç oldu. İki takım da iyi mücadele etti. İki takımı da tebrik ediyorum. Fazla da bir şey söylemek istemiyorum. Akşam televizyon programlarında pozisyonları izleyeceğiz. İnşallah maça başka şeyler damga vurmaz. Beşiktaş bugün kazandı ve puanlarımız eşitlendi. Ancak açık şekilde söylüyorum ki eğer biz ilk devreyi 6 puan geride kapatırsak, konuştuğumuz ve düşündüğümüz oyuncuları kadromuza katabilirsek ikinci devre bambaşka bir Galatasaray olacak. O zaman çok daha başka şeyler konuşacağız.

“Önemli bir galibiyet”

Beşiktaş’ın Kalecisi Loris Karius, karşılaşma sonrası yayıncı kuruluşa yaptığı açıklamada, “Gerçekten Vodafone Park’ta harika bir atmosfer vardı. Taraftarlarımız bizi desteklediler. Kolay olmadı, çok zor oldu. Taraftarlarımızın sayesinde galibiyeti elde ettik. Derbiyi kazanarak zirveye yaklaşlaştık. Bizim için önemli bir galibiyetti” dedi.

“Büyük bir takım olduğumuzu bir kez daha gösterdik”

Beşiktaş’a galibiyeti getiren gollü atan Adem Ljajic, karşılaşmaya ilişkin yaptığı açıklamada, “Çok önemli bir galibiyetti. Gerçekten kalpten oynadık. Büyük bir takım olduğumuzu bir kez daha gösterdik. Elimizden gelen her şeyi ortaya koyduk. Golden dolayı çok mutluyum. Performansım giderek iyiye gidiyor. Daha da yukarı taşıyacağıma inanıyorum” ifadelerini kullandı.

“Kendi adıma da çok mutluyum”

Adriano Correia ise yaptığı açıklamada, “Bu galibiyet bizim için çok önemliydi. Bu sezon inişli çıkışlı bir grafik ortaya koyuyoruz. Kaybettiğimiz güvenimizi kazanmamız açısından çok önemliydi. Bugün olduğu gibi taraftarımıza her zaman ihtiyacımız var. Mücadelemizi desteklesinler ve her zaman yanımızda olsunlar. Baktığımız zaman sahada başından sonuna kadar savaşan bir Beşiktaş vardı. Kendi adıma da çok mutluyum. Geri döndüm sakatlığım bitti” dedi.

(Haber Kaos)

Paylaşın

Akşener’den Kritik ‘İttifak’ Açıklaması

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, İstanbul Bilgi Üniversitesi Santral Kampüsünde Atatürkçü Düşünce Kulübü tarafından düzenlenen ‘Türkiye’de Gençlik ve Siyaset’ konulu panele konuşmacı olarak katıldı.

İyi Parti Genel Başkanı Akşener, katıldığı programda, Mart 2019’da yapılacak olan yerel seçimlerde partisinin CHP ile ittifak yapıp yapmayacağına ilişkin değerlendirmede bulundu.

Akşener’in ittifak konusuna ilişkin yaptığı değerlendirme özetle şöyle:

  • Belediye seçimlerine giderken İttifak’a kimisi ‘işbirliği’ diyor biz ‘güç birliği’ diyoruz ama konuşmalarımız var.
  • Henüz basına yansıyan ‘şu şehir, bu şehir’ diye haberler gerçeği yansıtmıyor. Şehirler üzerinden konuşmadık. Ankara’ya hem Cumhuriyet Halk Partili seçmenin razı olabileceği, hem de sağ seçmen kitlesinin razı olabileceği bir kişi, iki partinin ortak adayı da olabilir.
  • İstanbul’a gelince elbette Cumhuriyet Halk Partisi başa güreşiyor. Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul’da adayını çıkarır. İzmir’i tartışmaya bile değmez.
  • Bizim 9 ilçe belediyemiz var. Karabük, Uşak, Afyon ve Niğde illerinde çok iddialıyız.

Öte yandan İYİ Parti’de aday adaylığı başvuru tarihi açıklandı. İlk yerel seçim sınavını 31 Mart seçimlerinde verecek olan partide aday adaylığı başvurularının 1 Aralık itibariyle başlayacağı duyuruldu. Duyuruda başvuru sürecinin 15 Aralık’ta sona ereceği bildirildi.

 

Paylaşın

Selahattin Demirtaş’ın Tahliye Başvurusu Reddedildi

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AHİM) HDP Eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın serbest bırakılmasına dair kararı sonrası tahliyesi için yapılan başvurunun mahkeme tarafından reddedildiği bildirildi.

Karar sonrası twitter üzerinden açıklama yapan Demirtaş’ın avukatlarından Ramazan Demir, tahliye talebinin ‘AİHM kararı kesinleşmedi’ gerekçesiyle kabul edilmediğini belirtti.

Ramazan Demir, konuya ilişkin açıklamasının devamında “Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi AİHM kararına rağmen Selahattin Demirtaş’ın tutukluluğunun devamına karar verdi. Mahkeme gerekçe olarak da AİHM kararı henüz kesinleşmedi demiş, sonra da Adalet Bakanlığı’na yazı yazmışlar öyle değil mi diye. Bu rezaletin tarifi yok” ifadelerini kullandı.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), 20 Kasım’da verdiği kararda 2 yıldır cezaevinde bulunan Selahattin Demirtaş’ın tutukluluğunun sona erdirilmesi gerektiğine hükmetmişti.

Demirtaş, AİHM kararına rağmen ilk derece mahkemesinin tahliye talebini reddetmesine tepki gösterdi.

Selahattin Demirtaş, twitter hesabından yaptığı açıklamada, “Beni yargıladığını zanneden mahkeme zaten ilk günden beri açıkça, kanun falan tanımam diyordu. Kanunu tanımayana biz mahkeme mi diyeceğiz peki? 12 Aralık’ta, Ankara’daki duruşmada yüzüme nasıl bakacaklar bilmiyorum. Fakat beklesinler, duruşmaya geliyorum. Söyleyeceklerim var…” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

“Küresel Ekonomideki Belirsizlikler Önemini Koruyor”

Merkez Bankası (MB) Finansal İstikrar Raporu’nu yayınladı. MB Başkanı Murat Çetinkaya’nın İstanbul’da gerçekleştirilen JP Morgan Yatırımcı Toplantısı’nda yaptığı sunum, bankanın resmi internet sitesinde yayımlandı.

Merkez Bankası tarafından hazırlanan ‘Finansal İstikrar Raporu’nda küresel ekonomiye ilişkin belirsizliklerin önemini koruduğu belirtilirken, “Yurt içi iktisadi faaliyetteki dengelenme süreci devam etmiştir” denilirken, MB Başkanı Çetinkaya yaptığı açıklamada “Enflasyon kademeli olarak hedeflere yakınsayacak” dedi.

“Küresel ekonomiye ilişkin belirsizlikler önemini koruyor”

Merkez Bankası (MB) Finansal İstikrar Raporu’nu yayınladı.

Merkez Bankası tarafından hazırlanan ‘Finansal İstikrar Raporu’nda küresel ekonomiye ilişkin belirsizliklerin önemini koruduğu belirtilirken, “Yurt içi iktisadi faaliyetteki dengelenme süreci devam etmiştir” denildi.

Raporda, farklı nitelikteki şokların finansal istikrara yönelik oluşturduğu risklerin para politikası adımları ve koordineli tedbirlerin etkisiyle sınırlandırıldığı ifade edildi.

Bankanın önümüzdeki dönemde fiyat istikrarını sağlama ve finansal istikrarı destekleme hedefleri doğrultusunda elindeki tüm araçları kullanmaya devam edeceği vurgulandı.

“Enflasyon kademeli olarak hedeflere yakınsayacak”

Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya’nın İstanbul’da gerçekleştirilen JP Morgan Yatırımcı Toplantısı’nda yaptığı sunum, bankanın resmi internet sitesinde yayımlandı.

Ekonomideki dengelenme eğiliminin belirginleştiğini ifade eden Çetinkaya, “Alınan koordineli önlemlerin de katkısıyla enflasyonun kademeli olarak hedeflere yakınsaması beklenmektedir. Para politikası araçları fiyat istikrarı doğrultusunda etkin bir şekilde kullanılmaya devam edecektir” dedi.

Çetinkaya, ekonomideki dengelenme eğiliminin belirginleştiğini belirterek, “Dış talep gücünü korumakla birlikte, finansal koşullardaki sıkılaşma ve zayıf iç talebin etkisiyle iktisadi faaliyet yavaşlamıştır” açıklamasını yaptı.

Sunumunun sonunda genel bir değerlendirme yapan Çetinkaya, şunları söyledi:

“Ekonomideki dengelenme eğilimi belirginleşmiştir. Dış talep gücünü korumakla birlikte, finansal koşullardaki sıkılaşma ve zayıf iç talebin etkisiyle iktisadi faaliyet yavaşlamıştır. TCMB fiyatlama davranışlarındaki bozulmayı sınırlamak amacıyla güçlü bir parasal sıkılaştırma yapmıştır. Alınan koordineli önlemlerin de katkısıyla enflasyonun kademeli olarak hedeflere yakınsaması beklenmektedir. Enflasyon görünümünü etkileyen faktörler yakından izlenerek para politikası araçları fiyat istikrarı doğrultusunda etkin bir şekilde kullanılmaya devam edecektir.”

Paylaşın

HDP Eş Genel Başkanı Buldan: Her Yerde Kazanacağız

HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, partisinin Ankara İl Kongresi’nde yaptığı konuşmada, “Yerel seçimlerde birbirimize kenetlenmek zorundayız. Bu anlayışla her yeri kazanacağız” ifadelerini kullandı.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, partisinin Ankara İl Kongresi’nde gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu:

Konuşmasına, “Siyasi iktidarların görev ve sorumluluğu ülkenin temel sorunlarına çözüm üretmek, toplumsal talepleri karşılamaktır. Halk bu nedenle bir siyasi partiye oy verir ve onu iktidar yapar” ifadeleriyle başlayan Buldan, konuşmasının devamında özetle şu ifadeleri kullandı:

16 yıllık AKP iktidarının bu topluma verdiği nedir? Ülkeye maliyeti nedir? İçeride ve dışarıda sürekli kriz üretme, toplumu kamplaştırıp kutuplaştırma, hukuksuzluğu hukuk haline getirme, yolsuzluklarla, rantla ekonomiyi batırma, silaha, savaşa yatırım yapma AKP’nin temel görevleri arasında olmuştur. İşçinin, emekçinin, kadının ve gençlerin hakkını gasp etmek AKP’nin temel görevleri arasında olmuştur. Siyaseti tasfiye etmek, AKP’nin temel görevleri arasında olmuştur.

“Leyla Güven’in eylemini her yerde sahipleneceğiz”

Ülkenin yarı açık bir cezaevine dönüştüğü bir durumda Hakkari Milletvekilimiz Leyla Güven’in başlatmış olduğu açlık grevini selamladığımızı belirtmek isterim. Sevgili Leyla Güven onurlu ve kararlı bir direnişin sahibi olarak, bedenini açlık grevini yatırmıştır. Açlık grevi eylemi önemlidir. Leyla Güven’in bu eylemini her yerde sahipleneceğiz.

“Elinizi Kürtlerin yakasından çekin”

Kürt halkının kazanımlarını yok etmek, Türkiye açısından çok sıkıntılıdır. AKP iktidarına şunu söylemek isteriz. Elinizi Kürtlerin yakasından çekin, elinizi Türkiye halklarının yakasından çekin.

“AKP’ye kaybettirmek istiyorsak birlikte olmanın zamanıdır”

Ülkenin bütün toplumsal kesimlerine bir çağrı yapmak isterim. AKP’nin baskı ve zulüm politikasından kurtulmanın yolu demokrasiden, özgürlüklerden, bir arada yaşamdan geçmektedir. Bir arada yaşamdan yana olan tüm demokrasi güçlerinin ittifakından geçmektedir. Ankara ve İstanbul özellikle çok önemlidir. Eğer biz bu faşizan zihniyeti yenmek istiyorsak ve AKP’ye kaybettirmek istiyorsak birlikte olmanın, dayanışmanın, güç birliği oluşturmanın tam da zamanıdır.

Akşener’in “HDP ve AKP gizli görüşüyor” iddiası

Meral Akşener’in “HDP ve AKP gizli görüşüyor” iddiasına karşı şunu söylemek isterim. Ne gizli, ne de açık, hiçbir şekilde AKP ile görüşmemiz söz konusu değildir.

Demirtaş’ı, Yüksekdağ’ı, Baluken’i ve tüm milletvekillerimizi cezaevinde tutan bir anlayışla asla görüşmeyeceğimizi ilan etmek isteriz. Belediyelerimize kayyum atayan anlayışla, “Kürtleri yok edeceğiz” diyen anlayış ile asla görüşmeyiz.

Bizim ilkesel, asla taviz vermeyeceğimiz konuların başında bu gelmektedir. Herkesin bu konuda içi rahat olmalıdır.

“Her yeri kazanacağız”

Faşizmi hep birlikte yıkabiliriz. Kadınların geleceği, gençlerin özgür yarınları ve Türkiye halklarının kazanımları için buna ihtiyaç vardır. Yerel seçimlerde birbirimize kenetlenmek zorundayız. Bu anlayışla her yeri kazanacağız. Sadece kayyumların atandığı yerlerde değil Ankara’da da, İstanbul’da da Mersin’de de, Adana’da da AKP’yi bir tabela partisi haline getirmeyi kendimize görev biliyoruz.

Paylaşın

Ekim Ayında En Az 34 Kadın Eerkekler Tarafından Öldürüldü!

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun açıkladığı rapora göre, 2018 yılının ekim ayında 34 kadın öldürüldü. Erkekler 2018’in ilk on ayında en az 209 kadın erkekler tarafından öldürüldü.

Ekim ay içerisinde en çok kadın cinayetinin işlendiği iller ise şu şekilde; İstanbul 8, Adana 2, Tekirdağ 2.

İşlenen kadın cinayetlerinin 13’ü şüpheli ölüm olarak kaydedilirken, 7 kadının neden öldürüldüğü tespit edilemedi ve 9’u kendi hayatına dair karar almak isterken öldürüldü.

Öldürülen kadınların 10’u evli olduğu erkek tarafından, 2’si birlikte olduğu erkek, 3’ü akraba ya da tanıdığı kişiler tarafından, 2’si ayrıldığı erkek,1’i üvey oğlu, 1’i erkek kardeşi tarafından öldürüldü.

Kadınların 15’i 36-65 yaş, 8’i  26-35 yaş, 5’i 19-25 yaş, 1’i 12-14 yaş ve 31’i 66 yaş ve üzeri yaş aralığındaydı. 4’ünün yaşı tespit edilemedi.

10 kadın kesici aletle, 7’si ateşli silahla, 6’sı yüksekten düşerek, 3’ü boğularak ve 1’i araçla ezilerek öldürüldü. Erkekler 2018’in ilk on ayında en az 209 kadın erkekler tarafından öldürüldü.

Paylaşın

Dramatik Bir Aşk Hikâyesi, “Tutsak”

Sinema salonlarında bu hafta, “Bel Canto (Tutsak), Bohemian Rhapsody, Climax, Fındıkkıran ve Dört Diyar, İyi Oyun, Dünya Hali, Ecinni” olmak üzere 3’ü yerli 7 film vizyona giriyor.

Tutsak 

Ann Patchett’in aynı adlı eserinden uyarlanan ve dram, gerilim tarzında olan Bel Canto’nun (Tutsak) yönetmen koltuğunda Paul Weitz oturuyor.

Başrollerini Julianne Moore ve Ken Watanabe’nin paylaştığı filmin kadrosunda Demian Bichir, Sebastian Koch, Christopher Lambert, Elsa Zylberstein gibi isimler yer alıyor.

Tutsak (Bel Canto), Japon endüstri devi Bay Hosokawa’nin düzenlediği özel bir partide konser vermek üzere Güney Amerika’ya seyahat eden ünlü soprano Roxanne Coss’un dramatik aşk hikâyesini anlatıyor.

Japon iş adamı Katsumi Hosokawa‘nın doğum günü için özel bir parti düzenlenmektedir. Amerika’nın ünlü sopranosu Roxane Coss’da partinin konukları arasındadır ve özel bir konser verecektir.

Diplomat ve politikacılardan oluşan seçkin kalabalık bir araya geldikten sonra partinin verildiği malikâne, tutuklu arkadaşlarının salıverilmesini isteyen bir grup gerilla tarafından ele geçirilir.

Bir süre sonra rehine sayısındaki fazlalık gerillalar için sorun olmaya başlar. İçlerinde Katsumi Hosokawa ve Roxane Coss’un da yer aldığı bir grup önemli kişi dışındakileri serbest bırakırlar.

Hosokawa ve Coss bir ay sürecek bu zorlu bekleyiş sırasında birbirlerini yakından tanıma fırsatı bulur.

Bohemian Rhapsody

Film, tüm zamanların en iyi gruplarından biri olan Queen’in solisti Freddie Mercury’nin Londra’nın Wembley Stadı’nda gerçekleşen unutulmaz 1985 Live Aid konserine giden yıllarını konu ediyor.

Filmin prodüksiyon sürecinde yönetmen Bryan Singer, disiplinsiz hareketlerinden dolayı yönetmenlikten azledildi ve yerini Dexter Fletcher aldı. Ancak Amerikan Yönetmenler Birliği kurallarına göre filmlerde tek bir yönetmen adı verilmesi gerektiğinden Bryan Singer’ın adı yönetmen olarak filmde gösterildi.

Filmde Freddy Mercury’ye hayat veren Rami Malek’e Joseph Mazzello, Ben Hardy, Lucy Boynton, Mike Myers, Aidan Gillen, Gwilym Lee, Tom Hollander, Allen Leech ve Aaron McCusker’in eşlik etti.

Film, simgeleşmiş şarkıları ve devrimci sesiyle grubun meteorik yükselişine, Mercury’nin yaşam tarzının kontrolden çıkması ile çıkan iç çatışmaya ve yaşamını tehdit eden hastalığına rağmen Mercury’nin rock müzik tarihinin en büyük performanslarından birinde gruba liderlik ettiği Live Aid konserinin arifesinde muzaffer birleşme sürecine yayılıyor.

Climax

Fransız yönetmen Gaspar Noe’nin yazıp yönettiği korku, dram ve müzikal karışımı filmin başrollerinde Sofia Boutella, Romain Guillermic ve Souheila Yacoub oynuyor.

Film, 90’ların ortasında birbirini yeni tanıyan 20 dansçı, üç günlük bir prova için ormandaki yatılı bir okulda bir araya gelir. Ekip provalar dışında da eğlenceli vakit geçirirler.

Provalar bitmesinin ardından ayrılmadan önce son bir parti düzenlerler. Fakat içkilerin sayısı arttıkça içlerinden bazıları tuhaf davranışlar sergilemeye başlar.

Gençler bir süre sonra tamamen kontrollerini kaybeder. Artık onların içine düştükleri girdaba direnmeleri neredeyse imkansızdır. Müzik, dans, gerilim ve cinsellik dolu bu ortamda kimileri cennette olduğunu hissederken kimileri içinse durum cehennemden farksızdır.

Fındıkkıran ve Dört Diyar

E.T.A. Hoffmann’ın klasik masalından esinlenen haftanın fantastik yapımı Fındıkkıran ve Dört Diyar ın (The Nutcracker and the Four Realms) yönetmen koltuğunda Lasse Hallström otururken filmin başrollerini Keire Knightley, Mackenzie Foy, Morgan Freeman ve Helen Mirren gibi isimler paylaşıyor.

Genç Clara’nın istediği tek şey bir anahtardır. Bu eşi benzeri olmayan anahtar, vaftiz babası Drosselmeyer’ın ona geleneksel parti sırasında verdiği ve hayata zamansızca veda etmiş olan annesinin paha biçilemez altın tarağını bulunduran kutunun anahtarıdır. Ancak bu anahtar garip ve esrarengiz bir paralel dünyada kaybolmuştur.

Clara bu paralel dünyada bir fare çetesiyle, Çiçekler Ülkesi, Tatlılar Ülkesi, Kar Taneleri Ülkesi olmak üzere 3 boyuta hükmeden hükümdarlarla ve yolculuğunda ona eşlik edecek olan Phillip isimli bir askerle tanışır. Clara ve Phillip, despot Zencefil Anne’nin yönetimindeki 4. boyutta da anahtarı aramak ve dengesi bozulmuş olan paralel evrene denge getirebilmek için cesur olmalıdır.

İyi Oyun

Senaryosunu Emre Sirel’in yazdığı Umut Aral’ın yönetmenliğini üstlendiği filmde, Mert Yazıcıoğlu, Afra Saraçoğlu, Kerem Bürsin, Orkun Işıtmak, Yiğit Kirazcı, Hakan Kurtaş, Doğaç Yıldız ve Bahar Şahin gibi isimler rol aldı.

Cenk liseyi yeni bitirmiş genç bir çocuktur. Evin yükünü tek başına omuzlayan annesine yardım etmeye çalışan Cenk, yarı zamanlı çalıştığı internet kafede başkaları adına para ile oyun oynar.

Fakat bir gün yeni kurulan bir takımın menajeri tarafından keşfedilince kendisini bambaşka bir dünyanın içerisinde bulur. Profesyonel oyun dünyasının içerisinde takım arkadaşları Batu, Naz, JJ, Aslan ve koçları Özer ile birlikte zorlu bir yolculuğa çıkan Cenk turnuvayı kazanmak için çabalar.

Dünya Hali

Ömer Can’ın yönetti filmin başrollerinde Murat Dalkılıç ile Melis Sezen oynuyor. Murat Dalkılıç ve Melis Sezen’e Demet Gül, Gökay Müftüoğlu, Serenay Aktaş, Eren Hacısalihoğlu, Sadık Gürbüz ve Pınar Şenol eşilik ediyor.

Aslında Makine Mühendisi olmasına rağmen animatörlük yaparak geçinen, çekingen Serdar (Murat Dalkılıç) çok uzun zamandır bir dergide çalışan Gizem’e (Melis Sezen) büyük bir aşkla bağlıdır. Ancak Gizem onun var olduğundan bile haberdar değildir. En yakın arkadaşları Masal ve Batu’yla girdiği bir iddia sonucunda Gizem’le bir şekilde tanışıp onunla sevgili olabilmeyi aklına koyar.

Gizem’in dergide işleyeceği konu filofobi, yani aşık olma korkusudur. Bu nedenle Serdar, kendini bir filofobik biri gibi göstererek Gizem’le tanışmayı başarır. Bu çok önemli adımı atmayı başaran Serdar için işler yine de güllük gülistanlık olmaz, Gizem’in patronu Arda’nın da gözü Gizem’dedir. Bir yandan annesi Halime’nin onu bir an önce evlendirme baskısını da sürekli üzerinde hissetmektedir.

Ecinni

Mehmet Sağlam’ın yazıp yönettiği filmin oyuncu kadrosunda Batuhan Zeybek, Erol Üzümcü, İlke Ketboğa, Süha Çağrıcı, Öznur Ulutaş gibi isimler yer alıyor. Korku türündeki filmin görüntü yönetmenliğini ise Ahmet Yaşar Gümüş üstleniyor.

İletişim Fakültesi’nde okuyan Kadir (Batuhan Zeybek), 15 yıl önce kız kardeşinin anlaşılmaz bir şekilde ortadan kaybolmasının ardından cinlerle iletişime geçmeyi öğrenmiş genç bir adamdır.

Bir belgesel çekimi için kadim bir köye sevgilisi Aslı ve 2 diğer arkadaşıyla birlikte giden Kadir, burada yaşadığı bazı olayları köye gelmeden hemen önce yaşadıklarıyla karşılaştırınca ters giden birşeyler olduğunu anlar.

Ve yıllar içinde cinlerden öğrendiklerini kullanarak gizemi çözmeye çalışır, ancak beklenmedik sürprizlerle karşılaşır.

(Haber Kaos)

Paylaşın

“Milletin Alın Teri, Faiz Yoluyla Bir Avuç Rantiyeciye Akıtılacak”

Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Karamollaoğlu, açıklamasında “Milletin alın teri, faiz yoluyla bir avuç rantiyeciye akıtılacak” dedi.

Basın toplantısında, açıklanan 2019 bütçe rakamlarını eleştiren Karamollaoğlu, bütçenin bir hükümetin kimliğini ortaya koyduğunu ifade ederek, işçinin, çiftçinin, memurun, esnafın ve emeklinin düşünülmediğini; yine rantiyecilerin ve faiz lobisinin kazanacağını söyledi.

TBMM Plan Bütçe Komisyonu’nda görüşülmeye başlanan 2019 bütçesindeki rakamları değerlendiren Karamollaoğlu, “Bu tablo Osmanlı Devleti’nin çöküşünden önceki son 80 yılın özetidir. Çünkü  açık verdikçe borçlanırsınız, borçlandıkça  açık verirsiniz. Sonra bu açığı kapatmak için menkul, gayri menkul sahip olduğunuz bütün değerleri elden çıkarmak zorunda kalırsınız. İşte maalesef bu noktaya gelmiştir. Elde kalan bütün varlıkların bir bir elden çıkarılması bunun sonucudur” dedi.

Karamollaoğlu, ekonomide yaşanan sorunların borç alarak değil ancak üç yolla çözebileceğini söyledi:

1-      Kaynak bularak

2-      Bulduğunuz kaynakları tüketime değil üretime yatırarak.

3-      İsraf ve yolsuzluğu önleyerek

“Milletin alın teri, faiz yoluyla bir avuç rantiyeciye akıtılacak”

2019 bütçesindeki en dikkat çekici rakamın yine faiz ödemeleri olduğunu belirten SP Lideri, konuya ilişkin eleştirilerini şöyle sürdürdü:

2018 bütçesindeki faiz gideri 71.7milyar liraydı. Peki 2019 Bütçesindeki faiz ödemesi ne kadar? 117.3  milyar lira

Gerçekten korkunç bir tablo. Bunun bir tek anlamı var? yine milletin alın teri, emeği faiz yoluyla  bir avuç rantiyeciye aktarılacak.

Siz faize bir yılda 117 milyar lira ödeyeceksiniz, sonra kalkıp emeklilikte yaşa takılanları yük olarak göreceksiniz.

Bu ülkenin üzerindeki en büyük yük sizsiniz.  Borç almayı maharet sayan anlayışınız maalesef ülkeyi ekonomik bir felaketin eşiğine getirmiştir.

“Bu bütçe Türkiye bütçesi değil Külliye bütçesidir” 

Bütçe rakamlarının bir iktidarın kimliğini ele verdiğini söyleyen Karamollaoğlu, “Bu bütçe Türkiye bütçesi değil Külliye bütçesidir. Bu bütçe üretim bütçesi değil tüketim bütçesidir. Bu bütçe kalkınma bütçesi değil oyalama bütçesidir. Bu bütçede. Emekli yoktur. Asgari ücretli yoktur. Memur, işçi, emekçi yoktur. Kıt kanaat ayakta durmaya çalışan esnaf ve sanatkar yoktur. Çiftçi, üretici yoktur. Aslan payı her yıl olduğu gibi bu yılda rantiyeciye, bir avuç mutlu azınlığa aktarılacaktır. Yine en çok faiz lobisi kazanacaktır. Rakamlar bunun habercisidir” dedi.

Basın açıklamasında, sözü uzatmaya gerek olmadığını belirten Karamollaoğlu, açıklanan 2019 bütçesine yönelik eleştirilerini şöyle sürdürdü:

“Denk bütçe yapmadan faiz lobisini engelleyemezsiniz. Havuz sistemini kurmadan sömürüyü önleyemezsiniz.  Üretim ve ihracat seferberliği başlatmadan ekonomiyi düzeltemezsiniz. Her işin başına, önce ahlak ve maneviyat düsturunu koymadan haksızlığı ve ahlaksızlığı önleyemezsiniz. Şahsiyetli bir dış politikaya geçmeden  sözü dinlenir itibarlı bir devlet haline gelemezsiniz. Biz bunları deyince iktidar diyor ki: “Efendim bizde havuz sistemini kurduk, işte varlık fonu bunun için kuruldu” şeklinde serzenişte bulunuyorlar. Bizde diyoruz ki milletin istifade etmediği. Dibi delik bir havuz sistemine havuz sistemi denmez!

Genel hatlarıyla 2019 bütçesi

– 880 milyar 360 milyon lira gelir, (2018 Gelir Hedefi 821.8 Milyar TL)

– 960 milyar 976 milyon lira harcama hedefleniyor. (2018 Gider Hedefi 893 Milyar TL)

– 80 milyar 360 milyon liralık bütçe açığı var. (2018 Beklenen Bütçe Açığı 72 milyar)

Paylaşın

HDP’li Temelli: Bu Halk Ne Baş Eğecek Ne Diz Çökecek

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, HDP’li belediyelere atanan kayyumlar üzerinden Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı eleştirerek, “Bu halk ne baş eğecek ne diz çökecek” dedi.

HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, haftalık Meclis grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Temelli’nin açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

Kayyumları süpürüp atacağız

Bu kayyumları bu coğrafyadan süpürüp atacağız. Ama bununla kalmayacağını fark edenler birbirlerine düştüler. Önce yerel yönetimlerde, sonra merkezi yönetimlerde hepsini süpürüp atacağız. Bunları faşizmin çöplüğüne süpürüp atacağız.

Biliyorsunuz, AKP Kürt illerinde seçim kampanyasını valilerle, savcılarla, kaymakamlarla, güvenlik güçleriyle yürütüyor. AKP’nin kampanyası böyle sürüyor. Bu zihniyetle halka yaklaştığı için de cevabını yerel seçimlerde alacak.

Ya abluka ya kayyum

Amed’de bir akşam sokaklara çıkanlar baktılar kent abluka altında. Ne oluyor, yarın Cumhurbaşkanı geliyor. Böyle geleceksen gelme, bu kadar korkuyorsan gelme. Nasıl prompterdan okuyorsun oraya da sinevizyonla git. Sen korkuyorsun diye neden bu şehir abluka altına alınıyor. Ama bunlar kayyumcu olduğu kadar ablukacı da. Lice’ye gidiyorsunuz, Bitlis’e gidiyorsunuz abluka var. Nereye gitseniz ya abluka ya kayyum var.

Bu halk bunu hak etmediği için de yanıtı çok güçlü oluyor. 40 yıldır bu yanıtı vermeye devam ediyor, 40 yıl da geçse devam edecek. Ne baş eğecek ne diz çökecek. Barış ve demokrasi mücadelesinde ayağımız zerre kadar sürtmeyecek.

Adaletsizlikte sınır tanımıyorlar

Bunlar adaletsizlikte sınır tanımıyorlar. Devam ediyorlar, kaybettiklerini, yenildiklerini anladıkça devam ediyorlar. Geçen hafta 259 muhtar görevinden alındı. Hangi muhtarlar alındı, tesadüfe bakın ki gene kayyum coğrafyasında Kürt muhtarlar görevden alındı.

İbadetimizi de eğitimimizi de, anadilimizde yapacağız

O denli ayrımcılık var ki müftülere diyor ki “Doğu’yu ve Güneydoğu’yu boş bırakmayın”. Zihniyete bak, orada imam yok mu, orada dindarlar yok mu? Var. Ama onlara bile yaklaşırken bu ayrımcılık ile yaklaşıyor. Yani onlar anadilinde ibadet etmesin. “Onların kimliklerini yok sayalım”, yani “asimilasyona devam” diyor. İşte buna karşı biz de diyoruz ki ibadetimizi de eğitimimizi de anadilimizde yapacağız, kimliklerimizle yapacağız.

Öğrenciler ant içmesin süt içsin süt!

Şimdi hiç anlamı yokken, öğrenci andı meselesi yeniden gündeme geldi. 5 yıl önce bitmiş gitmiş, kimsenin sorduğu yok, kimsenin aklına gelecek bir mesele değil. Bu toplumda Türk çocuklarımız and okumuyor diye Türk olmalarında bir zaafiyet mi oluştu. Hayır. Aslında anttan çok daha beter ırkçı söylemleri o çocukların kafasına sokmak için ders kitaplarına işlediniz. Cinsiyet ayrımcılığı, etnik ayrımcılık, inanç ayrımcılığı, her şeyi kitaplara işliyorsunuz. Fakat bu ant meselesi niye ortaya çıktı. Nedir bu mesele, tıpkı her zaman yapıldığı gibi bu ülkede milliyetçilik üzerinden siyaset yapma anlayışının bir tezahürüdür.

Yine döndü dolaştı karşımıza geldi. Öğrenciler ant içmesin süt içsin süt! Çünkü bu ülkede çocuk yoksulluğu var. Çocuklarımızın fiziksel ve mental gelişimi sorunlu. Çünkü bu ülkede uluslararası sağlık örgütünün verilerine göre çocuk gelişiminde sıkıntılar var. Bunlara kafa yoracaklarına yaptıkları bu.

Cumhur İttifakı’nın kavgası kayıkçı kavgasıdır

İktidarın harcadığı mesaiye bakın; yerel seçim pazarlıkları, Cumhur İttifakı birbiriyle pazarlığa tutuşmuş, af konusu, EYT konusu, and konusu. Bunlar üzerinden yürüyen hikaye pazarlıktır, bu kayıkçı kavgasıdır. Bu kavgaya son vermenin yolu halkın iradesine sahip çıkmak, halkın önderliğini kabul etmektir.

Emeklilikte yaşa takılmıyorsunuz, emeklilikte Saray’a takılıyorsunuz

Ekonomideki rakamlara baktığımızda işsizliğin yükseldiğini, hayat pahalılığının arttığını biliyoruz. Bu ülkede yaşayan insanlardan 80 milyonun 64 milyonu yoksulluk sınırının altında. Bir bütçe geldi, bırakın yoksulluğu azaltmayı aksine artıracak bir bütçe hazırlanmış. Emeklilikte Yaşa Takılanlar son günlerde en çok tartışılan konu. Ben buradan arkadaşlarıma sesleniyorum emeklilikte yaşa takılmıyorsunuz, emeklilikte Saray’a takılıyorsunuz. Çünkü bu bütçenin içine baktığımızda bütçesi 3 kat artmış Saray bütçesini görüyoruz. Doymuyor yetmiyor. Ahlat’ta saray, Akdeniz’de saray. Saraydan başka bir yerde yatamıyor Tüm sarayları kendisine bağlamış. Uçan sarayı da var. Bu sarayda yaşama alışkanlığının bedeli çok ağır. Bütçeye baktığınızda bunu EYT’de görmeniz, kamu emekçilerinin maaşlarında görmeniz mümkün.

Saray’a değil, savaşa değil, emekçiye bütçe

KESK çağrı yapıyor, ek zam verin diyor. Enflasyonla beraber ücretler eridi, çünkü iktidar bırakın zam vermeyi, Ocak ayı zamlarını budamak niyetinde. Buradan kamu emekçileri mücadelesinde her zaman lokomotif olmuş KESK’e selamlarımızı gönderiyoruz. Ek zammın hem emekçilere hem de emeklilere acilen yapılması gerekiyor. Enflasyon altında ezilmemeleri için, enflasyon farklarının acilen ödenmesi gerekiyor. İnsanca yaşam için gerekli ücret düzeylerine kavuşmaları gerekiyor. Saray’a değil, savaşa değil, emekçiye bütçe diyoruz. Saray ne yapıyor, bütçeden önemli bir kalemi Afrin’de ÖSO çetelerine maaş olarak gönderiyor. İdlib’deki çetelere yoluyor. Çünkü savaştan beslenen bir Saray ancak savaş bütçesi yapar.

Aday çalışmalarımız toplumsal ittifak zemininde sürecek

Bu mücadelenin önemli etaplarından biri de önümüzdeki yerel seçimler. Güçlü bir adım atacağız. Sonrasında bu rejimden, bu anlayıştan kurtulacağız. Yerel yönetim seçimlerine yönelik çalışmalarımızı yoğunlaştırdık. Önümüzdeki günlerde aday çalışmalarına da başlayacağız.

Tüm bu aday çalışmalarımız her zaman söylediğimiz anlayışımızla yürüyecek: Toplumsal ittifak zemini ile. Türkiye’nin her yerinde demokratik anlayışımızı iktidara taşıyacak adımlar atacağız. İttifak anlayışımız güç birliği anlayışıdır.

Dayatmayla değil dayanışmayla bu seçimlere gideceğiz

Adaylarımız haklarımızın ortak adayı olmalıdır. HDP adayları olacak ama önceliğimiz tabanın ve halkımızın yol göstericiliğinde olacaktır, aday çalışmalarımızı bu zeminde hep birlikte yapacağız. Dayatmayla değil, faşizme karşı omuz omuza, dayanışmayla bu seçimlere gideceğiz. Tıpkı bundan önceki seçimlerde olduğu gibi bu seçimde de büyük bir başarıyı hayata geçireceğiz. Türkiye’nin demokrasi konusunda önünü açacak en güçlü adımı atmış olacağız.

Önümüzde yoğun bir gündem var. Ben tüm arkadaşlarımıza çalışmalarında hem yerelde hem de bu Meclis’teki çalışmalarımızda başarılar diliyorum.

Hep diyorlar ya “kırmızı çizgi, bizim kırmızı çizgilerimiz var” diye. Bizim de çizgilerimiz var. Bizim kırmızı çizgilerimiz, işçi sınıfının mücadele çizgisidir. Bizim mor çizgimiz, kadınların mücadele çizgisidir. Bizim beyaz çizgimiz halklarımızın barış çizgisidir. Bizim yeşil çizgimiz doğaya sahip çıkan çizgidir. Bizim sarı çizgimiz halklarımızın özgürlük mücadelesidir. Biz de bu çizgilere sahip çıkıyoruz, bu çizgilerimizle gökyüzüne umudun adını yazıyoruz.

Paylaşın