Tüketici güven endeksi eylülde 91,9 seviyesindeyken ekim ayında yüzde 7,7 düşüşle 84,8’e geriledi. Tüketici güven endeksinin 100’den büyük olması tüketici güveninde iyimser durumu, 100’den küçük olması tüketici güveninde kötümser durumu göstermektedir.
Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), ekim ayına ilişkin tüketici güven endeksi verilerini açıkladı. Buna göre tüketici güven endeksi, eylülde 91,9 seviyesindeyken ekim ayında yüzde 7,7 düşüşle 84,8’e geriledi.
TÜİK ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) işbirliğiyle yürütülen Tüketici Eğilim Anketi sonuçlarından hesaplanan endeksteki gerilemede, hanelerin maddi durumlarına ilişkin değerlendirmeler ile genel ekonomik beklentilerdeki düşüş etkili oldu.
Mevcut dönemde hanenin maddi durumu endeksi, ekim ayında bir önceki aya göre yüzde 9,3 azalarak 75,3’ten 68,3’e indi. Böylece tüketicilerin mevcut ekonomik durumlarına ilişkin değerlendirmelerinde belirgin bir gerileme kaydedildi.
Gelecek 12 aylık dönemde hanenin maddi durumuna ilişkin beklentiler de olumsuz yönde değişti. Eylülde 93,7 olan beklenti endeksi, ekimde yüzde 7,7 düşüşle 86,4 seviyesine geriledi.
Tüketicilerin genel ekonomik duruma ilişkin gelecek 12 aylık beklentilerinde de gerileme görüldü. Geçen ay 89,8 olarak ölçülen genel ekonomik durum beklentisi endeksi, ekimde yüzde 9 azalarak 81,7’ye düştü.
Dayanıklı tüketim mallarına yönelik harcama yapma düşüncesi endeksi de düşüş gösterdi. Eylülde 108,8 seviyesinde bulunan endeks, ekim ayında yüzde 5,6 gerileyerek 102,7 olarak hesaplandı.
Tüketici güven endeksi nedir ve neden önemlidir?
Tüketici güven endeksi, aylık tüketici eğilim anketi ile tüketicilerin maddi durum ve genel ekonomiye ilişkin mevcut durum değerlendirmeleri ile gelecek dönem beklentileri, harcama ve tasarruf eğilimleri ölçülmektedir.
Anket sonuçlarından hesaplanan tüketici güven endeksi 0-200 aralığında değer alabilmektedir. Tüketici güven endeksinin 100’den büyük olması tüketici güveninde iyimser durumu, 100’den küçük olması tüketici güveninde kötümser durumu göstermektedir.
Tüketici eğilimine ilişkin endekslerden, tüketimin finansmanı amacıyla borç kullanma ihtimali endeksinin artması iyimser durumu, azalması ise kötümser durumu göstermektedir.
Benzer şekilde tüketici fiyatlarının değişimine ilişkin düşünce ve beklenti endekslerinin artması tüketici fiyatlarında düşüş düşüncesini/beklentisini, azalması ise tüketici fiyatlarında artış düşüncesini/ beklentisini göstermektedir. İşsiz sayısı beklentisi endeksinin artması işsiz sayısında azalma beklendiğini, endeksin azalması ise işsiz sayısında artış beklendiğini ifade etmektedir.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Eylül 2026 dönemine ilişkin Yurt Dışı Üretici Fiyat Endeksi (YD-ÜFE) verilerini açıkladı. Endeks, eylülde aylık bazda yüzde 2,82, yıllık bazda ise yüzde 33,64 artış gösterdi.
YD-ÜFE, 2026 yılı eylül ayında bir önceki aya göre yüzde 2,82, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 28,69 ve geçen yılın aynı ayına göre yüzde 33,64 yükseldi. On iki aylık ortalamalara göre artış oranı ise yüzde 32,82 olarak kaydedildi.
Sanayinin iki sektörüne ilişkin yıllık değişimler incelendiğinde, madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 44,35, imalat sektöründe ise yüzde 33,45 artış gerçekleşti.
Ana sanayi gruplarında yıllık bazda en yüksek artış yüzde 130,31 ile enerji grubunda görüldü. Enerjiyi yüzde 32,87 ile ara malları, yüzde 29,82 ile dayanıksız tüketim malları, yüzde 28,97 ile dayanıklı tüketim malları ve yüzde 20,66 ile sermaye malları izledi.
Eylül ayında sanayinin iki sektöründeki aylık değişimlere bakıldığında, madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 3,15, imalat sektöründe ise yüzde 2,81 artış kaydedildi.
Ana sanayi gruplarında aylık bazda en yüksek artış yüzde 15,45 ile enerji grubunda gerçekleşti. Diğer gruplardaki değişimler ise ara mallarında yüzde 2,21, dayanıksız tüketim mallarında yüzde 1,55, sermaye mallarında yüzde 1,32 ve dayanıklı tüketim mallarında yüzde 0,35 artış şeklinde kaydedildi.
TÜİK verilerine göre Yurt Dışı Üretici Fiyat Endeksi, Eylül 2026’da hem aylık hem de yıllık bazda yükseliş gösterdi. Yıllık değişimde enerji grubu yüzde 130,31 ile ana sanayi grupları arasında en yüksek artışın görüldüğü grup oldu.
Tarımsal girdi fiyatları, ağustosta bir önceki yılın aynı ayına göre ise yüzde 30,28 artış gösterdi. Veriler, tarımsal girdi fiyatlarındaki yükselişin sürdüğünü ve özellikle enerji ile yağlayıcılar grubundaki artışın öne çıktığını ortaya koydu.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Ağustos 2026 dönemine ilişkin Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi (Tarım-GFE) verilerini açıkladı. Buna göre tarımsal girdi fiyatları, ağustosta bir önceki aya göre yüzde 3,41, geçen yılın aynı ayına göre ise yüzde 30,28 artış gösterdi.
TÜİK verilerine göre, 2020 yılı baz alınarak hesaplanan Tarım-GFE, Ağustos 2026’da bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 21,15, on iki aylık ortalamalara göre ise yüzde 33,05 yükseldi.
Ana harcama grupları incelendiğinde, ağustos ayında bir önceki aya göre tarımda kullanılan mal ve hizmetler endeksi yüzde 3,77 artarken, tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmetler endeksinde yüzde 1,17 artış kaydedildi.
Geçen yılın aynı ayına göre ise tarımda kullanılan mal ve hizmetler endeksi yüzde 31,63, tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmetler endeksi yüzde 22,16 yükseldi.
Alt gruplar arasında yıllık ve aylık bazda en yüksek fiyat artışı enerji ve yağlayıcılarda gerçekleşti. Bu grupta fiyatlar, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 43,14, bir önceki aya göre ise yüzde 9,58 arttı.
Açıklanan veriler, Ağustos 2026’da tarımsal girdi fiyatlarındaki yükselişin sürdüğünü ve özellikle enerji ile yağlayıcılar grubundaki artışın öne çıktığını ortaya koydu.
2027 yılı bütçesinde giderlerin 27 trilyon 276 milyar, gelirlerin 23 trilyon 408 milyar lira olması öngörülüyor. Başka bir ifadeyle bütçe açığının 3 trilyon 868 milyar liraya ulaşması bekleniyor.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 2027 Yılı Merkezi Yönetim Bütçesi Kanun Teklifi’nin temel büyüklüklerini açıkladı.
Buna göre, gelecek yıl bütçe giderlerinin 27 trilyon 276 milyar lira, gelirlerinin ise 23 trilyon 408 milyar lira olması öngörülüyor. Bütçede eğitim, sağlık, tarım, sosyal destekler ve yatırımlar için önemli kaynaklar ayrılırken, bütçe açığının gayrisafi yurt içi hasılaya (GSYH) oranının yüzde 3,5 seviyesinde gerçekleşmesi bekleniyor.
Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen bütçe bilgilendirme toplantısında konuşan Yılmaz, Türkiye ekonomisinin 2027 yılında yüzde 4,2 büyümesinin ve milli gelirin 111 trilyon liraya ulaşmasının beklendiğini bildirdi.
Küresel ekonomik görünümde öngörülen iyileşmenin büyümeye katkı sağlayacağını belirten Yılmaz, cari açığın yeniden milli gelirin yüzde 2’sinin altına düşmesinin hedeflendiğini ifade etti.
Bütçe açığının GSYH’ye oranının yüzde 3,5 olarak öngörüldüğünü kaydeden Yılmaz, deprem harcamaları hariç tutulduğunda bu oranın yüzde 2,8 seviyesinde gerçekleşmesinin beklendiğini söyledi. 2026 yılı sonunda ise bütçe açığının GSYH’ye oranının yüzde 3,1 olacağını öngördüklerini belirten Yılmaz, bütçe disiplininin korunacağını vurguladı.
Ekonomi programının temel önceliğinin fiyat istikrarı olduğunu belirten Yılmaz, enflasyonla mücadelede kararlılığın sürdürüleceğini ifade etti. Enflasyonun 2026 yılı sonunda yüzde 28,4’e gerilemesini beklediklerini açıklayan Yılmaz, tüketici enflasyonunun 2027 sonunda yüzde 21 seviyesine düşürülmesinin hedeflendiğini bildirdi. Orta vadede ise tek haneli enflasyona ulaşılması amaçlanıyor.
2027 yılı bütçesinde en yüksek vergi gelirinin katma değer vergisinden (KDV) elde edilmesi bekleniyor. KDV gelirlerinin 5 trilyon 681 milyar lira olarak öngörüldüğü bütçede, gelir vergisinin 5 trilyon 533 milyar, özel tüketim vergisinin (ÖTV) 3 trilyon 284 milyar, kurumlar vergisinin ise 2 trilyon 223 milyar lira olması planlanıyor.
Bütçe giderlerinde en büyük payı 10 trilyon 240 milyar lirayla cari transferler oluşturuyor. Personel giderleri için 7 trilyon 117 milyar lira, faiz giderleri için 3 trilyon 975 milyar lira, mal ve hizmet alımları için ise 2 trilyon 184 milyar lira ödenek ayrılması öngörülüyor.
2027 bütçesinde eğitim ve sağlık hizmetleri önemli kaynak ayrılan alanlar arasında yer alıyor. Milli Eğitim Bakanlığına 2 trilyon 459 milyar lira, yükseköğretim kurumlarına ise 872 milyar lira kaynak tahsis edilmesi planlanıyor. Yükseköğretim harcamaları da dahil edildiğinde toplam eğitim bütçesinin 3 trilyon 747 milyar liraya ulaşması bekleniyor.
Sağlık hizmetleri için merkezi yönetim bütçesinden 2 trilyon 134 milyar lira ayrılması öngörülüyor. Sağlık Bakanlığı, yükseköğretim kurumları ve Sosyal Güvenlik Kurumu harcamaları da hesaba katıldığında sağlık alanındaki toplam kaynağın 4 trilyon 532 milyar liraya ulaşacağı bildirildi.
Sosyal yardım ve destekler için 1 trilyon 341 milyar lira ödenek ayrılması planlanırken, bu tutarın bütçenin yüzde 4,9’una karşılık geldiği belirtildi. Sosyal konut finansmanının desteklenmesi amacıyla ayrılacak ödeneğin ise yüzde 150 artırılarak 250 milyar liraya çıkarılması hedefleniyor.
Elektrik ve doğal gaz faturalarına yönelik destekler için 2027 yılı bütçesinde 605 milyar lira kaynak ayrılması planlanıyor. Bu tutarın bir önceki yıla göre yüzde 62 artırılması öngörülüyor.
Asgari ücret tutarına kadar olan ücretlerin vergi dışı tutulması uygulamasının çalışanlara 1 trilyon 460 milyar liralık katkı sağlayacağını belirten Yılmaz, enerji destekleri ve ücret istisnaları da dahil edildiğinde sosyal harcamalara ayrılan toplam kaynağın 3 trilyon 406 milyar liraya ulaşacağını kaydetti.
Tarım sektörüne 2027 yılında toplam 1 trilyon 305 milyar lira kaynak ayrılması öngörülüyor. Bu kapsamda tarım sektörüne yönelik vergi harcamaları için 342 milyar lira, tarımsal kredi desteği için 325 milyar lira, yatırım ödenekleri için 268 milyar lira ve tarımsal destek programları için 235 milyar lira ayrılması planlanıyor.
Tarımsal kamu iktisadi teşebbüslerinin finansmanı, müdahale alımları ve ihracat destekleri için de 135 milyar liralık kaynak öngörülüyor.
Yatırım, istihdam, üretim ve ihracat odaklı büyüme stratejisinin sürdürüleceğini belirten Yılmaz, tarımsal kredi sübvansiyonları hariç reel sektöre yönelik destekler için 658 milyar lira ödenek ayrılacağını açıkladı.
Bu çerçevede Sosyal Güvenlik Kurumu işveren prim desteğine 351 milyar lira, Halk Bankası esnaf kredileri sübvansiyonuna 92 milyar lira, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının teşvik ödemelerine 73 milyar lira, ihracat desteklerine ise 65 milyar lira kaynak tahsis edilmesi planlanıyor.
Deprem hasarlarının giderilmesi ve afetlere karşı dayanıklılığın artırılması amacıyla 2027 bütçesinde 769 milyar lira ödenek ayrılması öngörülüyor.
Savunma ve iç güvenlik alanlarına da önemli kaynak tahsis edilmesi planlanıyor. Savunma harcamaları için 2 trilyon 206 milyar lira, iç güvenlik için 1 trilyon 248 milyar lira olmak üzere bu iki alana toplam 3 trilyon 454 milyar lira ayrılması bekleniyor.
Belediyeler ve il özel idarelerine aktarılacak toplam kaynağın 2 trilyon 384 milyar liraya çıkarılması, yatırımlar için ise 2 trilyon 849 milyar lira ödenek ayrılması öngörülüyor.
Cevdet Yılmaz, 2027 yılı bütçe teklifine ilişkin ayrıntılı bilgileri gelecek hafta Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Plan ve Bütçe Komisyonunda yapacağı sunumda paylaşacak.
Merkez Bankası’nın (TCMB) yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 29,63’e yükselirken 12 ay sonrası dolar/TL kuru tahmini 59,26 TL’ye çıktı. Bankanın 2026 yılı büyüme beklentisi ise yüzde 2,9’a geriledi.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) Ekim 2026 dönemine ilişkin Piyasa Katılımcıları Anketi sonuçları açıklandı.
Reel sektör ve finansal sektör temsilcilerinden oluşan 71 katılımcının yanıtlarıyla hazırlanan ankete göre, yıl sonu enflasyon beklentisi sınırlı yükseliş gösterirken 12 ay sonrası enflasyon beklentisi de arttı. Dolar/TL kuruna ilişkin 12 ay sonrası beklentisi yükselirken 2026 yılı büyüme tahmini geriledi.
Anket sonuçlarına göre, katılımcıların cari yıl sonu tüketici enflasyonu (TÜFE) beklentisi, bir önceki anket dönemindeki yüzde 29,61 seviyesinden yüzde 29,63’e yükseldi. 12 ay sonrası enflasyon beklentisi de yüzde 23,70’ten yüzde 23,89’a çıktı.
Buna karşılık, 24 ay sonrası enflasyon beklentisi geriledi. Bir önceki anket döneminde yüzde 18,32 olarak ölçülen bu beklenti, Ekim ayında yüzde 17,94’e düştü.
Katılımcıların Borsa İstanbul (BİST) Repo ve Ters-Repo Pazarı’nda oluşan cari ay sonu gecelik faiz oranına ilişkin beklentisi, önceki anket dönemindeki yüzde 37 seviyesinden yüzde 36’ya geriledi.
Ekim ayı Para Politikası Kurulu toplantısına yönelik TCMB politika faizi beklentisi ise yüzde 36 olarak kaydedildi.
Döviz kuru beklentilerinde yıl sonu tahmini sınırlı gerilerken 12 ay sonrası tahmini yükseldi. Katılımcıların cari yıl sonu ABD doları/TL kuru beklentisi, bir önceki anket dönemindeki 51,57 TL’den 51,55 TL’ye indi.
12 ay sonrası dolar/TL kuru beklentisi ise 58,60 TL’den 59,26 TL’ye yükseldi. Böylece piyasa katılımcılarının gelecek 12 aya ilişkin döviz kuru tahmininde artış görüldü.
Ankette ekonomik büyümeye ilişkin tahminlerde de değişiklik yaşandı. Katılımcıların 2026 yılı Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH) büyüme beklentisi, bir önceki anket dönemindeki yüzde 3 seviyesinden yüzde 2,9’a geriledi.
2027 yılı büyüme beklentisi ise değişmeyerek yüzde 3,9 seviyesinde kaldı.
Ekim ayı anketi, piyasa katılımcılarının kısa vadeli enflasyon beklentilerinde sınırlı yükselişe, orta vadeli enflasyon beklentisinde ise düşüşe işaret etti. Ankette ayrıca 12 ay sonrası döviz kuru tahmininin yükseldiği, 2026 yılı büyüme beklentisinin gerilediği görüldü.
Hanehalkı tüketim harcamalarının dörtte birinden fazlası İstanbul’da gerçekleşti. Gıdaya bütçesinden en fazla pay ayıran bölge Güneydoğu Anadolu olurken, konut ve kira harcamalarında İstanbul ve İzmir, ulaştırmada ise Batı Marmara ve Kocaeli çevresi ilk sıralarda yer aldı.
Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2025 yılına ilişkin Hanehalkı Tüketim Harcaması (Bölgesel) araştırması, Türkiye’nin farklı bölgelerinde harcamaların nasıl dağıldığını ortaya koydu. Araştırmada, bölgesel sonuçların daha sağlıklı hesaplanabilmesi için 2023, 2024 ve 2025 yıllarına ait veriler birlikte değerlendirildi.
Türkiye genelindeki hanehalkı tüketim harcamalarının yüzde 25,6’sı İstanbul’da yapıldı. İstanbul’u yüzde 14,5 ile Ege, yüzde 12,6 ile Akdeniz bölgesi izledi. En düşük pay ise yüzde 1,4 ile Kuzeydoğu Anadolu’ya ait oldu. Ortadoğu Anadolu yüzde 2,5, Doğu Karadeniz ise yüzde 2,8 pay aldı.
Harcama türlerine göre bakıldığında da İstanbul öne çıktı. Türkiye genelindeki eğitim hizmetleri harcamalarının yüzde 38,3’ü, lokanta ve konaklama harcamalarının yüzde 32,2’si İstanbul’da gerçekleşti. Konut ve kira harcamalarının yüzde 28,4’ü, eğlence, spor ve kültür harcamalarının yüzde 27,3’ü de yine İstanbul’da yapıldı.
Ege Bölgesi, Türkiye genelindeki tüketim harcamalarından aldığı yüzde 14,5’lik payla ikinci sırada yer aldı. Alkollü içecek ve tütün ürünleri harcamalarının yüzde 17,9’u, sağlık harcamalarının yüzde 15,9’u bu bölgede gerçekleşti. Mobilya ve ev eşyaları ile eğlence, spor ve kültür harcamalarında Ege’nin payı yüzde 15,5 oldu.
Kuzeydoğu Anadolu ise birçok harcama türünde en düşük payı alan bölgeler arasında yer aldı. Bölgenin Türkiye genelindeki gıda ve alkolsüz içecek harcamaları ile alkollü içecek ve tütün ürünleri harcamalarındaki payı yüzde 1,9, giyim ve ayakkabı harcamalarındaki payı ise yüzde 1,8 olarak hesaplandı.
Bölgelerin kendi bütçeleri içindeki harcama dağılımı incelendiğinde, konut ve kira, ulaştırma ile gıda ve alkolsüz içeceklerin temel harcama kalemlerini oluşturduğu görüldü.
Konut ve kiraya bütçesinden en fazla pay ayıran bölge yüzde 29,6 ile İstanbul oldu. Kuzeydoğu Anadolu ise yüzde 22,1 ile bu alanda en düşük paya sahip bölge olarak kaydedildi.
Ulaştırma harcamalarına en fazla payı yüzde 23,3 ile Batı Marmara ayırdı. Güneydoğu Anadolu’da ise bu oran yüzde 16,5’te kaldı.
Gıda ve alkolsüz içecek harcamalarında tablo tersine döndü. Bütçesinden gıdaya en fazla pay ayıran bölge, yüzde 27,1 ile Güneydoğu Anadolu oldu. İstanbul’da ise gıdanın toplam tüketim harcamaları içindeki payı yüzde 14,2 olarak belirlendi.
İlleri daha ayrıntılı gruplandıran bölgesel sonuçlarda da İstanbul, Türkiye genelindeki tüketim harcamalarından aldığı yüzde 25,6’lık payla ilk sırada yer aldı. Ankara yüzde 8,3 ile ikinci, İzmir yüzde 6,5 ile üçüncü sırada bulundu. Kocaeli, Sakarya, Düzce, Bolu ve Yalova’yı kapsayan bölgenin payı ise yüzde 5,7 oldu.
Türkiye genelindeki harcamalardan en düşük payı alan bölgeler arasında yüzde 0,5 ile Ağrı, Kars, Iğdır ve Ardahan; yüzde 0,7 ile Kastamonu, Çankırı ve Sinop yer aldı. Erzurum, Erzincan ve Bayburt’un payı yüzde 0,9, Zonguldak, Karabük ve Bartın’ın payı ise yüzde 1,1 olarak hesaplandı.
Bölgelerin kendi harcamaları içinde konut ve kiranın payı incelendiğinde İzmir yüzde 30,2 ile ilk sıraya yerleşti. Van, Muş, Bitlis ve Hakkari’yi kapsayan bölgede ise bu oran yüzde 19,6 oldu.
Ulaştırmada Kocaeli, Sakarya, Düzce, Bolu ve Yalova’nın bulunduğu bölge yüzde 25 ile en yüksek payı aldı. Şanlıurfa ve Diyarbakır’ın yer aldığı bölgede ise ulaştırmanın toplam harcamalar içindeki payı yüzde 12,9 ile en düşük seviyede kaldı.
Gıda harcamalarında da Şanlıurfa ve Diyarbakır’ın bulunduğu bölge öne çıktı. Bu bölgede gıda ve alkolsüz içeceklerin toplam tüketim harcamaları içindeki payı yüzde 29,6’ya ulaştı. İstanbul’da ise aynı oran yüzde 14,2 olarak gerçekleşti.
TÜİK’in verileri, bölgeler arasında yalnızca toplam tüketim harcamalarının büyüklüğü bakımından değil, hanelerin bütçelerini hangi ihtiyaçlara ayırdığı konusunda da belirgin farklılıklar bulunduğunu ortaya koydu.
2026 yılının ilk dokuz aylık döneminde merkezi yönetim bütçe giderleri 13 trilyon 948,1 milyar lira, bütçe gelirleri 12 trilyon 107,8 milyar lira ve bütçe açığı 1 trilyon 840,3 milyar lira oldu.
Haber Merkezi / Hazine ve Maliye Bakanlığı, Haziran ve Ocak – Eylül 2026 yılı bütçe gelir ve gider verilerini açıkladı.
Verilere göre, merkezi yönetim bütçe giderleri eylülde 1 trilyon 785,4 milyar TL, bütçe gelirleri ise 1 trilyon 253,1 milyar TL olarak gerçekleşti. Böylece merkezi yönetim bütçesi, eylül ayında 532,3 milyar TL açık verdi.
Eylül ayında faiz dışı bütçe giderleri 1 trilyon 522,4 milyar TL olarak kaydedilirken faiz dışı bütçe dengesi 269,2 milyar TL açık verdi.
Dokuz aylık bütçe açığı 1,84 trilyon TL’yi aştı
Ocak-eylül dönemini kapsayan dokuz aylık verilere göre, merkezi yönetim bütçe giderleri 13 trilyon 948,1 milyar TL, bütçe gelirleri ise 12 trilyon 107,8 milyar TL oldu. Bu dönemde merkezi yönetim bütçe açığı 1 trilyon 840,3 milyar TL olarak kaydedildi.
Aynı dönemde faiz dışı bütçe giderleri 11 trilyon 697 milyar TL’ye ulaşırken faiz dışı bütçe dengesi 410,8 milyar TL fazla verdi.
Böylece ocak-eylül döneminde merkezi yönetim bütçesi açık verirken faiz dışı dengede fazla kaydedildi.
Tarımda üretici fiyatları, eylül ayında bir önceki aya göre yüzde 1,99 gerilerken geçen yılın aynı ayına göre yüzde 12,93, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 7,03, on iki aylık ortalamalara göre ise yüzde 30,64 artış gösterdi.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Eylül 2026 dönemine ilişkin Tarım Ürünleri Üretici Fiyat Endeksi (Tarım-ÜFE) verilerini açıkladı.
Buna göre tarımda üretici fiyatları, eylül ayında bir önceki aya göre yüzde 1,99 gerilerken geçen yılın aynı ayına göre yüzde 12,93 arttı. Tarım-ÜFE, 2026 yılı eylül ayında bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 7,03, on iki aylık ortalamalara göre ise yüzde 30,64 artış gösterdi.
Eylül ayında tarım ve avcılık ürünleri ile ilgili hizmetlerde fiyatlar bir önceki aya göre yüzde 1,66 azalırken ormancılık ürünleri ve ilgili hizmetlerde yüzde 2,75, balık ve diğer balıkçılık ürünleri, su ürünleri ve balıkçılığa destekleyici hizmetlerde ise yüzde 9,93 düşüş kaydedildi.
Ana gruplar içinde tek yıllık bitkisel ürünlerde yüzde 0,03, canlı hayvanlar ve hayvansal ürünlerde yüzde 1 artış gerçekleşti. Çok yıllık bitkisel ürünlerde ise fiyatlar yüzde 8,37 geriledi.
Alt gruplar incelendiğinde, yıllık bazda en yüksek fiyat artışı yüzde 61,07 ile sebze ve kavun-karpuz, kök ve yumrular grubunda görüldü. Aylık bazda en yüksek fiyat düşüşü ise yüzde 14,69 ile tropikal ve subtropikal meyvelerde gerçekleşti.
IMF, Türkiye ekonomisinin 2026’da yüzde 2,7 büyüyüp ortalama yüzde 31,2 enflasyon görmesini, 2027’de ise büyümenin yüzde 3,6’ya çıkmasını enflasyonun yüzde 26,5’e gerilemesini bekliyor.
Uluslararası Para Fonu (IMF), Dünya Ekonomik Görünüm Raporu’nun ekim sayısını yayımladı. Raporda, küresel ekonominin dayanıklılığını koruduğu ancak ülkeler arasındaki büyüme performansının farklılaştığı belirtilirken, Türkiye ekonomisine ilişkin büyüme ve enflasyon beklentileri de paylaşıldı.
IMF, Türkiye ekonomisinin 2026’da yüzde 2,7 büyümesini öngörüyor. Fonun temmuz ayında yayımladığı tahminlerde bu oran yüzde 2,9 olarak açıklanmıştı. Böylece Türkiye’nin 2026 yılı büyüme beklentisi 0,2 puan aşağı yönlü revize edilmiş oldu.
Türkiye ekonomisinin 2027’de ise yüzde 3,6 büyümesi bekleniyor. IMF, temmuz ayındaki tahminlerinde de gelecek yıl için aynı büyüme oranını öngörmüştü. Buna göre Türkiye’nin 2027 yılı büyüme beklentisinde değişikliğe gidilmedi.
Türkiye’de enflasyonun yüksek seyretmesi bekleniyor
IMF’nin Türkiye ekonomisine ilişkin öngörülerinde enflasyon tahminleri de öne çıktı. Rapora göre Türkiye’de ortalama enflasyonun 2026’da yüzde 31,2, 2027’de ise yüzde 26,5 seviyesinde gerçekleşmesi bekleniyor.
Tahminler, enflasyonun gelecek yıl da yüksek seviyelerde kalmakla birlikte gerileme eğilimini sürdürmesinin beklendiğine işaret ediyor.
Küresel ekonomi 2026’da yüzde 3,1 büyüyecek
IMF, dünya ekonomisinin 2026’da yüzde 3,1, 2027’de ise yüzde 3,4 büyüyeceğini tahmin ediyor. Fon, temmuz ayındaki öngörülerinde 2026 yılı küresel büyüme tahminini yüzde 3, 2027 yılı tahminini ise yüzde 3,4 olarak açıklamıştı.
Raporda, Orta Doğu’da devam eden savaşın ve ticaret gerilimlerinin yarattığı baskılara rağmen 2026’nın ilk yarısında ekonomik faaliyetin beklentilerden daha iyi seyrettiği belirtildi. Yapay zekâ yatırımlarının yön verdiği teknoloji döngüsünün de talebi desteklediği vurgulandı.
Bununla birlikte IMF, enerji ve gıda fiyatlarında yaşanabilecek yeni artışların enflasyonist baskıları güçlendirebileceği ve küresel büyümeyi olumsuz etkileyebileceği uyarısında bulundu.
Küresel ekonominin karşı karşıya olduğu risklerin aşağı yönlü olduğuna dikkat çekilen raporda, orta vadeli büyüme görünümünün tarihsel ortalamalara kıyasla zayıf kalmayı sürdüreceği ifade edildi.




































