Erdoğan, Belediyelerin SGK Borçları Üzerinden Muhalefete Yüklendi

Beştepe’de düzenlenen “Türkiye Yüzyılı’nın Emektarları Programı”nda konuşan Erdoğan, “SGK’ya olan prim borçları dahi ödemiyorlar. Bunu da matah bir şeymiş gibi övünerek anlatıyorlar. Kaynağı karanlık paralarla kule dikmeye gelince paraları var. Şişirilmiş konser faturaları üzerinden yandaşları zengin etmeye gelince bunların paraları var” dedi ve ekledi:

“Ama SGK’ya olan prim borçlarını ödemeye gelince 40 dereden 40 kova su getiriyorlar. Biz devlet başkanı sıfatıyla devletin kurumuna olan borçlarını hatırlatınca beyefendiler rahatsız oluyorlar. Borcunuzu ödeyin demeyelim mi? Emeklinin, işçinin, esnafın, garip gurebanın hakkını savunmayalım mı?”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe’de düzenlenen “Türkiye Yüzyılı’nın Emektarları Programı”nda açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın konuşmasından satır başları şöyle:

“Sahip olduğunuz bilgi, erdem ve hayat tecrübesiyle bir yandan ailenize ve çevrenize bir yandan ülkenize ve milletimize değerler kazandırdınız. Çocuklarınıza ve torunlarınıza aktardığınız tecrübelerle geleceğin; yani Türkiye Yüzyılı’nın taşlarını döşediniz, güç kattınız. Bu milletin yanında olduğunuzu dost düşman herkese gösterdiniz. Aile yapımızın korunması, milli ve manevi değerlerimizin muhafaza edilmesinde genç nesillere örnek oldunuz, rehberlik ettiniz.

Sizlerin şahsında tüm emeklilerimize Türkiye Yüzyılı’nın emektarlarına bir kez daha şükranlarımızı sunuyorum. Sizlere olan vefa borcumuzu göreve geldiğimiz günden itibaren yoğun ve samimi gayret içindeyiz. 2002 yılında emeklilerimizin sayısı 6,5 milyondu. Bugün 16,6 milyon emeklimiz var. Emeklilerimizi sosyal güvenlik sistemimiz için asla bir yük olarak görmedik, bugün de görmüyoruz. Kuşatıcı ve kolaylaştırıcı sosyal devlet anlayışıyla emeklilerimize dönük hizmet ve faaliyetlerimize bir yenisini ekledik.

Tasarruf Teşvik Fonu, Konut Edindirme Yardımı Fonu’nu ödeyerek bir mağduriyeti giderdik. 2012’de 1,8 milyon emekli vatandaşımızın aylıklarında artış sağlayan intibak düzenlemesini hayata geçirdik. Emekli olduktan sonra ticari faaliyet yürütenlerin aylıklarından kesilen uygulamayı tamamen kaldırdık. Yıl boyunca yürüttüğümüz çalışmalarla emekli vatandaşlarımızın hayat kalitesini önemli ölçüde artırdık. Ekonomik, sosyal, kültürel haklardan daha geniş istifade edebilmelerini sağladık. Sağlık ve ulaşımda emekli vatandaşlarımıza pek çok alanda yeni destekler verdik, kolaylıklar sunduk. 22 yıldır yanımızda olan ülkesine ve milletine hizmet için saçlarını ağartan emeklilerimizi bir vefa borcu olarak gördük bunu.

Emekli vatandaşlarımızın sağlık ve ulaşım imkanlarından faydalanamadığı günler çok şükür geride kaldı. 22 yıllık iktidarlarımızda attığımız adımlarla emekli vatandaşlarımızın daha iyi yaşamaya başladığı ve geleceğe güvenle bakmalarını temin ettik. Emeklilerimiz için daha çok çalışmaya devam edeceğiz. Bundan sonra da emeklilerimizi desteklemeyi, onlarla birlikte güçlü bir şekilde yol yürümeyi sürdüreceğiz.

Tayyip Erdoğan olarak yarım asırdır siyaset sahnesinde olan ülkeme ve milletime siyaset yoluyla hizmet etmeye çalışan kardeşinizim. Bugüne kadar farklı görevlere geldik aziz milletimizin takdiriyle. Türkiye’nin hizmetindeyiz. Halkın teveccühünü kazanarak Hak’ın rızasına ulaşmanın çabasındayız. Gayemiz geride hayırla yâd edilecek eserler ve örnek bir siyasi miras bırakmaktır.

Bulunduğumuz makamlar bize mülk değil, tapulu malımız hiç değil. Bunların tamamı önce Allah’ın sonra da milletimizin bizlere Emanetidir. Tüm görevler aynı zamanda imtihan vesilesidir. Biz de emanete hakkıyla sahip çıkmanın peşindeyiz. Yarın ruzi mahşerde Rabbimizin huzuruna alnımız ak, başımız dik, gönlümüz mutmain bir şekilde çıkmanın derdindeyiz. Kastımız milletimize olan minnet ve vefa borcumuzu ödemektir.

2002 yılında milletin umudu olan başladığımız bu yolculuğu hedeflerimize kamilen ulaşmış bir şekilde tamamlamaktır. Türkiye’yi her alanda müreffeh, muktedir, muteber ülke haline getirmektir. Yarın arkamızdan bir Tayyip Erdoğan vardı, dürüst, ahlaklı, mert, vicdanlı, merhametli adımdı. Milletine ve memleketine çok sevdalı adamdı, Allah ondan razı olsun denilmesi en büyük arzumuz, duamızdır. Rabbimizden en samimi niyazımızdır.

Baki kalan bu kubbede bir hoş sada imiş meğer. Mevla’dan bunu murad ediyoruz. Ne yapıyorsak bunun için yapıyoruz. Milletimizin kalpten söyleyeceği güzel sözlere layık olabilmek için yapıyoruz. Siyaset yolculuğumuzda pusulamız hep şeffaflık ve dürüstlük oldu. Siyasetin limanı ahlaktır dedik. Üstlendiğimiz tüm görevlerde bu ilkenin ışığında hareket etmeye çalıştık. Seçim kazanmak, sandıkta birkaç oy fazla almak için tabiri caizse umut sömürüsüne asla tevessül etmedik Meydanlarda ne söylediysek, milletten yetki alınca bunları yerine getirmeye gayret ettik.

Biz sözünün eri bir iktidar olacağız, ahdine ve kavline sadık yönetim olacağız, şüphesiz zaman zaman irademizi aşan hususlar da oldu. Hiç hesap edilmedik olaylar, savaşlar, küresel krizler, Kovid salgını ortaya çıktı. 6 Şubat’ta asrın felaketi deprem gibi nice zorluklarla karşılaştık. Milletimize verdiğimiz sözleri tutmaya çalıştık. Bunun en yakın şahidi iktidarımızın 22 yılına bizzat tanıklık eden siz emeklilerimizsiniz.

31 Mart seçimleri emeklilerimizin ,sıkıntıların ve beklentilerin en fazla istismar edildiği dönem olmuştur. Muhalefet seçim propagandasını emeklilerimizi hükümete karşı kışkırtmak üzere kurgulamıştır. Uçuk vaatler üzerinden kelimenin tam anlamlarıyla vaat panayırı düzenlediler. Kim ne veriyorsa 5 fazlası mantığıyla Türk siyasetine popülizm hastalığını bulaştırdılar. Bundan ne yazık ki netice aldılar. Biz emeklilerimizle gönül diliyle konuştuk. Daima dürüst olduk. Vaat yarışına girmek yerine, muhalefetin bol keseden vaatlerinin hiç geçerli olmayacağını anlattık.

31 Mart akşamı sandıklar kapandı, muhalefetin emeklilere verdiği sözlerin neredeyse tamamı unutuldu. Bugün konsere harcadıkları para emeklilerden daha fazla. Reklam amaçlı göz boyama dışında hiçbir iş yapmadılar. Şimdi emeklilerimizle yan yana gelmek bile istemiyorlar. Bırakın sözlerini tutmayı SGK’ya olan prim borçları dahi ödemiyorlar. Bunu da matah bir şeymiş gibi övünerek anlatıyorlar. Kaynağı karanlık paralarla kule dikmeye gelince paraları var. Şişirilmiş konser faturaları üzerinden yandaşları zengin etmeye gelince bunların paraları var. Ama SGK’ya olan prim borçlarını ödemeye gelince 40 dereden 40 kova su getiriyorlar.

“Borcunuzu ödeyin demeyelim mi?”

Biz devlet başkanı sıfatıyla devletin kurumuna olan borçlarını hatırlatınca beyefendiler rahatsız oluyorlar. Borcunuzu ödeyin demeyelim mi? Emeklinin, işçinin, esnafın, garip gurebanın hakkını savunmayalım mı? Biliyorsunuz son 2 yılda altın gibi değerli madenlerin fiyatları tarihinin en yüksek rakamlarına ulaştı. 2002 yılı Kasım’ında 320 dolar olan altının ons fiyatı 2002’de 1680 dolara şimdi ise 2650 dolara çıktı. Yani tüm dünyada altın fiyatları yalnızca son 2 yılda yaklaşık 2 kat arttı.

Altın fiyatlarında ani artışın Türkiye ekonomisiyle alakası yoktur. Dünyada en fazla ne yükseldiyse onun üzerinden hesaplama yapılmaz. Bunun adı siyaset değil kurnazlıktır, hainliktir. Bir diğer çarpıtma da asgari ücret ve en düşük emekli maaşıyla ilgilidir. Ülkeyi devraldığımızda en düşük emekli maaşı 66 liraydı, asgari ücret 184 liraydı. Bugün en düşük emekli maaşı 12 bin 500 lira, yani 37 dolar. Asgari ücretin dolar bazından karşılığı ise 590 dolar. Sayın Özel bu rakamları hiç ağzına almıyor.

Ana muhalefet partisi genel başkanının fotoğrafın tamamını ortaya koymadan yaptığı her hesap çarpıtmadır, milleti açıkça kandırmaya çalışmaktır. Türkiye ve Türk demokrasisi böyle bir siyaset tarzını asla hak etmiyor. Siyasetin limanı ahlâktır, tutarlılıktır, dürüstlüktür. Siyasetçi ya göründüğü gibi olacak ya da olduğu gibi görünecek. Seçim meydanlarında başka göreve gelince çok başka davrananlardan siyasetçi olmaz. Bunlardan ülkeye hayır da gelmez.

Ülkemizin bu siyasetçi profilinden, umut sömürüsünden eninde sonunda ama mutlaka kurtulacağına inanıyorum. Elbette her şey güllük gülistanlık demiyoruz. Emeklilerin yaşadığı sıkıntıların bir kardeşiniz olarak farkındayım. Fahiş fiyat artışlarının özellikle emeklilerimizi zorladığını çok iyi biliyorum. Toplumun tüm kesimleri gibi emeklilerimizi de enflasyona ezdirmeme prensibimize bağlıyız, bu vaadimizin sonuna kadar arkasındayız. İnşallah önümüzdeki süreci bu hassasiyetle sürdüreceğiz. Enflasyonda düşüş eğilimi inşallah bundan sonra hızlanarak sürecek.”

Paylaşın

Almanya’da Hükümet Çöktü; Bundan Sonra Ne Olacak?

Almanya’nın merkez sol Sosyal Demokratlar (SPD), Yeşiller ve serbest piyasa yanlısı liberal Hür Demokrat Parti’den (FDP) oluşan üçlü koalisyon hükümeti üç yıl sonra çöktü.

Almanya Federal Cumhuriyeti’nin 75 yıllık tarihinde altıncı kez bir hükümet, kendi başvurusu sonucu yapılan güven oylamasıyla düşürülmüş oldu.

Almanya’da Hür Demokrat Parti’nin (FDP) ayrılması sonrasında Sosyal Demokrat Parti (SPD) ve Yeşiller’den oluşan koalisyon hükümeti düştü. Başbakan Olaf Scholz’un güven oylaması talebi sonucunda bugün toplanan Federal Meclis, erken seçimlerin yolunu açtı.

Oylamada 207 milletvekili hükümete güvenoyu, 394 milletvekili güvensizlik oyu verdi. 116 milletvekili çekimser oy kullandı.

Normal şartlarda 28 Eylül’de yapılması planlanan seçimler, iki partiye düşen hükümetin karar alma çoğunluğunu yitirmesinin ardından erkene alınmış ve seçim tarihi 23 Şubat olarak açıklanmıştı. SPD, Yeşiller ve FDP’den oluşan üçlü koalisyon hükümeti, 26 Eylül 2021’de yapılan seçimlerle işbaşı yapmıştı.

Hükümetin düşmesinin ardından Federal Meclis’i feshetme yetkisi Cumhurbaşkanı’nda. Başbakan Scholz’un, Federal Meclis’teki oylamanın hemen ardından Bellevue Sarayı’na giderek Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier’den meclisi feshetmesini istediği bildirildi.

Cumhurbaşkanı’nın, Anayasa’nın 68’inci maddesi uyarınca erken seçim kararı almak için 21 günü bulunuyor. Cumhurbaşkanı’nın meclisi feshetmesinden sonra 60 gün içinde erken seçimlere gidilmesi gerekiyor. Steinmeier’in Noel tatilinin araya girmesi nedeniyle kararını 27 Aralık’tan itibaren açıklaması bekleniyor.

Cumhurbaşkanı Steinmeier, hükümet krizi ve erken seçim tartışmaları döneminde yaptığı açıklamada ülkenin istikrarlı ve eylem kabiliyetine sahip bir hükümete ihtiyacı olduğunu belirterek erken seçimlere gidilmesine destek mesajı vermişti.

Almanya Federal Cumhuriyeti’nin 75 yıllık tarihinde altıncı kez bir hükümet, kendi başvurusu sonucu yapılan güven oylamasıyla düşürülmüş oldu.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Asgari Ücrette İkinci Toplantı: Yine Rakam Konuşulmadı

“Asgari Ücret Tespit Komisyonu” toplantısı sonrası açıklamalarda bulunan TÜRK-İŞ Genel Başkan Yardımcısı Ramazan Ağar, “Sürecin uzayacağını zannetmiyorum, üçüncü toplantıda biteceğini düşünüyorum” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Toplantıdan önce de bu rakamın belirlenmesini istiyoruz. Biz para veren değil isteyen tarafız ve rakam söylersek altında kalabiliriz. Günün şartlarına göre milyonlarca asgari ücretlinin insanca yaşayabileceği bir rakam istiyoruz. İktidar neden rakam söylemiyor onun takip edilmesini istiyoruz.”

Asgari Ücret Tespit Komisyonu, 2025 yılında geçerli olacak asgari ücreti belirleme çalışmaları kapsamında bugün ikinci toplantısını yaptı. 50 dakika süren toplantının ardından açıklamada bulunan TÜRK-İŞ Genel Başkan Yardımcısı Ramazan Ağar, şu ifadeleri kullandı:

“Komisyon olarak, insanların enflasyonu, mutfağını, çocuklarını, ihtiyaçlarını karşılayamadığını söyledik. Hiçbir yaptırım gücümüz olmadığını söyledik. Kamouyunda tartışılması için rakam istedik ancak rakam açıklanmadı. ‘TİS’te rakam getiriyorsunuz zaten’ dediler. Elbette getiriyoruz çünkü TİS pazarlık ve müzakere masası. Asgari ücret pazarlık masası değil. TİS görüşmeleri aylarca sürer.

Sayın Hazine ve Maliye Bakanı, ‘Kötü günler geride kaldı’ diyor. O zaman gelecek güzel günlerden asgari ücretli vatandaşlarımız da faydalansın. Önümüzdeki hafta Çalışma Bakanlığı üçüncü görüşme için tarih bildirecek. Henüz belli değil.

İşçilerimiz, resmî komisyon üyelerimiz, birinci toplantıda da nasıl geçinemediklerini anlattılar. Görüşlerini bildirdiler. Benim söylediklerim de arkadaşlarımızı görüşleri. Arkadaşlarımız bize yazılı olarak da asgari ücret taleplerini iletecekler.

Sürecin uzayacağını zannetmiyorum, üçüncü toplantıda biteceğini düşünüyorum. Toplantıdan önce de bu rakamın belirlenmesini istiyoruz. Biz para veren değil isteyen tarafız ve rakam söylersek altında kalabiliriz. Günün şartlarına göre milyonlarca asgari ücretlinin insanca yaşayabileceği bir rakam istiyoruz. İktidar neden rakam söylemiyor onun takip edilmesini istiyoruz.”

Komisyon kaç kişiden oluşuyor, işlevi ne?

Asgari ücret; işçi, işveren ve hükümetten beşer temsilci olmak üzere 15 kişiden oluşan bir komisyon tarafından belirleniyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın belirlediği üyelerden birinin başkanlık ettiği komisyon, oy çokluğuyla asgari ücret miktarına karar veriyor.

On beş kişilik komisyonda işveren tarafını Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK), işçi tarafını ise en fazla üyeye sahip konfederasyon Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (TÜRK-İŞ) temsil ediyor.

SGK verilerine göre, asgari ücretle asgari ücretin iki katı arasında ücretle çalışanların sayısı ise 13 milyona ulaşıyor. Asgari ücret ayrıca; kıdem tazminatı, işsizlik maaşı, GSS primleri, askerlik ve doğum borçlanması, isteğe bağlı sigorta primleri ve rapor ücretleri gibi birçok başka kalemi de ilgilendiriyor. Bu yönleriyle asgari ücretin artık toplumun tamamını etkilediği vurgulanıyor.

TÜRK-İŞ’in masadaki beş temsilcisinden dördünü işçiler oluşturdu. Ramazan Ağar başkanlığındaki heyette bu yıl aşçı, kuaför, taşeron işçi ve basın mensupları bulundu.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere hükümet yetkilileri ve ekonomi yönetimi, asgari ücretin enflasyona ezdirilmeyeceğini söylüyor. TÜRK-İŞ ise resmî enflasyon oranı ve çevresinde süren tartışmaların “anlamsız” olduğu yorumunu yapıyor.

3 Aralık’ta basın mensuplarının sorularını yanıtlayan TÜRK-İŞ Başkanı Ergün Atalay ise “Ne gerçekleşen enflasyon ne gelecek enflasyon… Bunların hiçbirini kabul etmiyoruz” dedi. Atalay, asgari ücretin seviyesine yönelik bir açıklama olmayacağını, işveren ve hükümetin teklifini görmeden bir değerlendirme yapmayacaklarını söyledi.

DİSK Araştırma Merkezi’nin 2025 raporuna göre, asgari ücretin büyümeden aldığı pay giderek düşüyor. Rapora göre, 1974’te kişi başına Gayrisafi Yurtiçi Hasıla’nın yüzde 80,6’sı düzeyinde olan asgari ücret, 2024 yılında kişi başına gelirin yüzde 46,5’ine düştü.

Hem hükümet temsilcileri hem de işveren ve işçi sendikaları şu ana dek net bir zam oranı söylemekten kaçındı. Ancak geçtiğimiz günlerde basına yansıyan çeşitli kulis haberlerinde, işveren temsilcilerinin “ortalama enflasyon” önerisiyle masaya oturacağı iddia edildi.

Basında yer alan tahminlere göre 2024 enflasyonu ile 2025 yılı için öngörülen enflasyon oranlarının ortalaması dikkate alınarak, yüzde 44 ile yüzde 21 ortalamasında, yani yüzde 32,5’lik zam teklif edilecek.

DİSK-AR Asgari Ücret Araştırması 2025 raporuna göre, asgari ücretin Temmuz 2024’te yeniden artırılmaması nedeniyle asgari ücretin alım gücü, enflasyon karşısında ciddi biçimde eridi. Hesaplamalara göre 2024 yılında asgari ücretlinin alım gücü kaybı 55 bin TL’ye yakın oldu.

TÜRK-İŞ’in hesaplamasına göre, dört kişilik bir ailenin aylık en düşük gıda harcamasını belirleyen açlık sınırı 20 bin 562 lira oldu. Gıda ile birlikte tüm temel ihtiyaçların dahil edildiği yoksulluk sınırı ise 66 bin 976 liraya yükseldi.

Paylaşın

İmamoğlu Ve Yavaş’tan “Haciz” Tepkisi: Halk Cevabı Zamanı Geldiğinde Verir

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve ABB Başkanı Mansur Yavaş, SGK’nın İstanbul, Ankara ve İzmir dahil CHP’li belediyelere ilişkin başlattığı haciz işlemine tepki gösterdi.

Haber Merkezi / Mansur Yavaş, “Tüm bu müdahalelere rağmen; desteklerimizi bir kuruş eksiltmeyeceğiz” dedi. Ekrem İmamoğlu, “Bize yeni bir sataşma yolu bulmuşlar” ifadelerini kullandı.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı; Adana, Ankara, İstanbul, İzmir, Mersin Büyükşehir Belediyeleri ve Şişli Belediyesi’ne Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) borcu nedeniyle haciz başlattı.

Bakanlığın haciz işlemleri başlatmasına Çerkezköy’de yaptığı konuşmada yanıt veren İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Bize yeni bir sataşma yolu bulmuşlar. SGK borçlarına haciz koyuyorlar İstanbul’a da koydular diye haber yaptılar henüz erişemedik. Lafa bakar mısınız ‘Belediyeleri silkeleyin’ diyor. Bakın size birkaç rakam vereceğim. Belediyelerin, 96 milyar lira SGK borcu var. SGK’nin 2024 gelirleri 3 buçuk trilyon lira. Tüm belediyelerin SGK’ye borcu toplam gelirinin yüzde 2.7’siz bile değil. Belediyelerin üstüne çullanıyorsun. Niye? Belediyeleri seçimde kaybettin diye. Yani 420’ye yakın belediye CHP kazandı diye. Bu kafayla gidersen bir dahaki seçimde 850 olacak” dedi.

“Maliye bakanı ile görüştüm, yapılandırma yapın dedim, ki insanlar hizmet edebilsin” diyen İmamoğlu, “CHP’li belediyelerin itibarını zedelemek için yapılıyor. CHP’nin belediyesi 200’lerden 400’lere çıktı. İki kat arttı. yani CHP’li belediyeler 7-8 ayda mı borç yaptı. Yahu biz Biz AK partili belediyelerin borçlarını ödüyoruz. Gözlerini CHP’li belediyelerin kasasına dikmişler. Allah’ın izniyle ilk genel seçimde gelip sizin yaptığınız borçları da ödeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

“Ya burası pehlivan meydanı” diyen İmamoğlu, sözlerine şöyle devam etti: “Gel bir tane vatandaşımızı sen silkele bakalım. Hadi bakalım. Varsa yüreğin, gel silkele. Burası pehlivan er meydanı.”

“Halk cevabı zamanı geldiğinde sizi silkeleyerek verir”

Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB) Başkanı Mansur Yavaş, haciz haberleriyle ilgili açıklama yaptı.

Mansur Yavaş, sosyal medya hesabından yaptığı açıklama şöyle: “Ankara Büyükşehir Belediyesi ve bağlı kuruluşları olan ASKİ ve EGO’nun herhangi bir vergi veya SGK borcu bulunmamaktadır. Borç, ABB’nin 16 iştirakinden yalnızca 6’sına ait olup, bu şirketlerin personel maaş hesapları dahil tüm hesaplarına bloke konulmuştur. Haciz uygulanan şirketler ve tutarlar şöyledir:

Bugsaş A.Ş.: 16 milyon TL
Belpa A.Ş.: 15 milyon 667 bin TL
Belka A.Ş.: 17,5 milyon TL
Anfa Peyzaj: 1,6 milyon TL
Anfa Güvenlik: 1 milyon 260 bin TL
Anket A.Ş.: 107 bin TL

2019 ve 2024 yılında bana güvenen tüm Ankaralı hemşehrilerim müsterih olsunlar. Onlar, ‘Ankara Büyükşehir Belediyesi şirketlerinin hesaplarına bloke koyalım, emekliye destek olamazlar, et desteği veremezler, süt desteği veremezler, kreş yaptıramazlar’ diye düşünüyor olabilirler. Tüm bu müdahalelere rağmen; desteklerimizi bir kuruş eksiltmeyeceğiz, aksine artırarak devam edeceğiz.”

“Bu borç, sadece CHP’nin belediye borcu değil”

Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, haciz işlemini değerlendirdi. Haciz işleminin işçi maaşlarını olumsuz etkileyeceğini belirten Karalar, şöyle konuştu:

“Sayın Cumhurbaşkanı’mız Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı’na ‘silkele’ dedi ya o bizi silkelediğini zannediyor. Oysa gelen hacizler işçi maaşlarına geldi. Şimdi işçi maaş alamazsa bu haciz yüzünden. Kime kızar? Bana mı kızar? Bu emri verene mi kızar? Bu işin bir boyutu bu. İkinci boyutu. Bu borç, sadece CHP’nin belediye borcu değil.

Önceden başlayan bizde de devam eden ama bizden fazla Cumhur İttifakı belediyesi de var. Yani normal SGK borcu CHP’li belediyelere kısmen daha az.  Çözülsün mü, ödensin mi? Ödensin isteniyorsa daha önce vatandaşa yaptığı gibi, iş adamlarına yaptığı gibi, büyük iş adamlarına yaptığı gibi bu faizleri silecekler, bunu uzun vadeye yayacaklar ve bizden öyle kesecekler.

Bu şekilde talimat verip kestirmek, bir belediyelerin vatandaş hizmetini engeller. İki zaten geçinemeyen işçinin maaşını almasını engeller. Kusura bakmasınlar. Bu da bize yazar. Onlara hiçbir faydası olmaz. Onun için bu kararı derhal geri alıp bunu uygun bir şekilde ödenmesini sağlayacak bir yasa çıkartmaları lazım. Buradan söylüyoruz.

Yani o gün Sayın Bakan 900 milyar civarında SGK borcu olduğunu söylüyor. Bunun belki 20’de 1’i CHP’li belediyelerin değil. Yani siz 850 milyarı görmüyorsunuz. Üç beş milyarı görüyorsunuz ya da 20 milyarı görüyorsunuz. Biz kime hizmet ediyoruz?

Biz Tanzanya’nın belediye başkanları değiliz beyler biz Türkiye Cumhuriyeti’nin belediye başkanlarıyız ve Türkiye Cumhuriyeti’nde her kesime hizmet ediyoruz. Bizim hizmetimiz içerisinde AK Parti’ye oy veren, MHP’ye oy veren, DEM’e oy veren var, her partiye oy veren insanlar var. Dolayısıyla bundan vatandaş zarar görür. Hizmet kesilir. Vatandaş bize kızmaz. Deriz ki ‘bakın karar veren orada.’ Ona tepki duyarlar. Bir faydası da olmaz.”

Paylaşın

Bahçeli’den Özel’e “Viking Kafası” Yanıtı: Cahil, Densiz, Mankurt…

CHP Lideri Özgür Özel’in “Öcalan Meclis’e gelsin, konuşsun, sorun çözülsün demek Viking kafasıdır” sözlerine yanıt veren MHP Lideri Devlet Bahçeli, “Bir cahilin, bir densizin, bir mankurtun tevili olmayan zırvasıdır” dedi.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, son günlerde yaşanan gelişmelerle ilgili yazılı açıklama yaptı. Bahçeli, açıklamasında şunları kaydetti:

“2011 yılının Mart ayından itibaren derin ve denetimsiz çalkantılarla bocalayan, birbirine eklemlenerek büyüyüp genişleyen dev krizlerle boğulan Suriye’de 8 Aralık’tan geçerli olmak üzere bambaşka bir siyasi gerçeklik meydana gelmiştir. Baştan ayağa çürüyen Esad rejimi bütün melanet ve musibetiyle nihayet çökmüştür.

Nitekim baskıcı ve totaliter Esad rejiminin zulüm ve zilletle iç içe geçen karanlık devri kapanmış, Baas ilkelliği zora ve geniş bir ittifaka dayalı şekilde tasfiye edilmiştir. Suriye halkı pas tutmuş esaret zincirlerini kırarak özgürlüğe kavuşmuş ve yeni bir döneme kucak açmıştır.

Kanlı, kaotik, karmaşık ve uzun süreli istikrarsızlık yıllarının ardından Suriye’de yeşeren birlik ve dirlik iradesinin bölgesel barış ve istikrarın destekleyici unsurlarından birisi olarak sivrilmesi hiç kuşku yok ki samimi beklentimizdir.

Özellikle Türkiye’nin diyalog ve işbirliği telkinlerine sırt çeviren, halkıyla düşman kamplarda mevzilenip ihtilafa düşen zalim Esad’ın ülkeden kaçışıyla birlikte tarih sahnesine çıkan yeni Suriye’nin demokrasiye geçiş süreci inanıyorum ki hızlanacaktır.

Muhalif grupların yönetimi devralmasıyla Suriye’de ihtiyatlı ve zamanla daha da somutlaşacak bir bahar havası doğmuştur. Üç ay süreyle görev yapacak geçiş hükümetinin şu ana kadar verdiği mesajlar, yaptığı açıklamalar, gösterdiği olgun yaklaşımlar sevindirici olduğu kadar ülkede yaşayan her kesim için makul, dengeli, dengeleyici ve rahatlatıcıdır.

Bu kapsamda dost ve kardeş Suriye halkının memnuniyeti, yeni yönetimi sahiplenmesi ayrıca şayan-ı dikkatimizi celp etmektedir. Türkiye 13 yıllık Suriye krizinde doğru yerde durmuş, esasen komşuluk hukukunun ahlak ve ilkelerini titizlikle savunmuş, bununla da kalmayıp her zaman bağlı kalmıştır.

Masum insanları katleden, bu minvalde en acımasız işkence metotlarını kullanan, milyonlarca Suriyeli’yi yurdundan ve yuvasından koparan Esad’ın akıl, şuur, vicdan ve basiret kaybı Türkiye’ye ters bakışına yol açmış, elbette makus sonunu hazırlamıştır.

Suriye’de vasat bulan yeni normalin geçmişten ders çıkarması huzur ve sükûnetle perçinlenmiş bir gelecek için kaçınılmaz gerekliliktir.

“İsrail’in yaptıkları kabul edilemez”

Diğer yandan Siyonist barbarlığın Suriye topraklarında yayılma politikası kabul edilemez bir istila girişimidir. İsrail’in, Golan Tepelerinde tesis edilen tampon bölge sınırını aşarak Şam’a doğru ilerleyiş kaydetmesi, farklı zamanlarda hava saldırıları düzenleyerek güç gösteri yapması, ısrarla ve sistematik ölçekte nüfuz alanları oluşturarak Suriye topraklarında hak iddiasında bulunması, alçak bir fırsatçılıktır.

Türkiye Suriye halkının yanındadır. Bu meşru ve dostane tutum hiç değişmeyecektir. Aynı fırsatçılığa bölücü terör örgütünün de teşne olması sonuçsuz kalmaya mahkumdur. İsrail’in sabır ve sinir eşiklerini tahrip ve taciz eden müdahalelerine karşı direniş hattı kurulmalıdır.

Suriye, Suriyelilerindir; Türkiye’de misafir olan geçici koruma statüsündeki kardeşlerimizin geri dönüşleri ise başlamıştır. Bu ülkenin siyasi ve toprak birliği tartışmaya kapalı bir konudur. Aynı zamanda Türkiye için kırmızı çizgidir.

İsrail’in yayılmacı emellerini mütehakkim ve mütecaviz politikalarla devam ettirmesi halinde Türkiye’yle karşı karşıya gelmesi, temas hattının sıfıra inmesi kaçınılmaz hale gelebilecektir. Şam’a göz dikenlerin Tel Aviv ile Kudüs’te sıkışıp bozgunla yüzleşme ihtimali yabana atılmamalıdır.

Suriye’de barış, huzur ve kardeşlik ikliminin filizlenmesine tahammül edemeyen mihrakların sürekli savaş ve çatışma ortamı için ikmal yapmasına, tehlikeli senaryoları devreye sokma arayışlarına Türkiye’nin yanında ümit ederim ki, bölge halkları da müsaade etmeyecektir.

“PKK/YPG Fırat’ın doğusundan temizlenmelidir”

Terör örgütlerinin Suriye topraklarından sökülüp atılmasından başka seçenek de kalmamıştır. PKK/YPG’nin Suriye’de tutunması geldiğimiz bu aşamada muhal bir hayaldir.

Türkiye’nin ve bölge ülkelerinin güvenliğine, geleceğine, insan ve toprak bütünlüğüne azami tehdit saçan terör örgütlerinin yuvalandığı alanlardan çıkarılarak ya imha ya da teslim alınması muhakkak sağlanmalıdır.

Güney sınırlarımızın sıfır noktasından başlamak suretiyle derinlemesine veya koridor biçimiyle bir terör devleti kurma hedefini gündeminde tutanlar hayal kırıklığı yaşamaya mecburdur.

Ne Türkiye’nin ne de Suriye’nin geleceğinde terör örgütleri olamayacaktır. Suriye’deki yeni yönetimin PKK/YPG ile Kürt kardeşlerimizi tefrik etmesi, ayrı ayrı değerlendirmesi, dahası terör örgütlerinin varlığını reddetmesi takdirle karşıladığımız müspet bir adımdır.

Üstelik silahlı tüm grupların dağıtılma kararı da iyimserliğimizi kamçılamıştır. Parçalanmış Suriye’ye yatırım yapan küresel ve bölgesel aktörlerin kukla olarak sahaya sürdüğü terör örgütlerine hayat hakkı yoktur. PKK/YPG’nin Fırat’ın batısından çıkarılmasından sonra doğusundan da temizlenmesi mukadder bir sorumluluktur.

Suriye’yi vatanı ve varlığının onur eşiği kabul eden, etnik kökeni ve mezhebi ne olursa olsun bütün Suriyelilerin bir ve beraber ülkelerine sahip çıkmalarıyla geçiş döneminin risk ve sancıları kısa zamanda atlatılacaktır. Siyasi sürecin canlandırılmasıyla yarım kalan anayasa hazırlığının tamamlanıp demokrasinin işler ve işlevsel hale gelmesi Suriye’nin gücüne güç katacaktır.

Türk milleti Suriyeli kardeşlerinin destekçisidir. Demokrasiye hızla geçilmesi için yardıma hazırdır. Ülkemizden doğup sınır aşan sular mahiyetindeki Fırat ve Dicle nehirlerinin arasında kalan ‘Bereketli Hilal’, komşu coğrafyaların huzur, sükûnet ve refahını takviye ve tahkim edecektir. Bizden doğup akan sular asil kardeşlerimize bereket taşıyacaktır.

Suriye Türkmenleri kadar Suriyeli Kürtler, Araplar ve diğer kökenleri temsil eden toplumsal gruplar ayrılmaz ve bölünmez bir bütün halinde bağımsız devletlerinin çatısı altında sonsuza kadar yaşayacaklardır. Türkiye ve Suriye’de hayat mücadelesi veren Kürt kardeşlerimizin bölücü terör örgütüyle bir ve beraber anılması diye bir şey yoktur.

Kürt kardeşlerimizle kavlimiz ve kaderimiz birdir. PKK/YPG ile mücadelemiz tavizsizdir, kıran kırana devam edecektir.

CHP Genel Başkanı’nın ‘Öcalan Meclis’e gelsin, konuşsun, sorun çözülsün demek Viking kafasıdır’ sözleri bir cahilin, bir densizin, bir mankurtun tevili olmayan zırvasıdır. Kürt kardeşlerimizle kucaklaşmamızı hazmedemeyen, terör sorununun sonlanma ümitlerini kabullenemeyen CHP, DEM Parti’nin yerine geçmiş, etnik ve mezhep bölücülüğü kulvarında öne çıkmıştır.

CHP’nin yalnızca ekseni kaymamış, aynı zamanda siyasi etik ve erdemi de buharlaşıp kaybolmuştur. CHP Genel Başkanı’nın Viking benzetmesi kimlere özendiği, hangi tarih müktesebatından beslendiği gerçeğini açıkça deşifre etmiştir.

Bizim mantığımızın Viking mantığı olduğunu ileri sürmek için hayatın akışına, siyasetin ve hadiselerin iç yüzüne esirleşmiş ve özelleşmiş devşirme gözüyle bakmak yeterlidir. Bizim mantığımız Türk mantığıdır, feyzini millet aklından; fikrini de Türk ahlak, kültür ve tarihinin muazzam birikiminden almaktadır.

Özgür Özel’in Viking takıntısı potansiyel hayranlığının dışa vurumu, viran ve virman edilmiş iradesinin acıklı vurgunu, çatlak vazo gibi oturduğu koltuktaki pespaye halinin vaziyetidir. Kürt kardeşlerimizle aramıza girmeye hiç kimsenin nefesi yetmeyecektir.

DEM’i istismar eden CHP’nin melun komploları çuvallamaya müstahaktır. Milliyetçi Hareket Partisi düşünce ve görüşlerini tutarlı şekilde muhafaza etmekte ve arkasında durmaktadır. Kaldı ki Suriye’deki gelişmelerden sonra haklılığımız teyit edilmiştir.

Sayın Cumhurbaşkanımızın ve Cumhurbaşkanlığı Kabinesi’nin milli ve müteyakkız politikalarıyla Şam Büyükelçiliğimiz açılmış, Türk bayrağı göndere çekilmiş, sahada ve masada yerimiz pekişmiştir.

Türkiye’nin siyasi ve stratejik başarılarından rahatsız olan CHP Genel Başkanı’yla irili ufaklı diğer partilerin şaşkınlığı ve mağlubiyet psikolojisine kapılmaları nevzuhur Baasçı zihniyetin muhalefet üzerinden ülkemize nasıl bulaştığını göstermesi bakımından ibret vericidir.

Türk ve Türkiye Yüzyılında huzur, kardeşlik ve barış hâkim olacak; Moskova’ya kaçıp sığınan Esad’ın içimize sızan muhalefeti heder olup gidecektir. Emevi Camiinde kılınan Cuma Namazından keyifleri kaçanların, yansıyan fotoğraf karelerinden ürken ve telaşa düşenlerin sonu, fitnenin uçurum dibidir.

Türkiye kazandıkça, eli güçlendikçe; askeri, siyasi ve diplomasi başarılarına imza attıkça, varlığını ve iradesini tebliğ ettikçe kayıp histerisi nüksedenler yeni yüzyılda ufkumuzu perdeleme teşebbüslerinde muvaffak olamayacaklar, eninde sonunda tarihin çöplüğünde yerini bulacaklardır.

Özgür Özel de Vikinglerle yol yürümek istiyorsa takdir kendisinindir, bizim yolumuz Türk milletinin yoludur, Türk devrinin yoludur, Türkiye Yüzyılının yoludur.”

Paylaşın

Esad, Suriye’den “Planlı” Bir Şekilde Ayrıldığı İddialarını Yalanladı

Silahlı gruplar tarafından devrilmesinden sonra ilk defa açıklamada bulunan Suriye’nin eski Devlet Başkanı Beşar Esad, Şam’ın düşmesinin ardından ülkeyi terk etmeyi planlamadığını söyledi.

Beşar Esad ve ailesi, başkent Şam dahil Suriye’de şehirlerin teker teker 11 gün içinde Heyet Tahrir el Şam (HTŞ) liderliğindeki isyancı grupların eline geçmesinin ardından Rusya’ya gitmişti. Rus devlet medyasında Moskova’nın Esat ve ailesine sığınma hakkı verdiği aktarılmıştı.

Suriye’nin devrik lideri Beşar Esad, Şam’ın düşmesinin ardından ülkeden ayrılmayı planlamadığını, Rus ordusunun batıdaki üsse saldırılmasının ardından kendisini tahliye etmeye karar verdiğini söyledi.

Suriye Cumhurbaşkanlığı’nın Telegram kanalı ve Facebook sayfasında paylaşılan uzun açıklamada Beşar Esad, 8 Aralık sabahı silahlı grupların başkente girmesinden saatler sonra Şam’dan ayrıldığını belirtti. Açıklamanın paylaşıldığı Telegram ve Facebook hesaplarının kimin kontrolünde olduğu bilinmiyor.

16 Aralık tarihli Moskova’dan yazılan açıklama Beşar Esad’ın silahlı gruplar tarafından devrilmesinden bu yana kamuoyuna yönelik yaptığı ilk açıklama. Suriye’nin devrilen lideri, Rus müttefikleriyle koordinasyon içinde Şam’dan ayrılarak Lazkiye’deki Rus üssüne gittiğini ve burada mücadeleye devam etmeyi planladığını yazdı.

“Muharip operasyonları denetlemek üzere” Lazkiye’deki üsse gittiğini belirten Esad, Suriye askerlerinin pozisyonlarını terk ettiğini gördüğünü söyledi. Beşar Esat, Hmeymim’deki Rus üssünün insansız hava araçlarıyla saldırıya uğramasının ardından, Ruslar’ın kendisini 8 Aralık sabahı Rusya’ya nakletmeye karar verdiğini söyledi.

Esad, “Ülkeyi daha önce aktarıldığı gibi bir plan kapsamında terk etmedim” dedi. Beşar Esad, “Suriye’de ayrılmam planlı değildi, bazılarının iddia ettiği gibi savaşların son saatlerinde de meydana gelmedi. Aksine, 8 Aralık 2024 Pazar gününün ilk saatlerine kadar Şam’da kalarak görevlerimi yerine getirdim” diye yazdı.

Beşar Esad İngilizce paylaşılan açıklamasında, “Olaylar sırasında hiçbir noktada istifa etmeyi, sığınma istemeyi düşünmedim, herhangi bir şahıs ya da taraf böyle bir teklifte de bulunmadı. Tek yol terörist saldırıya karşı savaşmaya devam etmekti” ifadelerini kullandı.

Esad, “Üsten ayrılmanın bir yolu olmadığı için Moskova üsteki komutan 8 Aralık Pazar akşamı Rusya’ya tahliyenin ayarlanmasını talep etti. Bu, Şam’ın düşmesinden bir gün sonra, son askeri mevzilerin çökmesi ve geriye kalan devlet kurumlarının felç haline gelmesinin ardından gerçekleşti” dedi.

Suriye’nin devrik lideri, “Devlet terörizmin eline düştüğünde ve anlamlı bir katkıda bulunma imkanı kaybedildiğinde, konumun bir amacı kalmıyor” diye yazdı.

Beşar Esad ve ailesi, başkent Şam dahil Suriye’de şehirlerin teker teker 11 gün içinde Heyet Tahrir el Şam (HTŞ) liderliğindeki silahlı grupların eline geçmesinin ardından Rusya’ya gitmişti. Rus devlet medyasında Moskova’nın Esat ve ailesine sığınma hakkı verdiği aktarılmıştı.

Suriye’deki en güçlü silahlı grup olan HTŞ, 2011 yılında Cebat el-Nusra adıyla kurulmuş ve bir sonraki yıl El Kaide’ye bağlılık yemini etmişti. 2016 yılında El Kaide ile ilişkilerini kesen el Nusra, başka isyancı gruplarla da birleşerek HTŞ adını almıştı.

HTŞ şu anda ABD, İngiltere, Türkiye ve Birleşmiş Milletler’in terör örgütü listesinde. Grubun lideri Ebu Muhammed el Colani ya da Ahmed el-Şara, Suriye’de Esad’ın devrilmesinin ardından Emevi Camii’nde yaptığı açıklamada, farklı dini gruplar ve azınlık gruplarına yönelik hoşgörü mesajı vermişti.

Paylaşın

Süper Lig: Beşiktaş, Zirve Yolunda Yara Aldı

Süper Lig’in 16. hafta maçında Adana Demirspor ile Beşiktaş, Yeni Adana Stadyumu’nda karşı karşıya geldi. Hakem Oğuzhan Çakır’ın yönettiği karşılaşmadan Adana Demirspor, 2-1 galip ayrıldı.

Haber Merkezi / Adana Demirspor’un gollerini 30. dakikada Yusuf Barası ve 39. dakikada Abat Aimbetov, Beşiktaş’ın tek golünü ise 72. dakikada El-Musrati kaydetti.

Adana Demirspor, bu galibiyet ile puanını 5’e yükseltti, Beşiktaş ise 25 puanda kaldı.

76. dakikada Beşiktaş’ta Tayyip Talha Sanuç direkt kırmızı kartla oyundan atıldı.

31. dakikada Yusuf Sarı’nın sol kanattan kullandığı köşe atışında ceza sahası içinde Tolga Kalender’in kafayla müdahalesi sonrası Yusuf Barasi, düzgün bir vuruşla meşin yuvarlağı filelere gönderdi. 1-0

39. dakikada sağ kanattan gelişen ev sahibi atağında Yusuf Sarı, Masuaku’dan sıyrılarak ceza sahasına girdi. Son çizgiden içeriye çevrilen topa Aimbetov gelişine vurarak topu filelere gönderdi. 2-0

72. dakikada sol kanattan Muçi’nin kullandığı köşe atışı sonrası savunma topu uzaklaştırmak istedi. Al Musrati’nin kafa vuruşunda meşin yuvarlak kalecinin sağından ağlarla buluştu. 2-1

Stat: Yeni Adana

Hakemler: Oğuzhan Çakır, Ceyhun Sesigüzel, Samet Çavuş

Adana Demirspor: Deniz Dönmezer, Arka Okan Kurtulan, Semih Güler, Tolga Kalender, Abdulsamet Burak, İzzet Çelik, (Tayfun Aydoğan dk. 81), Maestro, Yusuf Sarı, Yusuf Barası, (Ozan Demirbağ dk. 90), Ali Yavuz Kol, (Bünyamin Balat dk. 90), Abat Aimbetov, (Florent Shehu dk.81)

Beşiktaş: Mert Günok, Jonas Svensson, Tayyip Sanuç, Emirhan Topçu, Arthur Masuaku, (Baktiyor Zaynutdinov dk. 46), Salih Uçan, (Joao Mario dk.85), Al-Musrati, Can Keleş, (Mustafa Hekimoğlu dk. 73), Rafa Silva, Alex Oxlade Chamberlain, (Ernest Muçi dk. 46), Semih Kılıçsoy

Goller: Yusuf Barası (dk. 31), Abat Aimbetov (dk. 39) (Adana Demirspor), Al-Musrati (dk.72) (Beşiktaş)

Paylaşın

“CHP’li Altı Belediyeye Haciz Uygulandı” İddiası; CHP’den Yalanlama

Aralarında İstanbul, Ankara, İzmir ve Adana’nın da olduğu altı belediyeye SGK borları nedeniyle haciz işlemi uygulandı. Erdoğan, belediyelerin SGK borçlarıyla ilgili olarak “silkeleme” talimat vermişti.

Cumhuriyet Halk Partili (CHP) altı belediyeye Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK)  prim borçları yüzünden haciz işlemi uygulandığı öğrenildi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından belediyelerin mevduat ve şirket hesaplarına bloke konulduğu belirtildi.

İktidara yakın Sabah gazetesinde yer alan haber göre, haciz işlemi uygulanan belediyeler; İstanbul, Ankara, Adana, İzmir, Mersin Büyükşehir Belediyeleri ve Şişli Belediyesi oldu.

Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin 5.7 milyar TL, İzmir Büyükşehir Belediyesi 5,3 milyar TL ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi ise 3,3 milyar TL, Adana Büyükşehir Belediyesi’nin 3 milyar TL, Şişli Belediyesi’nin 1,8 milyar TL, Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin ise 1 milyar TL SGK borcu olduğu ifade edildi.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kısa süre önce Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’a belediyelerin SGK borçlarıyla ilgili olarak “Kendilerini daha kararlı bir şekilde silkelemende fayda var” şeklinde talimat vermişti.

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Erdoğan’ın bu açıklamasına yanıt vererek, “Belediyeler direkt halka temas eden kuruluşlar olduğu için aslında halkı silkelemek istiyorlar. Bize hiçbir şey olmaz. Borcumuzu öderiz ama adil olmak lazım” dedi.

Yavaş ayrıca, SGK’nın toplam alacaklarının yaklaşık yüzde 10’unun belediyelerden, yüzde 90’ının ise özel sektörden olduğunu belirterek, “Hangi patrondan alacaklarını almadılar? Neden onları silkelemiyorlar?” ifadelerini kullandı.

Ekrem İmamoğlu ise, “Bir partinin ya da bir avuç insanın değil halkın belediyeleriyiz. Gücümüzü sadece halktan ve haktan alırız. İktidarın da tahammül edemediği gerçek budur. Onun için seçimden sonra soruşturmalar, davalar, kayyumlar, kreşi kapatma, hizmetlerimizi engelleme çabaları, yok efendim ‘silkeleyin bu belediyeleri…'” şeklinde Erdoğan’ın açıklamasına tepki göstermişti.

CHP’den yalanlama

CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın katıldığı bir TV programında haciz yapıldığı yönündeki iddiaları yalanladı.

Günaydın, “Bizim herhangi bir belediyemize yönelik işlem yok. Bazı gazeteciler bir şey yazıyorsa içerden bilgi alıyorlardır. Adı geçen belediyemizin başkanları ve yöneticili ile konuştuk, böyle bir durum yok ama bu olmayacak anlamına gelmiyor. Gün içinde böyle şeylerin yaşanabileceğini düşünüyorum.” diye konuştu.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden (İBB) yapılan açıklamada ise “Bazı basın yayın organlarında yer alan haberlere ilişkin açıklama: İBB ya da iştirak şirketlerinin hesaplarına gelen bir bloke ya da haciz işlemi söz konusu değildir” denildi.

Paylaşın

Bireysel Kredi Kartı Borcu Olanların Sayısı 37 Milyonu Aştı

Bireysel kredi kartı borcu olanların sayısı 2.2 milyon kişi artarak 37.3 milyona ulaştı. Kişi başına düşen ortalama kredi kartı borcu ise 28 bin 289 liradan 44 bin 681 liraya çıktı.

Haber Merkezi / Kişi başına düşen ortalama bireysel kredi borcu ise bir yıl içinde 63 bin 675 liradan 88 bin 155 liraya yükseldi.

İstanbul Planlama Ajansı (İPA) Başkanı Dr. Buğra Gökce, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Türkiye’deki kredi borçlarının artışı ve bunun ekonomiye olan etkilerini değerlendirdi.

Buğra Gökce, paylaşımında şu bilgilere yer verdi: “Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Risk Merkezi verilerine göre; Kredi borcu bulunan kişi sayısı son 1 yılda 2,1 milyon arttı. Kredi borcu bulunan kişi sayısı 41 milyon 376 bine ulaştı.

Kişi başına düşen ortalama bireysel kredi borcu ise bir yıl içinde 63 bin 675 liradan 88 bin 155 liraya yükseldi. Takipteki kredilerin oranı (batık krediler) yüzde 1.8’den yüzde 2.7’ye çıktı.

Bireysel kredi kartı borcu olanların sayısı 2.2 milyon kişi artarak 37.3 milyona ulaştı. Kişi başına düşen ortalama kredi kartı borcu ise bir yılda yüzde 58 artarak 28 bin 289 liradan 44 bin 681 liraya çıktı.

Kredili mevduat hesabı kullanan kişi sayısı bir yılda 1.6 milyon kişi artarak 29.7 milyona ulaştı. Toplam KMH borcu, son 12 ayda yüzde 151 artarak 154.7 milyar liradan 388.3 milyar liraya yükseldi.”

Paylaşın

Arınç’tan Dikkat Çeken “Suriye” Yorumu: En Karlı İsrail Çıktı

Suriye’deki gelişmelere ilişkin konuşan AK Partili Bülent Arınç, “Suriye’de olanlardan en kazançlı çıkan İsrail’dir. İran’ı mahvetti, Gazze’yi perişan etti. Şimdi Suriye’yi perişan ediyor” dedi ve ekledi:

“İsrail kendi amaçları doğrultusunda neredeyse Türkiye sınırına kadar gelecek bir hat çiziyor. Suriye çok önemli ama bu dışarıdan dua etmekle, temennilerle yürümez.”

Beşar Esad’ın devrildiği ve cihatçıların yönetimi ele geçirdiği Suriye’de hareketlilik devam ederken, AK Parti kurucularından eski TBMM Başkanı Bülent Arınç Türkiye’nin Suriye politikalarına ilişkin Ekol TV’den Armağan Çağlayan’a değerlendirmelerde bulundu.

Türkiye’nin Suriye politikasında, Suriye’yi yakından tanıyan isimlere ihtiyacı olduğunu belirten Arınç, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nu işaret etti. Arınç, “Sayın Davutoğlu bize Suriye’nin hangi köyünde kimler yaşıyor, hangi kasabasında demografik ve etnik yapı nasıldır, geçmişten gelen gelenekleri, kültürleri nedir, adım adım sayardı” ifadelerini kullandı.

2009-2015 yılları arasında yürütülen çözüm sürecini değerlendiren Bülent Arınç, “Çözüm süreci bundan sonra denmez. Neredeyse lanetli bir kavram haline geldi. Türkiye’nin terör sorununu çözmesi için siyasi, sosyal, toplumsal birtakım tedbirler alması lazım. Bunu düşünmesi lazım. Biz zamanında düşündük. Bunun için bizim Kamu Güvenliği ve Müsteşarlığı diye bir kurumumuz vardı. Eski MİT Müsteşar Yardımcısı bunun başındaydı. Olan olayları raporlarla analiz ederek bizlere verirdi. Ben de Terörle Mücadele Yüksek Kurul Başkanı’ydım. Bunları çözümlemeye çalışırdık. O süreç başarısızlıkla sonuçlandı” ifadelerini kullandı.

Sözlerini sürdüren Arınç, “Hükümetimiz orada masumdur, çok iyi niyetliydi. Çok gayretliydi. Bazı şeylere bilerek göz yumdu. Ama örgüt ihanet etti. Bunu uzun uzun tartışmaya da gerek yok. Şimdi teröristle mücadele bir taraftan devam ederken (azalmış da olsa) terör konusunu çözmemiz lazım. Bir bataklık var, bataklıktan az çok sinekler ürüyor ve rahatsız ediyor. Üç beş tanesini öldürmekle bir şey yaptığımızı zannetmeyelim.

Bazen öyle kilit bir eylem yapabiliyorlar ki TUSAŞ’ta yaptıkları gibi. Çok üzülüyoruz. Onlar bir ihanetin içerisine giriyorlar. Onu bir kenara koyalım. Bunları üreten bir mekanizma var. Bu mekanizma durduğu yerde bataklık olmaya devam ederse emin olun sayıları azalsa da terörist olmaya devam ederler. Dağa çıkmasalar yurt dışına giderler. Yurt dışından yurt içerisine eylem yaparlar. Bu dünyanın her yerinde böyle olmuş” diye konuştu.

Arınç, “Suriye’de ne olacağı bizi geçmişte de ilgilendirdi, bugün de ilgilendiriyor. Rahmetli Erbakan Hocamızın da geçmişte Suriye konusunda görüşlerini ifade eden insanların da ‘Suriye’nin parçalanması Türkiye’nin aleyhine olur’ diye görüşleri vardır. Hiç beklenmedik şekilde İsrail, Şam’a kadar geldi. Ve eskiden işgali altında tuttuğu Golan Tepeleri’ni, su kaynaklarını tekrar elde etti. Gemilerini yaktı, uçaklarını bombaladı. Gık çıkmadı” dedi.

Arınç şu ifadeleri kullandı: “Türkiye masada olduğunu bir şekilde göstermeli, Suriye’deki bu yeni yapılanmada başat rol oynamalı. Buna hayır diyeceklerini tahmin etmiyorum. Çünkü Amerika, hemen hemen 10 seneden beri orada. Biz nerede olacağız? 30 km içerisinde eskiden beri kontrol ettiğimiz yer mi? Orada nasıl bir rejim kurulacak?

Bugünlerde oraya gitmesi doğru da değil mümkün de değil belki ama bu işi iyi bilen, aklıma Davutoğlu’nun aynı dönemde bakanlık yaptığımız için biliyorum; Sayın Davutoğlu bize Suriye’nin hangi köyünde kimler yaşıyor, hangi kasabasında demografik ve etnik yapı nasıldır, bunların kültürleri nedir adım adım sayardı.

Şimdi Suriye’yi yakından tanıyan insanlara ihtiyacımız var, hem siyaset alanında hem geleneksel kültür alanında hem de orada nasıl bir yapılanma bundan sonra başarılı olabilir; bunları Türkiye adına cumhurbaşkanımızın talimatıyla yönetebilecek, orada bulunan insanlara ihtiyacımız var. Bazen bir sanatçı da olabilir, bazen bir yazar da olabilir. Bazen Suriye üzerine karşı tarafın da çok iyi düşünebileceği, kabul edebileceği birileri olabilir. Yeter ki sözü geçsin. Bunu bir an evvel oraya göndermemiz lazım.”

Değerlendirmelerini sürdüren Bülent Arınç, “Suriye’de olanlardan en kazançlı çıkan İsrail’dir. İran’ı mahvetti, Gazze’yi perişan etti. Şimdi Suriye’yi perişan ediyor. Rusya zaten Ukrayna ile savaşından başını kaldıramıyor. İran tamamen pısmış durumda, hiçbir şey yapacak hali yok. İsrail kendi amaçları doğrultusunda neredeyse Türkiye sınırına kadar gelecek bir hat çiziyor. Suriye çok önemli ama bu dışarıdan dua etmekle, temennilerle yürümez” ifadelerini kullandı.

“Özgür Özel başarılı bir siyasetçi”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel’in politikalarını değerlendiren Bülent Arınç, “Ben Manisa’da il başkanıyken o 2 yaşındaydı. Bunu övünerek söylüyorum onun açısından. Genç bir insandı. Manisa’da yakinen tanıdığımız başarılı bir siyasetçi. Başarısının uç noktası da CHP’ye Genel Başkan olmaktır. Bu bir başarı, üstünü örtmek mümkün değil Bundan sonra ne yapıyor ne yapacak derseniz; onu hem kamuoyu hem de kendi partisi takdir eder” dedi.

Paylaşın