Ali Babacan’dan Mehmet Şimşek’e Çok Sert Sözler

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e sert sözlerle yüklenen DEVA Partisi Lideri Ali Babacan, “Böyle ekonomi yönetimi olur mu ya? Batsın böyle ekonomi yönetimi, batsın böyle ekonomi politikası” dedi ve ekledi:
“Ekonomi insan içindir, insan onuru içindir. Kitleleri topyekûn zenginleştirmedikten sonra sadece bir avuç insana yarayan ekonomi politikasını ne yapayım Allah aşkına? TÜİK büyüme açıklıyor, yüzde 3-4. Asgari ücretliye soruyoruz: Reel olarak büyüdün mü? Maaşın enflasyondan fazla arttı mı? Hayır. Emekliye soruyoruz: Reel olarak maaşın büyüdü mü? Yine hayır. Peki bu büyüme kime yaramış? En fazla yüzde 5’lik, zaten zengin olan kesime. Zengin daha zengin oluyor. Demokrasiyle yönetilen bir ülkede bu kabul edilebilir mi? Zaten demokrasimiz aksak işlediği için, bu saçma ekonomi modeli uygulanabiliyor.”
Demokrasi ve Atılım (DEV) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Sözcü TV’de Özlem Gürses ile Para Politika programında gündemi değerlendirdi.
Ekonomik kayıplara yönelik göstergeler paylaşan Babacan, “Piyasaların umursayıp umursamadığını çok basit birkaç göstergeyle görüyoruz. Eğer hisse senedinin fiyatlarının ortalama göstergesi olan BIST XU100 endeksi 10 bin 800’den bu sabahtan itibaren 9 bin 600’e düştüyse, halka açık şirketlerimizin değeri 40 milyar dolar düştüyse umursamadı ne demek… Bakın halka açık olmayan şirketlerimiz var bir de borsada alınıp satılan şirketler var. Sadece hisse senedi halka açık olan şirketlerin şu son 7-8 günde değer kaybı 40 milyar dolar… Ülke bu büyük bir kadar değerini kaybetmiş durumda… Piyasalar umursamadı ne demek? Hazinenin 2 yıllık tahvilinin faizi 8 puan artmış durumda. Merkez Bankası olağanüstü faiz kararıyla gecelik borçlanma faizini yüzde 42’den yüzde 46’ya çıkarttı. İlk defa bir likidite senedi çıkarttı yüzde 60 faizle…” dedi.
Babacan, “Bunun bedelini kim ödüyor? Yüksek faizin bedelini Hazine, bütçeden ödemiyor mu? Milyonlarca insandan toplanan vergi bütçede faiz olarak ödenmiyor mu? Yüksek faizi bizim çiftçimiz ödemiyor mu? Esnafımız, KOBİ’miz ödemiyor mu, sanayicimiz ödemiyor mu? Kredi kartı olup kredi kartına borçlu yaşayan milyonlarca vatandaşımız yüksek faizin bedelini ödemiyor mu? Piyasa umursamadı ne demek? Bu tamamen bir hikâye… Bir hayal pompalamaya çalışıyorlar. Ülkenin gerçeklerinden ne kadar habersiz olduklarını da gösteriyor bu…” diye ekledi.
Babacan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Çok büyük bedeller ödüyoruz çok büyük… Son olayların ben size maliyetini söyleyeyim. Kur ve faiz artışının sadece bütçeye etkisi 950 milyar bakın… Piyasalar etkilenmemiş laf… Külahımıza anlatsınlar… Sadece kur ve faiz artışının bir yıllık bütçeye etkisi 950 milyar lira. Türk lirasının bir lira değer kaybetmesi, yani kurun bir lira artmasının Türkiye’nin dış borç stoğu üzerindeki etkisi 525 milyar lira… Sadece özel sektörün dış borcuna etkisi 260 milyar lira… Rakamlara bakın… Bütçeye 950 milyar etki…
Türkiye’nin dış borç stoğuna etkisi 525 milyar. Özel sektörün dış borcuna etkisi 260 milyar… Bir mukayese için geçen sene çiftçiye ödenen toplam destek ne kadar 90 milyar… Tarımsal desteğin tamamı 90 milyar sadece son bir hafta içinde demokrasimize ve hukukumuza kastetmelerinin bütçeye bedeli 950 milyar… Borç stoğuna bedeli 525 milyar… Rakamlara bakın ya… Cumhurbaşkanı Yardımcısı diyor ki ‘Bu emeklilere verilen bayram ikramiyesinin maliyeti 28 buçuk milyar lira tuttu diyor, büyük para diyor… Ya siz yaptığınız yanlış bir işle 950 milyar bütçeye ek maliyet getirmişsiniz arkadaş bu mu ekonomi yönetimi, bu mu devlet yönetimi?
Çok ciddi bir bilgi asimetrisi var şu anda. Millete açıklamadıklarını, tutuyorlar bir zoom toplantısında belli sayıda yatırımcıya açıklıyorlar. Belli sayıda yatırımcıya diyorlar ki ‘Merkez Bankası şu gün, şu kadar döviz aldı, şu gün şu kadar döviz sattı.’ Böyle bir şey olur mu? Bizim hisse senedi piyasasında borsada milyonlarca küçük yatırımcımız var. Onların hiçbir şeyden haberi yok. Londra’dan, New York’tan zoom toplantısından katılan yatırımcılara özel bilgiler veriyorlar. Bu adalet midir?
“Damat gizliyordu da Sayın Şimşek neden hâlâ gizliyor?”
Eğer siz yaptığınıza güveniyorsanız Merkez Bankasının aldığını sattığını kamuoyuna açık yaparsınız. Niye gizliyorsunuz? Sayın Şimşek bunu niye gizliyor? Zamanında damat gizlemeye başladı da o gizlilik niye hâlâ devam ediyor? TÜİK’in enflasyon sepeti niye hâlâ gizli? Çünkü ayıplarını örtmeye çalışıyorlar. Şeffaf olan hesap vermekten kaçmaz. Doğru iş yapan her zaman hesap vermeye hazır olur.
Demokrasimiz büyük bir saldırı altında… Hukuk ve adalet de büyük bir saldırı altında… Dolayısıyla ekonomi de şu anda büyük bir saldırı altında ve bu saldırıda kullanılan mühimmat da sis bombasıdır. Sayın Erdoğan, ekonominin ortasına bıraktığı büyük bir sis bombasıdır. Bu sis ortada olduğu sürece ekonomi canlanmaz, ekonomi hızlanmaz, Türkiye’nin ekonomik sorunlarını çözmesi mümkün olmaz. Sisi dağıtmanın yolu da nedir? Hukuktur, adalettir, şeffaflıktır ve gerçekten Türkiye’yi demokrat bir zihinle yönetmektir. Bunlar yapamadı ama inşallah gün gelecek Türkiye’de bunlar olacak ve büyük ve güzel ülkemizden, Türkiye’mizden asla umudumuzu kesmeyeceğiz. Rahat olalım ama rehavet içinde olmayalım, demokrasi mücadelesinden de asla asla vazgeçmeyelim.
Demokrasimiz büyük bir tehdit altında şu anda. Ve mesele, bak baştan da söyledim. A Partisi, B Partisi, C Partisi değil… Mesele şu anda demokrasi meselesi. Çünkü demokrasinin maç sahasını kapatmaya çalışıyor bunlar. Demokrasinin oynanacağı sahayı tamamen kapatmak istiyorlar. Şu anda bizim önceliğimiz o sahayı açık tutmak. Demokrasinin oyun sahasını açık tutmak. Orada oynayan takımların şikesi olur, doping yapanlar olur, şu olur bu olur. Hani iddialar var ya yolsuzluk iddiası var.
İşte şaibeler, kurultay şaibeleri şudur budur…. Bunlar usulünce bakılır edilir. Şu anda önemli olan iktidarın basını susturması, sivil toplumu, iş dünyasını sindirmesi, sanat camiasına, sivil topluma sürekli ayar vermesi, bütün buralardan insanları gözaltına alıp tutuklaması, ev hapsinde tutması… Bütün kesimlere ‘Konuşmayın, susun, kafamı bozmayın, yoksa kendini bulacağınız yer demir parmaklarının arkasıdır’ diyerek bir yönetme tarzı var şu anda. Bu demokrasinin sahasını tamamen kapatmaktır. Oyun sahasını tamamen kapatmaktır.
Bizim şu andaki en öncelikli mücadelemiz hep beraber parti ayrımı yapmaksızın, bu demokrasi sahasını açık tutmak ve demokrasinin maç sahasını her an aktif tutmaktır. Öncelik budur. Varsa iddialar daha sonra bakılır edilir, varsa iddialar daha sonra hukuk çerçevesinde hepsi incelenir, hatası olan varsa da gider hesabını verir. Ama bugünkü öncelik farklı.”