Hüseyin Kıran Kimdir? Hayatı, Eserleri
1965 yılında Amasya’da dünyaya gelen Hüseyin Kıran, ilk ve orta öğrenimini Amasya’da tamamladı. Siyasi nedenlerle üniversite eğitimini yarıda bıraktı. Aynı nedenlerle 10 yıl cezaevinde kaldı. 2004’te şiir ile edebiyata başladı.
Haber Merkezi / Şiirleri, Defter, İzlek ve E dergilerinde yayımlandı. İstanbul Telif Ofisi ve Gümüşlük Akademisi’nin verdiği Edebiyat Bursu’nu alan ilk kişi oldu. İstanbul’da yaşayan şair, evli ve bir çocuk babasıdır. 2004 yılında Madde Kara adlı şiir kitabı ile başladığı edebiyat yaşamını 2006 yılında yayımlanan Resul romanı ile sürdüren Hüseyin Kıran, daha çok Resul romanı ile tanınır.
Şairlikten gelen ve şiir yazmayı özel ve zor bir alan gören Kıran; roman yazmayı, suyun akarını bulması gibi kolaycılık olarak görür. Eleştirmenlerin romanlarında anti-kahramanlar yarattığı görüşüne karşı çıkan yazar, yazma amacının dünyayı anlamak olduğunu belirtir. Kahraman yaratmak yerine dünyanın yaşamak için zor bir yer olduğunun farkına vardırmayı önemser.
Romanlarını kurgulamadan yazdığını, “kalemin gelişine” ifadesi ile açıklar. “İçimde katledilmiş bir varlığın izlerini buluyorum” diyen Beckett’e göndermede bulunarak yazdıklarında içimizde ve toplumdaki kapalı, karanlık alana ışık tutmaya çalışır (Doğan 2014). Romanlarında karakterler ve olaylar sıradandır; Gecegiden’de olduğu gibi gerçek dünyayla bilinç arasındaki çelişkinin, anlamların kendi yarattığımız yalan dünyada yer bulmasıdır.
Bu yönüyle alegorik dilinde, şairliğinin etkisi görülür. Dilde açılan boşluğu kültürün doldurduğunu düşünen yazar, böyle bir ortamda kalıplardan kurtularak yeni bir şey söylemeye ve üretmeye çalışır. Benim Adım Meleklerin Hizasına Yazılıdır’da, okur; şiirsel dilinin yanında Ruhi Bey’in dogmalarla ve toplumla çatışan bilincini, kutsal kitaplara, ayetlere, surelere göndermeler yapan zengin bir dille buluşur.
Romandaki akıl hastahanesi; kötülüğün, dışarıda bırakılan veya kapatılanların var olduğu, yaşadığımız dünyanın metaforudur. Madde Kara’da yazdığı “hayatı hıncın mükemmel terazisiyle tarttım / sarı sanrılarla yıkadım yüzümü / kendime kelimelerden binalar yaptım” dizelerindeki hayatı sorgulama ve içinde biriken hınç duygusu; Küstah adlı şiir kitabında, karşı çıkışları, isyanları sınırsızlıkla özdeşleştiren bir üsluba dönüşür.
Hüseyin Kıran için yazılarında hayatı sorgulamanın yanında yaşadıklarını, acılarını, isyanlarını dile getirmek önceliklidir. Son romanı Dağ Yolunda Karanlık Birikiyor’da edebiyatın, edebiyat formu içinde kalınmadan insanı anlamaya çalışan; yer yer insana müdahale etmeye, değiştirmeye uğraşan bir yapıda olması gerektiği düşüncesi gerçekliğe kafa tutan bir dille aktarılır. (Kaynak: teis.yesevi.edu.tr)